|
Eski Ahit'te Hz. Süleyman
Kitap boyunca Hz. Süleyman'ın
birçok özelliğinin yanı sıra üstün sanat anlayışının ve
zenginliğinin de üzerinde durduk. Onun her göreni hayran
bırakan sarayından, emrinde çalışan cin ve şeytanları kullanarak
yaptığı sanatsal çalışmalardan bahsettik. Aralarında bina
ustalarının ve dalgıçların bulunduğunu, emrindeki şeytanların,
Kuran'da bildirildiği üzere "kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde
çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar" yaptıklarını anlattık.
Daha önce de belirttiğimiz gibi Allah Hz. Süleyman'ı -aynı
babası Hz. Davud gibi- İsrailoğulları'na peygamber olarak
göndermiştir. Hz. Süleyman onları Allah'ın ayetleriyle uyarmış,
güzel ahlaklı olmaya davet etmiştir. Bu nedenle, İsrailoğulları'nın
kitabı olan Eski Ahit'te de Hz. Süleyman hakkında pek çok
bilgi yer almaktadır.
Öncelikle Eski Ahit'in yapısını açıklamak gerekir. Eski
Ahit, Hz. Musa'ya verilen Tevrat'ı, Hz. Davud'a verilen
Zebur'u (Mezmurlar) ve çeşitli Yahudi peygamberleri tarafından
yazıldığı kabul edilen veya onların hayatını anlattığı kabul
edilen yazıları içeren bir kitaplar bütünüdür. Yahudiler
tüm Eski Ahit'e inanırlar. Hıristiyanlar ise hem Eski Ahit'e
hem de ona ilave olarak "Yeni Ahit" adını verdikleri ve
Hz. İsa hakkındaki "İncil" adlı dört kitabın ve diğer bazı
mektupların bulunduğu ikinci bir kitaplar bütününe inanırlar.
Ancak Kuran'a göre, Tevrat, Zebur ve İncil, Allah'ın vahyinden
sonra insanlar tarafından tahrif edilmişdir. Bu tahrifat
nedeniyle mevcut Eski Ahit ve Yeni Ahit'e birer İlahi kelam
olarak değil, içinde hak kısımlar bulunma ihtimali olan,
ancak bunun yanında çeşitli efsane ve hurafeler de içeren
kaynaklar olarak bakmak gerekir.
Dolayısıyla Eski Ahit'ten, daha ziyade tarihsel bir kaynak
olarak yararlanmak doğru olur. Bu tarihsel kaynağın doğruluğunu
ise Kuran'a mutabık olup olmamasına göre anlayabiliriz.
Hz. Süleyman'ın hayatının aktarıldığı Eski Ahit kitaplarındaki
açıklamalarda ise pek çok tarihi bilgi bulmak mümkündür.
Bunlar arasında özellikle de Hz. Süleyman'ın dünya üzerindeki
güçlü hakimiyetinin, üstün hikmet sahibi bir kul olduğunun,
Allah'a olan güçlü imanının anlatıldığı açıklamalar Kuran'la
son derece mutabıktır. Eski Ahit'te Hz. Süleyman'ın krallığının
Nil ve Fırat Nehirleri arasında kalan toprakları içerdiği
yazılıdır ki, o dönemde dünyanın ekonomik ve kültürel merkezi
olan Mezopotamya'da bu kadar geniş bir alana hakim olmak,
dahası Sebe örneğinde olduğu gibi civar ülkeleri yönlendirecek
bir güç göstermek, elbette çok büyük bir siyasi iktidarın
işaretleridir.
Bunun yanısıra Eski Ahit'te Hz. Süleyman'ın zenginliği
ile ilgili verilen bilgiler de son derece dikkat çekicidir.
Onun sarayının yapılışı, yardım aldığı kişiler, sarayını
yaparken kullandığı malzemeler hakkındaki detaylar ve sarayın
büyüklüğü ile ilgili bilgiler şu şekildedir:
HZ. SÜLEYMAN ALLAH'IN DİLEMESİYLE BÜYÜK
BİR EV YAPMIŞTIR
Allahım Rabbin ismine bir ev yapacağım... Ve yapmak üzre
olduğum ev büyüktür... (2. Tarihler, Bab 2/2-5)
Ve işte, bana bol kereste hazırlasınlar diye kullarım senin
kullarınla beraber olacaklar; çünkü yapacağım ev büyük ve
şaşılacak bir şey olacaktır. (2. Tarihler, Bab 2/9)
Ve tunçtan bir mezbah yaptı; uzunluğu yirmi arşın (4 arşın
1.78 metreye denk gelmektedir), ve genişliği yirmi arşın,
ve yüksekliği on arşın. (2. Tarihler, Bab 4/1)
Ve kıral Süleyman'ın Rab için yaptığı evin uzunluğu altmış
arşın, ve genişliği yirmi, ve yüksekliği otuz arşındı. Ve
evin mabedi önünde olan eyvanın (teras) uzunluğu evin genişliğine
göre yirmi arşındı; ve onun genişliği evin önünde on arşındı.
