|
Hz. Süleyman'a Verilen Üstün İlim ve Nimetler
 
(Süleyman dedi ki:) Rabbim, beni bağışla ve benden
sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan
et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin.
(Sad Suresi, 35) |
Yukarıdaki ayette
haber verilen Hz. Süleyman'ın duasına Allah icabet etmiş
ve onu Kendi katından çok büyük nimetlerle ve üstün ilimlerle
desteklemiş, ona hiç kimsenin ulaşamayacağı bir mülk, görkemli
bir saltanat, eşi ve benzeri bulunmayan bir hakimiyet vermiştir.
Hz. Süleyman'ın hayatından bazı bölümlerin aktarıldığı ayetlerde
bu zenginlikten, güç ve iktidardan, sahip olduğu ilimleri
kullanış şeklinden pek çok detay verilir.
HZ. SÜLEYMAN'A HÜKÜM VERME YETKİSİ VERİLMİŞTİR
Biz
bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm
ve ilim verdik…
(Enbiya Suresi, 79)
|
Peygamberlerin hayatlarını incelediğimizde verdikleri kararlarda,
çeşitli uygulamalarında, konuşmalarında Allah'ın kendilerine
lütfettiği üstün bir ilmin getirdiği akıl ve hikmet açıkça
ortaya çıkmaktadır. Hz. Süleyman da kendisine hüküm ve ilim
verilmiş bir peygamberdir. O yaşadığı süre boyunca aynı
babası Hz. Davud gibi "hak ile hükmetmiş"
(Sad Suresi, 26), kendisine gelen her türlü anlaşmazlığı
en adil şekilde çözüme kavuşturmuştur.
Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının
içine girip yayıldığı ekin-tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı.
Biz onların hükmüne şahidler idik. (Enbiya Suresi, 78)
Adalet sisteminin başarıyla yürütülmesi için herşeyden
önce adil yöneticilere, adaletle hükmeden iman sahibi insanlara
ihtiyaç vardır. Hz. Süleyman'ın dönemi de, Allah'ın
"Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği
zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme
uğratılmazlar." (Yunus Suresi, 47) ayetiyle bildirdiği
gibi, bu adalet anlayışının gerçek anlamda yaşandığı bir
dönemdir. Ayetlerden Hz. Süleyman'ın döneminde adil bir
yargılama sistemi olduğu anlaşılmaktadır. Davalara bakan
ve adaletle hüküm veren kişiler Hz. Süleyman ve Hz. Davud'dur.
Hüdhüd adlı kuşun gerekli bir zamanda ortadan kaybolması
üzerine Hz. Süleyman'ın söylediği söz, bu konuda dikkat
çekicidir:
Ve kuşları denetledikten sonra dedi ki:
"Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?
Onu gerçekten şiddetli bir azabla azablandıracağım ya da
onu boğazlayacağım veya o, bana apaçık olan bir delil getirmelidir."
(Neml Suresi, 20-21)
Hz. Süleyman'ın adil tavrının bir örneği Hüdhüd'ün kaybolmasının
ardından gösterdiği tutumdur. Hz. Süleyman, önce Hüdhüd'ün
kendisini savunmasına fırsat vermiş, onu dikkatle dinlemiş,
ani bir kararla cezalandırmamıştır. Onun açık bir delil
getirmesini beklemiştir.
| Görmedin
mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan
kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her
biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir.
Allah, onların işlediklerini bilendir.
(Nur Suresi, 41)
Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık, her birine
hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih
etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik.
(Bunları) Yapanlar biz idik.
(Enbiya Suresi, 79) |
HZ. SÜLEYMAN'A KUŞLARIN KONUŞMA DİLİ
ÖĞRETİLMİŞTİR
Allah Hz. Süleyman'a kuşların konuşma dilini öğretmiş ve
bu üstün ilim sayesinde ordusunda kuşlardan oluşan bir bölük
kurmasını sağlamıştır. Hz. Süleyman bu vesileyle kuşlarla
bağlantı kurmuş, onlara dilediği şekilde hükmedebilmiştir.
Bu durum tümüyle Allah'ın Hz. Süleyman'a olan rahmetinin
bir sonucudur. Bunun farkında olan Süleyman Peygamber, halkına
yaptığı açıklamada bu ilmi kendisine Allah'ın öğrettiğini
özellikle belirtmiştir. Bu ilmin kendisine ait bir özellik
olmadığını ve insanın sadece Allah'ın öğretmesiyle böyle
bir ilme sahip olabileceğini vurgulamıştır. Böylece Allah'a
karşı olan teslimiyetini ve muhtaçlığını açıkça ifade etmiştir:
  ... Ey insanlar, bize kuşların
konuşma-dili öğretildi ve bize herşeyden (bol bir
nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür.
(Neml Suresi, 16) |
Hz. Süleyman kıssasındaki bu bilgiden, bazı önemli sonuçlar
çıkmaktadır:
Kuşların, diğer insanların duyamadığı
özel bir dalga boyunda, kendilerine has bir konuşmaları
vardır. Hz. Süleyman'a bu özel frekanstaki konuşmayı anlayabilecek
bir ilim verilmiştir. Bu, teknolojik bir imkanla da olmuş
olabilir.
