|
HZ. İBRAHİM VE HZ. LUT
İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size
güzel bir örnek vardır...(Mümtehine Suresi, 4)
Giriş
Tarih boyunca peygamberler, gönderildikleri kavimleri Allah'a
bir ve tek olarak iman etmeye ve yalnızca O'na kulluk etmeye
çağırmışlardır. İnsanlara hak dini tebliğ etmiş ve örnek
insan modelini bizzat kendi yaşayışlarıyla tanıtmışlardır.
Bu nedenle, Allah'ın seçkin kulları olan peygamberlerin
üstün kişilikleri, güzel ahlak özellikleri, davranış şekilleri
ve olaylar karşısında gösterdikleri tepkiler müminler için
en güzel örneği teşkil eder. Peygamberler, içinde yaşadıkları
toplumlara bizzat örnek oldukları gibi, Kuran'da tarif edilen
özellikleriyle kendilerinden sonra gelen müminlere de yol
göstermişlerdir. Allah Kuran'da peygamberlerin müminler
için güzel birer örnek olduklarını şöyle bildirmiştir:
Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü
umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde
güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)
Peygamberlerin her birinin Kuran'da övülen birçok güzel
özellikleri vardır. Dolayısıyla iman edenler Kuran'da peygamberlerle
ilgili bildirilen her detayı dikkatle incelemeli, bu kutlu
insanların yaşamlarını, gösterdikleri güzel ahlak örneklerini,
Allah'a olan derin bağlılıklarını kendilerine örnek almalıdırlar.
Her peygamberin, gönderildiği kavim, karşılaştığı olaylar,
Allah'ın varlığını anlatırken kullandığı yöntemler birbirinden
farklı olmuştur. Bu yüzden peygamberlerin içinde bulundukları
kavimlerin özellikleri, insanların Allah'a iman etmeye davet
edildiklerinde peygamberlere gösterdikleri tepkiler, peygamberlerle
birlikte inananların karşılaştıkları zorluklar bize ışık
tutan çok önemli bilgi ve tecrübelerdir.
Bu kitabın hazırlanış amacı da Allah'ın, "İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size
güzel bir örnek vardır..." (Mümtehine Suresi, 4) ayetiyle
övdüğü İbrahim Peygamberi ve onunla aynı dönemde yaşamış
olan Lut Peygamberi tanımak ve onların tüm üstün özelliklerinden
örnek almaktır. Hiç kuşku yok ki, Kuran'da Hz. İbrahim ve
Hz. Lut hakkında verilen bilgilerin her biri birçok hikmet
içermektedir. Bu kitapta, söz konusu hikmetleri inceleyecek
ve bunları nasıl örnek alıp hayatımıza geçirebileceğimizi
ele alacağız.
Hz. İbrahim
İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size
güze l bir örnek vardır…(Mümtehine Suresi, 4)
Hz. İbrahim'in Kavminin Özellikleri
Allah Kuran'da ilk peygamberin Hz. Adem olduğunu bildirir.
Hz. Adem'den sonra Kuran'da adı anılan ikinci peygamber
Hz. Nuh'tur. Hz. İbrahim ise, Hz. Nuh'tan bir zaman sonra
yaşamıştır ve Kuran'da verilen bilgiye göre Hz. Nuh'un soyundandır.
(Saffat Suresi, 83) Hz. İshak, Hz. İsmail, Hz. Yakup, Hz.
Yusuf, Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz.
Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. İsa ise Hz. İbrahim'in soyundan
gelen peygamberlerdendir.
Tarihi kaynaklarda Hz. İbrahim'in Ortadoğu'da, Mezopotamya
bölgesinde yaşadığı yazılmaktadır. Kuran'da ise Hz. İbrahim'in
oğlu Hz. İsmail'le birlikte Kabe'yi inşa ettiği bildirilmektedir.
Bu bilgi bize Hz. İbrahim'in yaşadığı coğrafyanın Ortadoğu
olduğunu göstermektedir.
