|
KURAN VE ASTROMOMİ
Evrenin
Varoluşu Evrenin Genişlemesi Evrenin Sonu ve Big Crunch
Sıcak Dumandan Yaratılış "Göklerle Yer"in Birbirinden Ayrılması
Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı
Evrendeki Mükemmel Denge
Güneş, Ay ve Yıldızın Yapılarındaki Farklılık
Yörüngeler ve Dönen Evren Güneş'in Gidiş İstikameti Ay Yılının Hesaplanması
Dünya'nın Yuvarlaklığı Dünya'nın Dönüş Yönü Korunmuş Tavan Gökyüzünün Bina Kılınması
Geri Döndüren Gök Güneş'in Doğuşu ve Batışındaki Farklı Noktalar
Karadelikler Işık ve Karanlıklar

EVRENİN VAROLUŞU
20. yüzyılın başlarına dek hakim olan görüş,
evrenin sonsuz boyutlara sahip olduğu, sonsuzdan beri
var olduğu ve sonsuza kadar da var olacağı şeklindeydi.
"Statik (durağan) evren modeli" adı verilen bu anlayışa
göre, evren için herhangi bir başlangıç veya son söz konusu
değildi.
Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu görüş,
evreni sabit, durağan ve değişmez bir maddeler bütünü
olarak kabul ederken, bir Yaratıcının varlığını da reddediyordu.
Oysa 20. yüzyılda gelişen bilim ve teknoloji, materyalistlere
zemin sağlayan durağan evren modeli gibi ilkel anlayışları
kökünden yıkmıştır.
21. yüzyılın başlarında olduğumuz şu dönemde, evrenin
bir başlangıcı olduğu, yok iken bir anda büyük bir patlamayla
var olduğu modern fizik tarafından pek çok deney, gözlem
ve hesapla ispatlanmış durumdadır. Ayrıca, evrenin, materyalistlerin
iddia ettikleri gibi sabit ve durağan olmadığı, tam tersine
sürekli bir hareket ve değişim içinde olduğu, genişlediği
de saptanmıştır. Bugün bu gerçekler bütün bilim dünyası
tarafından kabul edilmektedir.
Kuran-ı Kerim'de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:
O gökleri ve yeri yoktan var edendir...
(Enam Suresi, 101)
Kuran'da verilen bu bilgi, çağdaş bilimin bulgularıyla
tam bir uyum içindedir. Başta da belirttiğimiz gibi astrofiziğin
ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla
birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur.
"Büyük Patlama", orijinal adıyla "Big Bang" teorisi, tüm
evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla
yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır.
Big Bang'den önce madde diye bir şey yoktur. Maddenin,
enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik
olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında, madde, enerji
ve zaman bir anda yaratılmıştır. Modern fiziğin ortaya
koyduğu bu büyük gerçek, Kuran'da bize 1400 yıl önceden
haber verilmektedir.
| 
NASA'nın 1992'de gönderdiği Cobe uydusunun hassas
tarayıcıları Big Bang'den sonra tüm evrene yayıldığı
varsayılan radyasyonun kalıntılarını buldu. Bu
buluş evrenin yoktan var edildiği gerçeğinin bilimsel
bir açıklaması olan Big Bang teorisinin ispatı
oldu.
|

