|
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem,doğrusu
Allah kendinden birkelimeyi sana müjdelemektedir.
Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir.O, dünyada ve ahirette
'seçkin,onurlu, saygındır' ve (Allah'a)
yakın kılınanlardandır.." (Al-i İmran Suresi, 45)
DİN ALLAH KATINDA İSLAM'DIR
Tarih boyunca çeşitli kavimlere peygamberler gönderilmiştir.
Allah'ın elçileri, gönderildikleri kavimleri doğru yola
davet etmişler ve onlara hak dini tebliğ etmişlerdir. Bugün
ise insanlar, geçmişte elçilerle beraber birbirinden farklı
birçok dinin gönderildiğini düşünmektedirler. Oysa bu son
derece yanlış bir düşüncedir. Çünkü Allah'ın farklı dönemlerde
farklı kavimlere gönderdiği din aslında tektir. Örneğin
Hz. İsa, kendinden önceki dinin bazı yasaklarını kaldırmıştır.
Ama temelde Allah'ın gönderdiği dinler arasında çok büyük
farklılıklar yoktur. Geçmiş peygamberlere gönderilen de,
Hz. Musa'ya, Hz. İsa'ya vahyedilen de ve hatta son peygamber
olan Hz. Muhammed (sav)'e indirilen de aynı dindir. Bu gerçeği
haber veren ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim,
İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa'ya,
İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik.
Onlardan hiçbiri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O'na
teslim olmuşlarız." Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla
ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.
(Al-i İmran Suresi, 84-85)
Ayette bildirildiği gibi Allah'ın insanlara gönderdiği
hak din İslam'dır. Kuran'dan anladığımız, tüm peygamberlerin
ortak bir dini kavimlerine tebliğ ettikleridir.
Bir başka ayette ise "... size din
olarak İslam'ı seçip-beğendim..." (Maide Suresi, 3)
buyrulmaktadır. Allah Kendi katında seçip beğendiği bu dini
zaman içinde tüm kavimlere göndermiş ve elçileri aracılığıyla
tüm insanları uyarmıştır. Hak dinin tebliğ edildiği her
insan, Allah'ın elçileri aracılığıyla davet ettiği bu dine
uymakla yükümlü tutulmuştur.
Ancak kendilerine hak dini tebliğ eden elçiler geldiğinde
bazı kavimler onlara uymuş, bazıları ise inkar etmişlerdir.
Bir kısmı da peygamberin ölümünden bir süre sonra dejenerasyon
yaşamış ve hak dini terk ederek birtakım sapkın inançlara
yönelmişlerdir. Bu gerçek Kuran'da şöyle haber verilmektedir:
Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam'dır.
Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra,
aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden
ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse,
(bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.
(Al-i İmran Suresi, 19)
Kendilerine gelen dinden kopup uzaklaştığı bildirilen kavimlerden
biri İsrailoğulları'dır. Kuran'da haber verildiğine göre
Allah, İsrailoğulları'na birçok peygamber göndermiş ve onlara
hak dini tebliğ ettirmiştir. Ancak onlar her seferinde peygambere
baş kaldırmış veya peygamberin ölümünün ardından hak dini
bozup, sapkın bir inanca dönüştürmüşlerdir. Hatta Kuran'da
Hz. Musa henüz hayattayken, aralarından kısa bir süreliğine
ayrıldığında dahi, İsrailoğulları'nın putlara tapmaya yöneldikleri
haber verilmiştir. (Taha Suresi, 83-94) Hz. Musa'nın arkasından
da hak dinden uzaklaşıp sapkın bir yola giren İsrailoğulları'nı
uyarıp korkutması için Allah, çeşitli peygamberler göndermiştir.
Bunlardan birisi de Hz. İsa'dır.
Hz. İsa, yaşamı boyunca İsrailoğulları'nı, Allah'ın indirdiği
dinin aslını yaşamaya ve samimi birer kul olmaya çağırmıştır.
