|
KURAN VE BİYOLOJİ
Hareketlerimizi Yönlendiren Bölge Kalplerin Allah'ın Zikriyle Mutmain Olması
İnsanın Doğumu İnsanın Sudan Yaratılışı Çamurdan Yaratılış Genlerdeki Programlanma
Menstrüasyon Dönemi Hamilelik ve Doğum İnsandaki Organların Gelişim Sırası
Sütün Oluşumu Anne Sütü Parmak İzindeki Kimlik Dişi Bal Arısı
Baldaki Şifa Mikroskobik Hayatın Varlığı Hayvan Topluluklarının Varlığı
Besin Döngüsü Uykuda Kulakların Aktif Olması Uykuda Hareket Etmenin Önemi
Gece Hareketliliğin Azalması Yükseklik Artıkça Göğsün Daralması

MİKROSKOBİK HAYATIN VARLIĞI
Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve
daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan
(Allah çok) yücedir. (Yasin Suresi, 36)
... daha sizlerin bilmediğiniz neleri
yaratmaktadır? (Nahl Suresi, 8)
Yukarıdaki ayetlerde, Kuran'ın indirildiği dönemde insanların
bilmediği hayat formlarının olduğuna işaret edilmektedir.
Nitekim mikroskobun keşfi ie birlikte insan gözünün göremediği
küçüklükte yeni canlılar keşfedilmiştir. Böylece Kuran'da
dikkat çekilen, bu canlıların varlığı hakkında insanlar
bilgi sahibi olmaya başlamışlardır. Çıplak gözle görülemeyen
ve genellikle tek bir hücreden ibaret olan mikro canlıların
varlığına işaret eden diğer ayetler ise şöyledir:
... Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca
hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük
olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık
bir kitapta (yazılı)dır. (Sebe Suresi, 3)
... Yerde ve gökte zerre ağırlığınca
hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü
de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı)
olmasın. (Yunus Suresi, 61)
Yeryüzünün her yanına yayılmış olan bu gizli dünyanın üyeleri
yani mikroorganizmalar, yeryüzündeki hayvanların 20 katı
kadardırlar. Gözle görülmeyecek kadar küçük bu mikroorganizmalar
topluluğu, bakteriler, virüsler, mantarlar, su yosunları
ve akarlardan oluşur. Bu mikrocanlılar, yeryüzündeki yaşam
dengesinin önemli bir unsurudur. Örneğin Dünya üzerinde
yaşamın oluşumunu sağlayan temel öğelerden bir tanesi olan
azot döngüsü, bakteriler tarafından sağlanır. Bitkilerin
topraktaki mineralleri alabilmelerini sağlayan en önemli
unsur ise kök mantarlarıdır. Salata veya et gibi nitrat
içeren besinlerden zehirlenmemizi ise dilimizde bulunan
bakteriler önler. Aynı zamanda bazı bakteriler ve algler,
dünyada canlılığın var olmasının temel unsuru olan fotosentez
yapabilme yeteneğine sahiptirler ve bu görevi bitkilerle
paylaşırlar. Bazı akar türleri organik maddeleri parçalayarak
besinleri bitkilerin kullanabileceği hale dönüştürebilirler.
Görüldüğü gibi ancak teknolojik aletlerle hakkında bilgi
edinebildiğimiz bu küçük canlılar, insan yaşamı için vazgeçilmez
öneme sahiptirler.
Kuran'da asırlar öncesinden gözle gördüğümüz alemlerin
dışında da canlılar olacağına dikkat çekilmesi, kuşkusuz
Kuran'ın bir başka mucizesidir.

