|
KURAN VE ASTRONOMİ
Evrenin
Varoluşu Evrenin Genişlemesi Evrenin Sonu ve Big Crunch
Sıcak Dumandan Yaratılış "Göklerle Yer"in Birbirinden Ayrılması
Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı
Evrendeki Mükemmel Denge
Güneş, Ay ve Yıldızın Yapılarındaki Farklılık
Yörüngeler ve Dönen Evren Güneş'in Gidiş İstikameti Ay Yılının Hesaplanması
Dünya'nın Yuvarlaklığı Dünya'nın Dönüş Yönü Korunmuş Tavan Gökyüzünün Bina Kılınması
Geri Döndüren Gök Güneş'in Doğuşu ve Batışındaki Farklı Noktalar
Karadelikler Işık ve Karanlıklar

"GÖKLERLE YER"İN BİRBİRİNDEN
AYRILMASI
Kuran'da göklerin yaratılışı hakkında bilgi verilen bir
başka ayet ise şöyledir:
O inkar edenler görmüyorlar mı ki,
(başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz
onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de
onlar inanmayacaklar mı? (Enbiya Suresi, 30)
Ayetin "birbiriyle bitişik" olarak tercüme edilen "ratk"
kelimesi, Arapça sözlüklerde "birbiriyle iç içe, ayrılmaz
durumda, kaynaşmış" anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün
oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır.
Ayette geçen "ayırdık" ifadesi ise Arapça "fatk" fiilidir
ki, bu fiil bitişik durumdaki bir nesneyi yarıp, parçalayıp
dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek
topraktan dışarı çıkması Arapçada bu fiille ifade edilir.
Şimdi ayete tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle
bitişik, yani "ratk" durumunda olduğu bir durumdan bahsediliyor.
Ardından bu ikisi "fatk" fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri
diğerini yararak dışarı çıkıyor. Gerçekten de Big Bang'in
ilk anını düşündüğümüzde, evrenin tüm maddesinin tek bir
noktada toplandığını görürüz. Diğer bir deyişle herşey,
hatta henüz yaratılmamış olan "gökler ve yer" bile bu noktanın
içinde, birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumdadırlar. Ardından
bu nokta şiddetli bir patlamayla yarılıp ayrılmaktadır.

GÖKLERLE YER ARASINDAKİLERİN
YARATILIŞI
Kuran'da, göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların
yaratılışı ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır:
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin
arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık.
Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara
karşı) güzel davranışlarla davran. (Hicr Suresi, 85)
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında
ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur. (Taha
Suresi, 6)
Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu'
olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.
(Enbiya Suresi, 16)
Bilim adamları başlangıçta sıcak bir gaz
kütlesinin yoğunlaştığını, daha sonra bu kütlenin parçalara
ayrılarak galaktik maddeleri, daha sonra yıldızları ve gezegenleri
oluşturduklarını ifade etmektedirler. Diğer bir deyişle
Dünyamız da dahil olmak üzere bütün yıldızlar, birleşik
bir gaz kütlesinden ayrılan parçalardır. Bu parçalardan
bir kısmı güneşleri, gezegenleri meydana getirmiş, böylece
pek çok Güneş Sistemleri ve galaksiler ortaya çıkmıştır.
Daha önceki bölümlerde de açıkladığımız gibi evren "ratk"
(Füzyon: Birbirine yapışık, birleşik) halindeyken, "fatk"
(parçalara ayrılmıştır) olmuştur. Kuran'da evrenin oluşumu,
bilimsel açıklamaları tasdikleyen, en uygun kelimelerle
anlatılmaktadır. 5
Her bölünme, ayrılma olduğunda ise, uzayda yeni oluşan
temel cisimlerin dışında birkaç parça dışarıda kalmıştır.
Bu fazla parçaların bilimsel adı, "yıldızlar arası galaktik
madde"dir. Bilim adamları bu maddeleri, astrofizikteki ölçümler
açısından çok önemli görmektedirler. Ayrıca bu maddeler
toz, duman ya da gaz olarak değerlendirilebilecek kadar
incedirler. Ancak bu maddelerin tamamı düşünüldüğünde, uzaydaki
galaksilerin toplamından daha fazla bir kütle söz konusu
olmaktadır. Galaksi ötesindeki bu maddelerin varlığı yakın
bir tarihte keşfedilmesine rağmen, yukarıdaki ayetlerde
"ikisinin arasındakiler, ikisinin arasındaki şeyler" olarak
çevrilen "ma beynehuma" ifadesi ile, Kuran'da bu parçaların
varlığına yüzyıllar öncesinden dikkat çekilmiştir.


