|
KURAN VE BİYOLOJİ
Hareketlerimizi Yönlendiren Bölge Kalplerin Allah'ın Zikriyle Mutmain Olması
İnsanın Doğumu İnsanın Sudan Yaratılışı Çamurdan Yaratılış Genlerdeki Programlanma
Menstrüasyon Dönemi Hamilelik ve Doğum İnsandaki Organların Gelişim Sırası
Sütün Oluşumu Anne Sütü Parmak İzindeki Kimlik Dişi Bal Arısı
Baldaki Şifa Mikroskobik Hayatın Varlığı Hayvan Topluluklarının Varlığı
Besin Döngüsü Uykuda Kulakların Aktif Olması Uykuda Hareket Etmenin Önemi
Gece Hareketliliğin Azalması Yükseklik Artıkça Göğsün Daralması

UYKUDA KULAKLARIN AKTİF OLMASI
Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına
vurduk (derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 11)
Yukarıdaki ayette geçen "kulaklarına vurduk" ifadesinin
Arapçası "darabe" fiilidir. Arapçada bu fiil, mecazi olarak
"onları uyuttuk" anlamını taşımaktadır. Ayrıca "darabe"
kelimesi kulakla beraber kullanıldığında "kulağın duymasının
engellenmesi" anlamı da taşımaktadır. Ayette uyku ile ilgili
sadece işitme duyusuna dikkat çekilmesi ise aslında çok
önemli bir bilgi içermektedir.
Bilim adamlarının keşiflerine göre kulak,
insan uyurken aktif olan tek duyu organıdır. Uyanmak için
saatin alarmına ihtiyaç duymamızın sebebi de budur. 76 Allah'ın Kehf Ehli ile ilgili olarak kullandığı
"kulaklarına vurduk" ifadesinin hikmeti de, söz konusu gençlerin
işitme duyularının kapatıldığına ve bu yüzden uzun yıllar
uyanmadan uykuda kaldıklarına işaret olması muhtemeldir.

UYKUDA
HAREKET ETMENİN ÖNEMİ
Sen onları uyanık sanırsın,
oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları
sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu
uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan
kaçardın, onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 18)
Yukarıdaki ayette yüzlerce yıl uykuda kaldıkları bildirilen
Kehf Ehlinden bahsedilmektedir. Ayrıca Allah bu ayette bu
kişilerin bedenlerini sağ ve sol yanlara çevirdiğini bildirmektedir.
Bunun hikmeti ise çok yakın bir tarihte keşfedilmiştir.
Uzun süre aynı yatış pozisyonunda kalan
insanlar ciddi sağlık problemleri ile karşılaşırlar: Kan
dolaşımında komplikasyonlar meydana gelmesi, deride yaraların
oluşması, yatılan yüzeye temas edenbölgelerde kanın pıhtılaşması
gibi... 77
Uzun süre aynı pozisyonda yatıldığında
meydana gelen yatak yaralarına "basınç yaraları" da denir.
Çünkü çok uzun süre aynı pozisyonda yatıldığında, vücudun
belli bir bölgesine uygulanan sürekli basınç, kan damarlarının
sıkışıp kapanmasına neden olabilir. Bunun sonucu olarak
kan yoluyla taşınan oksijen ve diğer besinler deriye ulaşamaz
ve deri ölmeye başlar. Bu durum vücutta yaraların oluşmasına
sebep olur. Eğer bu yaralar tedavi edilmezse derinin katmanları,
yağ ve kas dokuları da ölebilir. 78
Derinin ya da dokunun altında oluşan bu
yaralar, tedavi edilmezlerse ya da enfeksiyon kaparlarsa
ciddi boyutlara ulaşabilir, hatta hayati tehlikeye sebep
olabilirler. Bu nedenle deri üzerindeki basıncı azaltmak
için her 15 dakikada bir pozisyon değiştirmek en sağlıklısıdır.
Kendi kendine hareket edemeyen felçli hastalar da bu nedenle
özel bir bakıma tabi tutulurlar ve her 2 saatte bir başkasının
yardımıyla hareket ettirilirler.79 Yukarıdaki ayette yüzyılımızda keşfedilen bu tıbbi
bilgilere dikkat çekilmesi, kuşkusuz Kuran'ın ayrı bir mucizesidir.