Süleyman Peygamber, kuşların bu farklı
frekanslardaki sesli iletişimini anlaması sayesinde onlara
çeşitli emirler vermiş, kuşlar da onun bu emirlerini yerine
getirmiş olabilirler. (En doğrusunu Allah bilir.)
Hz. Süleyman kuşları kimi zaman haber
taşımada, kimi zaman da istihbarat toplamada kullanmış ve
bu şekilde çok önemli sonuçlar elde etmiştir. Bu ilim, onun
diğer ülkelerle iletişimini kolaylaştırmış, çok zor ulaşılabilecek
bölgelere rahatlıkla ulaşmasına imkan vermiştir. (En doğrusunu
Allah bilir)
 |
Kuşların ses telleri yoktur. Ses üretmek
için bir kuşun ses kutusu boyunca titreşimler
gönderilir. Bu ses kutusuna ne kadar çok
kas bağlıysa, o kadar çok ses çıkarabilir.
Örneğin bülbüllerin çok fazla kası vardır
ve birçok farklı ses çıkarabilirler. 1
Özellikle ormanlar, otlaklar ve bataklıklar
gibi, bitkilerin, görüşe engel olduğu yerlerde
iletişim kuşlar için çok önemli olmaktadır.
Kuşlar, şarkı söylemek, çığlık atmak, hafifçe
vurmak ve davul sesi çıkartmak gibi yöntemlerle
iletişim kurarlar. Her türün kendine özgü
şarkısı ya da şarkıları vardır. Hatta bazı
kuşların bir düzineden fazla ıslığı ve şarkısı
vardır. Bazı kuşlar da diğer türlerin şarkılarını
ya da insanları taklit edebilirler. 2 |
|
... Ve daha sizlerin bilmediğiniz
neleri yaratmaktadır?
(Nahl Suresi, 8) |
Bu ayetle, ahir zamanda benzeri kullanılacak
olan üstün bir teknolojinin varlığına dikkat çekiliyor olabilir.
Bu kıssada geçen kuşlarla, bildiğimiz kuşlara değil, bugün
kullanılmakta olan pilotsuz uçaklara da işaret ediliyor
olması muhtemeldir.
| 
Hafız Osman, Sülüs Nesih Kıt'a,
17. yy. "Semanın Rabbine tevekkül ettik, kazanın
sebeplerine teslim olduk" yazılı.
|
| PİLOTSUZ
UÇAK TEKNOLOJİSİ
Pilotsuz uçak teknolojisinde her geçen
gün çok büyük gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemizde
İHA (İnsansız Hava Taşıtları) ismiyle anılan bu
yeni teknoloji her ülkenin savunma projelerinde
ön sıralarda yer almaktadır. Amerikan Hava Kuvvetleri
bu yönde iki önemli program yürütmektedir. UAV (Unmanned
Aerial Vehicle - İnsansız Hava Taşıtları) ve UCAV
(Uninhabited Combat Air Vehicle - İnsansız Savaş
Hava Taşıtları) isimleriyle anılan bu iki program
yakın gelecekte pilotsuz uçakların daha çok önem
kazanacağını ortaya koymaktadır. Bu yeni teknolojiyi
"yeni bir çağ" olarak tanımlayan Amerikan Hava Kuvvetleri
yetkilileri, söz konusu teknolojinin pilotlu uçaklara
göre çok büyük avantajları olduğunu söylemektedirler.
Hem yerden kumanda edilen, hem de daha önceden programlanılarak
kullanılabilen bu araçların bazı avantajları şunlar:
• İnsan hayatı riske atılmıyor. Herhangi
bir kayıp verilmeden istihbarat elde etmek ve savaşmak
mümkün oluyor.
• Pilotsuz uçaklar daha küçük boyutlarda
olduğu için yapım maliyeti daha az oluyor.
• Boyutları
ve sahip oldukları teknoloji nedeniyle düşman radarları
tarafından tespit edilebilme ihtimalleri daha az
oluyor. Örneğin NASA'da yürütülen X-36 programı,
5-6 metre uzunluğunda ve yaklaşık 600 kilogram ağırlığında
uçaklar üretmeyi hedefliyor. Bu uçaklar kumanda
merkezinde simülatörle çalışan bir pilotla yönetiliyor.
Saldırılara karşı izlenecek yöntem de araçtaki kameralardan
ulaşan görüntülere göre yerdeki pilot tarafından
yönlendiriliyor.
• Boyutları ve pilotsuz olmaları nedeniyle
yüksek manevra kabiliyetine sahipler.
• Sahip oldukları renkli ve enfraruj
kameralar sayesinde en ulaşılamayacak bölgelerde
dahi istihbarata yönelik kayıt yapabiliyorlar. Bu
kayıt uydu aracılığıyla anında kumanda merkezine
ulaşabiliyor.
• Yapılan araştırmalara
göre pilotlu bir uçakta uçuş saatlerinin yüzde 80'i
pilotun eğitimi için geçip, yüzde 20'si görev amaçlı
olurken, insansız uçaklar yüzde yüz görev amaçlı
kullanılıyor. Bu hem zaman hem de maddi açıdan büyük
bir avantaj sağlıyor.