Ve ev için kafesle kapalı pencereler yaptı. Ve evin duvarı
etrafına bitişik, hem mabedin, ve hem de iç odanın etrafındaki
evin duvarlarına bitişik katlar yaptı; ve etrafında yan
odalar yaptı. Alt kat beş arşın genişliğinde, ve orta kat
altı arşın genişliğinde, ve üçüncüsü yedi arşın genişliğinde
idi; çünkü kirişler evin duvarını tutmasın diye evin duvarı
etrafında dış tarafta omuzlar bıraktı. (1. Krallar, Bab
6/2-6)
Yanda Kudüs'ü sembolize eden
mabedlerden biri olan ve Kubbetu's-Sahra olarak
da adlandırılan Hz. Ömer Camii görülmektedir. |
EVİN YAPIMINDA HÜNERLİ
İŞÇİLERLE ÇALIŞMIŞTIR
Ve şimdi, babam Davud'un hazırlamış olduğu, Yahudada ve
Yeruşalimde yanımda bulunan hünerli adamlarla beraber olmak
üzre bana bir adam gönder, altın, ve gümüş, ve tunç, ve
demir, ve erguvanî, ve kırmızı, ve lâcivert işlerinde hünerli
olsun, ve her türlü oyma işlerini oyabilsin. Ve bana Libnandan
erz ağacı, ve servi, ve sandal ağacı gönder; çünkü bilirim
ki, senin kulların Libnandan kereste kesmeği bilirler. (2.
Tarihler, Bab 2/7-8)
OYMA İŞLERİNDE ÇEŞİTLİ
AĞAÇLARI KULLANMIŞLARDIR
Ve ev yapılmakta iken, taş ocağında hazırlanmış taştan
yapıldı; ve yapılırken evin içinde ne çekiç, ne balta, ne
de demir bir âlet sesi işitilmedi. Orta yan odaların kapısı
evin sağ tarafında idi; ve dolambaçlı merdivenle orta kata,
ve orta kattan üçüncüye çıkarlardı. Evi böyle yaptı, ve
onu bitirdi; ve evi erz ağaçlarından kirişler ve kalın tahtalarla
örttü. Ve bütün eve bitişik katları her birinin yüksekliği
beş arşın olarak yaptı, ve onları erz ağacı kerestesile
eve bağladı. (1. Krallar, Bab 6/7-10)
Ve iç odada her biri on arşın yüksekliğinde zeytin ağacından
iki kerubi (Kerubiler Yahudi inancına göre Sfenkse benzeyen,
aslan vücutlu, insan başlı, kanatlı meleklerdir) yaptı.
Ve kerubinin bir kanadı beş arşındı, ve kerubinin obir kanadı
beş arşındı; bir kanadının ucundan obirinin ucuna kadar
on arşındı. Ve obir kerubi on arşındı; her iki kerubi bir
ölçüde ve bir biçimde idi. Bir kerubinin yüksekliği on arşındı,
obir kerubininki de böyle idi. Ve kerubileri iç evin içine
koydu; ve kerubilerin kanatları gerilmişti, şöyle ki, birinin
kanadı bir duvara, ve obir kerubinin kanadı obir duvara
değiyordu; ve kanatları evin ortasında birbirlerine değiyorlardı.
Ve kerubileri altınla kapladı. (1. Krallar, Bab 6/23-28)
Ve içerde ve dışarda çepçevre evin bütün duvarlarına kabartma
şekiller, kerubiler, ve hurma ağaçları, ve açılmış çiçekler
oydu. Ve içerde ve dışarda evin döşemesini altınla kapladı.
Ve iç odanın girilecek yerine zeytin ağacından kapı kanatları
yaptı; üst eşikle kapı süveleri duvarın beşte biri idi.
Böylece zeytin ağacından iki kapı kanadı yaptı; ve üzerlerine
kabartma kerubiler, ve hurma ağaçları, ve açılmış çiçekler
oydu, ve onları altınla kapladı; ve altını kerubilerle hurma
ağaçları üzerine döşedi. Mabedin girilecek yerine de zeytin
ağacından duvarın dörtte biri olmak üzre kapı süveleri (çerçeve)
, ve servi ağacından iki kapı kanadı yaptı; ve bir kanat
iki parçadan olup katlanırdı, ve obir kanat iki parçadan
olup katlanırdı. Ve üzerlerine kerubiler, ve hurma ağaçları,
ve açılmış çiçekler oydu; ve oyma işine uydurulmuş altınla
onları kapladı. Ve iç avluyu üç sıra yonulmuş taşla, ve
bir sıra erz ağacı kiriş ile yaptı. (1. Krallar, Bab 6/29-36)
Ve Süleyman on üç yıldır kendi evini yapıyordu, ve bütün
evini bitirdi. Ve Libnan ormanı evini yaptı; uzunluğu yüz
arşın, ve genişliği elli arşın, ve yüksekliği otuz arşın
olarak, direkler üzerinde erz ağacı kirişler olmak üzre
erz ağacından dört sıra direkler üzerinde idi. Ve direklerin
üstünde olan kırk beş kirişin üzeri erz ağacı ile örtülü
idi; bir sırada on beş. Ve kirişler üç sıra idi, ve pencere
pencereye karşı idi, üç kat. Ve bütün kapılar ve süveler
kirişlerle dört köşeli yapılmıştı; ve pencere pencereye
karşı idi, üç kat. Ve direkler eyvanını yaptı; uzunluğu
elli arşın, ve genişliği otuz arşındı; ve önlerinde bir
eyvan; ve önlerinde direkler ve eşik vardı. Ve taht eyvanını,
orada hüküm vereceği hüküm eyvanını yaptı; ve döşemeden
tavana kadar erz ağacı ile kaplı idi. Ve kendi oturacağı
ev, eyvanın iç tarafındaki avlu da, aynı yapıda idi... (1.
