|
HZ. MUSA
KARUN'UN BÜYÜKLENMESİ ve CEZALANDIRILMASI
Hz. Musa devrinde Firavun'un ve askerlerinin dışında helak
edildiği bize bildirilen bir başka kişi ise Karun'dur.
Kuran'a baktığımızda, Karun'un hem Hz. Musa'nın kavminden
(yani İsrail soyundan) olduğunu hem de Mısır'da büyük bir
mülke sahip olduğunu görürüz.
Aşağıdaki ayet, Karun'un Firavun ile birlikte Hz. Musa'ya
karşı cephe aldığını göstermektedir:
Andolsun, Biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık
bir delille gönderdik; Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama
onlar: (Bu,) Yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler. (Mümin
Suresi, 23-24)
Firavun'la birlikte olan Karun'un aynı zamanda çok büyük
bir hazinenin sorumlusu olması da dikkat çekicidir:
Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi,
ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik
ki, anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir
topluluğa ağır geliyordu... (Kasas Suresi, 76)
Karun'un, Firavun yanında edindiği konum ve zenginlik,
onu kendi kavmine karşı azgın ve küstah yapmıştır. Hz. Musa'yı
inkar ettiği gibi, İsrailoğulları'na gösteriş yaparak onları
dünya hayatına özendirmeye çalışmıştır. Allah Karun'un kibirini
ve İsrailoğulları içindeki imanı zayıf kimselerin ona özenişini
şöyle anlatır:
Böylelikle kendi ihtişamlı-süsü içinde kavminin
karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah keşke,
Karun'a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten
o, büyük bir pay sahibidir" dediler. (Kasas Suresi, 79)
İsrailoğulları içindeki müminler ise Karun'a hiçbir şekilde
özenmedikleri gibi, gerçekte onun acınacak bir cehalet içinde
olduğunu anlamış ve ona şöyle öğüt vermişlerdir:
...Hani kavmi ona (Karun'a) demişti ki: "Şımararak
sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez."
"Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da
kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği
gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama.
Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (Kasas Suresi,
76-77)
Aynı mümin kişiler, Karun'a özenen Yahudilere de öğüt vermiş
ve onları mümin şerefiyle düşünmeleri ve hareket etmeleri,
dünyanın geçici süsüne değil Allah'ın rızasına talip olmaları
için uyarmışlardır:
...Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah
keşke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten
o, büyük bir pay sahibidir" dediler. Kendilerine ilim verilenler
ise: "Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve
salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna
da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler. (Kasas
Suresi, 79-80)
| Karun, Hz. Musa'nınkavminden olmasına
rağmen Mısır'da Firavun yanında büyük bir mülk edinmiştir.
Kuran'da, Karun'un hazinelerinin anahtarlarının
taşınmasının bile zor olduğu belirtilmektedir. 
  
Ancak Karun
kendisine Allah'ın bir imtihanı olarak verilen tüm
bu mülk karşısında şımarmış ve kibirlenmiştir. Bunun
üzerine Allah ise Karun'un mülkünü helak ederek,
ona özenip de dinden yüzçeviren cahiller ve sonradan
gelecekler için bir ibret kılmıştır.
"Böylelikle kendi ihtişamlı süsü içinde
kavminin karşısına çıktı..." (Kasas Suresi, 79) 
"Sonunda onu da, konağını da yerin
dibine geçirdik. Böylece Allah'a karşı ona yardım
edecek bir topluluğu olmadı... (Kasas Suresi, 81)
İsrailoğulları, Mısır dinindeki
sapkın inanışlardan etkilenmişlerdi. Hz. Musa onlara
gerçeği getirmesine rağmen, bu cahiliye kültürünü
terk etmediler. Mısır dininde yer alan ve üstteki
gravürde temsil edilen "buzağıya tapınma" sapkınlığı,
İsrailoğulları'nı da imandan sonra inkara düşürecekti.
|
Karun'un sapmasının temel nedeni ise, "kendisinde bir bilgi
bulunduğuna" inanması, yani kendisinin diğer insanlardan
üstün olduğunu düşünerek kibirlenmesidir:
Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla
bana verilmiştir." Bilmez mi ki gerçekten Allah, kendisinden
önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü
ve insan sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma
uğratmıştır. Suçlu-günahkarlardan kendi günahları sorulmaz.
