|
HAZRETİ SÜLEYMAN
Kuran'da Cinler
 Kitabın
önceki bölümlerinde Hz. Süleyman'ın emrine cinlerin verilmesinin
onun için Allah'tan çok büyük bir destek olduğunu anlattık.
Bu noktada Kuran'da cinler hakkında verilen bilgiler üzerinde
durmak gerekir.
Kuran'da cinlerin ateşten yaratıldıkları bildirilir. İlgili
ayetler şu şekildedir:
Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir
ateşten' yarattı. (Rahman Suresi, 15)
Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden
kavurucu' ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 27)
Kuran ayetleri incelendiğinde cinlerin de aynı insan toplulukları
gibi bir hayatları olduğu anlaşılmaktadır. Ayetlerde cinlerin
de gelmiş ve geçmiş ümmetleri olduğundan bahsedilmektedir.
Onların da soyları, ataları bulunmaktadır. (Araf Suresi,
38; Kehf Suresi, 50) Cinler insanlardan daha farklı bir
boyutta yaşamakta, ancak insanları görüp izleyebilmekte,
konuşmalarını dinleyebilmektedirler.
Cinlerden İfrit Hz. Süleyman'a o daha makamından kalkmadan,
Sebe Melikesi'nin tahtını getirebileceğini söylemiş ve
"... ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir
güce sahibim." (Neml Suresi, 39) diye belirtmiştir.
Bu ifadeyle, onun bir yerden diğer bir yere çok büyük bir
hızla hareket ettiğine, bir maddeyi başka bir yere iletebildiğine
işaret ediliyor olabilir.
Allah cinlerin yaratılış amacını "Ben
cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye
yarattım." (Zariyat Suresi, 56) ayetiyle bildirmiştir.
Onlar da elçiler ve elçilere indirilen kitaplar vasıtasıyla
uyarılıp korkutulmakta, dünya hayatında nasıl davranışlarda
bulunacaklarıyla denenmekte, ibadet ve itaat etmekte, bunun
sonucunda da Allah'tan bir karşılık bulmaktadırlar. Allah
Enam Suresi'nde şu şekilde bildirir:
Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size
ayetlerimi aktarıp-okuyan ve size bu karşı karşıya geldiğiniz
gününüzle sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar:
"Nefislerimize karşı şehadet ederiz" derler. Dünya hayatı,
onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi
nefislerine karşı şehadet ettiler. (Enam Suresi, 130)
Ayette de bildirildiği gibi cinlerle insanların imtihanları
birbirine çok benzemektedir. Onların bazıları da dünya hayatının
geçici süslerine aldanmakta, uyarıldıkları halde hidayet
yolundan uzaklaşmaktadırlar. Yine ayetlerden cinlerin peygamberlerin
tebliğlerini dinledikleri, Kuran okunurken ona kulak verdikleri
ve öğrendikleriyle kendi kavimlerini uyardıkları anlaşılmaktadır.
Ahkaf Suresi'nde cinlerin Hz. Muhammed'in tebliğini dinledikleri
şöyle haber verilir:
Hani cinlerden birkaçını, Kur'an dinlemek
üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri
zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi
kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: "Ey
kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden
öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik; hakka ve doğru
olan yola yöneltip-iletmektedir." (Ahkaf Suresi, 29-30)
Allah birçok ayetinde cinlere ve insanlara birlikte hitap
etmekte, çeşitli öğütlerde bulunmakta ve onları cehennem
azabıyla korkutmaktadır. Araf Suresi'nin 38. ayetinde Allah
"Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle
birlikte ateşe girin..." şeklinde buyurmaktadır. Hz. Muhammed'e
bir hidayet rehberi olarak indirilen Kuran'ı yalanlayan
cin ve insan topluluklarının durumu ise İsra Suresi'nde
şu şekilde bildirilmektedir:
De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları,)
bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların
bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini
getiremezler." (İsra Suresi, 88)
Allah'ın cinlere ve insanlara birlikte hitap ettiği ayetlerden
bazıları şu şekildedir:
İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan
kendilerinden evvel gelip-geçmiş ümmetler içinde (azab)
sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana
uğrayanlardır. (Ahkaf Suresi, 18)
Andolsun, cehennem için cinlerden ve
insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri
vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla
görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar
gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.
