|
KURAN VE ASTRONOMİ
Evrenin
Varoluşu Evrenin Genişlemesi Evrenin Sonu ve Big Crunch
Sıcak Dumandan Yaratılış "Göklerle Yer"in Birbirinden Ayrılması
Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı
Evrendeki Mükemmel Denge
Güneş, Ay ve Yıldızın Yapılarındaki Farklılık
Yörüngeler ve Dönen Evren Güneş'in Gidiş İstikameti Ay Yılının Hesaplanması
Dünya'nın Yuvarlaklığı Dünya'nın Dönüş Yönü Korunmuş Tavan Gökyüzünün Bina Kılınması
Geri Döndüren Gök Güneş'in Doğuşu ve Batışındaki Farklı Noktalar
Karadelikler Işık ve Karanlıklar

GÜNEŞ'İN GİDİŞ İSTİKAMETİ
Kuran'da Güneş ve Ay'dan bahsedilirken her birinin belli
bir yörüngesi olduğu vurgulanır:
Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan
O'dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor. (Enbiya Suresi,
33)
Yukarıdaki ayette geçen "yüzme" kelimesi Arapçada "sabaha"
olarak ifade edilir ve Güneş'in uzaydaki hareketini anlatmak
üzere kullanılmaktadır. Bu kelime Güneş'in uzayda hareket
ederken kontrolsüz olmadığı, ekseni üzerinde döndüğü ve
dönerken bir rota izlediği manasındadır. Güneş'in sabit
olmadığı belli bir yörüngede yol almakta olduğu, bir başka
ayette de şöyle bildirilmektedir:
Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş)
olan bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve
güçlü olan, bilenin takdiridir. (Yasin Suresi, 38)
Kuran'da bildirilen bu gerçekler, ancak çağımızdaki astronomik
gözlemlerle anlaşılmıştır. Astronomi uzmanlarının hesaplarına
göre Güneş, Solar Apex adı verilen bir yörünge boyunca Vega
Yıldızı doğrultusunda saatte 720.000 km'lik muazzam bir
hızla hareket etmektedir. Bu, kabaca bir hesapla, Güneş'in
günde 17 milyon 280 bin km yol katettiğini gösterir. Güneş'le
birlikte onun çekim sistemi içindeki tüm gezegenler ve uyduları
da aynı mesafeyi katederler.

AY YILININ HESAPLANMASI
Güneş'i bir aydınlık, Ay'ı bir nur
kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar
tespit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır.
O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.
(Yunus Suresi, 5)
Ay'a gelince, Biz onun için de birtakım
uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı
gibi döndü (döner). (Yasin Suresi, 39)
Yukarıdaki ilk ayette Allah, Ay'ın insanlar için yıl hesabının
yapılmasında bir ölçü olacağını açıkça bildirmiştir. Ayrıca
bu hesapların, Ay'ın yörüngesinde dönüşü sırasında alacağı
konumlara göre yapılacağına da dikkat çekilmiştir. Dünya-Ay
ve Dünya-Güneş doğrultuları arasındaki açı sürekli olarak
değiştiğinden, biz Ay'ı çeşitli zamanlarda değişik şekillerde
görürüz. Ayrıca Ay'ı görebilmemiz, Ay'ın Güneş'ten aldığı
ışığı yansıtması ile mümkün olduğundan, Ay'ın Güneş etrafından
aydınlatılan yüzü, Dünya'daki gözlemciye göre sürekli değişir.
İşte bu değişimler göz önünde bulundurularak birtakım hesaplamalar
yapılır ki, bu da insanlar için yıl hesabını mümkün kılar.
Eskiden 1 ay, insanlar tarafından iki dolunay arasındaki
zaman veya Ay'ın Dünya etrafında döndüğü zaman olarak hesaplanırdı.
Buna göre 1 ay, 29 gün 12 saat ve 44 dakikaya eşitti. Buna
"Kameri ay" denir. 12 Kameri ay ise Rumi takvime göre 1
yıl eder. Ancak Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüşünü tamamlamasını
1 yıl olarak kabul ettiğimiz Miladi takvim ile Rumi takvim
arasında her yıl 11 günlük bir fark oluşur. Nitekim Kehf
Suresi'nin 25. ayetinde de bu farka şöyle dikkat çekilmiştir:

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar
ve dokuz (yıl) daha kattılar. (Kehf Suresi, 25)
Ayette geçen zamanı şöyle açıklamak mümkündür: 300 yıl
x 11 gün (her yıl için oluşan fark) = 3.300 gündür. 1 Güneş
yılının 365 gün 5 saat 48 dakika ve 45.5 saniyeden oluştuğu
dikkate alınırsa, 3.300 gün/365.24 gün = 9 yıl'dır. Diğer
bir deyişle Miladi takvime göre 300 yıl, Rumi takvime göre
300+9 yıldır. Görüldüğü gibi ayette ince hesaplara dayanan
bu 9 yıllık farka dikkat çekilmiştir. (En doğrusunu Allah
bilir) Kuşkusuz Kuran'da böyle bir bilgiye dikkat çekilmesi
Kuran'ın bilimsel mucizelerinden biridir.