GECE HAREKETLİLİĞİN AZALMASI
... Geceyi bir sükun (dinlenme), Güneş ve Ay'ı
bir hesap (ile) kıldı... (Enam Suresi, 96)
Yukarıdaki ayette geçen
Arapça "sekenen" kelimesi, "sükun, dinme, istirahata çekilme
vakti, mola vakti" anlamlarına gelir. Allah'ın Kuran'da
dikkat çektiği gibi, gece insanlar için dinlenme sürecidir.
Geceleri vücutta salgılanan melatonin hormonu insanı uykuya
hazırlar. Bu hormon insanın fiziki hareketlerini yavaşlatan,
uykulu ve bitkin yapan; ruh halini dinginleştiren doğal
bir sakinleştiricidir. 80 Uyku boyunca kalp atışları ve nefes alıp-verme ritmi
yavaşlar, kan basıncı düşer. Sabah olduğunda ise bu hormonun
üretimi durur ve vücut uyanmak üzere uyarılır. 81
Uyku, aynı zamanda vücuda kasların ve diğer
dokuların tamir olması, yaşlanan veya ölen hücrelerin yenilenmesi
için de imkan sağlar. Uyku esnasında enerji tüketimi azaldığı
için, gece boyunca vücutta enerji depolanır. Ayrıca bağışıklık
sistemi için önemli bazı kimyasallar ve büyüme hormonu da
uyku esnasında salgılanır. 82
Bu nedenle kişi yeteri kadar uyumadığı
takdirde, bu durumdan bağışıklık sistemi derhal etkilenir
ve vücut hastalıklara daha açık hale gelir. Bir kimse iki
gece uyumadığında konsantrasyonu zorlaşır, dikkati azalır,
hata yapma oranı artar. Kişi üç gün uyumazsa halisünasyon
görmeye başlar ve mantıklı düşünemez hale gelir. 83
Gece vakti insanlar için olduğu kadar diğer
canlılar için de bir dinlenme vaktidir. Allah'ın "gecenin
bir sükun kılınması" ayetiyle haber verdiği bu durum, çıplak
gözle tespiti mümkün olmayan önemli bir gerçeğe işaret e-der:
Yeryüzünde gündüz gerçekleşen pek çok faaliyet, gece boyunca
yavaşlar, dinlenmeye geçer. Örneğin bitkilerde Güneş'in
doğmasıyla birlikte, yaprakta terleme ve buna bağlı olarak
fotosentez artmaya başlar. Öğleden sonra ise bu olay tersine
döner; yani fotosentez yavaşlar, solunum artar, çünkü sıcaklığın
artmasıyla birlikte terleme de hızlanır. Geceleyin ise sıcaklığın
azalmasıyla birlikte terleme yavaşlar ve bitki rahatlar.
Eğer geceyi sadece bir gün bile yaşamasak, bitkilerin çoğu
ölürdü. Bu bakımdan gece, aynı insanlar için olduğu gibi,
bitkiler için de bir dinlenme ve dinçleşme anlamına gelir.
84
Geceleri moleküler düzeyde de hareketlilik
azalmaktadır. Gündüzleri Güneş'in yaydığı radyasyon, Dünya'nın
atmosferindeki atom ve molekülleri hareketlendirerek onların
daha yüksek enerji seviyelerine ulaşmalarına sebep olur.
Karanlık çöktükçe, atom ve moleküller daha düşük enerji
seviyelerine iner ve radyasyon yaymaya başlarlar. 85
Kuran'da Enam Suresi'nin 96. ayetiyle yukarıda bahsettiğimiz
bu bilimsel bilgilere işaret ediliyor olması muhtemeldir
ve bu da Kuran'ın sayısız mucizesinden bir diğeridir. (En
doğrusunu Allah bilir.)
YÜKSEKLİK ARTTIKÇA GÖĞSÜN DARALMASI
İnsan yaşayabilmek için oksijen ve hava basıncına ihtiyaç
duyar. Soluk almamız ise havadaki oksijenin, akciğerlerimizdeki
hava keseciklerine girmesiyle mümkün olur. Ancak yükseklere
çıktıkça, Dünya'nın atmosferi inceldiği için atmosfer basıncı,
dolayısıyla da kan dolaşımına giren oksijen miktarı düşer.
Bunun sonucunda nefes almak zorlaşır. Akciğerin hava kesecikleri
daralıp büzülürken, göğüs boğuluyormuş ve nefes alamıyormuş
gibi olur.
Eğer kandaki oksijen vücudun ihtiyacı olandan daha az olursa,
vücutta birtakım rahatsızlıklar ortaya çıkar. Aşırı yorgunluk,
baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı ve muhakemenin bozulması
gibi belirtiler yaşanır. Belli bir yüksekliğe ulaşıldığında
ise insan için nefes almak artık imkansız hale gelir. Dolayısıyla
bizim böyle bir yükseklikte yaşayabilmemiz için oksijen
desteğine ve özel giysilere ihtiyacımız olur.

Deniz seviyesinin 5.000-7.500 m yukarısında olan bir kişi,
nefes alma güçlüğü nedeniyle bayılarak komaya girebilir.
Bu yüzden uçaklarda nefes almak için oksijen donanımı da
mevcuttur. Uçaklar deniz seviyesinin 9.000-10.000 m yukarısında
uçarken kabinde hava basıncını düzenleyen özel sistemler
vardır.
"Anoksiya" olarak bilinen rahatsızlık da vücut dokularına
oksijenin gitmemesinden kaynaklanır. Bu oksijen eksikliği,
3.000-4.500 m yükseklikte meydana gelir. Kimi insanlar böyle
bir ortamda bilinçlerini bile kaybedebilirler, ancak hemen
oksijen takviyesi yapıldığında hayatları kurtulabilir.
Aşağıdaki ayette yapılan benzetmede bu fiziksel gerçeğe
-yüksekliğin artmasıyla göğüste meydana gelen değişime-
şöyle işaret edilmektedir:
Allah, kimi hidayete erdirmek isterse,
onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun
göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı
kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik
çökertir. (Enam Suresi, 125)

76) Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur'an,
Crescent Publishing House, New York, USA, 1998, s. 108.
77) Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles
in the Qur'an, Crescent Publishing House, New York, USA,
1998, s. 108.
78) http://www.geocities.com/abusedelders/page9.html
79) http://www.biomedcentral.com/1364-8535/5/81/abstract
80) http://www.bodyandfitness.com/Beauty/
Anti-Aging/melatonin1.htm
81) http://www.stenlake.com.au/ ShowDocument.asp?DocumentId=53
82) http://wildcat.arizona.edu//papers/90/22/05_1_m.html
83) http://fitness.howstuffworks.com/sleep.htm?printable=1
84) http://aggie-horticulture.tamu.edu/greenhouse/ornamentals/light.html
85) http://beta.physicsweb.org/article/news/5/1/10. |