(Araf Suresi, 179)

İMAN EDEN CİNLER VE İNKARCI CİNLER
Ayetlerde cinlerden bir kısmının Allah'a iman edip, hidayet
yoluna uyduklarından bahsedilirken, bir kısmının da isyankar
ve inkarcı olduklarından bahsedilir. Müslüman cinler Kuran
okunurken dinlemektedirler:
De ki: "Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden
bir grup dinleyip de şöyle demişler: "Doğrusu biz (büyük)
hayranlık uyandıran bir Kur'an dinledik. O (Kur'an,) 'gerçeğe
ve doğruya' yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik.
Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Elbette
Rabbimizin şanı yücedir. O ne bir eş edinmiştir, ne de bir
çocuk. (Cin Suresi, 1-3)
Cinlerin bir bölümü Allah'ı tesbih edip yücelten, O'na
hiçbir kimseyi ortak koşmayan Müslüman kimselerdir. Kuran'a
karşı büyük bir hayranlık duymakta, Allah'ın emir ve tavsiyelerine
uymaktadırlar. Onlar kendi aralarında iman etmeyen cinler
olduğunu bilmektedirler ve bu durumu şu şekilde ifade etmektedirler:
"Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz Allah'a
karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylemişler. Oysa biz, insanların
ve cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini
sanmıştık." (Cin Suresi, 4-5)
| "(Benim
görevim,) Yalnızca Allah'tan olanı ve O'nun gönderdiklerini
tebliğ etmektir. Kim Allah'a ve O'nun elçisine isyan
ederse, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onun
için cehennem ateşi vardır."
(Cin Suresi, 23)

Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından
bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak
için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi
bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte
olduklarıyla başbaşa bırak.
(Enam Suresi, 112) |
Cinler kendi aralarında birçok farklı gruplardan oluşmuşlardır.
Bazılar samimi Müslüman, bazıları müşrik, bazıları Allah'a
karşı yalan söyleyenlerdir. Cin Suresi'nin devamında iman
eden cinler, cinlerin genel durumu hakkında şu bilgileri
vermektedirler:
Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır
ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü
türlü yolların fırkaları olmuşuz. Biz, şüphesiz Allah'ı
yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı kaçmak suretiyle
de O'nu hiçbir şekilde aciz bırakamayacağımızı anladık.
Elbette biz, o yol gösterici (Kur'an'ı) işitince ona iman
ettik... (Cin Suresi, 11-13)
Cinler de aynı insanlar gibi Allah'ın kitabıyla sorumlu
kılınan varlıklardır. Onlar da tüm yapıp ettiklerinden Allah'a
hesap verecek ve yaptıklarıyla hiçbir haksızlığa uğramadan
karşılık bulacaklardır. İman eden cinler Allah'tan güzel
bir karşılıkla müjdelenmişlerdir:
... Artık kim Rabbine iman ederse o ne (ecrinin)
eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından.
Ve elbette, bizden Müslüman olanlar da var zulmedenler de.
İşte (Allah'a) teslim olanlar artık onlar 'gerçeği ve doğruyu'
araştırıp-bulanlardır." (Cin Suresi, 13-14)
Allah'ın varlığını inkar edip isyan eden ve zulmedenlerin
sonu ise şu şekildedir:
"Zulmedenler ise, onlar da cehennem
için odun olmuşlardır. (Cin Suresi, 15)
... "Andolsun cehennemi cinlerden ve
insanlardan (kafirlerin) tümüyle dolduracağım." (Hud Suresi,
119)
Ahşap Levha; Hasan Efendi,
Hicri 1325 (M. 1907) istifli sülüs hatla "Allah
herşeyi işitir ve bilir" yazılı. |
CİNLERLE İNSANLARIN GÖRÜŞMESİ
Ayetlerden Allah'ın dilemesiyle cinlerle insanların görüşebilecekleri,
hatta cinlerin insanların emrine girebilecekleri anlaşılmaktadır.
Allah Hz. Süleyman'ın emrine cinleri vermiş, Hz. Süleyman
onları türlü işlerinde kullanmıştır.
