|
HZ. İBRAHİM VE HZ. LUT
İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size
güzel bir örnek vardır...(Mümtehine Suresi, 4)
Hz. İbrahim'in Kabe'yi İnşa Etmesi
Allah Kuran'da Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail ile birlikte
Kabe'yi inşa ettiğini bildirmektedir. Arabistan'ın Mekke
kentinde bulunan Kabe, insanların sadece Allah'a ibadet
etmek için kullanacakları bir mekan olarak inşa edilen ilk
yapıdır. Allah, "insanlar için ilk kurulan ev" olan Kabe'de
"Hz. İbrahim'in makamı"nın bulunduğunu şöyle bildirir:
Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev,
Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar için hidayet
olan (Ka'be)dir. Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı
vardır. Kim oraya girerse, o güvenliktedir. Ona bir yol
bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Allah'ın insanlar
üzerindeki hakkıdır. Kim de inkâr ederse, şüphesiz, Allah
alemlere karşı muhtaç olmayandır. (Al-i İmran Suresi, 96-97)
|  
|
Hz. İbrahim, Allah'ın kendisine
verdiği Kabe'yi inşa görevini, oğlu Hz. İsmail ile birlikte
yerine getirmiştir. Allah Kuran'da, bu konuda Hz. İbrahim'e
şöyle vahiyde bulunduğunu bildirmiştir:
Hani Biz İbrahim'e Ev'in (Kabe'nin)
yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik:)
"Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler,
rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut. İnsanlar
içinde haccı duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan gelen
yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler. Kendileri
için birtakım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık
olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın
adını ansınlar. Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu
da doyurun. (Hac Suresi, 26-28)
Allah Hz. İbrahim'e Kabe'nin temizlenmesini emretmiştir.
Bu, fiziksel bir temizlik olabileceği gibi, manevi anlamda
da bir temizlik olabilir. Dolayısıyla bu ayetle Allah Kabe'nin
hem fiziksel anlamda hem de manevi anlamda (şirkten ve Allah'tan
başkalarına tapan müşriklerin kirinden) temizlenmesini emretmiştir.
Allah bir diğer ayette, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in Kabe'yi
inşa görevlerini şöyle bildirmektedir:
İbrahim, İsmail'le birlikte Ev'in (Ka'be'nin)
sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz
bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin"
(Bakara Suresi, 127)

Makam-ı İbrahim, Hz. İbrahim'in Kabe'yi inşa ederken
iskele olarak kullandığı taşın bulunduğu yerdir. |
Hz. İbrahim ve Hz. İsmail Kabe'yi inşa ederlerken, yani
fiili bir iş ve ibadet yaparlarken sürekli Rabbimize dua
etmişlerdir. Peygamberlerin bu güzel özelliğini örnek alarak
Allah'a her konuda dua edebilir, bir iş yaparken de Allah'tan
yardım dileyebilir, O'nu zikir ve tesbih edip yüceltebiliriz.
Çünkü Allah, insanın gizlisinin gizlisini bilen, onu her
an işiten, gören ve her yaptığından haberdar olandır. Müminler
Allah'ın bütün dualarına icabet edeceğini bilir ve dua etmeyi
Allah'a yakınlaşmak için bir vesile olarak görürler. Kimi
zaman bazı insanlar sadece belirli zamanlarda, belirli yerlerde
dua edebileceklerini zannederek duayı belli bir şekile sokmaya
çalışırlar. Oysa peygamberlerin Kuran'da haber verilen duaları
da bize göstermektedir ki, mümin bir iş yaparken de, yatarken
de, otururken de içinden Allah'a dua edebilir, her zaman
Allah'a yönelebilir. Bunun için hiçbir kural yoktur. İnsan
her an Allah'a yönelebilir, her an O'nu kalben anıp, en
güzel isimleri ile Rabbimizi yüceltebilir.
Hz. İbrahim ile Hz. İsmail de Kabe'yi inşa ederlerken ettikleri
dualarının sonunda Allah'ı yüceltmişlerdir. İki peygamber
de Allah'tan istediklerini sözle ifade ettikten sonra, O'nun
herşeyi bildiğini, işittiğini dile getirip Allah'ı övmüşlerdir.