Kuran'da Hz. İbrahim'in kavmi hakkında verilen önemli bir
bilgi de, bu toplumun putperest olduğudur. Nitekim bu bilgi
tarihi kaynaklarda da yer almakta, o dönemde Ortadoğu'daki
kavimlerin tamamına yakınının putperest inançlara sahip
oldukları belirtilmektedir. Devrin putperest toplumları,
ya kendi elleriyle yaptıkları heykellere ya da Güneş, Ay
gibi gök cisimlerine tapınmışlardır. Mezopotamya'da yapılan
kazılarda Güneş'e ve Ay'a tapınmak için yapılan ve "Ziggurat"
adı verilen tapınaklara dair kalıntılar ve bilgiler bulunmuştur.
Taştan veya kilden yapılmış ve put olarak kullanılmış pek
çok heykel kalıntısı, yine bu bölgedeki arkeolojik kazılarda
ortaya çıkarılmıştır.
| 
Ur Nammu (MÖ 2112-2095) tarafından
Ay'a tapınmak için yapılmış olan Ur Ziggurat'ı.
Hammurabi yazıtlarına göre Sümer şehirleri arasında
en ünlü olanı Ur'du.
|
Kısacası tarihsel ve arkeolojik bilgiler, Hz. İbrahim'in
yaşadığı devirlerde Ortadoğu'nun bir "putperestler diyarı"
olduğunu göstermektedir. Allah Hz. İbrahim'i seçmiş, peygamberlik
göreviyle şereflendirmiştir. O, salih bir kul olarak, bu
son derece azgın, saldırgan ve zalim putperestlerin arasında
Allah'ın Hak Dini'ni ve güzel ahlakı temsil etmiştir.
Rabbimizin Kuran'da bildirdiğine göre Hz. İbrahim'in kavmi
taştan, tahtadan heykeller yapıyor, sonra da bu heykelleri
ilah olarak kabullenip onlara tapıyorlardı. İbadetlerini
bu putların önünde yerine getiriyor, onlara dua ediyor ve
onlardan yardım diliyorlardı. Kendilerine zarar vereceklerine
inanarak, kendi elleriyle şekil verdikleri, hareket edemeyen
bu cansız tahta ve taş parçalarından korkuyor, onlardan
medet umuyorlardı. En önemlisi de, bu batıl inanışlarında
son derece ısrarlı olmalarıydı. Kendilerinden önceki nesillerin
-atalarının- yaşamlarını körü körüne taklit ediyor, her
nesil bir sonraki nesle bu sapkın inanışı gelenek halinde
miras bırakıyordu.
Allah böyle bir kavim içinde büyüyen Hz. İbrahim'e, göklerin,
yerin ve ikisinin arasındaki herşeyin Yaratıcısının Kendisi
olduğunu, aksine inananların büyük bir sapkınlık içinde
olduklarını vahyetti. Ancak putperest kavmi, Hz. İbrahim'in
de kendileri gibi düşünmesini ve yaşamasını istiyordu. Hz.
İbrahim ise kavminin bu sapkın inancından yüz çevirdi, inandıkları
sahte ilahların hepsini reddetti, tek ve gerçek İlah olan
Allah'a iman etti. Allah, imanını daha da artırması ve sağlamlaştırması
için, Hz. İbrahim'e, Kendisi'nin göklerde ve yerdeki kudretinin
ve hakimiyetinin delillerini gösterdi:
Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan
olması için- göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk.
(Enam Suresi, 75)
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Hz. İbrahim putperestlerden
oluşan ve ataları da putlara tapan bir kavmin içerisinde
yetişmiştir. Onlarla birlikte büyümüş, onların eğitimini
almıştır. Ancak kavmi sapkın ve batıl bir yaşam sürerken
o, kavminin diğer fertlerinden çok farklı bir karakter ve
çok üstün bir ahlak göstermiş, Allah'a imanıyla kavminden
kopup ayrılmıştır.
| 
Mezopotamya'da bulunan kalıntılarda,
bu bölgede yaşayan topluluklar batıl inançları gereği
çeşitli putlara tapınırken tasvir edilmektedir.
Resimde Asur kralı Tukulti-Ninurta (1243-1207) sözde
ateş tanrısı Nusku'nun önünde eğilirken görülüyor.