Krallar, Bab 7/1-8)

Sarayın yapımında çalışan insanları tasvir eden
tablo |
YANINDA ON BİNLERCE İNSAN ÇALIŞMIŞTIR
... Ve Süleyman, babası Davudun İsrail diyarında olan bütün
garipleri saydığı sayıdan sonra onları saydı; ve yüz elli
üç bin altı yüz kişi bulundular. Ve onlardan yük taşıyan
yetmiş bin, ve dağlarda taş kesen seksen bin, ve kavmi işletmek
için iş başı olarak üç bin altı yüz kişi koydu. (2. Tarihler,
Bab 2/17-18)
Ve kıral Süleyman bütün İsrail'den angaryacılar topladı;
ve angaryacılar otuz bin adamdı. Ayda on bin adam olmak
üzre bunları sıra ile Libnana gönderdi; bir ay Libnanda,
ve iki ay evde kalırlardı; ve angaryacıların başında Adoniram
vardı. Ve Süleymanın yük taşıyan yetmiş bin, ve dağlarda
taş kesen seksen bin adamı, bunlardan başka Süleymanın işte
çalışan kavmin üzerine hükmeden, işin başında bulunan üç
bin üç yüz baş kâhyaları vardı. Ve kıral emretti, ve onlar
evin temelini yonulmuş taşla atmak için büyük taşlar, değerli
taşlar kestiler. (1. Krallar, Bab 5/13-17)
HZ. SÜLEYMAN'IN YAPTIĞI EVİN TEMELİ
... Ve Allah evinin yapılması için Süleymanın attığı temeller
şunlardır. Uzunluğu arşınla, eski ölçüye göre, altmış arşın,
ve genişliği yirmi arşın. Ve evin önünde olan eyvanın uzunluğu,
evin genişliğine göre, yirmi arşın ve yüksekliği yüz yirmi...
(2. Tarihler, Bab 3/2-4)
EVİN HEM DIŞI HEM DE İÇİ HALİS ALTINLA,
TUNÇLA VE DEĞERLİ TAŞLARLA KAPLANMIŞTIR
... Ve onu içerden halis altınla kapladı. Ve büyük eve
servi ağaçlarından tavan yapıp onu saf altınla kapladı;
ve onun üstüne kabartma hurma ağaçları ve zincirler işledi.
Ve güzel olsun diye, evi değerli taşlarla süsledi; ve altın
Parvaim altını idi. Ve evi, kirişlerini, eşiklerini, ve
duvarlarını, ve kapılarını altınla kapladı; ve duvarlara
kerubiler oydu.
Ve kudsülakdas evini yaptı; onun uzunluğu evin genişliğine
göre yirmi arşındı, ve genişliği yirmi arşın; ve onu altı
yüz talant kadar saf altınla kapladı. Ve çivilerin ağırlığı
elli sekel altındı. Ve yukarı odaları altınla kapladı. (2.
Tarihler, Bab 3/4-9)
Ve Süleyman evi içerden halis altınla kapladı; ve iç odanın
önüne altın zincirler çekti; ve onu altınla kapladı. Ve
bütün evi altınla, bütün evi tamamen kapladı; iç odanın
bütün mezbahını da altınla kapladı. (1. Krallar, Bab 6/21-22)
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini
yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı
kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden
sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
(Hac Suresi, 41) |
Ve bütün kuvvetimle Allahımın evi için, altın şeyler için
altın, ve gümüş şeyler için gümüş, ve tunç şeyler için tunç,
demir şeyler için demir, ve ağaç şeyler için ağaç; akik
taşları, ve kakılacak taşlar, ziynet taşları, ve çeşit çeşit
renkli taşlar, ve her türlü değerli taşlar, ve pek çok mermer
taşları hazırladım. Ve bundan başka, mukaddes ev için hazırlamış
olduğum herşeyden fazla olarak, mademki altın ve gümüş hazinem
vardır, Allahımın evine olan sevgim uğruna onu, Ofir altınından
üç bin talant altını, ve evlerin duvarlarını kaplamak için
yedi bin talant saf gümüşü; altın şeyler için altını, ve
gümüş şeyler için gümüşü, sanatkarlar elile de yapılacak
bütün işler için veriyorum... (1. Tarihler, Bab 29/2-5)
Ve Süleyman Allahın evindeki bütün kapları, ve altın mezbahı,
ve üzerinde huzur ekmeği bulunan sofraları; ve usule göre
iç odanın önünde yanmak üzre halis altından kandiller ile
beraber şamdanları; ve altından (bu da tam altından) çiçekleri,
ve kandilleri, ve maşaları; ve halis altından makasları,
ve leğenleri, ve kaşıkları, ve tablaları yaptı. Ve evin
girilecek yerine gelince, onun, kudsülakdasa açılan iç kapı
kanatları, ve evin, mabedin kapı kanatları altın idi. (2.
