|
HZ. İBRAHİM VE HZ. LUT
İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size
güzel bir örnek vardır...(Mümtehine Suresi, 4)
Hz. Lut
Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu
çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz
onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi. Onu rahmetimize
soktuk, çünkü o, salihlerdendi. (Enbiya Suresi, 74-75)
Hz. Lut'un Hayatı
Allah, Kuran'da bazı peygamberlerin aynı dönemde
yaşadıklarını bizlere bildirmiştir. Örneğin Hz. Harun, Firavun'la
olan mücadelesinde ve kavmine yaptığı tebliğde kardeşi Hz.
Musa'ya destekçi olmuştur. Hz. Yakub ile oğlu Hz. Yusuf
da Allah'ın aynı dönemde peygamberlik makamıyla şereflendirdiği
mübarek insanlardır.
Kuran'da Hz. İbrahim ve Hz. Lut'un da aynı dönemde ve aynı
coğrafyada yaşadıkları haber verilir. Hz. Lut ve Hz. İbrahim
farklı kavimlerin içinde hayat sürmelerine karşın, birbirlerinin
destekçisi olmuşlardır. Rabbimiz Kuran'da şu şekilde bildirir:
(İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı
bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları
(ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi
inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz.
Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur."
Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben,
Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün
olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Ankebut Suresi, 25-26)
Allah'a hicret etmek; O'na gönülden teslim olmak, tek dost
ve vekil olarak O'nu bilmek ve Allah'ın himayesine sığınmak
anlamlarına gelmektedir. Hz. Lut da, sapkın kavminin inkar
dolu yaşamlarından uzaklaşarak Rabbimize hicret etmiş, tüm
peygamberler gibi samimiyeti ve Allah'a tevekkülü ile insanlığa
örnek olmuş kutlu bir insandır. Hz. Lut ve Hz. İbrahim farklı
kavimlere gönderilmişler, farklı insanlara tebliğde bulunmuşlardır.
Kuran'da Hz. Lut'un tebliğ yaptığı toplumun, Allah'ın menettiği
bir sapıklık olan eşcinselliği yaşayan bir toplum olduğu
bildirilmektedir.
Lut Kavminin Sapkınlığı
Allah Kuran'da "Öyleyse sen yüzünü
Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına
çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır..." (Rum Suresi,
30) şeklinde buyurmakta ve insanları belli bir fıtrat
üzerine yarattığını haber vermektedir. Şeytan ise insanlara
"Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini" emreder. (Nisa
Suresi, 119) İnsanı fıtratından uzaklaştırıp, türlü sapkınlıklara
düşürmeye gayret eder. Şeytanın insanları sürüklediği sapkınlıkların
en uç örneklerinden biri ise, eşcinselliktir. Nitekim Allah
Kuran'da şeytanın sevkiyle hareket edip, ahlaksız bir yaşam
süren bu insanların durumunu "... Onlar
her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd
yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık
yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler..."
(Araf Suresi, 146) şeklinde haber vermiştir. Bu kişiler
Rabbimizin "Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister;
şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile
sapmanızı isterler." (Nisa Suresi, 27) ayetiyle de
buyurduğu gibi tüm insanların doğru yoldan sapmasını isterler.
