| Bizans'ın Galibiyeti Firavun'un Cesedinin Korunması Mekke'nin Fethi
İsrailoğulları'nın Kibirli Yükselişleri Uzayın Keşfi Modern Ulaşım Araçları Uçak Teknolojisi
Görüntü Nakli Elektrik Kullanımı Teknolojik Karınca Ordusu

FİRAVUN'UN CESEDİNİN KORUNMASI
İlerleyen bölümlerde daha detaylı değineceğimiz
gibi, Firavun kendini ilah olarak kabul etmekte ve Hz.
Musa'nın Allah'a iman etmesi için yaptığı davetlere karşı
iftira ve tehditle karşılık vermektedir. Firavun bu kibirli
tavrını ancak, ölüm tehlikesi ile karşılaşıp suların altında
kalacağını anlayana dek sürdürmüştür. Kuran'da Firavun'un,
Allah'ın azabıyla karşılaştığında, hemen imana yöneldiği
şu ayetle bildirilir:
Biz, İsrailoğulları'nı denizden geçirdik; Firavun
ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü.
Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın
kendisine inandığı (İlahtan) başka İlah olmadığına inandım
ve ben de Müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)
Ancak Allah Firavun'un böyle bir anda iman etmesini kabul
etmemiştir. Allah Firavun'un bu samimiyetsiz tavrını Kuran'da
şu ayetlerle bildirir:
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri
isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün
ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret)
olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese
cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim
ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)
Ayette Firavun'a ait cesedin gelecek
nesillere ibret olacağının bildirilmesi, cesedin "bozulmamış"
olacağına bir işaret olarak kabul edilebilir. Kuran'da
1400 sene evvelden haber verildiği gibi, halen tarihsel
bir belge olarak bulunan bir ceset Kahire'deki Mısır Müzesi'nin
Kraliyet Mumyaları Odasında sergilenmektedir. Büyük bir
ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un
cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak
önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür. 89
MEKKE'NİN FETHİ
Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak
olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i
Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz
de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat
Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce
size yakın bir fetih (nasib) kıldı. (Fetih Suresi, 27)
Peygamber Efendimiz, Medine'de iken gördüğü bir rüyasında,
müminlerin güven içinde Mescid-i Haram'a girdiklerini
ve Kabe'yi tavaf ettiklerini görmüş ve müminleri bu haberle
müjdelemişti. Çünkü, Mekke'den Medine'ye hicret eden müminler,
o zamandan beri Mekke'ye gidemiyorlardı.
Allah, Peygamberimiz (sav)'e katından bir yardım ve destek
olarak Fetih Suresi'nin 27. ayetini vahyetmiş ve rüyasının
doğru olduğunu eğer Allah dilerse müminlerin Mekke'ye
girebileceklerini bildirmiştir. Gerçekten de, bir süre
sonra, önce Hudeybiye Barışı ve ardından gelen Mekke'nin
fethi ile, Müslümanlar aynı ayette bildirildiği gibi güven
içinde Mescid-i Haram'a girmişlerdir. Böylece Allah, Peygamber
Efendimizin önceden haber verdiği müjdenin gerçek olduğunu
göstermiştir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken
önemli bir nokta vardır. Fetih Suresi'nin 27. ayetine
dikkat edilirse, Mekke'nin fethinden önce gerçekleşecek
bir başka fetihten daha söz edildiği görülecektir. Nitekim
ayette haber verildiği gibi Müslümanlar, önce Yahudilerin
elinde bulunan Hayber Kalesi'ni fethetmişler, daha sonra
da Mekke'ye girmişlerdir. 90
Mekke'nin fethinin müjdelendiği diğer ayetlerden bazıları
ise şöyledir:
Onlara karşı size zafer verdikten
sonra, Mekke'nin göbeğinde ellerini sizden ve sizin de
ellerinizi onlardan çeken O'dur. Allah, yaptıklarınızı
hakkıyla görendir. (Fetih Suresi, 24)
Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih
verdik. Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını
bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru
bir yola yöneltsin. Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir
zaferle yardım etsin. (Fetih Suresi, 1-3)
İsra Suresi'nin 76. ayetinde ise, inkarcıların da Mekke'de
kalamayacakları şöyle bildirilmiştir:
Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan)
çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri
de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar. (İsra
Suresi, 76)
Peygamberimiz (sav) Hicret'in 8. yılında Mekke'ye girerek
bu şehri fethetmiştir. İki sene sonra da, Allah'ın Kuran'da
bildirdiği gibi inkarcılar Mekke'den çıkmışlardır. Burada
önemli olan bir başka nokta ise şudur: Peygamber Efendimiz
müminlere bu müjdeleri verdiğinde, mevcut durum hiç de
bu yönde değildir. Hatta, koşullar tam aksini göstermekte,
müşrikler müminleri kesinlikle Mekke'ye sokmamakta kararlı
görünmektedirler. Bu ise, kalbinde hastalık olanların,
Peygamber Efendimizin söylediklerine şüphe ile bakmalarına
neden olmuştur. Ancak Peygamberimiz (sav) Allah'a güvenerek,
insanların ne diyeceklerini hiç önemsemeden, Allah'ın
kendisine bildirdiğine iman etmiş ve bunu insanlara açıklamıştır.
Söylediklerinin yakın bir gelecekte gerçekleşmesi de Kuran'ın
önemli bir mucizesidir.

