|
MOLEKÜL MUCİZESİ
Bu, Allah'ın yaratmasıdır.
Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin.
Hayır, zulmedenler, açıkça bir sapıklık içindedirler.(Lokman
Suresi, 11)
MOLEKÜLLERDEKİ MUHTEŞEM DÜZEN:"KRİSTALLER"
nsanların
akıllarına "kristal" dendiğinde çoğunlukla "kristal bir vazo",
belki biraz daha bilimsel olarak "kar kristalleri" gelir.
Ancak, kristalin gerçekte ne olduğu, moleküler seviyede kusursuz
ve muhteşem bir sanat eseri olduğu pek bilinmez.
Kristaldeki benzersiz geometri, onu ilk keşfeden bilim adamlarında
hayranlık uyandırmış, bu mükemmelliğin sırrı pek çok uzmanın
uzun uğraşları sonucunda çok yakın bir zamanda anlaşılmıştır.
Allah'ın sergilediği bu benzersiz geometri sanatının ne olduğunu
anlayabilmek için önce moleküllerin girdiği üç farklı hali
incelemek yerinde olacaktır.
Molekülün Nitelik Değiştirdiği 3 Farklı
Hal
Pek çoğumuz "maddenin üç hali"ni biliriz. Buna verilen en
bilinen örnek "su"dur. Su normal halinde iken sıvı, dondurulunca
buz yani katı, ısıtılınca da buhar yani gaz haline geçer.
İşte bir maddenin molekül yapısını kaybetmeden kazandığı bu
durum değişikliği maddenin üç farklı halidir. Ancak her madde
bu üç farklı hale girmez. Örneğin barutu ısıtırsanız onun
gaz haline ulaşamazsınız. Barut ısıtılınca patlar ve tamamen
farklı bir molekül olur. Cam ise soğutulduğunda bir katı olmaz,
sadece sertleşir. Bir cam bardak aslında sanıldığının aksine
sıvıdır.53 Onu katı
zannetmemizin sebebi oldukça sert oluşudur. Çok eski dönemlerden
kalmış olan cam bardak ve vazoların alt kısımlarında kalın
bir cam katmanının oluşma nedeni camın gözle görülmeyen bir
miktarda sürekli olarak aşağıya doğru akıyor olmasıdır.
"Kristal" adını verdiğimiz şey, maddelerin katı haldeyken
sahip oldukları geometrik molekül yapısıdır. Bunu daha iyi
anlayabilmek için şu örneği düşünmeliyiz. Su; gaz, sıvı ve
katı halinde de aynı moleküler özelliklere sahiptir ve H2O
formülü ile tanımlanır. Sıvı haldeyken suyu oluşturan moleküller
birbirlerinin üzerinden kayar, gaz halindeyken moleküller
birbirlerinden bağımsız olarak geniş bir alana yayılırlar.
Ancak su katı haldeyken, suyu oluşturan moleküller son derece
simetrik ve kusursuz bir düzen dahilinde peşpeşe dizilir ve
"kristalleşirler". Böylelikle buz oluşur. Maddenin, katılaştığı
anda benzersiz bir şekil ve geometrik düzen elde etmesi o
maddenin "kristalleşmesidir". Bir madde soğuduğunda eğer bu
simetrik düzeni elde edemiyorsa o zaman o madde katı değildir.
Camın "katı" olarak kabul edilmemesinin nedeni de budur. Camı
oluşturan moleküller soğutulduğunda kristal bir yapı kazanmazlar.
Yani moleküllerdeki ve atomlardaki dizilim düzenli değildir.
Böyle bir düzenliliği sağlayamayan bir madde kristalleşemez,
dolayısıyla da katı hale hiçbir zaman ulaşamaz.
Kristaldeki Kusursuz Tasarım
Atomlar,
bir molekülü oluşturabilmek için çeşitli şekillerde birleşirler.
Ortaya çıkardıkları şekil üç boyutlu bir şekildir ve bu şekil
ortaya çıkan molekül için son derece önemlidir. Daha önce
de belirtildiği gibi, molekülün işlev görebilmesi, örneğin
birbirlerine bağlanmış olan sodyum ve klorür atomlarının bir
tuz molekülü sayılabilmeleri ancak bu üç boyutlu şeklin sağlanması
ile mümkün olabilir. Molekül aynı atomlara sahip olsa, ama
atomları farklı şekilde bağlansa, bu artık tuz değil bir başka
molekül olacaktır. Bir maddeyi oluşturan moleküller ve atomlar
en düzenli şekillerini katı hallerindeyken elde ederler. Meydana
getirdikleri şekiller üç boyutlu geometrik şekillerdir ve
meydana gelen prizmalarda açıların belirli oranları vardır.