EVRENİN GENİŞLEMESİ
| 
Edwin Hubble, dev teleskobuyla.
|
Astronomi biliminin henüz gelişmemiş olduğu bir dönemde,
14 asır önce indirilen Kuran-ı Kerim'de evrenin genişlediğinden
şöyle bahsedilir:
Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina
ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi,
47)
Yukarıdaki ayette geçen "sema (gök)" kelimesi
Kuran'ın pek çok yerinde uzay ve evren anlamında kullanılır.
Nitekim burada da bu anlamda kullanılmıştır ve evrenin
genişleyici olduğu bildirilmiştir. Türkçeye "Şüphesiz
Biz genişleticiyiz (genişleteniz/genişletmekte olanız)"
olarak çevrilen Arapça "inna le musiune" ifadesindeki
"musi'une" kelimesi, "genişletmek" anlamına gelen "evsea"
fiilinden türemiştir. "Le" ön-eki de takip ettiği isim
ya da sıfata vurgu ekleyerek "çok fazla" anlamı katmaktadır.
Dolayısıyla bu ifade "Biz göğü veya evreni çok fazla genişletiyoruz"
anlamı taşımaktadır. Bilimin bugün varmış olduğu sonuç
da Kuran'da bize bildirilenle aynıdır. 1
| 
Georges Lemaitre
|
20. yüzyılın başlarına dek bilim dünyasında hakim olan
tek görüş, "evrenin durağan bir yapıya sahip olduğu ve
sonsuzdan beri süregeldiği" şeklindeydi. Ancak, günümüz
teknolojisi sayesinde gerçekleştirilen araştırma, gözlem
ve hesaplamalar evrenin bir başlangıcı olduğunu ve sürekli
olarak "genişlediğini" ortaya koydu.
Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci
Georges Lemaitre, 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli
hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak
hesapladılar.
Bu gerçek, 1929 yılında gözlemsel olarak da ispatlandı.
Amerikalı astronom Edwin Hubble kullandığı dev teleskopla
gökyüzünü incelerken, yıldızların ve galaksilerin sürekli
olarak birbirlerinden uzaklaştıklarını keşfetti. Bu buluş
astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden biri sayılmaktadır.
Hubble bu incelemeler sırasında yıldızların, uzaklıklarına
bağlı olarak kızıl renge doğru yaklaşan bir ışık yaydıklarını
saptadı.

Evren ilk patlamadan bu yana her an büyük bir
süratle genişlemektedir. Bilim adamları genişleyen
evreni şişen bir balonun yüzeyine benzetmektedirler.
|
Çünkü bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı
noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru,
gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı
da kızıl yöne doğru kayar. Hubble'ın gözlemleri sırasında
ise yıldızların ışıklarında kızıla doğru bir kayma fark
edilmişti. Kısacası yıldızlar sürekli olarak uzaklaşmaktaydılar.
Yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden
de uzaklaşıyorlardı. Herşeyin sürekli olarak birbirinden
uzaklaştığı bir evren ise, sürekli "genişleyen" bir evren
anlamına gelmekteydi. Evrenin genişlemekte olduğu, ilerleyen
yıllardaki gözlemlerle de kesinlik kazandı.
Konuyu daha iyi anlamak için, evreni şişirilen
bir balonun yüzeyi gibi düşünmek mümkündür. Balonun yüzeyindeki
noktaların balon şiştikçe birbirlerinden uzaklaşmaları
gibi, evrendeki cisimler de evren genişledikçe birbirlerinden
uzaklaşmaktadırlar. Aslında bu gerçek 20. yüzyılın en
büyük bilim adamlarından biri sayılan Albert Einstein
tarafından da teorik olarak keşfedilmişti. Fakat Einstein,
o devrin genel kabul gören "durağan evren modeli" ile
ters düşmemek için, bu buluşunu bir kenara bırakmıştı.
Einstein bu davranışını daha sonra, "kariyerinin en büyük
hatası" olarak adlandıracaktı. 2
Bu bilimsel gerçek, henüz hiçbir insan tarafından bilinmezken,
Kuran'da asırlar önce açıklanmıştır. Çünkü Kuran, tüm
evrenin yaratıcısı ve hakimi olan Allah'ın sözüdür.