Tarihler, Bab 4/19-22)
... Ve babası Davudun tahsis ettiği şeyleri, gümüşü ve
altını, ve bütün takımları Süleyman içeri getirdi, ve onları
Allah evinin hazinelerine koydu. (2. Tarihler, Bab 5/1)
O gün, öyle yüzler de vardır
ki, nimette (engin bir mutluluk içinde)dirler. Harcadığı-çabadan
dolayı hoşnuttur. Yüksek bir cennettedir.
(Gaşiye Suresi, 8-10) |
Bunların hepsi, içerden ve dışardan, temelden dama kadar,
testere ile kesilmiş, yonulmuş, ölçüye göre taştan, değerli
taştandı; dışardan büyük avluya kadar da böyle idi. Ve temel
değerli taşlardan, büyük taşlardan, on arşınlık ve sekiz
arşınlık taşlardandı. Ve üstünde ölçüye göre değerli taşlar,
yonulmuş taş ve erz ağacı vardı. RAB evinin iç avlusunda,
ve evin eyvanında olduğu gibi büyük avlunun da çevresinde
üç sıra yonulmuş taş ve bir sıra erz ağacı kirişleri vardı.
(1. Krallar, Bab 7/9-12)
Ve tunçtan on ayaklık yaptı; bir ayaklığın uzunluğu dört
arşın, ve genişliği dört arşın, ve yüksekliği üç arşındı.
Ve ayaklıkların işi şu biçimdi: yan levhaları vardı; ve
pervazlar arasında yan levhaları vardı; ve pervazlar arasında
olan yan levhalarında aslanlar, öküzler, ve kerubiler vardı;
ve yukarı pervazlar da böyle idi; ve aslanların ve öküzlerin
altında sarkık çelenkler işlenmişti. Ve her ayaklığın dört
tunç tekerleği, ve tunç dingilleri vardı; ve onun dört ayağının
omuzları vardı; her birinin yanında çelenkler olarak omuzlar
kazanın altında dökülmüştü. Ve onun ağzı başlığın içinde
ve yukarıda bir arşındı; ve ayaklık işine göre ağzı değirmi
(yuvarlak), bir buçuk arşındı; ve ağzında da oymalar vardı,
ve onların yan levhaları yuvarlak değil dört köşeli idi.
Ve dört tekerlek yan levhaları altında idi; ve tekerleklerin
dingilleri ayaklıkta idi; ve bir tekerleğin yüksekliği bir
buçuk arşındı. Ve tekerleklerin işi araba tekerleği işi
gibi idi; dingilleri ve ispitleri, ve parmakları ve başlıklarının
hepsi dökme idi. Ve her ayaklığın dört köşesinde dört omuz
vardı, ayaklığın omuzları kendisindendi. Ve ayaklığın başında
yarım arşın yüksekliğinde yuvarlak bir şekil vardı; ve ayaklığın
başındaki kollar ve yan levhaları kendisindendi. Ve her
birinin genişliğine göre kollarının düz yerlerine, ve yan
levhalarına, kerubiler, aslanlar, ve hurma ağaçları, ve
çepçevre çelenkler oydu. Böylece on ayaklığı yaptı; hepsinin
dökümü bir, ölçüsü bir, ve biçimi birdi. (1. Krallar, 7.
Bab/27-37)
HEYKELTIRAŞLAR EVİ SÜSLEDİLER
Ve kudsülakdas evinde heykeltıraş işi iki kerubi yaptı;
ve onları altınla kapladılar. Ve kerubilerin kanatları yirmi
arşın uzunluğunda idi; kerubinin bir kanadı ben arşındı,
evin duvarına erişiyordu; ve obir kanat da beş arşındı,
obir kerubinin kanadına erişiyordu. Öteki kerubinin de kanadı
beş arşındı, evin duvarına erişiyordu; ve obir kanat da
beş arşındı, öteki kerubinin kanadına yetişiyordu. Bu kerubilerin
kanatları yirmi arşın yayılıyorlardı; ve kerubiler ayakta
duruyorlardı, ve yüzleri eve doğru çevrilmişti. Ve perdeyi
lâcivertten, ve erguvaniden, ve kırmızıdan, ve ince ketenden
yaptı, ve üzerine kerubiler işledi. (2. Tarihler, Bab 3/10-14)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla
söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır;
kafirler hoş görmese bile.
(Saf Suresi, 8) |
ÇOK BÜYÜK VE İHTİŞAMLI KAZANLAR, ŞAMDANLAR
YAPTILAR
Ve on kazan yaptı, ve onlarda yıkanmak için beşini sağa
ve beşini sola koydu; yakılan takdime olacak şeyleri onların
içinde yıkarlardı; fakat deniz kâhinlerin yıkanması içindi.
(2. Tarihler, Bab 4/6)
Ve on altın şamdanı kanunlarına göre yaptı; ve beşi sağda
ve beşi solda olarak onları mabede koydu. Ve on masa yaptı,
ve beşi sağda ve beşi solda olarak onları mabede koydu.