Bu oranlar molekülü oluşturan parçaların hiçbirinde hiçbir
zaman bir değişikliğe uğramaz. Bu düzen öyle mükemmeldir ki,
tek bir atom bile sıralamayı bozmaz, atomların birbiriyle
birleştikleri açılar arasında 1 derecelik bile bir sapma olmaz.
60 derecelik açılarla birleşmiş olan atomlar hiçbir zaman
61 derece ile birleşmezler. Siz bu katıyı ısıtsanız, sıvı
haline getirseniz, sonra buharlaştırsanız ardından tekrar
onu soğutsanız, söz konusu madde yine "aynı" mükemmel şeklini
alacak, atomlar adeta nerelere yerleşmeleri gerektiğini bilircesine
birbirlerine aynı şekilde bağlanacak ve aralarında yine aynı
hassas açılar meydana gelecektir. Yeniden biraraya geldiklerinde
yine 1 derecelik bir hata bile meydana gelmeyecek, atomlar
biraraya gelerek, eğer daha önce altıgen prizma meydana getirmişlerse,
mutlaka yine altıgen prizma oluşturacaklardır.
Bu mükemmel düzenin madde içinde ne kadarlık bir alanda meydana
geldiğini anlamak kusursuzluğun çapını fark edebilmek açısından
son derece önemlidir. Bir atomun çapı 3 cm.'in yaklaşık yüz
milyonda biri kadardır. 3 cm. kristalin içinde ise 100 milyon
kere 100 milyon kere 100 milyon atom vardır. (100.000.000
X 100.000.000 X 100.000.000). Eğer 3 cm.'nin milyonda biri
kadarlık bir alanda düzenli bir ilerleme görülüyorsa bu maddeye
kristal denilebilir. Dolayısıyla her kristal düzenli bir sıralamaya
sahip olan bir milyon atoma sahiptir.54
Fakat sizler bu büyüklüğü hala mikroskop
altında göremezsiniz. Dolayısıyla katı bir maddeyi örneğin
bir metali ne kadar çok parçaya ayırırsanız ayırın yine elinizde
kristaller vardır. Çünkü geriye kalan parçalarda yine atomlar
aynı düzenlerini korumaktadırlar. Eğer siz bu metal parçalarını
toz haline getirirseniz, elinizde yine kristaller kalır. Ancak
bu tozları veya metalin tamamını eritirseniz, kristal yapıyı
büyük ölçüde kaybedersiniz.
Kristallerin düz yüzeyine "yüz" adı verilir. İki yüzün birleştiği
yer ise "kenar" olarak adlandırılır. İki kenarın birleştiği
yer ise "köşe"dir. Bir yüzü çevreleyen kenarlar genellikle
üçgen, kare gibi basit düzlemsel şekiller oluştururlar. Bütün
kristali meydana getiren yüzler birleştiğinde ise küp, dörtgen
ya da altıgen prizmalar meydana gelir. Bazen bu yapı çok daha
kompleks olur. Ancak yapının kompleksliği arttıkça ortaya
çıkardığı simetri çok daha mükemmelleşir. Yüzler, her köşede
mükemmel bir açı ile birbirlerine bağlanmıştır ve bu açılar
hiçbir aşamada bir değişiklik veya bir bozukluk göstermemektedir.
Prizmalar birbirini takip eder ve bu düzgün geometrik şekiller
arasında milimetrenin binde biri kadarlık bile bir şaşma meydana
gelmez.
Kristalin yapısının bozulması ise maddenin tümüyle farklı
bir şekil alması veya dağılıp gitmesi anlamına gelir. Bu da
doğadaki tüm düzeni bozacak, tanıyıp bildiğimiz pek çok maddeyi
ortadan kaldıracaktır. Kısacası, bu düzende kusursuzluğun
hakim olması zorunludur ve bu kusursuzluğun ve düzenin her
an koruma ve gözetim altında olması gerekmektedir. Elbette
bu da yaratılan herşeyin her an Allah'ın koruması altında
olduğunu gözler önüne seren bir başka önemli gerçek ve mucizedir.