Bu avantajlar uçaksız pilotların
tercih edilmesinin ilk anda akla gelen bazı nedenleridir.
Yukarıda isimlerini saydığımız projelerin hepsi
günümüzde tam olarak hayata geçirilmemiştir. Ancak
yakın gelecekte uçak teknolojisinde önemli bir yere
sahip olacaklarına kesin gözüyle bakılmaktadır.3 |
| |
Ultrasonik ve transonik olarak adlandırılan
sesler insan işitmesinin normal sınırlarının
üzerinde olan ses dalgalarıdır. Birçok kuş,
böcek veya kemirgen, yarasa, köpek, kedi,
rakun gibi memeli bu yüksek frekansları
duyar ve bunlarla iletişim kurar. Ama insanlar
bu sesleri duyamaz ve bu yüzden söz konusu
canlılar arasındaki iletişimi de algılayamazlar.
Ancak ayetlerde gördüğümüz gibi Allah, Hz.
Süleyman'a bu sesleri algılayabilecek bir
ilim ve teknoloji vermiş olabilir. 5 |
|
Bunların dışında, Hz. Süleyman diğer
ülkeler ve düşmanları hakkında istihbarat elde etmek için
kuşlara verici yerleştirmiş, bu şekilde hem görüntü hem
de ses kaydı elde etmiş, elde ettiği kayıtları ülkesinin
yönetiminde çeşitli şekillerde kullanmış olabilir.
Hz. Süleyman'ın cinler ve şeytanlar
üzerinde büyük bir hakimiyeti olduğu bilinmektedir. Allah
Sebe Suresi'nin 12. ayetinde
"... Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım
cinler vardı..." şeklinde bildirmektedir. Enbiya
Suresi'nin 82. ayetinde ise "... Onun için denizde dalgıçlık yapan ve
bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de
(emrine verdik)..." diye buyurulmaktadır. Bu yönüyle
düşünüldüğünde kuşlardan kasıt, kuş görünümündeki cinlerden
meydana gelen bir ordu olabilir.
Ayrıca bir başka ihtimal de, ayette
söz edilen kuşların, cinler vasıtasıyla yönlendiriliyor
olmasıdır. Ve Süleyman Peygamber de cinler vasıtasıyla kuşlara
istediği tüm işleri yaptırmış olabilir.
Kuran, Allah'ın kıyamete kadar tüm
insanlar için geçerli kıldığı kitabıdır. Dolayısıyla Hz.
Süleyman kıssasında anlatılan olayların benzerleri ahir
zamanda da yaşanacak olabilir. Bu ayetler, Allah'ın cinleri
ve şeytanları ahir zamanda da insanların hizmetine vereceğine
işaret olabilir. Yine bu kıssada işari manada dikkat çekilen
yüksek teknolojiden, ahir zamandaki insanların çok yoğun
olarak istifade edeceğine dikkat çekiliyor olabilir. (En
doğrusunu Allah bilir.)
 |
KUŞLARIN KENDİ
ARALARINDAKİ İLETİŞİM DİLİ
Kuşların
kendi aralarında özel bir iletişim dili
vardır ve bunun için seslerini çok ustaca
kullanırlar. Kuşlar, belirli ses frekanslarını
-UV-A dalga boyu- kullanarak iletişim kurarlar.
Bizim duymadığımız ses dalgalarında anlaştıkları
için biz bunları kavrayamayız. Kuşlar, yavrularını,
anne babalarını, eşlerini bu seslerle tanır,
sürülerinin toparlanmasını sağlar, tehlikelerden
birbirlerini haberdar ederler. İletişim
frekanslarını değiştirebilir, çok hızlı
bilgi taşıyabilirler.4 |
|
 |
İSTİHBARAT
CİHAZLARININ KULLANIMI
Günümüzde mikro kameralar sayesinde
istihbarat amaçlı görüntüleme son derece
kolaylaşmıştır. Eskiden sadece istihbarat
örgütlerince kullanılan ve teknolojileri
kamuoyundan saklanan mikro kameraları bugün
her isteyenin satın alması mümkündür.
Kravat, kol saati, masa lambası veya
saati, kalem, gözlük, mont, elektrik prizi,
kitap, çakmak, kalemtıraş, şapka, taşınabilir
radyo, oyuncak, çağrı aleti, telefon, duman
detektörleri, bitki 6 gibi yerlere yerleştirilebilen
mikro kameralar sayesinde, hiç fark ettirilmeden
görüntü alınabilmektedir. Her geçen gün
daha da küçülen bu kameraların boyutları
iki milimetre ile birkaç santimetre arasında
değişmektedir.7 Aynı mikro kameraları
yukarıda saydığımız cihazlara olduğu gibi
çeşitli hayvanların üzerine yerleştirmek
de mümkün olabilmektedir.
Bu mikro kameraların
pek çok özellikleri vardır. Örneğin bu mikro
kayıt aletleriyle elde edilen görüntüler
normal bir kayıt aleti ile kaydedilenle
aynı kalitededir. Pille çalışan bu kameralarla
siyah-beyaz ya da renkli çekim yapmak mümkündür.
