|
KURAN VE BİYOLOJİ
Hareketlerimizi Yönlendiren Bölge Kalplerin Allah'ın Zikriyle Mutmain Olması
İnsanın Doğumu İnsanın Sudan Yaratılışı Çamurdan Yaratılış Genlerdeki Programlanma
Menstrüasyon Dönemi Hamilelik ve Doğum İnsandaki Organların Gelişim Sırası
Sütün Oluşumu Anne Sütü Parmak İzindeki Kimlik Dişi Bal Arısı
Baldaki Şifa Mikroskobik Hayatın Varlığı Hayvan Topluluklarının Varlığı
Besin Döngüsü Uykuda Kulakların Aktif Olması Uykuda Hareket Etmenin Önemi
Gece Hareketliliğin Azalması Yükseklik Artıkça Göğsün Daralması

HAREKETLERİMİZİ YÖNLENDİREN BÖLGE
Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son
vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz;
o yalancı, günahkar olan alnından. (Alak Suresi, 15-16)
Yukarıdaki ayetlerde geçen "yalancı, günahkar olan alın"
tanımlaması son derece dikkat çekicidir. Çünkü son yıllarda
yapılan araştırmalar, kafatasının ön alın bölgesinde, beynin
bazı faaliyetleri yöneten bölümünün bulunduğunu göstermiştir.
1400 yıl önce Kuran'da dikkat çekilen bu bölge ve görevi
hakkındaki bilgilere günümüz bilim adamları, ancak son 60
yıl içinde açıklama getirilebilmişlerdir. Kafatasının içine,
başın ön kısmına bakıldığında beynin ön alın bölgesi görülecektir.
Bu bölgenin fonksiyonları hakkında fizyoloji dalında yapılan
araştırmalar neticesinde elde edilen bilgiler Essentials
of Anatomy and Physiology (Anatomi ve Fizyolojinin Esasları)
isimli kitapta şu şekilde geçmektedir:
Hareketlerin motivasyonu, planlama öngörüşü
ve başlatılması alın loblarının ön kısmı olan ön alın bölgesinde
(cerebrum) gerçekleşir. Burası çağırışım (birlik) korteksinin
bir bölgesidir… 44
Kitapta bu bölge ile ilgili ayrıca şu ifadeler
yer almaktadır:
Hareketle olan ilgisiyle beraber, ön alın bölgesinin aynı
zamanda saldırganlığın da fonksiyonel merkezi olduğu düşünülmektedir…
45
Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, beynin ön alın bölgesi,
planlama, motivasyon ve iyi veya kötü hareketlerin başlatılması,
yalan veya doğrunun söylenmesi ile ilgili faaliyetlerin
tümünü yürütmektedir.
Görüldüğü gibi Alak Suresi'nde geçen "yalancı günahkar
olan alın" ifadesi ile yukarıdaki tanımlama büyük bir paralellik
göstermektedir. Bilim adamlarının son altmış yıl içinde
keşfettikleri bu gibi bilimsel gerçekleri Allah, Kuran ayetlerinde
asırlar önce insanlara haber vermektedir.

KALPLERİN ALLAH'IN ZİKRİ
İLE MUTMAİN OLMASI
Amerikan Sağlık Araştırmaları
Ulusal Merkezi'nden David B. Larson ve ekibi tarafından
derlenen araştırma sonuçlarına göre, Amerikalılar arasında
dindar ve inançsız kişiler arasında yapılan karşılaştırmalar
çok şaşırtıcı sonuçlar vermiştir. Örneğin dindarların, dini
yönü zayıf veya hiç olmayan kişilere göre, kalp hastalıklarına
%60 daha az yakalandıkları; intihar oranının %100 daha düşük
olduğu; tansiyon bozukluğuna çok daha düşük oranlarda yakalandıkları;
sigara içenler arasında bu oranın 7'ye 1 olduğu gibi sonuçlar
ortaya çıkmıştır. 46
Seküler psikologlar genellikle buna benzer
olguları "psikolojik etki" olarak açıklarlar. Bunun anlamı,
inancın insanların moralini yükselttiği ve moralin de sağlığa
katkı sağladığıdır. Bu açıklamanın haklı bir yönü olabilir,
ancak konu incelendiğinde daha da dikkat çekici bir sonuç
ortaya çıkmaktadır. Allah'a olan inanç, başka herhangi bir
moral etkiden çok daha güçlüdür. Harvard Tıp Fakültesi'nden
Dr. Herbert Benson'ın dini inanç ve bedensel sağlık arasındaki
ilişkiyi inceleyen kapsamlı araştırmaları, bu konuda dikkat
çekici sonuçlar vermiştir. Benson, inançsız bir kişi olmasına
rağmen, Allah'a olan inancın ve ibadetlerin insan sağlığı
üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede olumlu
bir etki meydana getirdiği sonucuna varmıştır. Benton, "diğer
hiçbir inancın, Allah'a olan inanç gibi zihne huzur vermediği
sonucuna" vardığını açıklamaktadır. 47
Peki neden iman ile insan ruhu ve bedeni
arasında böyle özel bir ilişki vardır?… Seküler bir araştırmacı
olan Benton'ın vardığı sonuç, kendi ifadesiyle, insan bedeninin
ve zihninin "Allah'a iman etmeye göre ayarlı" olduğudur.
48
Tıp dünyasının yavaş yavaş fark etmeye başladığı bu gerçek,
Kuran'da "Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle
mutmain olur" (Rad Suresi, 28) ayetiyle haber verilen bir
sırdır. Allah'a inanan, O'na dua eden, O'na güvenen insanların
diğerlerinden hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı
olmalarının nedeni, yaratılışlarına uygun davranmalarıdır.
İnsanın yaratılışına aykırı olan felsefe ve sistemler, insanlara
hep acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir.
Modern tıp, yukarıda kısaca belirttiğimiz
bulgular ışığında bu gerçeğin farkına varma yolundadır.
Patrick Glynn'in ifadesiyle, "çağdaş tıp, tedavinin salt
maddesel yöntemler dışında da boyutları olduğu gerçeğini
kabul etme yolunda ilerlemektedir." 49

44) Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip Tate, Essentials
of Anatomy & Physiology, 2. baskı, Mosby-Year Book Inc.,
St. Louis, 1996, s. 211; Charles R. Noback, N. L. Strominger,
R. J. Demarest, The Human Nervous System, Introduction and
Review, 4. baskı, Lea & Febiger, Philadelphia, 1991,
ss. 410-411.
45) Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip
Tate, Essentials of Anatomy & Physiology, 2. baskı,
Mosby-Year Book Inc., St. Louis, 1996, s. 211.
46) Patrick Glynn, God: The Evidence, The
Reconciliation of Faith and Reason in a Postsecular World,
Prima Publishing, California, 1997, ss. 80-81.
47) Herbert Benson, Mark Stark, Timeless
Healing, Simon & Schuster, New York, 1996, s. 203.
48) Herbert Benson, Mark Stark, Timeless
Healing, Simon & Schuster, New York, 1996, s. 193.
49) Patrick Glynn, God: The Evidence, The
Reconciliation of Faith and Reason in a Postsecular World,
Prima Publishing, California, 1997, s. 94. |