İSRAİLOĞULLARI'NIN KİBİRLİ
YÜKSELİŞLERİ
Kitapta İsrailoğulları'na şu hükmü
verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk
çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle
kibirlenecek-yükseleceksiniz. Nitekim o ikiden ilk-vaid
geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize
gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar.
Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü. Sonra onlara
karşı size tekrar 'güç ve kuvvet verdik', size mallar
ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca
çok kıldık. (İsra Suresi, 4-6)
İsra Suresi'ndeki bu ayetlerde bildirildiği gibi, İsrailoğulları
yeryüzünde iki kez bozgunculuk çıkaracaklardır. Bunlardan
ilk "bozgun ve kibirli yükseliş"lerinin ardından, Allah
onların üzerine güçlü bir ordu gönderdiğini bildirmektedir.
Gerçekten de İsrailoğulları, Hz. Yahya'yı öldürdükleri
ve Hz. İsa'yı öldürmek için tuzak kurdukları dönemin,
yani kibirli yükselişlerinin ve bozgunculuklarının hemen
ardından, MS 70 yılında, Romalılar tarafından Kudüs'ten
sürülmüşlerdir.
MS 70 yılında Filistin'den sürülmelerinin ardından Yahudiler
tüm dünyaya yayılmışlardır. Peygamber Efendimize bu ayet
vahyedildiği zaman da, Yahudiler çeşitli ülkelerde dağınık
şekilde yaşamaktaydılar ve bir devletleri bulunmamaktaydı.
Ancak Allah ayetlerde İsrailoğulları'na tekrar güç vereceğini
haber vermiştir.

Peygamber Efendimizin hayatta olduğu dönemde oldukça
uzak ve zor bir ihtimal olarak görünen bu olay, daha sonra
tam olarak gerçekleşmiştir. Yahudiler, Filistin'e geri
dönmüşler ve 1948 yılında İsrail Devleti'ini kurmuşlardır.
İsrail'in günümüzdeki siyasi ve askeri gücü ve sahip olduğu
ırkçı siyonist ideoloji nedeniyle yine Ortadoğu'da estirdiği
terör ise bilinen bir gerçektir.
İsrailoğulları ile ilgili olan bu ayette ve diğer ayetlerde
önemli olan noktalardan biri, o dönemde imkansız görünen
ve olmasına dair hiçbir gelişme veya ipucu bulunmayan
olayların, ileride gerçekleşeceğinin haber verilmesidir.
Elbette tüm bunlar, Kuran'ın bir mucizesidir.

89) http://www.angelfire.com/az/miracles/ Archaeology.html

90) İmam Taberi, Taberi Tefsiri, 5. cilt,
Ümit Yayıncılık, İstanbul, s. 2276. |