Madde, katı halindeyken üç boyutlu
geometrik şekiller elde edilir. Meydana gelen bu kristal
yapılarda prizma açılarının belli oranları vardır. Bu
öylesine düzenli ve kusursuz bir geometrik yapıdır ki,
bu mükemmel prizmaların açılarında 1 derecelik bile
bir sapma olması mümkün değildir. |
Birbirlerinden farklı moleküller aynı ortamda olsalar da,
sahip oldukları özel kristal yapıları nedeni ile birbirlerine
karışmaz ve özelliklerini yitirmezler. Örneğin aynı sıcak
suyun içine attığınız tuz ve şeker kristalleri kısa bir süre
içinde erir ve sıvı hale geçerler. Ama siz bu suyu buharlaştırdığınızda
suyun içinde erimiş olan tuz ve şeker ayrı ayrı kristalleşecek
ve aynı eski yapılarına kavuşacaklardır. Hiçbir zaman tuzda
bulunan atomlar farklı açılarla birbirlerine bağlanmayacak,
moleküllerin sıralamaları değişmeyecektir. Zaten bu sıralamada
bir değişimin olması durumunda tuz başka bir molekül haline
gelecektir. 55
| 
Molekülleri meydana getiren
kristal yapı, mükemmel bir geometrik dizayna sahiptir.
Bu dizayn öylesine kusursuzdur ki, en küçük bir hatanın
oluşması bile mümkün değildir. Çünkü oluşacak herhangi
bir hata, molekülün meydana getirdiği maddeyi ya ortadan
kaldıracak ya da başka bir maddeye dönüştürecektir.
|
Bütün bu uyum ve düzen neden bu kadar önemlidir? Bizim görmediğimiz,
çoğumuzun farkında bile olmadığı bu alemde moleküllerin en
hatasız açı değerlerini koruyarak mükemmel bir geometrik düzen
ile birleşmeleri neden bu kadar gereklidir? Neden kendilerine
has özel şekillere sahiptirler? Neden bu şekilleri asla kaybetmezler?
Bu özelliklere sahip olmasalardı gerçekten yeryüzünde başıboş
atomlara ve şekilsiz moleküllere mi sahip olurduk?
Eğer Allah dileseydi elbette etrafımızda gördüğümüz çeşitliliğin
oluşması için herhangi bir şekle veya geometrik bir uyuma
gerek olmazdı. Eğer Allah dileseydi maddenin var olması için
ne atomlara ne moleküllere ihtiyaç olmazdı. Allah'ın bu mikro
alemi kusursuz bir komplekslikle yaratması çok önemli bir
hikmet üzerinedir. Allah, var olan herşeyin en küçük zerresine
kadar Kendi üstün sanatının eseri olduğunu göstermektedir.
Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, Allah'ın varlığını inkar
etmek için bir çaba içinde olanlar bile bu mükemmellik karşısında
bir açıklama getirememekte, çaresizliğe düşmekte ve karşılarındaki
yaratılışa hayranlık duymaktan kendilerini alamamaktadırlar.
En küçük bir zerrede bile üstün bir sanatın var olması, insanların
tümüne Allah'ın dışında hiçbir gücün olamayacağını açıkça
kanıtlamaktadır. Allah ayetinde şöyle belirtir:
Şu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi
ve alemlerin Rabbi Allah'ındır. Göklerde ve yerde büyüklük
O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Casiye Suresi, 36-37)
Kristalin Kusursuz Yapısına Birkaç
Örnek
Kayaları oluşturan mineraller en çok bilinen kristal örneklerini
teşkil ederler. Kuvarz, cevher ve yarı değerli kristal gibi
madenlerin tüm katı kabukları da mükemmel birer kristaldir.
Kayaların kristal olmaları şu gerçeği ortaya çıkarır: Yeryüzünün
bütün katı kabuğu kusursuz düzendeki atomların oluşturduğu
bir kristal yüzeydir.56 Eğer
sizin, bu mükemmel görüntüyü çıplak gözle görme imkanınız
olsaydı, kuşkusuz karşınızdaki manzara karşısında hayranlık
duyardınız. Çünkü bastığınız her yerin, düzgün geometrik şekillerle
birbirine bağlanan ve kesintisiz olarak ilerleyen bir düzlem
olduğunu görür, bu manzaranın etrafınızda görebileceğiniz
herşeyden daha düzgün olduğunu anlardınız. En küçük zerresinde
bile üstün bir simetri ve estetiğin hakim olduğu bu kusursuz
yapının ayaklarınızın altına serilmiş olduğunu fark ederdiniz.