Kuran'da bu insanların alacakları karşılık şu şekilde bildirilir:
Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi
ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine
kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla
karşılaşacaklardır. (Meryem Suresi, 59)
Bu ahlaki sapkınlık, tarih içinde farklı insan toplulukları
arasında görülmüştür. Bu topluluklardan biri de putperest
Lut kavmidir. Hz. Lut, Rabbimize gönülden iman eden, güzel
ahlaklı, tevekkül sahibi mübarek bir peygamberdir. Kavmini
de Allah'tan korkup sakınmaya, Allah'ın menettiği bu sapıklıktan
vazgeçmeye ve Allah'ın razı olacağı gibi bir yaşam sürmeye
davet etmiştir. Ancak kavmi, Allah'ın kutlu elçisinin davetlerine
düşmanlıkla cevap vermiştir. Hz. Lut'un kavmi, gösterdikleri
çirkin cesaret ve bu ahlaksızlıkları nedeniyle Rabbimizin
azabını hak etmişlerdir. Kuran'da Lut kavminin uğradığı
son şöyle haber verilir:

İnkar edenlere dünya hayatı çekici
kılındı (süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle
alay ederler. Oysa korkup sakınanlar, kıyamet günü
onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık
verir. (Bakara Suresi, 212) |
Hani Lut da kavmine şöyle demişti: "Sizden
önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği
mi yapıyorsunuz? "Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle
erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın)
bir kavimsiniz." Kavminin cevabı: "Yurdunuzdan sürüp çıkarın
bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demekten
başka olmadı. Bunun üzerine Biz, karısı dışında onu ve ailesini
kurtardık; o (karısı) ise geride kalanlardandı. Ve onların
üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların
uğradıkları sona bir bak işte. (Araf Suresi, 80-84)
Açıkça uyarılmalarına rağmen yaptıkları sapkınlığa devam
eden bu insanlar, Hz. Lut'u ve beraberindeki müminleri bulundukları
şehirden sürmekle tehdit etmişlerdir. Ve "çokça temizlenen
insanlarmış" (Araf Suresi, 82) diyerek kendilerince müminlerle
alay ettiklerini sanmışlardır. Kavmin bu sapkınlığına ve
azgınlığına karşın, Hz. Lut Allah'ın rızası için tebliğine
devam etmiştir.
Hz. Lut, Allah'a olan coşkulu imanının ve derin Allah korkusunun
bir tecellisi olarak sabırlı, kararlı ve cesur bir kuldur.
Yaptığı tebliğe kavminin alayla ve saldırılarla cevap vermesi,
onun şevkini ve azmini daha da pekiştirmiştir. Allah'ın
insanlara uyarıcı ve korkutucu olarak gönderdiği tüm peygamberler
gibi, insanlara iyiliği emredip onları kötülükten menetmeye
devam etmiş, Rabbimizin kendisine bahşettiği bu şerefli
sorumluluğu titizlikle yerine getirmiştir. Allah Kuran'da
şu şekilde buyurmaktadır:
Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid,
bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve Kendi
izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).
Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük
bir fazla vardır. Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine
aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
(Ahzab Suresi, 45-48)
Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik;
her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece
Biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin
izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir
olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun. (Müminun
Suresi, 44)
Müminlerin de Lut Peygamberin bu üstün ahlakını kendilerine
örnek almaları, yaptıkları tebliğde her zaman için sabırlı
davranmaları ve din ahlakını insanlara farklı yollarla,
en güzel şekilde ve kararlılıkla anlatmaları gerekir.
Hz. Lut'un Kavmini Uyarması

İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u
da (hida-yete eriştirdik). Onların hepsini alemlere
üs-tün kıldık. (Enam Suresi, 86) |
Lut (kavmi) de, gönderilenleri yalanladı.
Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti.
"Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin." (Şuara
Suresi, 160-163)
Hz. Lut, kavminden yaptıkları "çirkin-hayasızlığı" bırakmalarını
ve kendisine tabi olmalarını istemiştir. O, yaptığı bu tebliğin
hemen arkasından onlardan hiçbir karşılık beklemediğini,
yalnızca Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için gayret gösterdiğini
belirtmiştir:
"Buna karşılık ben sizden bir ücret
istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."
(Şuara Suresi, 164)
Hz. Lut bu sözlerinin hemen arkasından kavminin yaşadığı
hayatın ne kadar büyük bir ahlaksızlık olduğunu da şöyle
tarif etmiştir:
Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere
mi gidiyorsunuz? Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu
eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir
kavimsiniz." Dediler ki: "Ey Lut, eğer bir son vermeyecek
olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın."
Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı
olanlardanım. (Şuara Suresi, 165-168)
Günümüzde bazı insanlar bu gibi sapkınlıkları makul ve
meşru gösterme çabası içindedirler. Dünyanın dört bir yanında
ahlaki dejenerasyonun artış göstermesinin altında yatan
nedenlerden biri de budur. Oysa Müslüman tüm hayatını Allah'ın
bildirdiği hükümlere göre belirler. Allah'ın "çirkinlik-hayasızlık"
olarak tarif ettiği bu ahlaki sapkınlık karşısında iman
sahiplerinin tavrı da Hz. Lut gibi olmalıdır.