Bazı kameralar kesintisiz çekim yaparken,
bazıları bulunulan ortamda en ufak bir hareket
olduğunda otomatik olarak devreye girmekte,
hareket durduğunda yine otomatik olarak
kapanmaktadır. Pille çalışan bu mikro kameralarla
saatlerce çekim yapılabilmektedir. İnfrared
kameralar ise yaklaşık 150 metrelik bir
alanı, zifiri karanlıkta kaydedebilmektedir.8
İstihbarat amaçlı
gizli dinleme cihazlarına İngilizce "bug"
(böcek) denilmektedir. Bu böcekler, bir
alana yerleştirildiğinde iletişimi engelleyen
veya istihbaratı bu alandan bir başkasına
ileten ya da götüren cihazlardır. Bu cihazları
dinleyen kişi hedefinden birkaç yüz metre
uzakta olabilir, ancak istediği sesleri
kusursuz bir şekilde dinleyebilir. Bu dinleme
cihazlarının üretimi, satışı ve uygulaması
ABD'de milyarlarca dolarlık bir endüstri
oluşturmaktadır.9 Büyük suçların
araştırılmasında, telefonların ve suç mahallinin
dinlenmesinde bu cihazlar giderek daha fazla
kullanılmaktadır.
"Böcek" isimli dinleme cihazlarının
pek çok türü vardır. Ultrasonik olanları
sesi insan işitmesinin üzerindeki bir ses
sinyaline dönüştürür. Ultrasonik sinyal
daha sonra tekrar normal ses dalgasına dönüştürülür. |
|
HZ. SÜLEYMAN'IN DİŞİ KARINCAYI ANLAMASI
  Nihayet karınca vadisine geldiklerinde,
bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu,
kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları,
farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin." (Neml
Suresi, 18) |
Üstteki ayetten şu gibi yorumlar yapılabilir:
Dişi karınca, vadiye gelenlerin Hz.
Süleyman'ın ordusu olduğunu anlamaktadır. Burada son derece
şuurlu bir tanıma vardır. Bu vadide bulunan karıncaların
kendi aralarında konuşmaları, çevrelerinde olup biten olayların
tam olarak şuurunda olmaları, farklı bir topluluk olabileceklerine
işaret olabilir. Bu şuurlu davranış, söz konusu canlıların
cin olma ihtimalini akla getirmektedir. (En doğrusunu Allah
bilir)
|
Göklerde ve yerde
olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah'a secde
ederler ve onlar büyüklük taslamazlar. Üstlerinden
(her an bir azab göndermeye kadir olan) Rablerinden
korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.
(Nahl Suresi, 49-50) |
Ayrıca burada herhangi bir karıncadan
bahsedilmemektedir. "Karınca vadisi" denen özel bir yere
ve özel karıncalara dikkat çekilmektedir. Bu da söz konusu
canlıların cin olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip
güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin
nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı
ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat."
(Neml Suresi, 19)
Hz. Süleyman'ın, karıncaların kendi
aralarındaki konuşmalarını duymasında da ahir zamanda bilgisayar
teknolojisinde yaşanacak olan gelişmelere yönelik bazı dikkat
çekici işaretler bulunuyor olabilir.
Günümüzde "Silikon Vadisi" terimi
teknoloji dünyasının merkezini ifade etmektedir. Hz. Süleyman
Kıssası'nda da bir "karınca vadisi"nden bahsedilmesi son
derece manidardır. Allah bu ayetle ahir zamanda yaşanacak
olan ileri bir teknolojiye dikkat çekiyor olabilir.
 |
1950 yıllarında Amerikalı akademisyenlerin
bilgi ve tecrübelerini biraraya getirip,
dünya pazarına girmek istemeleri sonucunda
oluşturulan ve 4000 kilometrekarelik bir
zemine yayılan Silikon Vadisi, California'daki
Stanford Üniversitesi öncülüğünde kurulmuştur.
Dünyanın dört bir yanındaki bilişim, enformasyon
ve yüksek teknoloji üzerinde çalışan 8000
şirket bu bölgede toplanmıştır. Konularında
en uzman 300.000'e yakın iyi yetişmiş bilim
adamı, mühendis ve araştırmacı bu vadide
yüksek teknoloji ürünlerinin geliştirilmesi
için görev almakta, teknoloji alanında yaşanan
gelişmelerin büyük bölümü bu bölgede gerçekleşmektedir. 10 |
|
Ayrıca günümüzde karıncalar ve bazı
böcek türleri yüksek teknoloji alanında yoğun olarak kullanılmaktadır.
Bu canlılar örnek alınarak geliştirilen robot projeleri,
savunma sanayinden teknoloji alanına kadar pek çok alanda
hizmet vermeyi amaçlamaktadır. Ayette bu gelişmelere de
işaret olabilir.
| MİNİ
TEKNOLOJİDEKİ SON GELİŞME: ROBOT KARINCA ORDUSU
Karıncalar örnek alınarak geliştirilen
projelerin en ünlüsü, farklı ülkelerde birbirinden
bağımsız olarak yürütülen "Robot Karınca Ordusu
Projeleri"dir. Örneğin Virginia Polytechnic Institute
ve Virginia State Üniversitesi tarafından yapılan
bir araştırma küçük, ucuz ve basit robotların geliştirilmesini
hedeflemektedir. Amaç, hepsi fiziksel olarak birbirinin
aynısı olan bu robotlardan bir robot ordusu oluşturmaktır.
