|
HAZRETİ SÜLEYMAN
Hz. Süleyman'ın Üstün Ahlakı
Kitabın buraya kadar
olan bölümlerinde Allah'ın Hz. Süleyman'a verdiği çeşitli
ilimlerden, görkemli saltanatından ve güçlü ordusundan bahsettik.
Hz. Süleyman'ın Kuran'da bildirilen en önemli özelliklerinden
biri ise, hiç şüphesiz sahip olduğu üstün ahlakıdır. O,
hayatı boyunca insanları Allah'ın razı olacağı din ahlakını
yaşamaya davet ederken, kendisi de derin imanı ve güzel
ahlakıyla tüm insanlara örnek olmuştur.
HER İŞİNDE ALLAH'A YÖNELİRDİ
 
... O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a)
yönelip-dönen biriydi.
(Sad Suresi, 30) |
Hz. Süleyman'ın hayatı ile ilgili olan Kuran
ayetlerinde en çok dikkat çekilen konulardan biri, onun
her yaptığı işte sürekli Allah'a yönelmesi, O'na dua etmesi
ve her isteğini Allah'a açmasıdır.
Hz. Süleyman, putperestliğin yaygın olduğu bir
dönemde yaşamış, ancak hiçbir zaman, hiçbir şeyi Allah'a
ortak koşmamıştır. Sadece Allah'ın rızasını gözetmiş ve
Allah'ın dinini hakim kılmak için hiçbir insanın ya da varlığın
rızasını gözetmeden ihlasla yaşamıştır. Puta tapan Sebe
Ülkesi'ni imana davet ederken de onları Allah'a teslim olmaya
davet etmiş, Güneş'e secde etmekten vazgeçmelerini istemiştir.
 Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihan
ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra
(eski durumuna) döndü. "Rabbim, beni bağışla ve
benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü
bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan
edensin."
(Sad Suresi, 34-35) |
Hz. Süleyman herhangi bir zorlukla, sıkıntıyla
ya da bir nimetle karşılaştığında hemen Allah'a yöneliyordu.
Her konuşmasında Allah'ı zikrediyor, her kararını Allah'ın
adını anarak veriyordu. Allah Hz. Süleyman'ı çeşitli olaylarla
denemiş, o da her seferinde çok güzel bir ahlakla karşılık
vermiştir. Örneğin yukarıdaki ayette de belirtildiği gibi
Hz. Süleyman denendiğinde, aklına ilk gelen Allah'a dua
etmek, O'nun bağışlayıcılığına ve rahmetine sığınmak olmuştur.
"... Bu Rabbimin fazlındandır,
O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye
beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti).
Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük
ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye
ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır." (Neml Suresi, 40)
Hz. Süleyman sadece zorluk anlarında değil,
herhangi bir başarı ya da zafer anında da aynı ahlakı göstermiş,
daima tevazulu ve Allah'a karşı aczini bilen bir kul olmuştur.
Elde ettiği her başarının, Allah'tan bir deneme olduğunu
hemen fark etmiştir. Yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi,
başarılar karşısında son derece tevazulu bir karşılık vermiştir.
Bu ihlaslı karşılık, onun her türlü başarının da her türlü
zorluk gibi Allah'tan bir deneme olduğunu bilmesinin bir
sonucudur.
SÜREKLİ ALLAH'A ŞÜKREDEN
BİR KULDU
 ... "Ey Davud ailesi, şükrederek
çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır.
(Sebe Suresi, 13) |
Allah Hz. Davud gibi Hz. Süleyman'ı da daha
önce hiç kimseye verilmemiş nimetlerle seçkin kılmış, ona
Allah'a şükretmesine vesile olacak lütuflarda bulunmuştur.
Hz. Süleyman bu nimetlere karşı her zaman şükredici olmuş,
tevazulu ve ihlaslı davranmış, her işinde Allah'a yönelmiştir.
Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi, o, bütün nimetlerin
ve üstün özelliklerin Allah katından bir deneme olduğunu,
bu nimetlere vereceği karşılıkla hesap gününde karşılaşacağını
bilen ve ona göre davranan bir kuldur.
"... Rabbim, bana, anne
ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın
salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih
kulların arasına kat." (Neml Suresi, 19)
Hz. Süleyman'ın karıncaların aralarında geçen
konuşmayı duyduktan sonra, hemen Allah'a yöneldiği ve dua
ettiği ayette bildirilmiştir. O, kendisine verilen nimetler
karşısında her zaman bunların gerçek sahibinin Rabbimiz
olduğunu bilmiş, her tavrı ve sözüyle tek hedefinin Allah'ın
rızasını kazanmak olduğunu göstermiştir.