DÜNYANIN YUVARLAKLIĞI
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün
üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor...
(Zümer Suresi, 5)
Kuran'ın evreni tanıtan ayetlerinde kullanılan ifadeler
oldukça dikkat çekicidir. Üstteki ayette "sarıp örtmek"
olarak tercüme edilen Arapça kelime "tekvir"dir. Bu kelimenin
Türkçe karşılığı, "yuvarlak bir şeyin üzerine bir cisim
sarmak"tır. (Örneğin Arapça sözlüklerde "başa sarık sarma"
gibi yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanılır.)
Ayette, gecenin ve gündüzün birbirlerinin üzerlerini sarıp-örtmeleri
(tekvir etmeleri) konusunda verilen bilgi, aynı zamanda
Dünya'nın biçimi konusunda kesin bir bilgi içermektedir.
Ancak ve ancak Dünya'nın yuvarlak olması durumunda bu ayette
ifade edilen fiil gerçekleşebilir. Yani 7. yüzyılda indirilen
Kuran'da Dünya'nın yuvarlak olduğuna işaret edilmiştir.
Unutmamak gerekir ki, o dönemdeki astronomi anlayışında
Dünya daha farklı algılanıyordu. O dönemde Dünya'nın düz
bir satıh olduğu düşünülüyordu ve tüm bilimsel hesap ve
açıklamalar da buna göre yapılıyordu. Ancak Kuran Allah'ın
sözü olduğu için, evreni tarif ederken olabilecek en tanımlayıcı
kelimeler kullanılmıştır. Kuran ayetlerinde ise bize henüz
yakın yüzyılda öğrendiğimiz bu bilgileri 1400 sene öncesinden
haber verilmektedir.

DÜNYANIN DÖNÜŞ YÖNÜ
Dağları görürsün de, donmuş sanırsın;
oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi
'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır
(bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır. (Neml Suresi,
88)
Neml Suresi'ndeki ayette Dünya'nın sadece
döndüğü değil, dönüş yönü de vurgulanmaktadır. 3.500-4.000
metre yükseklikteki ana bulut kümelerinin hareket yönü daima
batıdan doğuya doğrudur. Hava durumu tahminleri için çoğunlukla
batıdaki duruma bakılmasının sebebi de budur. 7
Bulut kümelerinin batıdan doğuya doğru sürüklenmesinin
asıl sebebi Dünya'nın dönüş yönüdür. Günümüzde bilindiği
gibi, Dünyamız da batıdan doğuya doğru dönmektedir. Bilimin
yakın tarihlerde tespit ettiği bu bilimsel gerçek, Kuran'da
yüzyıllar öncesinden haber verilmiştir.