Ve altından yüz leğen yaptı. Ve kâhinlerin avlusunu, ve
büyük avluyu, ve avlunun kapılarını yaptı, ve onların kapılarını
tunçla kapladı. Ve denizi evin sağına, şark tarafına, cenuba
doğru koydu. (2. Tarihler, Bab 4/7-10)
Ve tunçtan on kazan yaptı; bir kazan kırk bat (37 litreye
denk gelir) alırdı; ve her kazan dört arşındı; ve on ayaklığın
üstünde birer kazan vardı. Ve beşi evin sağ tarafında ve
beşi evin sol tarafında olarak ayaklıkları koydu; ve denizi
evin sağına gündoğusu tarafına, cenuba doğru koydu. (1.
Krallar, Bab 7/ 38-39)
SAVAŞ KALKANLARI DAHİ ALTINDAN YAPILMIŞTI
... Ve bütün Arap ili kıralları, ve memleketin valileri
Süleymana altın ve gümüş getirdiler. Ve kıral Süleyman dövme
altından iki yüz büyük kalkan yaptı; bir büyük kalkana altı
yüz şekel dövme altın gitti. Ve dövme altından üç yüz küçük
kalkan yaptı; bir kalkana üç yüz şekel altın gitti; ve kıral
bunları Libnan ormanı evine koydu. (2. Tarihler, Bab 9/14-16)
Ve kıral Süleyman dövme altından iki yüz büyük kalkan yaptı:
bir büyük kalkana altı yüz şekel altın gitti. Ve dövme altından
üç yüz küçük kalkan yaptı; bir kalkana üç mına (1 mına yaklaşık
983 grama denk gelir) altın gitti; ve kıral bunları Libnan
ormanı evine koydu. (1. Krallar, Bab 10/16-17)
HZ. SÜLEYMAN'IN TAHTI
... Ve kıral fil dişinden büyük bir taht yaptı, ve onu
halis altınla kapladı. Ve tahtın altı basamağı, ve bir altın
ayak iskemlesi vardı, ve bunlar tahta bağlı idiler, ve oturacak
yerin her iki tarafında kollar vardı, ve kolların yanında
iki aslan duruyordu. Ve altı basamak üzerinde, iki tarafında,
on iki aslan duruyorlardı; hiçbir ülkede böyle şey yapılmamıştı.
(1. Kırallar, Bab 9/17-19)
Ve kıral fil dişinden büyük bir taht yaptı, ve onu saf
altınla kapladı. Tahtın altı basamağı vardı, ve arka taraftan
tahtın başı yuvarlaktı; ve oturulacak yerde iki taraftan
kollar vardı, ve kolların yanında iki aslan duruyordu. Ve
altı basamak üzerinde iki tarafta on iki aslan duruyorlardı;
hiçbir ülkede böyle şey yapılmamıştır. (1. Krallar, Bab
10/18-20)
Kıral Süleyman, Libnan ağaçlarından Kendine bir tahtırevan
yaptı. Direklerini gümüşten yaptı, Tabanını altından, oturacak
yerini erguvaniden... (Neşideler Neşidesi, Bab 3/9-10)
HZ. SÜLEYMAN'IN SOFRASI
Ve kıral Süleymanın içme kapları hep altından, ve Libnan
ormanı evinin bütün kapları halis altındandı; Süleymanın
günlerinde gümüş bir şeyden sayılmazdı. (2. Tarihler, Bab
9/20)
Ve Süleyman evinin bir günlük yiyeceği otuz ölçek (1 ölçek
13 litredir) ince un, ve altmış ölçek un, on besili öküz,
ve otlaklardan yirmi öküz, ve geyikler, ve ceylanlar, ve
sığırlar, ve semiz tavuklardan başka yüz koyundu. (1. Krallar,
Bab 4/22-23)
Ve o kâhyalar kıral Süleyman için, ve kıral Süleymanın
sofrasına gelenlerin hepsi için, her biri kendi ayında azık
tedarik ederlerdi; bir şey eksik etmezlerdi. (1. Krallar,
Bab 4/27)
Ve Süleymanın bütün hikmetini, ve yaptığı evi, ve sofrasının
yemeğini, ve kullarının oturuşunu, ve hizmetçilerinin duruşunu,
ve onların esvaplarını, ve sakilerini, ve RABBIN evine çıktığı
merdiveni Seba kıraliçası gördüğü zaman artık kendisinde
can kalmadı. (1. Krallar, Bab 10/4-5)
HZ. SÜLEYMAN'IN ATLARI
John Frederick Herring, Sr.