Lut Peygamberin tüm uyarılarına, tehdit ve saldırıyla cevap
veren bu akılsız ve ahlaksız insanların, sayıca fazla olmalarından
kaynaklanan bir güven hissi içinde oldukları da ayetlerde
görülmektedir. Dinden uzak yaşayan insanların bir kısmı,
böyle yanlış bir bakış açısına sahiptirler. Yani sayılarının
çok olması, onlara bir eminlik hissi vermektedir. Ancak
Rabbimiz bize, tarih boyunca iman edenlerin sayısının hep
az olduğunu bildirmiştir. Hz. Lut'un kavminin içindeki iman
edenlerin sayısı için de, Allah ayetinde "orada Müslümanlardan olan bir evden başkasını
bulmadık" (Zariyat Suresi, 36) şeklinde buyurmaktadır.
Ancak Allah'ın yardımı ve desteği daima müminlerin yanındadır
ve mühim olan da budur. Kuran'da Rabbimiz samimi kalple
iman eden, sadece Allah'ın rızasını gözeten, ahiret yurdu
için salih amellerde bulunan, İslam ahlakını insanlar arasında
yaygınlaştırmak için gayret eden iman sahiplerinin her zaman
galip geleceklerini vaat etmektedir. Nur Suresi'nde Rabbimiz
şu şekilde buyurmaktadır.
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde
bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri
nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde
'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği
dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve
onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar,
yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.
Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur
Suresi, 55)
Rabbimizin bu İlahi kanunu yüzyıllar boyunca gerçekleşmiş,
her zaman az sayıda olan müminler kendilerinden sayıca fazla
olan kavimlerine karşı olan mücadelelerinde çok büyük başarılar
elde etmişlerdir. Allah iman edenleri şöyle müjdelemektedir:
"... Nice küçük topluluk, daha çok olan bir
topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle
beraberdir." (Bakara Suresi, 249)
Hz. Lut'a Gelen Elçiler
Hz. İbrahim'e gelen elçiler bu mübarek insanı salih bir
evlatla müjdelemişlerdir. Elçilerin verdikleri bir diğer
haber ise, Lut kavmi ile ilgilidir:
Bizim elçilerimiz İbrahim'e bir müjde ile
geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek şu ki, biz bu ülkenin
halkını yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı zalim oldular."...
(Ankebut Suresi, 31)
Ayetlerde elçilerin Hz. Lut'a gelişleri ise, şu şekilde
haber verilir:
Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan
dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu
bir gün" dedi. (Hud Suresi, 77)
Kuran'da Hz. Lut'un içinde yaşadığı sapkın kavmin, Hz.
Lut'a elçiler geldiğini haber alarak, onların yanlarına
gittikleri haber verilir:
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad
almak için baskı yaptılar... (Kamer Suresi, 37)
Hz. Lut ise, kavmini şu şekilde uyarmaktadır:
Kavmi ona doğru koşarak geldi; onlar daha
önceden kötülükler işlemekteydiler. "Ey kavmim" dedi. "İşte
benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir. Artık
Allah'tan korkun ve beni misafirim önünde küçük düşürmeyin.
İçinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?"
Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir
şeyimiz olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi
gerçekte sen biliyorsun." (Hud Suresi, 78-79)
Hz. Lut'un "işte benim kızlarım"
ifadesiyle kastettiği, kendi kızları olabileceği gibi kavimdeki
diğer genç kızlar da olabilir. O, bu ifadesiyle kavmine,
Allah'ın meşru kıldığı şekilde, yani bir erkek ve bir kadın
arasında ve nikah altında gerçekleşecek bir ilişkiye talip
olmalarını önermekteydi. (En doğrusunu Allah bilir.) "İçinizde
hiç aklı başında (reşid) olan bir adam yok mu" ifadesi
ise, kavmin tamamının azgınlık ve sapkınlık içinde olduğunu
göstermektedir. Hz. Lut, Allah'ın seçtiği şerefli ve güzel
ahlaklı bir insan olarak, ahlak dışı yaşam süren bu topluluk
arasından çıkmak istemişti:
Dedi ki: "Size yetecek gücüm olsaydı veya
sağlam bir yere sığınabilseydim." (Hud Suresi, 80)
Ancak Rabbimiz Lut kavminin bu azgınlıklarına karşı şiddetli
bir azap ile karşılık vereceğini elçileri aracılığıyla Hz.