Burada vurgulanması gereken önemli bir konu da insanların
cinlerle ne şekilde görüşebileceğidir. Her ne kadar tam
olarak açıklığa kavuşmuş olmasa da, günümüzde "cin çağırma"
insanlar arasında yaygın bir uygulamadır. Çoğu insan hayatında
bir ya da birkaç kez cin çağırmıştır. Özellikle gençler
arasında bu, çok uygulanan bir yöntemdir. Bazı kişiler buna
"kalp çağırma", bazıları da "ruh çağırma" gibi isimler verse
de, aslında bu tarz ortamlarda gelenler hep cinlerdir. (Bazı
durumlarda da ortamda bir cin olmamasına rağmen insanlar
kendi kendilerini buna inandırırlar.)
Ancak bu cinler çoğunlukla iman etmemiş, dinsiz cinlerdir.
Dinsiz cinlerin bunu yaparken amaçları ise muhtemelen insanları
oyalamak ve onların boş vakit geçirmelerine sebep olmaktır.
İnsanlar da bu cinlere aldanarak kendilerinin bir kazanç
sağlayabileceğini, gayba dair haberler alabileceklerini
zannetmektedirler. Oysa cinlerin -Allah'ın dilemesi dışında-
insanlara gaybtan haber vermeleri mümkün değildir. Nitekim "... Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça
ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine
aşağılanıcı bir azab içinde kalıp-yaşamazlardı." (Sebe Suresi,
14) ayetinde haber verildiği gibi, Hz. Süleyman'ın
ölümünden sonradan haberdar olmaları bunun bir delilidir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, Neml Suresi'nin
65. ayetinde bildirildiği gibi; "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka
kimse bilmez..."
CİNLERİ ALLAH'A ORTAK KOŞANLAR
Bazı insanlar cinlerin kendilerine ait bir güçleri olduğuna
inanmaktadırlar. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Çünkü
cinleri yaratan Allah'tır ve onların kendilerine ait hiçbir
güçleri yoktur. Allah dilemedikçe onların herhangi bir kişiye
zarar vermeleri ya da fayda sağlamaları mümkün değildir.
Ancak buna rağmen insanların bir bölümü cinlerden medet
umar, onları veli kabul ederler:
Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları
O yaratmıştır. Bir de hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na
oğullar ve kızlar yakıştırıp-uydurdular. O, ise nitelendiregeldikleri
şeylerden yücedir, uzaktır. (Enam Suresi, 100)
Ömer Vasfi Efendi'nin celi
sülüs levhası, Sad Suresi 50. ayet. "Adn cennetleri;
kapılar onlara açılmıştır" yazılı. |
Bir Kuran ayetinde Allah, insanların cinlerle temas kurmak
suretiyle saptıklarını şöyle haber verir:
"Bir de şu gerçek var: İnsanlardan bazı adamlar
cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki onların azgınlıklarını
arttırırlardı." (Cin Suresi, 6)
Melekler de bir ayette bazı insanların cinlere ibadet ettiklerini
bildirirler:
(Melekler) Derler ki: "Sen yücesin, bizim
velimiz Sensin onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu
ve çoğu onlara iman etmişlerdi." (Sebe Suresi, 41)
İnsanların cinleri Allah'a şirk koşmalarının ve onlardan
medet ummalarının en önemli sebeplerinden biri, onların
gaybı bildiklerini düşünmeleridir. Oysa bu çok büyük bir
yanılgıdır. Çünkü Allah ayetinde cinlerin gayba dair bir
bilgiye sahip olmadıklarını bildirmektedir. (Sebe Suresi,
14) Ayetlerde cinlerin insanlar için bir yol gösterici olmadıkları,
hatta insanları doğru yoldan saptırmak için onlara süslü
sözler fısıldadıkları bildirilir. Ancak unutulmamalıdır
ki, cinlerin Allah dilemedikçe insanlar üzerinde bir etkisi
olması mümkün değildir. Onları Allah yaratmıştır ve onlar
da kainattaki tüm canlılar gibi Allah'ın emriyle hareket
etmektedirler:
Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından
bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için
yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı.
Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa
bırak. (Enam Suresi, 112)

Yesarizade (Mustafa İzzet) (1770-1849) H.1258. Celi
Talik hatla mavi zemin üzerine yapılmış zerendut
levha. Kenar bordürü altın rokoko tezhipli "Barek
Allah-ü Taala" (Allah bereket etsin yazılı) |
Hem insanları yoldan saptıran cinler, hem de cinleri Allah'a
şirk koşanlar; bu yaptıklarına karşılık olarak Allah onları
sonsuz cehennem azabıyla cezalandıracaktır. Dünya hayatlarında
cinlerin yaldızlı sözlerine kananlar ahirette çok büyük
bir yanılgıya düştüklerini anlayacaklardır. Çünkü o gün
tüm şirk koştukları kimseler kendilerinden uzaklaşacak,
Allah'ın karşısında yapayalnız, tek başlarına olduklarını
kavrayacaklardır. Cehennem azabıyla karşılık bulacaklarını
anladıklarında ise şu şekilde yalvaracaklardır:
İnkâr edenler dediler ki: "Rabbimiz cinlerden
ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster ayaklarımızın
altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar." (Fussilet
Suresi, 29)
Bir diğer ayette ateşin onlar için süresiz bir konaklama
yeri olduğu şu şekilde bildirilmektedir:
Onların tümünü toplayacağı gün: "Ey cin topluluğu
insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz"
(diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: "Rabbimiz,
kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tespit ettiğin
süreye ulaştık." (Allah) Diyecek ki: "Allah'ın dilediği
dışta olmak üzere ateş sizin içinde süresiz kalacağınız
konaklama yerinizdir." Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibi
olandır, bilendir. (Enam Suresi, 128)
İSYAN EDEN CİNLERİN ALACAKLARI KARŞILIK
Rahman Suresi'nde cin ve insan topluluklarının Allah'ın
ilhamıyla hareket eden aciz varlıklar oldukları hatırlatılmaktadır.
Allah'ın ayetlerini inkar edip, isyan ettikleri takdirde
hiçbir şekilde bir başarı elde edemeyecekleri, çünkü yerlerin
ve göklerin tek hakiminin alemlerin Rabbi olan Allah olduğu
bildirilmektedir:
Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin
ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz,
hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız.
(Rahman Suresi, 33)
(Allah) diyecek: "Cinlerden
ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte
ateşe girin..."
(Araf Suresi, 38) |
Böyle bir girişimde bulunanların alacakları karşılık ise
"İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi
erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız.'"
(Rahman Suresi, 35) ayetiyle bildirilir. Nitekim
Müslüman cinler bu gerçeği bilmektedirler ve "Biz, şüphesiz Allah'ı yeryüzünde asla aciz
bırakamayacağımızı kaçmak suretiyle de O'nu hiçbir şekilde
aciz bırakamayacağımızı anladık." (Cin Suresi, 12)
ayetinde de belirtildiği gibi acizliklerinin farkındadırlar.
Aynı ayetlerin devamında isyan eden cin ve ins topluluklarının
sonunun cehennem olduğu şöyle bildirilir:
Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak
kıpkırmızı bir gül olduğu zaman; Şu halde Rabbinizin hangi
nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İşte o gün, ne insana,
ne cinne günahından sorulmaz. Şu halde Rabbinizin hangi
nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar,
simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
İşte bu, suçlu-günahkarların kendisini yalanladıkları cehennemdir.
(Rahman Suresi, 37-43)
Bu bölüm boyunca cinlerin çeşitli özelliklerini anlattık.
İnsanlarla aynı sorumluluklara sahip olduklarını ama yaratılış
olarak farklı özellikleri olduğunu Kuran'dan ayetlerle açıkladık.
Kuşkusuz insanlardan farklı bu varlıklara hakim olmak, ancak
çok derin ve güçlü bir imanın karşılığında Allah'ın verdiği
bir nimettir. Hz. Süleyman, Allah'ın bu nimetiyle ödüllendirdiği,
azim sahibi bir peygamberdir. Allah Hz. Süleyman'a rahmet
etmiş ve onu dünyada çok az kuluna nasip ettiği büyük bir
hakimiyet ile ödüllendirmiştir.
Sizin dönüşünüz Allah'adır.
O, herşeye güç yetirendir. (Hud Suresi, 4)
|