Nusku'nun kendisi resmedilmemekte, bir tahtla sembolize
edilmektedir.
|
Hz. İbrahim, sadece şirkten (yani Allah'a ortak koşmaktan)
kopup ayrılmakla kalmamış, dahası şirk içerisinde olan bu
topluluğa Allah'ın varlığını anlatmış, onları Allah'a iman
etmeye davet etmiştir. Fakat kavmindeki insanlar Hz. İbrahim'in
anlattığı gerçekleri kabul etmemişlerdir. Buna gösterdikleri
gerekçe ise atalarının dinine uymakta oluşlarıdır:
Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine
uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde
bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının
aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?
(Bakara Suresi, 170)
Hz. İbrahim'in kavminin asırlardır süregelen bu sapkın
ve putperest dini terk etmeme nedenlerinden bir tanesi,
dinden uzak yaşayan insanların geleneksel bir yanılgısıdır:
Doğru, akılcı ve hak olana göre değil, çoğunluğa göre hareket
etmek. Onlara göre, eğer bir inancı ve düşünceyi çoğunluk
kabul ediyorsa, bu inanış doğru olarak kabul edilmelidir.
Aksini düşünmek, yani toplum tarafından genel kabul gören
bir düşünceyi sorgulamak, araştırmak, eleştirmek gereksizdir.
İşte bu durum Kuran'da Allah'ın tarif ettiği, insanların
sakınmaları gereken önemli bir yanılgıdır. Allah Kuran'da
insanları bu konuda şöyle uyarmaktadır:
Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan,
seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak
zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'
(Enam Suresi, 116)
Hz. İbrahim ise, -tüm diğer peygamberler ve salih müminler
gibi- iman etmeyenlerin bu büyük yanılgısından çok uzaktır.
O, tüm kavmini, yakınlarını ve akrabalarını karşısına almak
pahasına doğrulardan vazgeçmemiştir. Kesin bir kararlılıkla
Allah'a iman etmiş ve hiçbir zorluk ya da baskı onu yolundan
döndürmemiştir.
Allah'ın Hz. İbrahim'e Peygamberlik
Vermesi
Tarih boyunca uygarlıklarını devam ettirmiş olan bütün
toplumlar, mutlaka Allah'ın varlığından, birliğinden, sonsuz
güç ve kudret sahibi olduğundan, ahiret gününün varlığından
ve Rabbimizin kullarından istediklerinden haberdar olmuşlardır.
Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle haber vermektedir:
Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk
edin ve tağuttan kaçının" (diye) bir elçi gönderdik. Böylelikle,
onlardan kimine Allah hidayeti verdi, onlardan kiminin üzerine
sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların
uğradıkları sonucu görün. (Nahl Suresi, 36)
Elçiler, Allah'ın özel olarak seçtiği ve üstün vasıflar
verdiği kutlu insanlardır. Onlar her zaman güçlü imanları,
güzel ahlakları, üstün karakterleri ve örnek tavırları ile
çevrelerinin dikkatini çekmiş, içinde yaşadıkları gafil
ve sapkın toplumdan ayrılmışlardır. Onları diğer insanlardan
ayıran en önemli vasıflardan biri ise, Allah'tan vahiy almalarıdır.
Allah Nisa Suresi'nde şu şekilde buyurmaktadır:
Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz
gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a,
torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a
da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik. (Nisa Suresi, 163)
Allah'ın, vahyini peygamberleri aracılığıyla insanlara
ulaştırması tüm insanlar için çok büyük bir lütuftur. Çünkü
Allah ayetleriyle insanlara hidayet yolunu göstermiş, ibadet
şekillerini öğretmiş, güzel ahlakı tarif etmiş ve Kendi
dinini eksiksiz olarak bildirmiştir. Rabbimiz salih davranışların
ve ibadetlerin neler olduğunu peygamberlere vahiy yoluyla
bildirdiğini Enbiya Suresi'nde şu şekilde haber vermektedir:
Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten
önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz
kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.