Lut'a bildirdi:
(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış
bir topluluksunuz." "Hayır" dediler. "Biz sana, onların
hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik. Sana gerçeği
getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz. Hemen aileni
gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından
git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz
yere gidin. "Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken
onların arkası mutlaka kesilecektir." (Hicr Suresi, 62-66)
(Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin
elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin
bir parçasında ailenle birlikte yürü. Sakın, hiçbiriniz
dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü
onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara
va'dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?"
(Hud Suresi, 81)
Ayette belirtilen önemli bir gerçek, Hz. Lut'un eşinin
de helak edilecek kavme dahil olmasıdır. O, Hz. Lut gibi
Allah'ın alemlere üstün kıldığı, peygamberlik makamıyla
onurlandırdığı kıymetli bir kulunun hanımı olmuş, ancak
bir nimet ve şeref olan bu sıfat ona -samimiyetsizliği ve
inkarı yüzünden- bir şey kazandırmamıştır.

İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi
ırzını korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik.
O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik
etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı.
(Tahrim Suresi, 12) |
Hz. Lut'un hanımının bu şekilde helak edilmesi, Allah'ın
"seçkin ve hayırlı" kimseler kıldığı peygamberlerin yakını
olma veya onların soyundan gelme gibi bağların insanlara
ahiret azabından yana bir ayrıcalık sağlamayacağını göstermektedir.
Bir insanın kurtuluşa ulaşması, o kişinin Allah'a olan derin
imanı, teslimiyeti, itaati ve Allah'tan şiddetle korkup-sakınmasıyla
ilgilidir. Eğer kişinin kalbinde böyle samimi bir iman yoksa,
Allah'ın elçilerinin en yakını dahi olsa, hiç kimse için
kurtuluş yoktur. Hatta, Allah'ın elçilerinin yakınında olup,
onun eğitimini alıp, yine de inkar etmesi, o kişinin Allah
katında sorumluluğunu daha da artırabilir. Nitekim Allah
Kuran'da peygamberlerin hanımları hakkında şu şekilde buyurmaktadır:
Ey Peygamberin kadınları, sizden kim açık
bir çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak
arttırılır. Bu da Allah'a göre pek kolaydır. Ama sizden
kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden itaat eder ve salih bir
amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona
üstün bir rızık da hazırlamışızdır. Ey Peygamberin kadınları,
siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız,
artık sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık
bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda söyleyin.
Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin),
ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi,
siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın,
zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt,
gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek
ve sizi tertemiz kılmak ister. (Ahzab Suresi, 30-33)
Rabbimiz bu konuda Hz. Lut'un ve Hz. Nuh'un inkarcı hanımlarını
bizlere ibret olarak vermektedir. Ayette ayrıca Firavun'un
iman eden hanımı da samimiyeti, Allah korkusu ve içten duasıyla
çok güzel bir örnek olarak haber verilmektedir:
Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un
eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki
kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler.
Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir
şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: "Ateşe diğer girenlerle
birlikte girin" denildi. Allah, iman edenlere de Firavun'un
karısını örnek verdi. Hani demişti ki: "Rabbim bana Kendi
katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından
kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar." (Tahrim
Suresi, 10-11)
Helakın Gerçekleşmesi
Hz. Lut'un kavminin helak edileceğinin haberi
elçiler tarafından ilk önce Hz. İbrahim'e bildirilir:
(İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl isteğiniz
nedir ey elçiler? Doğrusu biz suçlu-günahkar bir kavme gönderildik"
dediler. Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş)
taşlar yağdırmak için. (Ki bu taşların her biri) Rabbinin
katında ölçüyü taşıranlar için (herkese ayrı ayrı) işaretlenmiştir.
