| Demirdeki Sır Zamanın Göreceliği Yaratılıştaki Çiftler
Atomaltı Parçacıklar Ateş Olmayan Yanma

ATOM ALTI PARÇACIKLAR
Yunan filozofu Demokritos'un ünlü atom teorisini
geliştirmesinin ardından, insanlar maddenin atom adı verilen
çok küçük, parçalanamayan ve yok edilemeyen parçacıklardan
oluştuğuna inanmaya başlamışlardı. Günümüzde ise modern
bilim, maddenin en küçük birimi olarak bilinen atomun da
parçalara ayrılabileceğini ortaya koymuştur. Henüz geçtiğimiz
yüzyılda ortaya çıkan bu gerçek, Kuran'da bundan 1400 yıl
öncesinde insanlara haber verilmiştir:
... Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca
hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük
olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık
bir kitapta (yazılı)dır." (Sebe' Suresi, 3)

... Yerde ve gökte zerre ağırlığınca
hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü
de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı)
olmasın. (Yunus Suresi, 61)
Dikkat edilirse yukarıdaki ayetlerde "zerre"den ve bundan
daha da küçük parçalardan söz edilmektedir. Arap dilinde
kullanılan "zerre" kelimesi, "insanların bildiği en küçük
parçacık, toz, atom" anlamlarını taşımaktadır.
Günümüzden 20 yıl öncesine kadar, atomları
oluşturan en küçük parçacıkların protonlar ve nötronlar
oldukları sanılıyordu. Ancak çok yakın bir tarihte, atomun
içinde bu parçacıkları oluşturan çok daha küçük parçacıkların
var olduğu keşfedildi. Atomun içindeki "alt parçacıkları"
ve onların kendilerine has hareketlerini incelemek üzere
"Parçacık Fiziği" isimli bir fizik dalı ortaya çıktı. Parçacık
fiziğinin yaptığı araştırmalar şu gerçeği açığa çıkardı:
Atomu oluşturan proton ve nötronlar da aslında "kuark" adı
verilen daha alt parçacıklardan oluşmaktadırlar. İnsan aklının
kavrama sınırlarını aşan küçüklükteki protonu oluşturan
kuarkların boyutu ise hayret vericidir: 10-18 (0,000000000000000001)
metre. 33
Bu konu ile ilgili dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta
ise, zerre ilgili bu ayetlerde özellikle ağırlığa dikkat
çekilmesidir. Ayette geçen "miskale zerretin" (zerre ağırlığınca)
ifadesindeki, "miskal" kelimesi ağırlık anlamındadır. Nitekim
atomu bölünebilir hale getiren proton, nötron ve elektron
gibi parçaların, aynı zamanda atoma ağırlığını veren bileşikler
olduğu keşfedilmiştir. Bu bakımdan "zerre"nin boyutlarına
ya da başka bir özelliğine değil de, ağırlığına dikkat çekilmesi
Kuran'ın ayrı bir bilimsel mucizesidir.

ATEŞ OLMAYAN YANMA
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun
misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir
sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır
ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından
yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa
da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi
dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar
için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi,
35)
Nur Suresi'ndeki bu ayette ışık veren bir nesneden bahsedilmektedir.
Işık veren cisim ise bir yıldıza benzetilmektedir. Ayette
yıldıza benzetilen ışık veren nesnenin yakıtının doğuya
veya batıya ait olmaması ise, bu cismin fiziksel boyutta
bulunmadığına bir işaret olabilir. Yakıtın kaynağının enerji
boyutunda olduğu düşünülürse, ayette tarif edilen yakıtın
elektrik enerjisine, ışık veren cismin de elektrik ampulüne
işaret ediyor olması muhtemeldir.
Ampul ayetteki tariflere son derece mutabık olan, cam içinde,
yıldız gibi parlayan ve ışık saçan bir cisimdir. Ampul,
kandil, gaz lambası benzeri aydınlatıcılar gibi yağla yakılmamaktadır
ve ampulde ayetteki tariflere uygun olarak ateş olmadan
bir yanma gerçekleşir. Ampulün içindeki ısıya dayanıklı
tungsten telinin atomları arasındaki titreşim sonucu, 2.000
°C'nin üzerinde ısı oluşur. Diğer metalleri eriten bu sıcaklık
o kadar yüksektir ki, gözle görülür güçlü bir ışık ortaya
çıkmasına sebep olur. Ancak bu yüksek ısıya rağmen, ampulün
içinde oksijen bulunmadığı için ayetteki tariflere mutabık
olarak yanma gerçekleşmez. Ayrıca ampulün ortasında parlayan
tel de parlak bir yıldızın uzaktan görünümüne çok benzemektedir.
Elektriğin dünya tarihinin en büyük keşiflerinden biri
olduğu, dünyanın hemen hemen tümünün elektrik enerjisiyle
çalışan ampuller vasıtasıyla aydınlatıldığı göz önünde bulundurulacak
olursa, ayetin bu önemli keşfe işaret ettiği düşünülebilir.
(En doğrusunu Allah bilir.)
Bu konuyla ilgili bir diğer izah da yıldızlardaki nükleer
reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan ışık olarak düşünülebilir.
Yıldızlar, nükleer reaksiyonlardan kaynaklanan çok büyük
miktarlarda ısı, ışık yayan, son derece sıcak, parlak, döner
gaz kütleleridir. Yeni oluşan büyük yıldızlar çoğunlukla
kendi çekim kuvvetleriyle büzülmeye başlarlar. Bunun sonucunda
merkezleri daha yoğun ve daha sıcak olur. Yıldızın merkezindeki
madde yeterince ısındığında -en az 7.000.000 Kelvin olduğunda-
ise nükleer reaksiyonlar başlar. Bir yıldızın içinde gerçekleşen
olay, hidrojenin dev bir enerji ile (füzyonla) helyuma dönüşmesidir.
Yıldızlarda kütlenin büyüklüğünden kaynaklanan çekim kuvveti,
4 hidrojen atomunu 1 helyum atomu oluşturmak üzere kaynaştırmaktadır.
Bu esnada açığa çıkan enerji, kütlenin yüzeyinden ışık ve
ısı halinde dışarı yayılır ve bu reaksiyonlar yıldızın kütlesindeki
tüm helyum tükenene kadar devam eder.
Ancak yıldızlardaki reaksiyonlarda oksijen kullanılmadığı
için, yanan odunda olduğu gibi sıradan bir yanma gerçekleşmez.
Yıldızlarda dev alevler şeklinde görünen yanma da, gerçekte
ateşten kaynaklanmaz. Nitekim ayette de bu tür bir yanma
şekline işaret edilmektedir. Ayrıca ayette bir yıldızdan,
onun yakıtından ve ateş olmayan bir yanmadan -yani reaksiyondan-
bahsedildiği düşünülürse, ayetin yıldızlardaki ışık oluşumuna
ve yanma şekline işaret ettiği şeklinde de düşünülebilir.
(En doğrusunu Allah bilir.)

33) http://i115srv.vu-wien.ac.at/physik/ws95/w9560dir/w9561d10.htm |