HAYVAN TOPLULUKLARININ VARLIĞI
Yeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan
hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın... (Enam
Suresi, 38)
Günümüzde hayvan ve kuş ekolojilerinde yapılan incelemeler
sonucunda, tüm hayvanların ve kuşların ayrı topluluklar
halinde yaşadıkları bilinmektedir. Uzun süreli ve kapsamlı
araştırmalar sonucu hayvanlar hakkında elde edilen bilgiler,
hayvanlar arasında oldukça sistemli bir sosyal düzen olduğunu
ortaya koymuştur.
Örneğin sosyal hayatları ile bilim adamlarını hayrete düşüren
bal arıları, koloniler halinde ağaç kovuklarında veya benzeri
kapalı mekanlarda kendilerine yuva yaparlar. Bir arı kolonisi,
bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur.
Daha önce de değindiğimiz gibi, arı kolonilerinin her birinde
sadece bir kraliçe bulunur ve kraliçenin temel görevi yumurtlamaktır.
Bundan başka, koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin
işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar. Erkeklerin
ise tek fonksiyonları kraliçeyi döllemektir. Kovanda petek
örme, yiyecek toplama, arı sütü üretme, kovan ısısını düzenleme,
temizlik, savunma gibi akla gelebilecek tüm işleri ise işçi
arılar yaparlar. Arı kovanındaki hayatın her aşamasında
bir düzen vardır. Larvaların bakımından, kovanın genel ihtiyaçlarının
teminine kadar her görev hiç aksamadan yerine getirilir.
Karıncalar da dünyanın en kalabalık nüfusuna
sahip olmalarına rağmen, teknoloji, kollektif çalışma, askeri
strateji, gelişmiş iletişim ağı, hiyerarşik düzen, disiplin,
kusursuz bir şehir planlaması gibi pek çok alanda insanlara
örnek olacak bir düzen sergilerler. "Koloniler" denen topluluklar
halinde yaşayan karıncalar, öylesine gelişmiş bir düzen
içindedirler ki, bu açıdan insanlarınkine benzer bir uygarlığa
sahip oldukları bile söylenebilir.
Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularını gözetir,
kolonilerini korur ve savaşırlar. Hatta "terzilik" yapıp,
"tarım"la uğraşan, "hayvan yetiştiren" koloniler bile vardır.
Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar,
toplumsal örgütlenme ve uzmanlaşma açısından bakıldığında,
hiçbir canlı ile kıyaslanamayacak üstünlüktedirler.
Topluluk halinde yaşayan hayvanlar düzenli
yaşantılarının yanı sıra tehlikeye de birlikte karşı koyarlar.
Örneğin küçük kuşlar, doğan veya baykuş gibi yırtıcı kuşlar
bölgelerine girdiklerinde topluca bu hayvanların çevresini
sararlar. Bu arada çevredeki diğer kuşları da bölgeye çekmek
için özel bir ses çıkartırlar. Küçük kuşların topluca gösterdikleri
saldırgan hareketler, yırtıcı kuşları genellikle bölgeden
uzaklaştırır. 72
Birarada uçan bir kuş sürüsü
de aynı şekilde tüm sürü üyeleri için bir koruma sağlar.
Örneğin sürü halinde uçan sığırcıklar aralarında geniş bir
mesafe bırakarak uçarlar. Ancak bir doğan gördüklerinde
aralarındaki boşlukları kapatırlar. Böylelikle doğanın sürünün
ortasına dalmasını zorlaştırırlar, doğan bunu yapsa bile
kanatlarını sakatlar ve avlanamaz. 73 Memeli hayvanlar da sürülerine bir saldırı olduğunda,
toplu olarak hareket ederler. Örneğin zebralar düşmanlarından
kaçarken yavrularını sürünün ortasına alırlar. Yunuslar
da hep grup halinde gezerler ve en büyük düşmanları olan
köpekbalıklarına karşı grupça karşı koyarlar. 74
Hayvanların sosyal hayatları ile ilgili verilebilecek sayısız
örnek ve çok fazla detay vardır. Hayvanlarla ilgili elde
edilen bu bilgiler, uzun yıllar boyunca yapılan kapsamlı
araştırmalar neticesinde elde edilebilmiştir. Görüldüğü
gibi her alanda olduğu gibi hayvanlarla ilgili Kuran'da
verilen bilgiler de, onun Allah'ın sözü olduğunu göstermektedir.

BESİN
DÖNGÜSÜ
| 
Şemada canlandırıldığı gibi ölen bitki
ve hayvanlar bakteriler tarafından ayrıştırılarak
minerallere dönüştürülürler. Toprağa karışan bu
organik artıklar da bitkilerin temel besin kaynağını
oluştururlar. Dolayısıyla bu besin döngüsü tüm canlılar
için hayati önem taşımaktadır. |
Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz
Allah'tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır.
İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?
(Enam Suresi, 95)
Yukarıdaki ayette Kuran'ın indirildiği dönemde bilinmesi
mümkün olmayan bir besin döngüsüne dikkat çekilmiştir.
Bir canlı öldüğünde, mikroorganizmalar onu süratle parçalarlar.
Böylece ölü beden organik moleküllere ayrışmış olur. Bu
moleküller toprağa karışarak, bitki ve hayvanların, dolayısıyla
da insanların temel besin kaynağı olur. Eğer bu dönüşüm
olmasa hayat da mümkün olmazdı.
Bakteriler de canlıların ihtiyacı olan
mineral ve besinleri hazırlamakla sorumludurlar. Kış boyunca
neredeyse ölü olan bitki ve hayvanların yazın tekrar canlanırken
ihtiyaç duyacakları tüm besin ve mineraller, kışın bakterilerin
yaptığı faaliyetler ile sağlanır. Kış boyu bakteriler, organik
atıkları yani hayvan ve bitki ölülerini ayrıştırarak minerallere
dönüştürürler. 75 Böylelikle canlılar baharda uyandıklarında besinlerini
de hazır olarak bulurlar. Bakteriler sayesinde hem bulundukları
ortamda bir "bahar temizliği" yapılmış, hem de yazın yeniden
canlanan doğa için yeterli miktarda besin hazırlanmış olur.
Görüldüğü gibi ölen canlılar, yeni canlıların hayat bulmasında
birinci dereceden rol oynarlar. Böylelikle Allah'ın ayette
"diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır" ifadesiyle
dikkat çektiği bu dönüşüm en mükemmel şekilde gerçekleşmiş
olur. Kuran'da böylesine detay bir bilgiye asırlar öncesinden
dikkat çekilmesi, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun delillerinden
biridir.

72)
Edward O. Wilson, Sociobiology: The New Synthesis, The Belknap
Press of Harvard University Press, England, 1975, s. 123.
73) Russell Freedman, How Animals Defend
Their Young, s. 69. 
74) Russell Freedman, How Animals Defend
Their Young, ss. 66-67. 
75) Bilim ve Teknik, Mayıs 1987, sayı 234,
s. 17. |