Bu arada mü'minlerden orda kim varsa çıkardık. Ne var ki
orda Müslümanlardan olan bir evden başkasını bulmadık. (Zariyat
Suresi, 31-36)
 Alman araştırmacı
Werner Keller, arkeolojik ve jeolojik incelemelere
dayanarak yaptığı açıklamalarda Lut kavminin yaşadığı
Sodom ve Gomorra şehirlerinin yerlerinin Siddim
Vadisi olduğunu belirtir. Keller, kitabında buranın
Lut Gölü'nün en alt ucunda bulunan bölge olduğunu
ve zamanında buralarda geniş yerleşim alanları bulunduğunu
anlatır. Bölgede yaşanan felaket sonucunda göle
kayan şehir kalıntılarının bir kısmı göl kıyısında
bulunmuştur. Bu kalıntılar Lut kavminin yaşam düzeyinin
oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.
|
Elçiler Hz. İbrahim'den sonra Hz. Lut'a gitmiş ve ona da
bu helakı haber vermişlerdir. Müslüman topluluk ise bu helaktan
korunacaktır. Allah Lut kavmini nasıl bir azap ile helak
ettiğini şöyle bildirir:
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad
almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip
kör ettik. İşte azabımı ve uyarmamı tadın." (Kamer Suresi,
37)
Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına
çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş
taşlar yağdırdık; Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş,
damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir. (Hud
Suresi, 82-83)
| |
Allah'ın ayette bildirdiği "üstünü
altına çevirmek" fiilinin şiddetli bir deprem
ile bölgenin yerle bir olduğunu anlatıyor olması
mümkündür. Nitekim Lut Gölü ya da diğer adıyla
Ölü Deniz, aktif bir sismik bölgenin, yani bir
deprem kuşağının tam üstünde yer almaktadır.
Allah ayetin devamında "üzerlerine
balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık"
şeklinde buyurmaktadır. Alman arkeolog Werner
Keller bu durumu şu şekilde açıklar:
"Bu deprem sırasında, yer kabuğunun
çatlayıp çöküşü, kabuğun altında uyuyan volkanlara
serbest yol vermiştir. Şeria'nın yukarı vadisinde
bugün de sönmüş kraterlere rastlanmakta olup,
buralarda kireç katmanları üzerinde geniş lav
kütleleri ve bazalt katmanları yer almıştır."
|
Ayetin başında geçen "üstünü
altına çevirmek" fiilinin şiddetli bir deprem ile
bölgenin yerle bir olduğunu anlatıyor olması mümkündür.
Ayetin devamında haber verilen "üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif
edilmiş taşlar yağdırdık" ifadesi ile volkanik bir
patlama ve bunun sonucunda püsküren "pişirilmiş kıvamdaki" kaya ve taşlara
işaret ediliyor olabilir. Şuara Suresi'nin 173. ayetinde
aynı olay "... ve üzerlerine bir yağmur
yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kadar da
kötü" şeklinde bildirilmiştir. Yani kavim bir taraftan
korkunç bir depremle, bir taraftan da üzerlerine yağan volkanik
lavlar ve kızgın taşlarla yok olmuş olabilir. (En doğrusunu
Allah bilir.)
Tarihçiler, Lut kavmine isabet eden bu büyük felaketin
yerinin, "Lut Gölü" veya "Ölü Deniz" olarak bilinen gölün
kıyısı olduğu görüşündedirler. Günümüzde İsrail işgali altındaki
Batı Şeria ile Ürdün arasında kalan Lut Gölü'nün yanında
yer alan tarihi "Sodom" ve "Gomorra" şehirleri, Hz. Lut'un
tebliğde bulunduğu sapık eşcinsel kavmin yaşadığı yerler
olarak kabul edilmektedir. Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalar,
Lut Gölü'nün kıyısında yer alan bu şehirlerin, büyük bir
deprem sonucunda aşağı çöktüğünü göstermektedir. Lut Gölü'nün
geneline göre çok daha sığ olan bir bölümü, araştırmacılara
göre, yerin derinliklerine giren Lut kavminin kalıntısıdır.
(Ayrıntılı bilgi için bkz. Harun Yahya, Kavimlerin Helakı,
7. baskı, İstanbul, 2002)

"Siz gerçekten, kadınları bırakıp
şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz
(yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz." Kavminin
cevabı: "Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın.
Temiz kalmak isteyen insanlarmış" demekten başka
olmadı. (Neml Suresi, 55-56) |
|