EVRENDEKİ MÜKEMMEL DENGE
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' içinde yedi
gök yaratmış olandır. Rahman'ın yaratmasında hiçbir 'çelişki
ve uygunsuzluk' göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir;
herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?
Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz umudunu
kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi,
3-4)
Evrendeki milyarlarca yıldız ve galaksi mükemmel bir uyum
içinde kendileri için tespit edilmiş yörüngelerinde hareket
ederler. Yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında,
hem de bağlı oldukları sistemlerle birlikte dönerler. Hatta
bazen içinde 200-300 milyar yıldız bulunan galaksiler birbirlerinin
içinden geçip giderler. Bu geçişte, evrendeki büyük düzeni
bozacak herhangi bir çarpışma olmaz.
Evrende hız kavramı, Dünya ölçüleriyle karşılaştırıldığında
kavranması güç boyutlardadır. Milyarlarca, trilyonlarca
ton ağırlığındaki yıldızlar, gezegenler ve sayısal değerleri
ancak matematikçilerin anlayabileceği büyüklükteki galaksiler
ve galaksi kümeleri uzay içinde olağanüstü bir süratle hareket
ederler.
Örneğin, Dünya saatte 1.670 km hızla kendi ekseni çevresinde
döner. Bugün en hızlı merminin saatte ortalama 1.800 km'lik
bir sürate sahip olduğu düşünülürse, Dünya'nın dev boyutlarına
rağmen süratinin ne denli büyük olduğu anlaşılır.
Dünya'nın Güneş etrafındaki hızı ise merminin yaklaşık
60 katıdır: Saatte 108.000 km. (Böylesine büyük bir süratle
yol alabilen bir araç yapılabilseydi, Dünya'nın çevresini
22 dakikada dolaşacaktı.) Verdiğimiz bu sayılar sadece Dünya
içindir. Güneş Sistemi ise daha da ilginçtir. Bu sistemin
sürati mantık sınırlarını zorlayacak derecede yüksektir.
Evrende sistemler büyüdükçe sürat artar. Güneş Sistemi'nin
galaksi merkezi etrafındaki dönüş sürati, saatte tam 720.000
km'dir. Yaklaşık 200 milyar yıldızı bünyesinde bulunduran
"Samanyolu Galaksisi"nin uzay içindeki hızı ise saatte 950.000
km'dir.
Kuşkusuz ki böylesine karmaşık ve hızlı bir sistem içinde
dev kazaların oluşma ihtimali son derece yüksektir. Ancak
böyle bir durum olmaz ve biz yaşamımızı güven içinde sürdürürüz.
Çünkü evrendeki herşey Allah'ın koyduğu kusursuz dengeye
göre işlemektedir. İşte bu sebeple ayette bildirildiği gibi
tüm bu sistem içinde hiçbir "çelişki ve uygunsuzluk" yoktur.

GÜNEŞ, AY VE YILDIZLARIN YAPILARINDAKİ
FARKLILIK
Sizin üstünüze sapasağlam yedi-gök
bina ettik. Parıldadıkça parıldayan bir kandil (Güneş) kıldık.
(Nebe Suresi, 12-13)

Bilindiği gibi Güneş, Güneş Sistemi'ndeki tek ışık kaynağıdır.
Teknolojik imkanların gelişmesiyle birlikte, astronomlar
Ay'ın bir ışık kaynağı olmadığını, sadece Güneş'ten gelen
ışığı yansıttığını keşfetmişlerdir. Yukarıdaki ayette geçen
"kandil" ifadesi de, Arapçada ısı ve ışık kaynağı olan Güneş'i
en mükemmel şekilde tarif eden "sirac" kelimesidir.
Allah Kuran'da Ay, Güneş ve yıldızlar gibi gök cisimlerinden
bahsederken farklı kelimeler kullanmaktadır. Bunlardan Güneş
ve Ay'ın yapıları arasındaki farklılık Kuran'da şöyle ifade
edilmiştir:
Ve Ay'ı bunlar içinde bir nur kılmış, Güneş'i
de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır. (Nuh Suresi,
16)
Yukarıdaki ayette Ay için ışık (Arapça "nur"), Güneş için
kandil (Arapça "sirac") kelimeleri kullanılmıştır. Bu kelimelerden
Ay için kullanılan, ışığı yansıtan, parlak, hareketsiz bir
kitleyi ifade eder. Güneş için kullanılan kelime ise, sürekli
yanma halinde olan, ısı ve ışık kaynağı, gökteki bir oluşum
anlamına gelmektedir.
Diğer taraftan "yıldız" kelimesi Arapçada
"beliren, ortaya çıkan, görünen" anlamlarına gelen "neceme"
kökünden türemiştir. Ayrıca yıldız aşağıdaki ayetteki gibi,
ışığıyla karanlıkları delen, parıldayan, kendi kendini tüketen
ve yanan anlamlarına işaret eden "sakib" kelimesiyle de
nitelendirilmiştir:
(Karanlığı) Delen yıldızdır. (Tarık
Suresi, 3)
Günümüzde Ay'ın kendi ışığını yaymadığı, Güneş'ten gelen
ışığı yansıttığı bilinmektedir. Güneş ve yıldızların ise
kendi ışıklarını yaydıklarını biliyoruz. Kuran'da bu gerçekler
insanların gök cisimleri ile ilgili bilgilerin çok kısıtlı
olduğu bir dönemde yani bundan 14 asır evvel bildirilmiştir.

