|
KURAN VE BİYOLOJİ
Hareketlerimizi Yönlendiren Bölge Kalplerin Allah'ın Zikriyle Mutmain Olması
İnsanın Doğumu İnsanın Sudan Yaratılışı Çamurdan Yaratılış Genlerdeki Programlanma
Menstrüasyon Dönemi Hamilelik ve Doğum İnsandaki Organların Gelişim Sırası
Sütün Oluşumu Anne Sütü Parmak İzindeki Kimlik Dişi Bal Arısı
Baldaki Şifa Mikroskobik Hayatın Varlığı Hayvan Topluluklarının Varlığı
Besin Döngüsü Uykuda Kulakların Aktif Olması Uykuda Hareket Etmenin Önemi
Gece Hareketliliğin Azalması Yükseklik Artıkça Göğsün Daralması

GENLERDEKİ PROGRAMLANMA
(Allah) Onu hangi şeyden yarattı? Bir damla
sudan yarattı da onu 'bir ölçüyle biçime soktu.' Sonra ona
yolu kolaylaştırdı. (Abese Suresi, 18-20)
Yukarıdaki ayette "ölçüyle biçime soktu" olarak çevrilen
"kadderehu" kelimesi, Arapçada "kadere" fiil kökünden gelmektedir
ve "ayarlamak, ölçüp biçmek, planlamak, programlamak, geleceğini
görmek, Allah'ın birşeyi (kaderde) yazması" anlamlarına
gelmektedir.
Bilindiği gibi babanın sperm hücresi, annenin yumurta hücresini
döllediğinde, doğacak bebeğin bütün kalıtsal özelliklerini
belirlemek üzere babanın ve annenin genleri birleşir. Bu
binlerce genden her birinin özel bir işlevi vardır. Saç
ve göz rengini, boyunun uzunluğunu, yüzünün biçimini, iskelet
çatısını; iç organlardaki, beyin, sinirler ve kaslardaki
sayısız ayrıntıyı belirleyen genlerdir. Tüm fiziksel özelliklerin
yanı sıra, hücrelerde ve vücutta meydana gelen binlerce
farklı olay ve sistemin kontrolü de genlerde kayıtlıdır.
Örneğin, insanın kan basıncının alçak, yüksek veya normal
olması bile genlerdeki bilgilere bağlıdır.

DNA molekülü 4 farklı nükleotidin farklı sıralamalarla
art arda gelerek dizilmesinden oluşur. Bu moleküllerin
sıralamaları canlıların kullanacağı tüm proteinlerin
yapısıyla ilgili bilgileri oluşturur. Proteinler
bu bilgileri kullanarak tek başlarına ya da kompleks
formlarda birçok hücresel faaliyet gerçekleştirirler. |
Sperm ile yumurta birleştiklerinde oluşan ilk hücre ile
beraber, insanın hayatının sonuna kadar her hücresinde şifresini
taşıyacağı DNA molekülünün de ilk kopyası oluşmuş olur.
DNA, hücre çekirdeğinde titizlikle korunan oldukça büyük
bir moleküldür ve bu molekül yukarıda bahsettiğimiz genleri
içeren, insan vücudunun bir nevi bilgi bankasıdır. Döllenmiş
yumurta dediğimiz ilk hücre, bundan sonra DNA'da kayıtlı
program doğrultusunda çoğalır ve bir insana dönüşmek üzere
vücuttaki dokuları, organları oluşturmaya başlar. İşte bu
kompleks yapılanmanın koordinasyonu, DNA molekülü -karbon,
fosfor, azot, hidrojen ve oksijen gibi atomlardan oluşan
bir molekül- tarafından sağlanır.
DNA'da kayıtlı bulunan bilginin kapasitesi ise bilim adamlarını
hayrete düşüren boyutlardadır. İnsanın tek bir DNA molekülünde
tam bir milyon ansiklopedi sayfasını veya yaklaşık 1000
kitabı dolduracak miktarda bilgi bulunur. Bir başka deyişle
her bir hücrenin çekirdeğinde, insan vücudunun işlevlerini
kontrol etmeye yarayan bir milyon sayfalık bir ansiklopedinin
içerebileceği miktarda bilgi kodlanmıştır. Bir benzetme
yapacak olursak, dünyanın en büyük ansiklopedilerinden birisi
olan 23 ciltlik Encyclopedia Britannica'nın bile toplam
25 bin sayfası vardır. Mikroskobik hücrenin içindeki, ondan
çok daha küçük bir çekirdekte bulunan bir molekülde, milyonlarca
bilgi içeren dünyanın en büyük ansiklopedisinin 40 katı
büyüklüğünde bir bilgi deposu saklı durmaktadır. Bu da yaklaşık
1000 ciltlik, dünyada başka eşi, benzeri olmayan dev bir
ansiklopedi demektir.
DNA'nın yapısının 1953'te Francis Crick tarafından keşfedildiği
göz önünde bulundurulacak olursa, embriyologların 19. yüzyılın
sonuna kadar tartışamadıkları "genetik planlama" kavramına,
Kuran'da 1400 sene öncesinden işaret edilmesi, kuşkusuz
Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun delillerindendir.