EVRENİN
SONU VE BIG CRUNCH
| .jpg)
Big Crunch teorisi, Big
Bang'le başlayarak genişlemekte olan evrenin,
gittikçe hızlanarak içine çökeceğini öne süren
bir teoridir. Teoriye göre evrendeki bu çöküş,
evren tüm kütlesini kaybedip sonsuz yoğunluktaki
bir noktaya dönüşene dek sürecektir.
|
Evrenin yaratılışı, önceki konuda da belirttiğimiz
gibi Big Bang denilen büyük bir patlama ile başlamıştır
ve o zamandan beri evren genişlemektedir. Bilim adamları
evrenin kütlesi yeterli miktara ulaştığında, çekim kuvvetleri
nedeni ile bu genişlemenin duracağını ve bunun evrenin
kendi içine çökmeye, büzülmeye başlamasına sebep olacağını
bildirmektedirler. Büzülen evrenin de, sonunda "Big Crunch"
denilen çok yüksek bir ısı ve sıkışma ile sonuçlanacağını
ifade etmektedirler. Bu ise, bildiğimiz tüm yaşam şekillerinin
yok olması anlamına gelir. 3
Big Crunch olarak ifade edilen bu bilimsel varsayıma
Kuran'da şöyle işaret edilmektedir:
Bizim, göğü kitabın sahifelerini
katlar gibi katlayacağımız gün, ilk yaratmaya başladığımız
gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu, Bizim
üzerimizde bir vaiddir. Elbette, Biz yapıcılarız. (Enbiya
Suresi, 104)
Bir başka ayette ise göklerin bu durumu şöyle tarif edilmektedir:
Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla
takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun
avucu (kabzası)ndadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür.
O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir. (Zümer Suresi,
67)
Big Crunch teorisine göre başlangıçta olduğu gibi önce
yavaşça, fakat gittikçe hız kazanarak evren çökmeye başlayacaktır.
Tüm bunların devamında ise, evren sonsuz yoğunluk ve sonsuz
ısıda, sonsuz küçüklükte bir nokta haline gelecektir.
Tarif edilen bu bilimsel teori, Kuran ayetleri ile parelellik
içindedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

SICAK DUMANDAN YARATILIŞ
| 
Temsili Big Bang resmi. Allah'ın evreni yoktan
var ettiğini bir kez daha ortaya koyan Big Bang,
bilimsel delillerle ispatlanan bir teoridir. Bazı
bilim adamları Big Bang'e alternatifler üretmeye
çalışmışlarsa da, elde edilen deliller Big Bang'in
bilim dünyasında kesin bir kabul görmesiyle sonuçlanmıştır.
|
Bugün bilim adamları yıldızların dumandan -sıcak bir
gaz bulutundan- oluşumunu gözlemleyebilmektedirler. Sıcak
gaz kütlesinden oluşum, aynı zamanda evrenin yaratılışı
için de geçerlidir. Kuran'da da evrenin yaratılışı, bu
bilimsel bulguları tasdik edecek şekilde tarif edilmiştir:
Orda (yerde) onun üstünde sarsılmaz
dağlar var etti, onda bereketler yarattı ve isteyip-arayanlar
için eşit olmak üzere ordaki rızıkları dört günde takdir
etti. Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece
ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin."
İkisi de: "İsteyerek (İtaat ederek) geldik" dediler. (Fussilet
Suresi, 10-11)
Yukarıdaki ayette geçen "duman" ifadesi,
Arapçada "duhanun" kelimesidir. Ve bu kelime söz konusu
kozmik ve sıcak bir dumanı tarif etmektedir. Katı maddelere
bağlı uçan parçacıklar içeren, sıcak gaz halinde bir kütle
olan bu duman şekli, ayette geçen kelimeyle tam olarak
tarif edilmektedir. Görüldüğü gibi Kuran'da evrenin bu
aşamadaki görünümünü tarif eden en uygun kelime kullanılmıştır.
Bilim adamları ise evrenin, duman halindeki sıcak bir
gaz kütlesinden oluştuğunu 20. yüzyılda keşfetmişlerdir.
4
Evrenin yaratılışı ile ilgili böyle bir bilginin Kuran'da
bildirilmiş olması, kuşkusuz Kuran"ın bilimsel alandaki
bir mucizesidir.

1) S. Waqar Ahmed Husaini, The Quran for Astronomy and
Earth Exploration from Space, Goodword Press, 3. baskı,
New Delhi, 1999, ss. 103-108.
2) http://www.time.com/time/time100/scientist/profile/hubble.html
3) http://home2.swipnet.se/~w-20479/Day.htm
4) Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles
in the Qur'an, Crescent Publishing House, New York, USA,
1998, s. 52. |