YÖRÜNGELER VE DÖNEN EVREN
Evrendeki büyük dengenin en önemli nedenlerinden biri,
kuşkusuz gök cisimlerinin belirli yörüngeler izliyor olmasıdır.
Yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında,
hem de bağlı bulundukları sistemle birlikte dönmekte, evren
tıpkı bir fabrikanın dişlileri gibi ince bir düzen içinde
çalışmaktadır.
Evrende yaklaşık 200 milyar galaksi mevcuttur ve her galakside
ortalama 200 milyar yıldız bulunur. Bu yıldızların pek çoğunun
gezegenleri, bu gezegenlerin de uyduları vardır. Tüm bu
gök cisimleri çok ince hesaplarla saptanmış yörüngelere
sahiptir. Ve milyonlarca yıldır her biri kendi yörüngesinde
diğerleriyle kusursuz bir uyum ve düzen içinde akıp gitmektedir.
Bunların dışında pek çok kuyruklu yıldız da kendisi için
tespit edilmiş olan yörüngede yüzüp gider.

Evrendeki yörüngeler sadece bazı gök cisimlerine ait değildir.
Güneş Sistemimiz hatta diğer galaksiler, başka merkezler
etrafında büyük bir hareketlilik gösterirler. Dünya ve onunla
birlikte Güneş Sistemi her yıl, bir önceki yerinden 500
milyon km uzakta bulunur. Gök cisimlerinin yörüngelerinden
en ufak bir sapmanın bile sistemi altüst edecek kadar önemli
sonuçlar doğurabileceği hesaplanmıştır. Örneğin Dünya yörüngesinde,
normalden fazla veya eksik 3 mm'lik bir sapmanın yol açabilecekleri,
bir kaynakta şöyle tarif edilmektedir:
Dünya, Güneş çevresinde dönerken öyle bir
yörünge çizer ki, her 18 milde doğru bir çizgiden ancak
2,8 mm ayrılır. Dünya'nın çizdiği bu yörünge kıl payı şaşmaz;
çünkü yörüngeden 3 mm'lik bir sapma bile büyük felaketler
doğururdu: Sapma 2,8 yerine 2,5 mm olsaydı, yörünge çok
geniş olurdu ve hepimiz donardık; sapma 3,1 mm olsaydı,
hepimiz kavrularak ölürdük. 6
Gök cisimlerinin bir başka özelliği de, yörüngelerinin
dışında bir de kendi etraflarında dönmeleridir. Kuran'da
"Dönüşlü olan göğe andolsun." (Tarık Suresi, 11)
ayeti ise tam da bu gerçeğe işaret eder. Elbette, Kuran'ın
indirildiği dönemde insanlık, günümüzdeki gibi uzayı milyonlarca
kilometre uzaklara dek gözlemleyecek teleskoplara, gelişmiş
gözlem teknolojilerine, modern fizik ve astronomi bilgilerine
sahip değildi. Dolayısıyla uzayın, ayette bildirildiği gibi,
"özen içinde yollar ve yörüngelerle
donatılmış" (Zariyat Suresi, 7) olduğunu, o dönemde
bilimsel olarak tespit edebilmek imkansızdı. Ancak o çağda
indirilmiş olan Kuran-ı Kerim'de bu gerçek bizlere açıkça
haber verilmiştir; çünkü Kuran, Allah'ın sözüdür.
|  
Evrendeki pek çok kuyruklu
yıldız gibi soldaki resimde görülen Halley kuyruklu
yıldızı da planlı bir harekete sahiptir. Kendisine
ait belirli bir yörüngesi vardır ve diğer gök cisimleriyle
birlikte, kusursuz bir uyum ve düzen içinde bu yörüngede
hareket etmektedir. Evrendeki tüm gök cisimlerinin,
gezegenlerin, bu gezegenlerin uydularının, yıldızların,
hatta galaksilerin bile çok ince hesaplarla saptanmış
yörüngeleri vardır. İşte bu kusursuz düzeni kuran
ve devamlılığını sağlayan, tüm evreni yaratmış olan
Allah'tır.
|

5) Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur'an,
Crescent Publishing House, New York, USA, 1998, s. 53.
6) Bilim ve Teknik, Temmuz 1983. |