Proje yetkilileri bu robotların kullanışlı olmalarının
nedenini şu şekilde açıklamaktadırlar: "Grup şeklinde
hareket etmeleri, koordinasyon içinde, bir takım
gibi fiziksel işleri yerine getirmeleri ve ortaklaşa
karar almaları". Bu robot ordularının tüm mekanik
ve elektrik tasarımları bir karınca topluluğunun
davranışları göz önüne alınarak tasarlanmıştır.
Böcek olan eşlerine benzerlikleri nedeniyle kendilerine
"karınca ordusu" robotları denmektedir.
"Karınca Ordusu" robot sistemi, ilk
başlangıçta bir "materyal taşıma sistemi" olarak
tasarlanmıştır. Bu senaryoya göre birçok küçük robot
ortaklaşa cisimleri kaldırıp nakletmek için görevlendirilecekti.
Daha sonra farklı görevlerde de kullanılmalarına
karar verildi.
Konuyla ilgili bir yayında, bu robotların
ne amaçla kullanılacağı şu şekilde tarif edilmektedir:
"Nükleer ve tehlikeli madde temizliği,
madencilik (malzeme çıkartma ve kurtarma), mayın
temizleme, istihbarat ve nöbet, gezegen yüzeylerinin
araştırılması ve kazı."11
Karınca robot teknoloji konusunda uzman
olan Israel A. Wagner tarafından İsrail parlamentosuna
sunulmuş olan bir raporda ise, karınca robot projeleri
şu şekilde tarif edilmektedir:
"Karınca-robotlar ortak bir hedefi
gerçekleştirmek için tasarlanmış fiziksel varlıklardır.
Bunların çok sınırlı enerji kaynağı kullandıkları
ve çalışma alanlarında birçok izler bırakarak iletişim
kurdukları görülüyor. İşlerin bu robotlar arasındaki
dağılımı, ya merkezi kontrol sağlayan ve diğer ajanlara
talimat gönderen bir birey tarafından gerçekleştirilebilir
ya da bireylerin önceden itaat etmeleri koşuluyla
verilen bir görevin tamamlanması da sağlanabilir.
| Bizim
uğrumuzda cehd edenlere (çaba gösterenlere),
şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçekten
Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
(Ankebut Suresi, 69)
Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar
ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan
sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar)
başka...
(Şuara Suresi, 137) |
Üçüncü bir yol ise,
iş sırasında bu iş birliğinin doğal olarak önceden
karar vermeksizin ortaya çıkması. Bunların kullanım
amacı araştırma, harita çıkartma, bir evin zeminini
temizleme, bilinmeyen bir gezegeni keşfetme ya da
bir mayın alanını temizleme olabilir."12
Bu örneklerde de görüldüğü gibi günümüzde,
karıncaların sosyal yaşamları pek çok projenin temelini
oluşturmakta ve karıncalar örnek alınarak gerçekleştirilen
robot teknolojileri insanlara faydalar sağlamaktadır.
İşte bu nedenle Hz. Süleyman kıssasında karıncalara
ve bunların bulunduğu vadiye dikkat çekilmesi son
derece önemlidir. Allah bu ayetle Hz. Süleyman dönemindeki
teknolojik gelişmelere dikkat çekiyor olabilir.
Örneğin ayetlerde geçen karıncalar ifadesiyle, robotlardan
oluşan bir orduya işaret ediliyor olabilir. Hz.
Süleyman, emrinde çalışan cinlerin ve şeytanların
yardımı ile çok yüksek teknolojiye sahip robotlardan
oluşan bir ordu kurup, bunları çeşitli görevlerde
istihdam etmiş olabilir.
Ayetlerde ayrıca ahir zamanda robot
teknolojisinde yaşanacak olan gelişmelere, robotların
insan yaşamında önemli bir rol alacaklarına, pek
çok ağır işi insanların yerine yapıp onların hayatlarını
daha konforlu hale getireceklerine de işaret ediliyor
olabilir. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir. |
RÜZGARIN HZ. SÜLEYMAN'IN EMRİNE VERİLMESİ

Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara
(boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler
kıldığımız yere akıp giderdi. Biz herşeyi bilenleriz.
(Enbiya Suresi, 81) |
Allah, rüzgarı, Hz. Süleyman'ın emrine
vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına
imkan sağlamıştır. Bu ifadeyle Hz. Süleyman döneminde ve
aynı şekilde ahir zamanda rüzgar enerjisinin, teknolojide
kullanılacağına işaret ediliyor olabilir.