İman edip salih amellerde
bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir
'konaklama yeridir.'
(Kehf Suresi, 107) |
Allah onun bu samimi ve ihlaslı ahlakının karşılığını
en güzel şekilde vermiş ve onu "Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten
bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır." (Sad
Suresi, 40) ayetiyle müjdelemiştir. Bir diğer ayette
ise, onu ve babası Hz. Davud'u, "inanmış kullarından birçoğuna göre üstün
kıldığı"nı (Neml Suresi, 15) bildirmiştir.
Ayrıca Hz. Süleyman dişi karıncanın, karınca
topluluğuna karşı olan şefkatini görünce hemen annesini
ve babasını hatırlamıştır. Bu, insanın, kendisine anne ve
babası vesilesiyle gelen nimetlere (küçüklüğünden itibaren
bakımı, büyütülmesi, barınması, eğitimi gibi) karşılık da
bunların asıl sahibi olan Allah'a şükretmesi gerektiğini
gösteren önemli bir derstir.
HZ. SÜLEYMAN'IN HAYVAN SEVGİSİ
  Hani ona akşama yakın, bir
ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla
toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da
demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini
Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." Sonunda
bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına
saklandılar."
(Sad Suresi, 31-32) |
Ayetlerden anlaşıldığı gibi Hz.
Süleyman, duruşları ve koşuşlarındaki zerafet ve ustalıkları
ile seyredenlere büyük zevk veren bu hayvanları sevmek için
özel bir vakit ayırmaktadır. Ve bu sırada Allah'ı tesbih
ederek yüceltmektedir. Bu örnek bir mümin tavrıdır: İmanlı
bir kişi gördüğü güzellikler ve bu güzelliklerin ruhunda
oluşturduğu derin etki karşısında Allah'ı zikreder. Bu,
inananların Allah'a olan derin sevgilerinin sonucunda oluşan
bir etkilenmedir.
Din ahlakının getirdiği güzelliklerden uzak
olan insanların çoğu, içine kapalı, etrafındaki olaylara
ve varlıklara karşı duyarsız, umursamaz bir karakter geliştirirler.
Oysa Hz. Süleyman'ın tavırlarında da açıkça görüldüğü gibi,
Müslüman, etrafındaki güzelliklere karşı son derece duyarlı,
güzellik, estetik ve sanattan zevk alan, ince düşünceli
bir insandır. Allah'ın nimetlerinin farkındadır ve bunlardan
zevk alıp şükretmeyi bilir. Allah, "De ki: 'Allah'ın kulları için çıkardığı
ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?' De ki:
'Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü
ise yalnızca onlarındır'..." (Araf Suresi, 32) ayetiyle,
dünyadaki nimetlerin zaten Müslümanlar için yaratıldığını
haber vermektedir.
 Onları bana geri getirin" (dedi).
Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya
başladı.
(Sad Suresi, 33) |
Hz. Süleyman içinde duyduğu sevgiyi hem sözle
ifade etmekte, hem de fiilen göstermektedir. Burada Hz.
Süleyman'ın sevgisini ifade etme gücünü en açık şekilde
görüyoruz. Genelde insanlar içlerinde duydukları sevgi,
muhabbet hislerini her zaman doğru ve güzel şekilde ifade
edemezler. Hatta çoğu zaman bundan çekinirler. İnsanın bir
varlığa karşı duyduğu muhabbeti en içli şekilde gösterebilmesi
Allah'ın verdiği özel bir yetenektir. Allah ayetlerinde
bu yeteneği salih kullarından Hz. Yahya'ya da verdiğini
şöyle bildirmektedir:
(Çocuğun doğup büyümesinden sonra
ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk
iken ona hikmet verdik. Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı
ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem
Suresi, 12-13)
Kuran'da Hz. Süleyman'ın atların yanı
sıra başka hayvanlara da aynı sevgiyle yaklaştığına dair
örnekler anlatılmaktadır. Bu hayvanlardan biri karıncalardır.
Hz. Süleyman'ın ordusu ile birlikte geldiğini gören bir
dişi karınca, karınca topluluğuna yuvalarına girmelerini,
aksi takdirde Hz. Süleyman ve ordularının "farkında olmaksızın"
onlara zarar verebileceğini söylemiştir. Dişi karıncanın
konuşmasında "farkında olmadan" ifadesini kullanması, Süleyman
Peygamberin bir savaş durumunda karıncalara dahi zarar vermeyecek
kadar yüksek merhametine dikkat çekmiştir.