Tajar ve Hammon, 1845 |
Ve atlarla cenk arabaları için Süleymanın dört bin ahırı
vardı, ve on iki bin atlısı vardı, onları araba şehirlerine,
ve kıralın yanına, Yeruşalime koydu. Ve Irmaktan Filistîler
diyarına, ve Mısır sınırına kadar, bütün kırallar üzerine
hükmetti. Ve kıral gümüşü Yeruşalimde taş değerine indirdi,
ve erz ağaçlarını çoklukça Sefeladaki cemiz ağaçları gibi
etti. Ve Mısırdan ve bütün memleketlerden Süleyman için
atlar getirdiler. (2. Tarihler, Bab 9/25-28)
... Ve Süleyman'ın cenk arabaları için kırk bin ahır bölüğünde
atları vardı ve on iki bin atlısı vardı. (1. Krallar, Bab
4/26)
Ve Süleyman cenk arabaları ile atlılar topladı; ve kendisinin
bin dört yüz arabası, ve on iki bin atlısı vardı; onları
araba sehirlerine, ve Yeruşalime kıralın yanına koydu. Ve
kıral gümüşle altını Yerusalimde taş mertebesine indirdi,
ve erz ağaçlarını çoklukça Sefeladaki cemiz ağaçları gibi
etti. Ve Süleymanın atları Mısırdan getirilirdi; kıralın
tüccar takımı onları sürü ile bir bedele alırlardı. Ve bir
cenk arabasını altı yüz, ve bir atı yüz elli şekel gümüşe,
Mısırdan çıkarıp getirirlerdi; ve bütün Hittî kıralları
için, ve Suriye kıralları için de böylece onların elile
getirilirdi. (2. Tarihler, Bab 1/14-17)
Ve sizi onların topraklarına,
yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız
bir yere mirasçı kıldı. Allah, herşeye güç yetirendir.
(Ahzab Suresi, 27) |
ESKİ AHİT'İN SÜLEYMAN'IN MESELLERİ BÖLÜMÜ'NDEN
AÇIKLAMALAR
Eski Ahit'te yer alan Süleyman'ın Meselleri bölümünün,
Hz. Davud'un Hz. Süleyman'a verdiği öğütleri içerdiği öne
sürülmektedir. Elbette Eski Ahit tahrif edilmiş bir kitaptır
ve bu kitapta yer alan açıklamaları Allah'tan gelen birer
vahiy olarak kabul etmek mümkün değildir. Her ne kadar içinde
tahrif edilmemiş bölümler olma ihtimali olsa da biz bu açıklamaları
ancak güzel sözler olarak değerlendirebiliriz. Bu bakış
açısıyla yaklaşıldığında, söz konusu bölümde Kuran'a mutabık
çok sayıda güzel söz ve öğüdün bulunduğu görülmektedir.
Güzel söz her nerede olursa olsun kabul etmek uygun olacağı
için bu bölümde, Eski Ahit'teki Kuran ayetleriyle anlam
açısından uygunluk gösteren bazı kısımlara yer verilmektedir.
TEBLİĞİ DİNLEMEYENLER
Mademki ben çağırdım, ve siz çekindiniz; Elimi uzattım,
ve bakan olmadı; Ve öğüdümün hepsini hiçe saydınız, Tedibimi
de istemediniz; Ben de felâketinizde güleceğim; Size korku
gelince, Üzerinize korku bir fırtına gibi gelince, Felâketiniz
bir kasırga gibi gelince, Üzerinize sıkıntı ve kaygı gelince,
istihza edeceğim. O zaman beni çağıracaklar, fakat cevap
vermiyeceğim; Beni erken arayacaklar, fakat beni bulmayacaklar.
Çünkü bilgiden nefret ettiler Ve Rab korkusunu seçmediler,
Benim öğüdümü istemediler, Tedibimin hepsini hor gördüler;
Bunun için kendi yollarının semeresinden yiyecekler, Ve
kendi düzenlerine doyacaklar. Bön adamların döneklikleri
kendilerini öldürecektir, Ve akılsızların kaygısızlığı kendilerini
yok edecektir. Fakat beni dinliyen emniyette oturacaktır,
Ve kötülükten korkusu olmayıp rahat bulacaktır. (Hz. Süleyman'ın
Meselleri, Bab 1, 24-33)
GÜZEL AHLAKA DAİR
İyiliğe hakkı olan adamlara, Elinden gelince iyiliği esirgeme.
Yanında varken komşuna: Git de tekrar gel, Ve yarın vereyim,
deme. Komşun yanında emniyette otururken, Onun için şer
kurma. Sana karşı şer yapmadı ise, Bir adamla boş yere çekişme.
Zorba adama imrenme, Ve onun yollarından hiçbirini seçme...
Fakat Rabbin dostluğu doğrularladır. Rabbin lâneti kötülerin
evindedir; Fakat salihlerin oturduğu yeri mübarek kılar.
Gerçek Rab müstehzilerle istihza eder; Fakat alçak gönüllülere
lûtfeder. Hikmetliler izzeti miras alacaklar; Fakat akılsızlar
utancı alacaklar. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 3, 27-35)
Doğrulukla yürüyen emniyetle yürür; Fakat yollarını iğrilten
belli olur. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 10, 9)
İyi adam Rabbden lûtuf bulur; Fakat niyetleri bozuk olanı
Rab mahkûm eder. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 12, 2)
Salihlerin düşünceleri haktır; Fakat kötülerin öğütleri
hiledir. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 12, 5)
Kötüler yıkılır ve yok olurlar; Fakat salihlerin evi durur.
(Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 12, 7)
Salihe hiç zarar değmez; Fakat kötüler şerle dolar. (Hz.