Hz. Süleyman'ın emrine "fırtına biçimindeki
rüzgarın" verildiğinin belirtilmesiyle, ahir zamanda gelişecek
yüksek uçak teknolojisine de dikkat çekiliyor olabilir.
|
Günümüzde rüzgar
türbinleri pek çok ülkenin elektrik gereksinimini
karşılamada çok yoğun olarak kullanılmaktadır. Rüzgar
türbinleri 21. yüzyılın en önemli enerji kaynağı
durumuna gelmiş ve yakıtla çalışan jeneratörlere
ucuz ve verimli bir alternatif oluşturmuştur. |
Ki O, elçilerini hidayetle ve
hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak
için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter.
(Fetih Suresi, 28) |
|
Uçakların kanatları,
basınç farkı oluşturup taşıma meydana getirecek
şekilde tasarlanmıştır. Uçuş, kanatların etrafında
hareket eden havanın oluşturduğu taşıma sayesinde
gerçekleşir. Uçağın ağırlığına eşit bir taşıma kuvveti
yakalandığında, tekerlekler yerden kesilir ve uçak
havalanır. Bu taşıma kuvveti şu şekilde ortaya çıkar:
Hava normal koşullarda
dalgalar halinde, yumuşak bir akıma sahiptir. Fakat
kanadın hareketiyle birlikte havanın akışı da değişir.
Hava bölünür ve kanadın çevresinden geçer. Kanadın
üst kısmı kambur şeklinde bir profile sahiptir.
Birtakım fiziksel kanunlar nedeniyle kanadın üstünden
geçen hava hızlanır ve kanadın üstündeki hava, kanadın
altındaki havadan daha az basınç uygular. Diğer
bir deyişle alttaki hava kanadı daha fazla yukarı
kaldırırken üstündeki hava daha az aşağı iter. Bu
basınç farklılıkları uçağın alttan yukarı doğru
itilmesine ve yukarıya doğru çekilmesine yol açar.
Bu durumda uçak yer çekimini yener ve havada kalmasını
sağlayan taşıma kuvveti de oluşmuş olur. Ve uçak
havalanır.
Uçak havaya karşı
hareket halindeyken oluşan kuvvete aerodinamik kuvvet
denir. Uçağın ağırlğı, yani yer çekimi kuvveti,
bir kütle kuvvetidir. Aerodinamik kuvvet ise uçağın
etrafındaki hava ile temas halinde bulunduğu yüzeylerde
oluşur. Bu kuvvetin yüzeye dik olan bileşenine "basınç",
yüzeye teğet olan bileşenine ise "sürtünme kuvveti"
denir. Toplam aerodinamik kuvvetin, uçağın hareket
yönüne dik ve yukarı doğru olan bileşenine "taşıma",
uçağın hareketi yönüne paralel ve geriye doğru olan
bileşenine "sürüklenme", bu ikisine dik ve yana
doğru olan bileşenine ise "yan kuvvet" denir. Uçağın,
düşey düzlemdeki yatay uçuşunda taşıma kuvveti,
yer çekimi kuvvetine zıt yönde etki etmektedir.
Bu iki kuvvet eşit oldugunda, uçak havada sabit
şekilde uçabilir. |

Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü
bir ay (mesafe)
olan rüzgara (boyun eğdirdik)…
(Sebe Suresi, 12) |
Ayette yer alan "… sabah gidişi bir
ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)…"
ifadesi ile Hz. Süleyman'ın çeşitli bölgeler arasında hızlı
bir şekilde hareket ettiğine dikkat çekiliyor olabilir.
Hz. Süleyman, kendi döneminde, günümüzdeki
uçak teknolojisine benzer bir teknolojiyi kullanıp, rüzgarla
hareket eden vasıtalar meydana getirmiş ve bunlar aracılığıyla
birbirine uzak mesafeleri kısa sürede almış olabilir. Şüphesiz
en doğrusunu Allah bilir.
ELEKTRİK KULLANIMINA İŞARETLER

... Erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık...
(Sebe Suresi, 12) |
Allah'ın Hz. Süleyman'ın emrine verdiği büyük nimetlerden
biri "erimiş bakır madeni"dir. Bu ayeti, farklı şekillerde
yorumlamak mümkündür.
Hz. Süleyman emrindeki şeytan ve cinleri
kullanarak erimiş bakırdan hem dekorasyon, hem de kullanım
amaçlı geniş çanaklar, kazanlar ve heykeller yaptırmış olabilir.
Nitekim bu çanak, kazan ve heykellerden ayetlerde söz edilmektedir.
(Sebe Suresi, 13)
Erimiş bakırın kullanılması ile, Hz.
Süleyman döneminde elektrik kullanılan yüksek bir teknolojinin
varlığına da işaret ediliyor olabilir. Bilindiği gibi bakır,
elektriği ve ısıyı en iyi ileten metallerden biridir ve
bu yönüyle elektrik sanayiinin temelini oluşturmaktadır.
Dünyada üretilen bakırın önemli bir bölümü elektrik sanayiinde
kullanılmaktadır.
| 
Ve onların içinden, sabrettikleri
zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler
kıldık; onlar Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle
inanıyorlardı.