(Kasas Suresi, 78)
Ancak Karun'un büyüklenmesi kendisine yarar değil zarar
getirmiştir. Allah'a başkaldırıp nankörlük ettiği, sahip
olduklarını kendinden bilerek büyük bir kibir içinde azgınlık
yaptığı için kendi kendini azaba sürüklemiş, Allah'ın karşısında
yapayalnız ve aciz bir kul olduğunu anlamıştır. Çünkü Karun'un
kibirlenmesine ve cahillerin de ona özenmesine neden olan
malı ve mülkü, Allah helak etmiştir:
Sonunda onu da, konağını da yerin dibine
geçirdik. Böylece Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu
olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.
(Kasas Suresi, 81)
Bu helakla birlikte artık Karun, çevresindekiler ve aynı
zamanda kendinden sonra gelenler için bir ibret ve düşünme
konusu haline geldi. Bir gün önce ona özenenler, hırsla
istedikleri şeyin aslında geçici ve değersiz olduğunun farkına
vardılar. Büyüklenenlerin sonunda kurtuluşa eremeyeceklerini
gördüler ve Allah'a mutlaka hesap vereceklerini anladılar:
Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında:
"Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip-yaymakta
ve kısıp-daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütfetmiş olmasaydı,
bizi de şüphesiz batırırdı. Vay, demek gerçekten inkâr edenler
felah bulamaz" demeye başladılar. (Kasas Suresi, 82)
Böylelikle Karun da Firavun ve Haman gibi helaka uğrayanlardan
oldu:
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma
uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti,
ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup)
geçecek değillerdi. (Ankebut Suresi, 39)
Karun kıssası, bizlere mal ve mülk dolayısıyla kibirlenen
veya kendisini diğer insanlardan daha bilgili veya akıllı
görerek büyüklenen insanların Allah katında kesinlikle sevilmediklerini
göstermektedir. Karun dışında Allah bize geçmiş kavimleri
de örnek vermektedir. Daha önce de bir çok medeniyet geçmiş
ve bunlar çok büyük güçlere ve maddi saltanata ulaşmışlardır.
Fakat şu anda hiçbiri yeryüzünde yoktur. Allah, dünyaya
hakim olduklarını düşünen o kişilerin de canını almış, ihtişam
dolu sarayları ise ancak harabe şekilde günümüze kadar kalmıştır:
(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız
nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine
gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları
(terk edilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir).
(Hac Suresi, 45)
Yine Karun kıssasında öğretilen bir diğer husus, dünyanın
geçici süsüne ve bu süse sahip olan insanlara imrenmemektir.
Asıl imrenilecek insanlar, Allah yolunda sıkıntılara göğüs
geren, mallarını ve canlarını O'nun yolunda kullanıp harcayan,
malla değil iman, akıl ve takva yönünden zengin olan insanlardır.
Dünyada çok büyük rahatlık ve ihtişam içinde gibi gözüken
kibirli kişiler ise, gerçekte manevi azaplar içinde yaşayan
ve her gün cehenneme doğru sürüklenen kimselerdir. Allah
bu durumu şöyle bildirir:
Şu halde onların malları ve çocukları seni
imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında
azablandırmak ve canlarının inkâr içindeyken zorlukla çıkmasını
ister. (Tevbe Suresi, 55)
Mal, yalnızca ihtişam ve zevk için istenmez. Unutulmamalıdır
ki, Allah insanları mallarıyla da imtihan etmektedir. Bu
mallar Allah'ın rızası için kullanıldığı ölçüde insana fayda
getirir. Karun'a o kadar malın kontrolü verilmesine rağmen
bunlar ona hiçbir yarar sağlamamıştır. Karun'un konumu aslında
tüm nesiller için bir ibret vesilesi olmalıdır.
|