Süleyman'ın Meselleri, Bab 12, 21)
Yüreğindeki kaygı insanı çöktürür; Fakat iyi söz yüreğini
sevindirir. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 12, 25)
Kibirden ancak kavga çıkar; Fakat iyi öğüdü dinliyenin
yanında hikmet vardır. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 13,
10)
Sözü hor gören kendi üzerine helâk getirir; Fakat emirden
korkandır ki, mükâfat alır. (Hz. Süleyman'ın Meselleri,
Bab 13, 13)
Yumuşak cevap gazabı yatıştırır; Fakat sert söz öfkeyi
kışkırtır. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 15, 1)
Mehmet Ali Efendi, Beyaz zemin
üzeri siyah mürekkep ile yazılmış. Hicri 1371 tarihli.
"İbadet Eden Alimler Allah'tan Korkarlar." Altın
cetvelli |
Söze dikkat eden iyilik bulur; Ve Rabbe güvenen mutlu olur.
(Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 16, 20)
İyi ad büyük zenginlikten, Ve lûtuf bulmak gümüş ve altından
üstün tutulmalıdır. Zenginle fakir karşılaşırlar; Onların
hepsini yaratan Rabdir. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab
22, 1-2)
Alçak gönüllü olmanın ve Rab korkusunun sonu, servet, izzet
ve hayattır. Sapık adamın yolunda dikenler ve kementler
vardır; Canını koruyan onlardan uzak kalır. (Hz. Süleyman'ın
Meselleri, Bab 22, 4-5)
Kazancı çoğaltmak için fakiri ezen, Ve zengine veren, ancak
yoksulluğa düşer. Kulağını iğ, ve hikmetli adamların sözlerini
dinle, Ve yüreğini benim bilgime koy. Çünkü onları kendi
içinde saklarsan hoştur... (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab
22, 16-18)
Oğlum, eğer senin yüreğin hikmetli ise, Benim yüreğim de
sevinir. Dudakların doğru şeyler söylediği zaman, Benim
gönlüm de sevinçle coşar. Yüreğin günahkârlara imrenmesin;
Ancak bütün gün Rab korkusunda ol; Çünkü gerçekten bir son
vardır; Ve ümidin boşa çıkmıyacaktır. Oğlum, dinle ve hikmetli
ol, Ve yolda yüreğini doğrult. (Hz. Süleyman'ın Meselleri,
Bab 23, 15-19)
Kendi babanı dinle, Ve ihtiyar olduğu zaman, ananı hor
görme. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 23, 22)
Hakikati satın al, ve onu satma; Hikmeti ve terbiyeyi ve
anlayışı da. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 23, 23)
Kötülük edenlerden ötürü kızma; Kötü adamlara da imrenme;
(Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 24, 19)
Ve ben gördüm, derin düşündüm; Baktım, ibret aldım; (Hz.
Süleyman'ın Meselleri, Bab 24, 32)
Nefsine hâkim olmıyan adam, Yıkılmış ve duvarsız şehir
gibidir. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 25, 28)
Yarınki günle övünme; Çünkü gün ne doğuracak bilmezsin.
(Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 27, 1)
Yoksulları ezen fakir adam Süpüren ve ekmek bırakmıyan
yağmur gibidir. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 28, 3)
Kabahatlerini örten muvaffak olmaz; Fakat onları itiraf
edip bırakan, merhamet bulur. Daima korkan adama ne mutlu!
Yüreğini katılaştıran ise, belâya düşer. (Hz. Süleyman'ın
Meselleri, Bab 28, 13-14)
Kendi yüreğine güvenen akıIsızdır; Fakat kim hikmetle yürürse,
o kurtulur. Kim fakire verirse, onun eksiği olmaz; Fakat
kim ondan göz çevirirse, o çok lânet alır. (Hz. Süleyman'ın
Meselleri, Bab 28, 26-27)
Kanlı adamlar kâmil adamdan nefret ederler; Doğru adamlar
ise, onun canını korurlar. Akılsız bütün öfkesini ortaya
döker; Hikmetli adam ise, onu tutar ve susturur. (Hz. Süleyman'ın
Meselleri, Bab 29, 10-11)
İnsanın basireti öfkesini geciktirir; Ve suç bağışlamak
onun güzelliğidir. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 19, 11)
Öğüt dinle ve terbiye al ki, Kendi sonunda hikmetli olasın.
(Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 19, 20)
Hileli terazi Rabbe mekruhtur; Fakat doğru tartı onun makbulüdür.
Gurur gelince utanç da gelir; Fakat hikmet alçak gönüllüler
iledir. Doğruların kemali kendilerine yol gösterir; Fakat
hainlerin sapıklığı kendilerini helâk eder. Gazap gününde
mal işe yaramaz; Fakat salâh ölümden kurtarır. Kâmil adamın
salâhı kendi yolunu doğrultur; Fakat kötü adam kendi kötülüğü
ile düşer. Doğruların salâhı kendilerini kurtarır; Fakat
hainler kendi fesatları ile tutulurlar. Kötü adam öldüğü
zaman bekleyişi boşa çıkar; Ve fesat ümidi yok olur. Salih
sıkıntıdan kurtulur… (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 11,
1-8)
İNKAR EDENLERİN YOLUNA UYMAMAK
Çünkü senin yüreğine hikmet girecek, Ve canına bilgi hoş
gelecek; Akıl sana bekçilik edecek; Anlayış seni koruyacak;
Ta ki, seni şerir adamın yolundan, İğri sözlü adamdan korusun.