Hz. Süleyman'ın hayatına dair örneklerin
anlatıldığı bu ayetlerde Müslümanlar için hayvan sevgisinin
önemine de işaret edilmektedir. Çünkü iman eden bir insan
Allah'ın yarattığı canlılardaki derin hikmetleri, yaratılış
güzelliklerini daha iyi kavrayabilir. Nitekim hayvanlardaki
ibretlerin detaylı olarak anlatıldığı Nahl Suresi'nde
"... onlarda (hayvanlarda) sizin için bir güzellik vardır"
(Nahl Suresi, 6) buyurularak bu gerçeğe dikkat çekilir.
İşte Hz. Süleyman'da gördüğümüz hayvan sevgisi de, Allah'ın
bu kusursuz yaratışına duyulan hayranlığın ifadelerinden
biridir.
Kuran'da, hayvanların insanlara fayda
veren yönlerinden biri de güvenlik sağlamaları olarak haber
verilmiştir. Örneğin köpeklerin, sahiplerinin güvenliğini
sağlamak amacıyla kullanılabileceklerine dair işaretler
vardır. Kehf Suresi'nin 18. ayetinde Ashab-ı Kehf'in köpeklerinden
bahsedilmektedir. Daha pek çok ayette de hayvan sevgisi
ve hayvanlardaki yaratılış delillerinin incelenmesi teşvik
edilmiştir.
HZ. SÜLEYMAN'IN ALLAH RIZASI İÇİN
MALA SEVGİ DUYMASI
 ... "Gerçekten
ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten
dolayı tercih ettim..."
(Sad Suresi, 32)
|
Ayette görüldüğü gibi Hz. Süleyman, sahip olduğu
ihtişamlı malları düşünüp Allah'ı övgüyle yüceltmiş, mala
olan sevgisinin kaynağının Allah'ı zikretmek olduğunu vurgulamıştır.
Buradaki manayı iyi düşünmek gerekir. Kuran'ın diğer bazı
ayetlerinde, mal sevgisinin insanları saptırabileceği haber
verilir. Örneğin Adiyat Suresi'nde şöyle buyrulur: "Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür.
Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir. Muhakkak o, mal sevgisinden
dolayı çok katıdır." (Adiyat Suresi, 6-8) Mal ve
mülk sevgisi insanların çoğunun kalbini katılaştırır ve
onları dinden uzaklaştırır, çünkü ellerindeki malı kendilerinin
bir kazancı zanneder, bundan dolayı kibir ve "müstağniyet"
(yeterlilik hissi, Allah'a karşı muhtaç olduğunu unutma)
duyarlar ve daha fazla mal edinmek için hırsa kapılırlar.
Allah'a kulluk etmek için yaşayacaklarına, mal biriktirmek
için yaşarlar. Bu nedenle her Müslümanın mal ve mülk hırsından
uzak durması gerekir.
Ancak Hz. Süleyman kıssası bize
Müslümanın mal ve mülke gafil insanlardan çok daha farklı
bakacağını ve bu bilinci elde ettikten sonra mal ve mülke
sahip olmanın ona Allah'ı zikretmesi için bir vesile olacağını
göstermektedir. Kastedilen bilinç, tüm malın ve mülkün Allah'a
ait olduğunu, O'ndan geldiğini ve yine O'nun dilemesiyle
gideceğini bilmektir.
Bunu bilen Müslüman, kendisine mal ve mülk verildiğinde
bundan dolayı kibirlenmez veya şımarmaz. "Mallar elimden
gidecek" korkusuna da kapılmaz. Allah'ın vermiş olduğu tüm
imkanlara şükreder ve bu imkanları O'nun rızası için O'nun
yolunda kullanır. Allah kendisine büyük bir mülk, ihtişam
ve iktidar nasip ettiğinde de, bunların hepsini birer nimet
ve imtihan vesilesi olarak görür, Allah'a olan saygı, korku
ve sevgisi daha da artar.
İşte bu nedenledir ki, Allah'a gönülden bağlı
olan salih müminler, kendilerine mal, mülk ve iktidar emanet
edilmesi için en ehil insanlardır. Bunlardan birisi olan
Hz. Süleyman, kimseye nasip
olmayan bir iktidarı elinde tutmasına rağmen, her zaman
Allah'a karşı içli ve derin bir saygı içinde olmuş ve tüm
imkanlarıyla O'nun dinine hizmet etmiştir.