(Secde Suresi, 24)
|
Hz. Süleyman döneminde yüksek miktarda
üretilen elektrik, inşaat ve ulaşım gibi pek çok alanda
kulanılmış olabilir. Ayette geçen "sel gibi akıttık" ifadesi
de bu kullanımın çok geniş alanlara yayıldığına işaret ediyor
olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)
Ayette geçen "aynel kıtri" ifadesi
bazı müfessirler tarafından petrol olarak yorumlanmaktadır.
Günümüzde petrol, yüksek teknolojinin en temel hammaddesidir.
Hz. Süleyman da petrolü, kendi döneminin teknolojisinin
işleyişinde çok yoğun olarak kullanmış olabilir. (Şüphesiz
en doğrusunu Allah bilir.)
| 
Sebe Suresi'nin 12. ayetinde geçen
"aynel kıtri" ifadesi erimiş bakır olarak düşünülürse,
bununla günümüzdeki elektrik sanayiine işaret ediliyor
olması muhtemeldir. Isıyı ve elektriği en iyi ileten
metallerden biri olan bakır, yüksek teknolojinin
en temel maddelerinden biridir.
|
CİN VE ŞEYTANLARIN HZ. SÜLEYMAN'IN
EMRİNE VERİLMESİ

... Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir
kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim emrimizden
çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından
taddırırdık.
(Sebe Suresi, 12) |
Allah'ın Hz. Süleyman'a verdiği bir diğer nimet de birtakım
şeytan ve cinleri ona hizmetçi kılmasıdır. Hz. Süleyman,
emrine verilen cin ve şeytanları ordusunda, sanatsal çalışmalarında
ve inşa faaliyetlerinde türlü görevler vererek kullanmıştır.
Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik.
Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi. Şeytanları
da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. (Sad Suresi, 36-37)
Hz. Süleyman'ın emrine şeytanların verilmesi, ona Allah'tan
çok büyük bir lütuftur. Çünkü şeytan yeryüzünün pek çok
ilmine ve dünya üzerinde gerçekleşen olayların gizli veya
açık bilgilerine sahip bir varlıktır. Böyle bir ilme sahip
olan bir varlığı emrinde bulundurmak, Hz. Süleyman'a hem
diğer ülkelerle olan ilişkilerinde, hem de kendi ülkesini
yönlendirmesinde çok büyük kolaylıklar sağlamış olabilir.
 
Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka
iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine
verdik). Biz onların koruyucuları idik.
(Enbiya Suresi, 82) |
Hz. Süleyman bu dalgıç şeytanları
çok farklı görevlerde istihdam etmiş olabilir. Şeytanlar
istihbarat ya da askeri amaçlı görevler almış olabilecekleri
gibi, bilimsel görevler de yapmış olabilirler. Örneğin Hz.
Süleyman onları deniz altındaki zenginliklerin işlenerek,
insanların hizmetine sokulması için gerekli araştırmaların
yapılması gibi görevlerde kullanmış olabilir.
Bu ayetten sadece toprak üstünün değil,
deniz altının da işlenmesinin önemi anlaşılmaktadır. Ancak
deniz altındaki petrol, altın gibi kıymetli madenlerin çıkarılıp
işlenmesi, insanlara faydalı ve kullanılır hale getirilmesi
için çok yüksek bir teknoloji gerekmektedir. Geçmişte şeytanlar
Hz. Süleyman'a bu teknik desteği ve insan gücünü sağlamış
olabilirler.
Ahir zamanda ise Allah'ın insanların
hizmetine verdiği modern teknolojik aletler, araçlar ve
denizaltılar sayesinde, deniz altı zenginliklerinin ortaya
çıkarılması daha da kolaylaşmaktadır. Ayette bu yönde bir
işaret olması muhtemeldir.
| Andolsun,
Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış
kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun."
dediler.
(Neml Suresi, 15)
Günümüzde deniz altındaki
yataklar, petrol araştırmalarının önemli bir bölümünü
oluşturur. Platformlar aracılığı ile açılan kuyular
için yüzlerce metre derine inilir. |
Ayette ayrıca deniz altında bulunan
inci, mercan gibi süs eşyalarının ve diğer nimetlerin değerlendirilmesine
de dikkat çekiliyor olabilir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah
bilir.)
Önceki sayfadaki ayetin sonunda Allah
"... Biz onların koruyucuları idik." şeklinde belirtmektedir.
Bu ayetle, Hz. Süleyman'ın emrinde denizin derinliklerinde
görev yapan dalgıç şeytanların, göklerin ve yerin Rabbi
olan Allah'ın kontrolünde olduğu bir kez daha hatırlatılmaktadır.
Allah, şeytanların, hiçbir şekilde Hz. Süleyman'a isyan
etmelerine imkan tanımayacak bir gücü de Kendinden bir rahmet
olarak peygamberine armağan etmiştir.
| Şüphesiz
senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan)
daha hayırlıdır. Elbette Rabbin sana verecek, böylece
sen hoşnut kalacaksın. Bir yetim iken, seni bulup
da barındırmadı mı? Ve seni yol bilmez iken, doğru
yola yöneltip iletmedi mi? Bir yoksul iken seni
bulup zengin etmedi mi?
(Duha Suresi, 6-8)
"Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze
et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları
çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara
akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun
fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir."