Bu da göstermektedir ki, dua sırasında da Allah'ı sıfatları
ile anmak ve O'na bu sıfatlarla dua etmek makbuldür. Nitekim
Allah bir ayetinde şöyle buyurur:
İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse
O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve
inkara) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla
yakında cezalandırılacaklardır. (Araf Suresi, 180)
Peygamberler gibi müminlerin de Allah'ın büyüklüğünü, herşeyi
gördüğünü, işittiğini, herşeye güç yetirdiğini, hüküm ve
hikmet sahibi olduğunu dile getirerek Allah'ı anmak bir
mümin alametidir. Kuran'da peygamberlerin dualarıyla ilgili
pek çok ayet, müminlerin nasıl dua edeceklerine dair yol
gösterici olmaktadır.
Hz. İbrahim ve Oğlunun Kurban İmtihanı
Allah'ın Hz. İbrahim kıssasında haber verdiği olaylardan
biri de kurban olayıdır. Hz. İbrahim'in ve oğlu Hz. İsmail'in
başından geçen bu denemeyi Rabbimiz ayetlerde şu şekilde
haber verir:
Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim
ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken
gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi
ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah, beni sabredenlerden
bulacaksın." Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine)
teslim olup (babası, İsmail'i kurban etmek için) onu alnı
üzerine yatırdı. Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik. "Gerçekten
sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları
böyle ödüllendiririz." Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik. (Saffat Suresi,
101-107)
Allah yukarıdaki ayetlerde Hz. İbrahim'i nasıl bir denemeden
geçirdiğini bizlere aktarmaktadır. İslam alimleri de bu
ayetleri genelde aynı şekilde tefsir ederler. Örneğin Elmalılı
Hamdi Yazır, Kuran-ı Kerim tefsirinde, Hz. İbrahim'in rüyasında
gördüklerinin bir vahiy olduğunu, bu vahyin yerine getirilmesinin
ise bir emir olduğunu belirtmektedir. Ayetlerin devamını
ise şu şekilde açıklamaktadır:
... Bunun üzerine onu
zorla yapmaya kalkışmayıp, önce yerine getirilme şeklini
istişare etmek üzere böyle görüşünü sorarak tebliğ etti
ki, bununla ilk önce onun itaat ve boyun eğmekle ecir ve
sevaba ermesini temin etmek istedi. Düşünmeli, bunu söylerken
"Ey yavrucuğum!" diye hitap eden bir babanın kalbinde ne
yüksek bir şefkat duygusu çarpıyor ve ona ne kadar büyük
bir vazife aşkı, Allah sevgisi hakim bulunuyordu... İşte
bunun böyle İlâhî bir emir olduğunu anlayan ve Allah'ın
sabredenlerle beraber olduğunu bilen o yumuşak huylu oğul
"Ey babacığım!" dedi, "Ne emrolunuyorsan yap. Beni inşaallah
sabredenlerden bulacaksın."5
Ömer Nasuhi Bilmen'in tefsirinde Hz. İbrahim ve oğlunun
başından geçen bu deneme şu şekilde izah edilmektedir:
Hazret-i İbrahim de oğlu
da Allah-u Teala'nın emrine itaat edip teslimiyet gösterdiler
ve İbrahim Aleyhisselam oğlunu (alnının bir yanı üzerine
yatırdı) onu boğazlamak için öyle bir vaziyete bulundurdu...
Onun rahmani bir rüya olduğunu anlayarak emr olunduğun vazifeyi
yapmaya azmettin, sabrın, emri İlahi'ye itaatin tezahür
etmiş oldu. Artık Hak Teala lütfetmiş, o oğlun yerine bir
kurban hayvanının kesilmesini emir eylemiş, Hazreti İbrahim'i,
öyle bir fedakarlıktan kurtarmıştır.
6
Ayetlerden ve tefsirlerden Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail'in
Allah'a olan kalpten itaatleri, teslimiyetleri ve gönülden
bağlılıkları açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu üstün
ahlak tüm iman edenlere çok güzel bir örnek, eşsiz bir rehberdir.
Bu nedenle tüm iman edenler onların yolunu izlemeli ve Allah'ın
ayetlerini uygulamadaki titizlikleri, zorluk ya da sıkıntılar
karşısındaki tavizsiz tavırları, sabırlı ve tevekküllü kişilikleriyle
tanınmalıdırlar. Allah Saffat Suresi'nin devamında şu şekilde
bildirir:
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli
bir isim) bıraktık. İbrahim'e selam olsun. Biz, ihsanda
bulunanları böyle ödüllendiririz. Şüphesiz o, Bizim mü'min
olan kullarımızdandır. (Saffat Suresi, 108-111)
05- Elmalılı Muhammed
Hamdi Yazır, http://www.kuranikerim.com/telmalili/saffat.htm
06- Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran-ı Kerim'in Türkçe
Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 9, s. 2994
|