|
Hz. Süleyman'ın Emrindeki Cinler
ve Hayvanlar
Önceki bölümlerde Hz. Süleyman'ın
ordusundaki kuşların ve karınca vadisinde karşılaştığı karınca
topluluğunun cin olabileceklerine kısaca değinmiştik. Bu
canlıların son derece şuurlu davrandıklarına dikkat çekmiştik.
Özellikle karınca vadisindeki karınca topluluğunun hiçbir
hayvanda görülmeyen bir şuur sergilediklerini, Hz. Süleyman'ın
ordularını tanıyıp, kendilerini nasıl korumaları gerektiğinin
bilincinde olduklarını ifade etmiştik.
Bu bölümde de Hz. Süleyman kıssasında ismi geçen diğer
bazı canlıların benzer özelliklerine değineceğiz.
 (Hüdhüd) Derken uzun zaman
geçmeden geldi ve dedi ki: "Senin kuşatamadığın
şeyi, ben kuşattım ve sana Saba'dan kesin bir haber
getirdim. Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan
bir kadın buldum ki, ona herşeyden verilmiştir ve
büyük bir tahtı var. Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp
da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara
yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru)
yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet
bulmuyorlar."
(Neml Suresi, 22-24) |
Ayetlerde görüldüğü gibi, Hüdhüd son
derece şuurlu hareket eden bir varlıktır. Sebe Ülkesi'ne
gitmiş, orada detaylı bir istihbarat faaliyetinde bulunmuş
ve geri geldiğinde öğrendiği herşeyi son derece tutarlı
yorumlarla Hz. Süleyman'a aktarmıştır.
(Süleyman:) "Durup bekleyeceğiz, doğruyu
mu söyledin, yoksa yalancılardan mı oldun?" dedi. "Bu mektubumla
git, onu kendilerine bırak sonra onlardan (biraz) uzaklaş,
böylelikle bir bakıver, neye başvuracaklar?" (Neml Suresi,
27-28)
Hüdhüd'ün açıklamasının ardından Hz.
Süleyman ona yeni bir görev vermiştir. Bunlar herhangi bir
kuşun yapabileceği işler değildir. Burada karşımıza, Hüdhüd'ün
sıradan bir kuş değil, bir cin olma ihtimali çıkmaktadır.
İkinci ihtimal ise, Hüdhüd'ün bir
kuş olup, cinlerin yönlendirmesiyle hareket ediyor olmasıdır.
Yeryüzünde
hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur
ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap'ta hiçbir
şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.
(Enam Suresi, 38)
|
  Kuşları denetledikten sonra
dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan
mı oldu?"
(Neml Suresi, 20) |
Ayette Hüdhüd için "kaçtı", "gitti"
gibi ifadeler kullanılmamakta "kaybolanlardan olduğu" söylenmektedir.
Burada kaybolma kelimesi ile dikkat çekilen, cinlerin, insanların
kendilerini görebilecekleri boyuttan çıkıp, kendi boyutlarına
geçmeleri ve bir anda "görünmez" hale gelmeleri olabilir.
|

Hani ona akşama yakın, bir ayağını
tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan,
yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: "Gerçekten
ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten
dolayı tercih ettim." Sonunda bu atlar (koştular
ve toz) perdesinin arkasına saklandılar. "Onları
bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını
ve boyunlarını okşamaya başladı.
(Sad Suresi, 31-33)
|
Ayetlerde söz edilen atların da Hüdhüd
gibi "toz perdesinin arkasına saklanarak" gözden kaybolmaları
dikkat çekicidir. Buradaki perde arkasında saklanma da atların
cinlerden olup, insanların göremeyeceği cin alemine bir
anda geçmelerine işaret olabilir.
 Veya bunlar gerçekten at olup, cinler
tarafından yönlendiriliyor da olabilirler. Ayette geçen
"... Onları bana geri getirin..." ifadesi, bu atların başkaları
tarafından Hz. Süleyman'a getirildiğini açıklamaktadır ki,
bunlar da cinler olabilir.
Böylece onun (Süleyman'ın) ölümüne karar
verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan
bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere
yıkılıp-düşünce, açıkca ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı
bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp-yaşamazlardı.
(Sebe Suresi, 14)
Yine yukarıdaki ayette "ağaç kurdu" olarak geçen, Arapçası
ise "dabbetü'l-arzi" olan canlının da bir cin olma ihtimali
vardır. (En doğrusunu Allah bilir)
Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihan ettik,
tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna)
döndü. (Sad Suresi, 34)
Hz. Süleyman'ın tahtı üzerine bir
deneme olarak bırakılan cesedin de bir cin cesedi olma ihtimali
vardır. Ceset taht üzerine bırakılmış, sonra da bir anda
cinler alemine geri alınmış olabilir. Ayette geçen "...
Sonra (eski durumuna) döndü." şeklindeki ifade böyle
bir olayın gerçekleştiğine işaret ediyor olabilir.
Tahtın üzerine bırakılanın bir insan
cesedi olup, cinler tarafından bir anda geri alınıyor olması
da mümkündür. Nitekim Süleyman kıssasında cinlerden bir
İfrit'in Sebe Melikesi'nin tahtını çok kısa bir sürede bir
yerden bir yere getirtebileceği de ifade edilmektedir.
|