(Nahl Suresi, 14) |
  Ona dilediği şekilde kaleler,
heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden
sökülmeyen kazanlar yaparlardı... (Sebe Suresi,
13) |
Yukarıdaki ayetten sanat eserlerini Hz. Süleyman'ın talimat
ve yönlendirmeleriyle, cin ve şeytanların yaptıkları anlaşılmaktadır.
Hz. Süleyman'ın, bizzat kendi tarifleriyle çok ihtişamlı
sanat eserleri yaptırması, onun çok güçlü bir estetik ve
sanat anlayışına sahip olduğuna dikkat çekmektedir.
| 
Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.
(Duha Suresi, 11)
|
TÜM NİMETLER ALLAH'IN BİRER LÜTFUDUR
Hz. Süleyman Allah'ın kendisine lütfettiği tüm gücü ve
mülkü, Allah'ın dinini en güzel şekilde temsil ve tebliğ
etmek, Rabbimizin eşsiz ve görkemli saltanatının herkes
tarafından fark edilmesine vesile olmak ve bu yolla din
ahlakını yaymak için kullanmıştır. Onun bu akıl, ilim ve
sanat gücü karşısında insanlar Allah'a iman etmeleri için
yapılan davete daha kolay teslim olmuşlardır. Hz. Süleyman
Allah'a olan bağlılığının karşılığını en güzel şekilde almış
ve tüm dünyaca tanınan çok büyük bir hakimiyet elde etmiştir.
Binlerce yıldan beri Hz. Süleyman'ın güç ve iktidarı, pek
çok insanın gözünü kamaştırmış, çeşitli romanlara, tablolara,
filmlere konu olmuştur.
| Ve sizin
için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni)
giyim-sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler
misiniz?
(Enbiya Suresi, 80)
|
Bu bölüm boyunca
Hz. Süleyman'a verilen üstün ilimlerden ve çeşitli nimetlerden
bahsettik. Ancak bu konuda özellikle vurgulanması gereken
bir husus bulunmaktadır. Ayetlerde tüm bu nimetleri verenin,
ilimleri kavratanın ve tüm olayları yapanın gerçekte alemlerin
Rabbi olan Allah olduğu belirtilmektedir. Hz. Süleyman'ın
her yaptığı Allah'ın dilemesi ve takdiriyle gerçekleşmektedir.
Örneğin Allah ayetinde, "Süleyman'a
(hükmü) kavrattık" şeklinde buyurmaktadır. (Enbiya Suresi,
79) Bu ayetten hiçbir insanın Allah dilemedikçe hiçbir
hikmeti fark edemeyeceği, hüküm veremeyeceği anlaşılmaktadır.
Bir insanın kendi kudretiyle bir olayı kavraması, yargıya
varıp bir hüküm vermesi kesinlikle mümkün değildir. Çünkü
hükmü veren Allah'tır. O hüküm ve hikmet sahibi olandır.
Kararı veren kişi ise ancak bir vesiledir. Allah dilediği
için o kararı verebilmektedir.
| "Geniş
zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok ve
hepiniz salih ameller yapın...
... Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızı görenim"
(diye vahyettik).
(Sebe Suresi, 11)
Allah Hz. Süleyman'ın ordusunu
cinlerle ve kuşlarla desteklemiş, ona yeryüzünde
çok güçlü bir iktidar vermişti. Onun ordusuna hiçbir
ülke karşı koyamıyor, bu güçlü ordu ile karşılaşanlara
sadece boyun eğmek kalıyordu. Allah, Enbiya Suresi'nin
80. ayetinde bildirdiği gibi, Hz. Süleyman'a zorlu
savaşlar esnasında askerlerini olumsuz etkilerden
koruması için madeni giyim sanatını öğretmişti.
Bu ilimle yapılan zırhlar, miğferler ve çeşitli
araçlar onun güçlü ordusunu daha da yenilmez hale
getirmişti. |
Aynı ayetin devamında dağların ve kuşların Hz. Süleyman'ın
babası olan Hz. Davud ile birlikte boyun eğdikleri belirtildikten
sonra "Bunları yapanlar Biz idik" şeklinde bildirilmektedir.
Hz. Davud'a giyim sanatını öğreten, rüzgara boyun eğdiren,
erimiş bakırı Hz. Süleyman'ın emrine akıtan Allah'tır. Allah
Enbiya Suresi'nin 81. ayetinde "Biz herşeyi bilenleriz"
şeklinde buyurmaktadır. Hiçbir insanın Allah dilemedikçe
bir ilme sahip olması mümkün değildir. Kişi yıllardır okuduğu
ya da öğrendiği bilgiler neticesinde kendisini bilgili bir
insan olarak görebilir. Ancak ilmi verenin Allah olduğunu
asla unutmamak gerekir. Çünkü bir insanın herhangi bir ilme
sahip olması, Allah'ın o kişiye kaderinde bir ilim vermesinin
bir sonucudur. Meleklerin "Sen yücesin,
bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten
sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara
Suresi, 32) şeklindeki sözleri, bu gerçeği açık şekilde
ifade etmektedir.
|