KORUNMUŞ TAVAN
Kuran'da Allah, gökyüzünün son derece önemli bir özelliğine
şöyle dikkat çeker:
Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık;
onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar. (Enbiya Suresi,
32)
Ayette belirtilen gökyüzünün bu özelliği, 20. yüzyıldaki
bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Dünya'yı çepeçevre kuşatan atmosfer, canlılığın devamı
için son derece hayati işlevleri yerine getirir. Dünya'ya
doğru yaklaşan irili ufaklı pek çok gök taşını eriterek
yok eder ve bunların yeryüzüne düşerek canlılara büyük zararlar
vermesini engeller.
Atmosfer, bunun yanı sıra, uzaydan gelen ve canlılar için
zararlı olan ışınları da filtre eder. Atmosferin bu özelliğinin
en çarpıcı yönü, atmosferin sadece zararsız orandaki ışınları,
yani görünür ışık, kızıl ötesi ışınlar ve radyo dalgalarını
geçirmesidir. Bunların tümü yaşam için gerekli ışınlardır.
Örneğin atmosfer tarafından belirli oranda geçmesine izin
verilen ultraviyole ışınları, bitkilerin fotosentez yapmaları
ve dolayısıyla tüm canlıların hayatta kalmaları açısından
büyük önem taşır. Güneş tarafından yayılan şiddetli ultraviyole
ışınlarının büyük bölümü, atmosferin ozon tabakasında süzülür
ve Dünya yüzeyine yaşam için gerekli olan az bir kısmı ulaşır.
Atmosferin koruyucu özelliği bunlarla da kalmaz. Dünya,
uzayın ortalama eksi 270 derecelik dondurucu soğuğundan
yine atmosfer sayesinde korunur.
Dünya'yı zararlı etkilerden koruyan, yalnızca atmosfer
değildir. Atmosferin yanı sıra "Van Allen Kuşakları" denilen
ve Dünya'nın manyetik alanından kaynaklanan bir tabaka da,
gezegenimize gelen zararlı ışınlara karşı bir kalkan görevi
görür. Güneş'ten ve diğer yıldızlardan sürekli olarak yayılan
bu ışınlar, insanlar için öldürücü etkiye sahiptir. Özellikle
Güneş'te sık sık meydana gelen ve "parlama" adı verilen
enerji patlamaları, Van Allen Kuşakları olmasa, Dünya'daki
tüm yaşamı yok edebilecek güçtedir.
| Dünya'nın
manyetik alanının oluşturduğu manyetosfer tabakası,
yeryüzünü gök taşlarından, zararlı kozmik ışın ve
parçacıklardan koruyan bir kalkan gibidir. Yandaki
resimde Van Allen Kuşakları adı da verilen bu manyetosfer
tabakası görülmektedir. Dünya'nın on binlerce kilometre
uzağındaki bu kuşaklar, yeryüzündeki canlıları uzaydan
gelebilecek öldürücü enerjiden korumaktadır.
Tüm bu bilimsel bulgular, Dünya'nın özel bir şekilde
korunduğunu kanıtlamaktadır. Önemli olan, bu korunmanın
"gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık" ayetiyle 1400
sene önce Kuran'da haber verilmiş olmasıdır.
|
Van Allen Kuşakları'nın yaşamımız açısından önemini Dr.
Hugh Ross şöyle anlatmaktadır:
Dünya, Güneş Sistemi'ndeki gezegenler arasında
en yüksek yoğunluğa sahiptir. Bu geniş nikel-demir çekirdeği
büyük bir manyetik alandan sorumludur. Bu manyetik alan
Van Allen radyasyon koruyucu tabakasını meydana getirir.
Bu tabaka yeryüzünü radyasyon bombardımanından korur. Eğer
bu koruyucu tabaka olmasaydı, Dünya'da hayat mümkün olmazdı.
Manyetik alanı olan ve kayalık bölgelerden oluşan diğer
tek gezegen Merkür'dür. Fakat bu manyetik alanın gücü Dünya'nınkinden
100 kat daha azdır. Van-Allen radyasyon koruyucu tabakası
Dünya'ya özeldir. 10
Geçtiğimiz yıllarda tespit edilen bir parlamada açığa çıkan
enerjinin, Hiroşima'ya atılanın benzeri 100 milyar atom
bombasına eş değer olduğu hesaplanmıştır. Parlamadan 58
saat sonra pusulaların ibrelerinde aşırı hareketler gözlenmiş,
Dünya atmosferinin 250 km üstünde sıcaklık sıçrama yapıp
2.500 °C'ye yükselmiştir.
Kısacası, Dünya'nın üzerinde, kendisini sarıp kuşatan ve
dış tehlikelere karşı koruyan mükemmel bir sistem işler.
İşte Dünya'yı çevreleyen gökyüzünün bu koruyucu kalkan özelliğini,
Allah bizlere yüzyıllar öncesinden Kuran'da bildirmiştir.
| Gökyüzünü seyreden insanların çoğunun aklına
atmosferin koruyucu yapısı gelmez. Bu yapı olmasa
Dünya'nın nasıl bir yer olacağını da insanlar çoğu
zaman düşünmezler. Yukarıdaki resimde Dünya'ya düşen
bir gök taşının ABD Arizona'da açtığı dev çukur
görülmektedir. Eğer atmosfer olmasaydı bu gök taşlarının
milyonlarcası Dünya yüzeyine düşer ve gezegen yaşanılmaz
bir hale gelirdi. Ancak atmosferin koruyucu özelliği
sayesindedir ki, Dünya'daki canlılar güven içinde
yaşamlarını sürdürürler. Bu, elbette Allah'ın insanlar
üzerindeki bir korumasıdır ve Kuran'da haber verilmiş
bir mucizedir.
|

7) http://www.woodrow.org/teachers/esi/1998/p/weather/Corriolis.HTM
10) http://www.godandscience.org/apologetics/designss.html |