Bunun heybetini ve aynı zamanda da güzelliğini, yaşadığınız
her an hissederdiniz. Aslında sizler yerkabuğu üzerinde yürüdüğünüz
her an bu mükemmel dizayn ile karşı karşıyasınız. Sizi yanıltan
sadece bu üstün sanatı çıplak gözle göremiyor oluşunuz.
| 
Birbirlerine gevşek bağlarla
bağlı olan kar kristalleri, su moleküllerinin yapısının
farklılaşmasından dolayı birbirlerinden farklı şekillerde
oluşurlar. Bu nedenle yeryüzüne birbirinin aynısı olan
bir çift kar tanesinin düşme ihtimali oldukça zordur.
|
Çok yakından tanıdığımız bir başka kristal örneği de kar
kristalleridir. Birbirleriyle gevşek bir şekilde bağlanarak
kar tanesini meydana getiren kristaller birbirlerinden o kadar
farklı şekillerde oluşurlar ki, hiçbir kar tanesi bir diğerine
benzemez. Karlı bir günde sadece bir büyüteçle bile kar tanelerinin
birbirlerinden tamamen farklı şekillere sahip olduğunu açıkça
görebilirsiniz. Yeryüzüne birbirinin aynısı olan bir çift
kar tanesinin düşme ihtimali oldukça zordur. Şimdi sadece
bulunduğunuz yere yılda ne kadar kar tanesinin düştüğünü bir
düşünün. Bol kar yağan dağları ve her zaman sıfırın altındaki
sıcaklığı ile kutupları bir düşünün. Bütün bunları bir kenara
bırakıp bir genelleme yapın ve her yıl dünyaya düşen kar miktarını
bir düşünün. Şaşırtıcı olan şudur: Elinizde bir imkanınız
olsa ve bütün bu yağan tanelerini biraraya getirip inceleyebilseniz
hepsinin birbirlerinden tamamen farklı olduklarını görürsünüz.
Bunun nedeni, kar tanelerini meydana getiren su moleküllerinin
moleküler özelliği ve kar kristallerinin buna bağlı olarak
farklı geometrik yapılarda oluşmalarıdır.
Tüm su moleküllerinin yapısı temelde aynı olmasına rağmen
bu moleküller bazen birbirinden farklılaşabilirler. Oluşan
her 5000 su molekülünden birinde hidrojen atomu yerine bir
doteryum atomu bulunabilir. Ve her 500 molekülün birinde 16
kütle numaralı oksijen yerine 18 kütle numaralı oksijen bulunabilmektedir.
Bu farklılık, biraraya gelerek kristalleşen buzlar arasında
bir kombinasyonun meydana gelmesine neden olur. Çünkü tek
bir kar tanesinde 1018 su molekülü bulunmaktadır. Su moleküllerinin
yukarıda anlattığımız farklılaşmaları nedeni ile tek bir kar
tanesini meydana getiren moleküllerin 1015 tanesi diğerlerinden
farklı olacaktır. Bu hesaba göre, iki kar tanesinin tamamen
aynı düzenlemeye ve şekle sahip olması 1024'de bir ihtimaldir.
Ve böyle bir ihtimalin, evrenin başlangıcından bu yana gerçekleşmiş
olma olasılığı sıfırdır.57
Asıl dikkat çekici olan meydana gelen bu sonsuz çeşitlilikteki
tüm kar tanelerinin mükemmel ve kusursuz bir simetriye sahip
oluşlarıdır.
Bir kar tanesi küçük bir toz tanesi etrafında oluşmaya başlar.
Bu sadece birkaç mikron büyüklüğündedir. Meydana gelen bu
mikroskobik şekil altıgendir ve bu yapı buzun kendi yapısından
yani suyun moleküler özelliklerinden kaynaklanır. Oluşan bu
kristal gitgide büyür ve köşelerinden itibaren küçük kollar
oluşmaya başlar. Hava soğudukça bu kolların büyümesi biraz
daha hızlanır. Hava değişimlerine maruz kaldıkça, oluşan bu
yapı üzerinde kılcal uzantılar gelişir. Kar çevreye savruldukça
ve değişik koşullara maruz kaldıkça bu yapılanma devam eder
ve her koşula uygun farklı bir özellik kazanmaya başlar. Tek
bir kar tanesindeki her kol aynı gelişmeyi yaşadığından bütün
kollar birbirine benzer ve son derece kompleks bir yapı meydana
gelir. Meydana gelen altıgenle bağlantılı olarak altının katlarına
bağlı bir simetri oluşur ve kristal üç boyutlu yapısını kazanmış
olur.58
Genel hatları ile anlattığımız bu fiziksel olaylar ve bunlara
sebep olan fizik kuralları aslında son derece komplekstir.
Dolayısıyla, kar taneleri birbirlerinden farklı yapılar kazanmış
oldukları gibi aynı zamanda kusursuz bir simetri de elde ederler.