Onlar karanlığın yollarında yürümek için, Doğruluk yollarını
bırakırlar; şer yapmakla sevinirler, Şerrin iğriliğile mesrur
olurlar; Onlar ki, yolları dolambaçtır, Ve yollarında iğridirler...
(Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 2, 10-15)
Kötülerin yoluna girme, Ve şerir adamların yolunda yürüme.
Sen ondan sakın, yanından geçme; Onun yanından sap da geç.
Çünkü onlar kötülük etmezlerse uyumazlar; Ve kimseyi sürçtürmezlerse,
uykuları kaçar. (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 4, 14-16)
Thomas Cole, Mimarın Rüyası,
1840, Sanat Müzesi, Ohio |
DOĞRU OLANLARIN YOLU
Ta ki, iyi adamların yolunda yürüyesin, Ve salihlerin yollarını
tutasın. Çünkü memlekette doğru adamlar oturacaklar, Ve
kâmiller orada kalacaklardır. Fakat kötü adamlar memleketten
atılacaklar, Ve hainler ondan söküleceklerdir. (Hz. Süleyman'ın
Meselleri, Bab 2, 20-22)
Salihlerin yolu ise, doğan ışık gibidir, Tam gün oluncıya
kadar git gide parlar. Kötülerin yolu koyu karanlık gibidir;
Neden sürçtüklerini bilmezler. (Hz. Süleyman'ın Meselleri,
Bab 4, 18-19)
SADECE ALLAH'A GÜVENMEK
Bütün yüreğinle Rabbe güven, Ve kendi anlayışına dayanma;
Bütün yollarında onu tanı, O da senin yollarını doğrultur.
Kendi gözünde hikmetli olma; Rabbden kork, ve şerden ayrıl;
Senin bedenine şifa, Ve kemiklerine ilik olacaktır. Malınla,
ve bütün mahsulünün turfandası ile, Rabbi taziz et; Böylece
ambarların bol bol dolar… (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab
3, 5-10)
HİKMETİN ÖNEMİ
Hikmet çağırmıyor mu, Ve anlayış sesini işittirmiyor mu?
Yol kenarındaki yüksek yerlerin başında, Yolların birleştiği
yerde o duruyor; Kapıların yanında, şehrin ağzında, Kapılara
girilecek yerde yüksek sesle çağırıyor: Ey insanlar, size
çağırıyorum; Ve sesim Adem oğullarınadır. Ey bön adamlar,
ayırt etmeği öğrenin; Ve ey akılsızlar, anlayış öğrenin.
Dinleyin, çünkü âlâ şeyler söyliyeceğim; Ve dudaklarımın
açılması doğru şeyler için olacak. Çünkü ağzım hakikat beyan
edecek; Ve kötülük dudaklarıma mekruhtur. Ağzımın bütün
sözleri salâhladır; Onlarda ters yahut iğri şey yoktur.
Anlıyana onların hepsi açıktır, Ve bilgiyi bulanlar için
doğrudur. Gümüşü değil, terbiyemi, Ve seçme altından ziyade
bilgiyi alın. Çünkü hikmet yakutlardan iyidir; Ve hoşa giden
bütün şeyler ona denk olamaz. Ben, hikmet, basireti kendime
mesken ettim, Ve tedbir bilgisini bulurum. Rab korkusu şerden
nefret etmektir; Kibirden, ve gururdan, ve şer yolundan,
Ve iğri sözden nefret ederim. Öğüt, ve sağlam bilgi benimdir;
Ben anlayışım; kudret benimdir. Benim vasıtamla kırallar
hükûmet ederler, Ve emîrler adaleti emrederler. Reislerle
beyzadeler, Dünyanın bütün hâkimleri vasıtamla hükmederler.
Beni sevenleri ben severim; Ve erken arıyanlar beni bulurlar.
Servet ve izzet, Dayanıklı mal ve salâh yanımdadır. Meyvam
altından, saf altından daha iyidir; Ve mahsulüm seçme gümüşten
iyidir. Salâh yolunda, Adalet yolları ortasında yürürüm;
Ta ki, beni sevenleri mala varis kılayım, Ve onların hazinelerini
doldurayım... (Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 8, 1-21)
Rab korkusu hikmetin başlangıcıdır; Ve Kuddûsu tanımak,
anlayıştır. Çünkü günlerin benim vasıtamla çoğalacak, Ve
ömrünün yılları artacak. Eğer hikmetli isen, kendin için
hikmetlisin; Ve eğer istihza edersen, onu yalnız sen yüklenirsin.
(Hz. Süleyman'ın Meselleri, Bab 9, 10-12)
Bakkal Arif; siyah zemin yaldızla
ve istifli celi sülüs hatla hadis-i şerif; "Allah'ım
bizleri affet, çünkü sen affedicisin, kerimsin"
yazılı. H. 1309 tarihli Altın cetvelli ve rokoko
tezhipli. |
|