MENSTRÜASYON DÖNEMİ
Menstrüasyon dönemi, döllenmemiş yumurtanın vücuttan atıldığı
devredir. Döllenme gerçekleşmediği için, daha önce hazırlanmış
olan rahim duvarı gerilir, kılcal damarların kopması ile
birlikte yumurta dışarı atılır. Bu dönemden sonra vücut,
bütün bu işlemleri tekrar yapmak için hazırlıklara başlayacaktır.
Bu evrelerin tümü belli bir dönem boyunca, bütün kadınlarda
sürekli tekrarlanır. Her ay yeni yumurta hücreleri oluşur,
aynı hormonlar aynı dönemlerde tekrar tekrar salgılanır,
kadın vücudu sanki döllenme olacakmış gibi hazırlanır. Ancak
son aşamada spermin olmasına ya da olmamasına göre vücuttaki
hazırlıkların yönü değişir.
Söz konusu dönemde, kadının rahim boşluğunda ne gibi değişiklikler
olduğunun tespit edilebilmesi ise, ancak bir anatomist ya
da jinekoloğun yaptığı incelemelerle mümkündür. Bilim adamlarının
yakın tarihlerde keşfettiği bu değişikliklere, mucizevi
bir şekilde Rad Suresi'nin 8. ayetinde dikkat çekilmiştir:
Allah, her dişinin neyi yüklendiğini
(neye hamile kaldığını) ve döl yataklarının neyi eksiltip
neyi eklediğini bilir. O'nun katında herşey bir miktar (ölçü)
iledir. (Rad Suresi, 8)
Menstrüasyon döneminin başlangıcında, rahim duvarındaki
rahim mukozası (endometriyum tabakası) 0,5 mm kalınlığındadır.
Yumurtalıklar tarafından salgılanan hormonların etkisi ile
bu tabaka büyür ve 5-6 mm kalınlığa ulaşır. Döllenme olmadığında
ise tabaka dökülür. Yukarıdaki ayette görüldüğü gibi rahim
duvarında her ay tekrarlanan bu artış ve azalmalara da,
Kuran'da dikkat çekilmiştir.

HAMİLELİK
VE DOĞUM
Kahrolası insan, ne kadar nankördür. (Allah)
Onu hangi şeyden yarattı? Bir damla sudan yarattı da onu
'bir ölçüyle biçime soktu.' Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
(Abese Suresi, 17-20)
Anne karnındaki çocuğun "fetus" hali tam olarak altıncı
ayın sonunda oluşur. Daha sonra rahim kuluçka dönemine girer.
Bebeğin tüm vücut organları ve sistemleri, bu süre içerisinde
gelişmiştir ve rahim fetusun büyümesi için besin sağlayarak
bu gelişimi hızlandırır. Bu süreç, fetusun annenin rahminden
çıktığı doğuma kadar sürer.
Normal olarak doğum kanalı çok dardır ve
fetusun buradan geçmesi çok zordur. Ancak doğum esnasında,
annenin vücudunda çeşitli fizyolojik değişiklikler meydana
gelir. Bu değişiklikler fetusun doğum kanalında kolaylıkla
hareket etmesini sağlar. Bu değişikliklerin bir kısmı şöyledir:
Leğen kemiklerindeki eklemlerin doğum kanalını genişletmek
üzere esnemesi, kanalın daha da genişlemesi için kasların
gevşemesi, fetusun çevresinde bulunan amniotik sıvının kanalı
yağlaması. 57 Bilimsel bir kaynakta doğumdan evvelki bu değişim
şöyle tarif edilir:
Yeni bir dünyaya adım atacak cenin için
bütün hazırlıklar tamamlandığında, amniyon sıvısı da doğum
için yeni faaliyetlere başlar. Rahim ağzını genişletecek
su kesecikleri oluşturan amniyon sıvısı, bu sayede rahmi
bebeğin geçeceği büyüklüğe ulaştırır. Bu keseler aynı zamanda
ceninin doğum sırasında rahimde sıkışmasını da engelleyecektir.
Ayrıca doğum başlangıcında keseler delinip de içindeki sıvılar
aktığında ise, ceninin gideceği yol kayganlaşır ve sterilize
olur. Bu şekilde doğum hem daha rahat hem de mikroplardan
doğal olarak arınmış bir şekilde gerçekleşir. 58
Görüldüğü gibi Kuran'da bu sürece, "Sonra ona yolu kolaylaştırdı"
(Abese Suresi, 20) ayetiyle açıkça işaret edilmektedir.
1400 sene evvel Allah'ın bildirdiği bu fizyolojik değişimlerin
tespiti ise, günümüzde ancak pek çok teknolojik alet sayesinde
mümkün olmuştur.

57) Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur'an,
Crescent Publishing House, New York, USA, 1998, ss. 96-97.
58) Laurence Pernoud, J'attends un enfant,
Pierre Horay, Paris, 1995, s. 138. |