Bu ayetten mal sevgisinin, eğer Allah rızası
için olursa makbul olduğu anlaşılmaktadır. Sahip olunan
zenginlikler Allah'ın rızasını kazanacak işlerde, Allah'ın
sonsuz kudretini zikretmede kullanılırsa, bu yapılanlardan
Allah'ın hoşnut olması umulur.
"Rabbim, beni bağışla ve
benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan
et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin." (Sad Suresi,
35)
Hz. Süleyman, malı, Allah rızası için
sevmekte ve O'nun yolunda harcamak için Allah'tan kendisine
büyük bir mülk nasip etmesini istemektedir. Bu ayetle Müslümanların
da Allah yolunda harcamak için dünya hayatında benzersiz
bir zenginlik ve mülk isteyebileceklerine işaret edilmektedir.
Ayetlerden anlaşıldığı gibi, Müslümanlar
zenginliğe, gösterişli mülklere, hayranlık uyandıran sanat
eserlerine sahip olabilirler. Nitekim Müslüman devletler
tarih
boyunca son derece görkemli sanat eserleri ortaya koymuş,
zenginlikleri ve güçleri ile tüm dünyaya nam salmışlardır.
Asırlar boyunca İslam'ın bayraktarlığını yapan Osmanlı İmparatorluğu
bunun en açık örneğidir. Bu büyük imparatorluktan geride
kalan eserler hala üç kıtanın dört bir yanını süslemektedir.
İman edenlerin sahip oldukları bu
zenginliğin hikmetlerinden biri, insanların kalplerini İslam'a
ısındırmada zenginliğin büyük bir rol oynamasıdır. Onların
sahip oldukları ihtişamlı mülkler, din ahlakından uzak yaşayan
ve maddi değerlere çok fazla önem veren insanları ilk anda
psikolojik olarak etkilemiş ve dine ilgi duymalarını sağlamıştır.
Bu, ilerleyen bölümlerde göreceğimiz gibi, Hz. Süleyman'ın
da Sebe Melikesi'nin İslam'ı kabul etmesi için kullandığı
yöntemlerden biridir.
HZ. SÜLEYMAN'A VERİLEN ÖZEL BİR
İLME İŞARET
  "Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a
bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna
göre üstün kılan Allah'a hamdolsun."... Gerçekten
bu, apaçık bir üstünlüktür."
(Neml Suresi, 15-16) |
Bu ayetlerde Hz. Davud ve Hz. Süleyman'a verilen
özel bir ilim haber verilmektedir. Ayetin devamında bu ilmin
"apaçık bir üstünlük" olduğunun bildirilmesi ise, hiç kimsenin
bilmediği, üstün bir ilme vakıf olduklarına bir işaret olabilir.
Andolsun, Biz Süleyman'ı
imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra
(eski durumuna) döndü. (Sad Suresi, 34)
Hz. Süleyman'ın, tahtının üzerine
bırakılan bir cesetle denenmesi, yukarıda söz ettiğimiz
ilimle bağlantılı bir mucize olabilir. Allah Hz. Süleyman'ı
metafizik bir şekilde, tüm canlıların yaşadığı madde boyutundan
çıkarıp, ruh alemine sokmuş olabilir. Bu alemde madde ortadan
kalkmış, Hz. Süleyman, tahtın da, tahtın üzerindeki cesedin
de maddi varlıkları olmayıp, bir hayalden ibaret olduklarını
anlamış olabilir. Ruh aleminden çıkıp, yeniden madde boyutuna
geçtiğinde ise, bedenine kavuşmuş, eski haline dönmüş olabilir.
Bundan dolayı, kendilerine hiçbir
kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan
bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına
uydular. Allah,
büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
(Al-i İmran Suresi, 174) |
Hz. Süleyman bu yolculuk esnasında
bedenin dışına çıkmış ve dolayısıyla da kendi bedenini bir
ceset olarak görmüş, bunun sonucunda da dünya hayatının
değersizliğini ve insanın ne kadar aciz olduğunu fark etmiş
olabilir. Dünyanın birkaç on yıl içinde sona ereceğini,
insanın dünya hayatında değer verdiği para, zenginlik, mal,
mülk ve tüm güzelliklerin bir hayalden ibaret olduğunu kavramış
olabilir.
Dünya hayatının değersizliğini anlayan
Hz. Süleyman, mülkü Allah yolunda ve İslam'ın menfaati doğrultusunda
harcamanın önemini kavramış olabilir. Nitekim bu yolculuğun
hemen ardından Hz. Süleyman, Allah'a, kendisine büyük bir
mülk vermesi için dua etmektedir.
Müşrikler istemese de O dini
(İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini
hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.
(Tevbe Suresi, 33) |
|