(Enbiya Suresi, 73)
 |
Soldaki
haritada kırmızı kesik çizgilerle işaretlenen yol,
Hz. İbrahim'in yaptığı yolculuğu tarihsel kayıtlar
ışığında göstermektedir. Hz. İbrahim Sümer şehri
Ur'dan çıkmış, Mekke'ye kadar ilerlemiştir. (Aşağıda)
Ur şehrinin duvarlarının dışında yapılan kazılarda
MÖ 2000 yılına ait bir yerleşim bölgesinin kalıntıları
ortaya çıkarıldı. Tarihçiler Hz. İbrahim kavminin
de resimdekine benzer evlerde yaşamış olabileceklerini
belirtmektedirler. |
Hayatları boyunca Allah'ın rızasını, rahmetini
ve cennetini kazanmayı hedef edinen peygamberler, Allah'ın
emirlerini tam olarak yerine getirerek her zaman örnek bir
hayat yaşamışlardır.
Peygamberlik, Allah'ın seçkin kullarına nasip ettiği şerefli
bir makamdır. Nitekim Allah, Hz. İbrahim'e, bir denemeden
sonra, bu şerefli makamı nasip etmiştir. Kuran'da Allah,
Hz. İbrahim'e peygamberlik görevini vermeden önce onu denediğini
şöyle bildirmektedir:
Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle
denemişti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmişti.
(O zaman Allah İbrahim'e): "Seni şüphesiz insanlara imam
kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince
(Allah:) "Zalimler Benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara
Suresi, 124)
Ayette belirtildiği üzere, Hz. İbrahim Allah'ın denemesine
karşılık son derece itaatli davranmış ve Rabbimizin emirlerini
tam olarak yerine getirmiştir. Bütün müminler de aynı Hz.
İbrahim gibi Allah'ın emirlerini eksiksiz olarak yerine
getirmekle sorumludurlar. Hz. İbrahim'in Allah'a olan kayıtsız
şartsız itaati, O'nun emirlerine gösterdiği boyun eğiciliği
hepimiz için çok güzel bir örnektir.
Hz. İbrahim Allah'ın genç yaşlarda (Enbiya Suresi, 60)
elçilikle şereflendirdiği, üstün vasıflara sahip olan bir
kuludur. Allah şirk içinde olan kavminin içinden seçip,
Kendi dinini tebliğ etme görevini ona nasip etmiştir. Allah
Kuran'da Hz. İbrahim'e vahyettiklerini şu ayetle bizlere
bildirmektedir:
Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara
verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu Biz, İbrahim ailesine
Kitab'ı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik.
(Nisa Suresi, 54)
Üstteki ayette, İbrahim ailesine, yani Hz. İbrahim ve soyuna,
"Kitap ve hikmet" verildiği bildirilmektedir. Rabbimiz,
Hz. İbrahim'e "sahifeler" verdiğini diğer ayetlerde şu şekilde
haber verir:
Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir.
Şüphesiz bu, önceki sahifelerde vardır; İbrahim'in ve Musa'nın
sahifelerinde. (A'la Suresi, 17-19)
Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine
haber verilmedi mi? Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde)
olan... (Necm Suresi, 36-37)
Bu da göstermektedir ki, Allah Hz.Musa'ya Tevrat'ın vahyinden
daha önce Hz. İbrahim'e "sayfalar" indirmiştir. Bu sayfalarda,
Hz. İbrahim'in Allah'a teslimiyete dayalı olan hanif dini
vardır. Peygamber Efendimiz de bu konuyla ilgili şu şekilde
buyurmaktadır:
"Ey Allah'ın Resûlü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın suhuflarında
olanlardan herhangi bir şey size indirildi mi?" diye sordum,
şu cevabı verdi:
Ey Ebu Zerr! (Evet, şu mealdeki ayetler
indi deyip okudu:) "Şüphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin
adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna erişmiştir.
Belki siz dünya hayatını üstün tutarsınız. Halbuki âhiret
daha hayırlı, daha süreklidir. Şüphesiz ki bunlar evvelki
sâhifelerde, İbrahim ile Musa'nın sahifelerinde de vardır"
|