Onlara, tahrif edilmiş olan Tevrat'ın gerçek hükümlerini
doğrulayan İncil'i öğretmiştir. Hak dini dejenere etmiş
hahamların, kalıplaşmış ve tekdüzeleşmiş öğretilerini eleştirmiştir.
Onların çıkar elde etmek için dine dahil ettikleri kuralları
ortadan kaldırmıştır. Tüm insanları Allah'ın birliğine,
gerçek samimiyete ve güzel ahlakı yaşamaya çağırmıştır.
Bu gerçeği Allah bize Kuran'da şöyle bildirmektedir:
"Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size
haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere size Rabbinizden
bir ayetle geldim. Artık Allah'tan korkup bana itaat edin."
(Al-i İmran Suresi, 50)
Ancak Hz. İsa'nın dünyadan ayrılmasından bir müddet sonra,
bu kez onu kabul eden İseviler dinlerini dejenere etmeye
başlamış ve putperest birtakım inançlardan etkilenerek İncil'de
yer almadığı halde, "teslis" (Baba, oğul ve kutsal ruh)
inancını ortaya atmış, "Hıristiyanlık" adı altında, bambaşka
bir din yaşamaya başlamışlardır. Bugün dünya nüfusunun dörtte
birine hakim olan ve bir anlamda dünyaya yön veren bu dinin
öğreticisi her ne kadar Hz. İsa olarak bilinse de, bu doğru
değildir. Hz. İsa'nın getirdiği hak din, tahrif edilmiştir.
Bugün elimize ulaşabilen İnciller ise, Hz. İsa'dan çok uzun
seneler sonra kimliği belirsiz kişiler tarafından yazılmış
ve sonraki dönemlerde yaşamış olan tarihçiler tarafından
toparlanmıştır. Dolayısıyla Hıristiyanlık, Allah'ın Hz.
İsa'ya indirdiği hak dinden tamamen uzaklaşmıştır.
Allah, Hz. İsa'nın ardından hak dini yeniden tüm dünyaya
tebliğ etmesi için, başka bir kavim içinden bir peygamber
göndermiş ve ona kıyamete kadar hiçbir şekilde bozulmayacağını
vaat ettiği hak kitabı indirmiştir. Allah'ın insanlar için
seçip beğendiği dini yeryüzüne tebliğ etmek için gönderdiği
bu son peygamber Hz. Muhammed (sav), ona vahyettiği kitap
ise Kuran'dır. Kuran tüm insanlığa gönderilmiş, doğudan
batıya, kuzeyden güneye tüm ülkelerdeki insanların sorumlu
olduğu ve hesap günü sorguya çekilecekleri kitaptır. Özellikle
günümüzde gelişen teknoloji ile tüm dünya ülkeleri birleşmiş
ve bir anlamda tek kavim halini almışlardır. Bu yüzden bugün
dünya üzerinde Kuran'ın varlığından haberdar olmayan, onunla
bildirilen İslam'ı tanımayan insan yok gibidir. Ancak tüm
bunlara rağmen dünya insanlarının yalnızca belli bir kısmı
Kuran'a iman etmektedir. Ona iman edenlerin büyük bir kısmı
da Kuran'da bildirilen hak dini gereği gibi yaşamamaktadır.
İşte bu çarpık durumun düzeltilmesi için, Hz. İsa'nın dünyaya
bir kez daha gelmesi ve insanları hak kitap olan Kuran'a
çağırması beklenmektedir. Bu, Allah'ın Kuran'da Müslümanlara
vaat ettiği bir müjdedir. Hz. İsa, ilerleyen bölümlerde
de görüleceği gibi, Allah katına ölmeden yükseltilmiştir.
Ve bir zaman sonra tekrar gelerek İslam Dinini yeryüzüne
hakim edeceği bildirilmektedir. Tüm Hıristiyan ve Müslüman
alemi, yüzyıllardır bu kutlu misafiri karşılamak ve tarihte
ona karşı işlenen hataları bir kez daha tekrarlamamak için
hazırlık yapmaktadır.
|