Bu gerçekten de çok ilginçtir, çünkü burada meydana gelen
şekil, adeta bilgisayarlı ölçümlerle tespit edilmiş, ince
ince hesaplanmış bir simetriyi ortaya koymaktadır. Bahsettiğimiz
sadece bir kar tanesidir. Bir kar tanesinin simetrik olduğunun
veya son derece güzel ve estetik şekillere sahip olduğunun
kimi zaman farkında bile olmayız, araştırıp incelemeden muhteşem
yapısını anlayamayız. Ancak buna rağmen, çeşitli şartlar ve
sebepler vesile olur ve bir kar tanesi muhteşem bir sanat
eseri olarak karşımıza çıkar. Çünkü o da Allah'ın sanatının
bir örneğidir.
Kristal harikasının bir başka örneği de yeryüzünün herhangi
bir yerinde yüzlerce yıl bekleyen ve canlı bir hücre gördüğünde
ise mucize şekilde canlanan virüslerdir. "Canlanan" kelimesi
çok doğru bir ifadedir. Çünkü bu varlıklar bir canlı hücrenin
sıcaklığını ve nemini hissetmeden en ufak bir canlılık belirtisi
göstermezler. Onların tek hücreli canlılar gibi organelleri
yoktur. Sahip oldukları tek şey korunmalarına yardımcı olacak
bir hücre zarı ve bir DNA'dır (kimi zaman da bir RNA). Canlılara
ait özellikleri gösterebilmeleri için kendilerinden başka
bir hücreyi kullanır ve onun imkanlarından faydalanırlar.
| 
Virüslerin, bir hücrenin içine
yerleşmeden önceki tek korunağı sahip oldukları kristal
yapıdır. Virüsler dışındaki diğer organizmalar da şartlar
zorlaştığında kristalleşerek bir nevi kış uykusuna yatar
ve "korunurlar".
|
Virüsler, bir hücrenin içine yerleşebilme gibi bir olanağa
sahip olana kadar ise yeryüzünün herhangi bir yerinde, soğukta
ya da sıcakta, gökyüzünde veya toprak altında varlıklarını
sürdürürler. Yok olup parçalanmamalarının tek nedeni ise sahip
oldukları kristal yapıdır. Bu yapı, gözle görülmeyen bu toz
parçacığını binlerce yıl koruyabilirken, aynı zamanda ona
kusursuz ve simetrik bir görünüm de hediye eder. Kristallerin
kendilerine özgü geometrik yapıları, virüsleri örten kristallerin
de en belirgin özellikleridir.
Virüsler dışında diğer mikroorganizmalar da kristalleşirler.
Bu aslında gözle görülmeyen mikrocanlıların kendilerini korumak
için en tedbirli yöntemin ne olduğunu bildiklerinin açık göstergesidir.
Bakteri, alg gibi çeşitli mikroorganizmalar, şartların kendileri
için zorlaştığı durumlarda nesillerini devam ettirebilmek
için kristalleşerek bir çeşit kış uykusuna yatar ve kendileri
için daha uygun şartlara sahip başka bölgelere gidene kadar
bu şekilde kalırlar. Şartlar ağırlaştığında her biri kendi
türüne özgü kristalleşme yöntemini kullanarak yerden havaya
doğru yükselir. Kristal yapı onların, bulundukları ortamda
ve daha sonra yükselerek kış uykusuna yattıkları bulutların
arasında karşılaşacakları zor koşullara karşı önemli bir korunma
örtüsüdür. Kendileri için uygun şartlarla karşılaştıklarında
ise bu organizmalar kendilerini koruyan kristal yapıyı kaybeder
ve beslenip üredikleri normal yaşamlarına geri dönerler.
Atomların ve moleküllerin birbirleri ile birleşmeleri sonucunda
birbirinden tamamen farklı, mükemmel bir simetride ve kusursuz
bir geometride birbirinden gözalıcı şekillerin oluşması ve
böyle bir yapının aynı zamanda koruyucu bir özellik sağlaması
son derece önemli bir iman hakikatidir. Anlattığımız tüm mükemmellikler
moleküler seviyede meydana gelmiştir ve milyonlarca kilometrelik
dünya yüzeyi boyunca var olan her noktada, hatta tek bir noktanın
binde birinde bile müthiş bir özen ve benzeri var olmayan
bir akıl vardır. Bu gerçek, Allah'a ortak koşanların ve Allah'ı
inkar etmek için yol arayanların önlerini kesen, onların boş
bir çaba içinde olduklarını gözler önüne seren ve iman edenlerin
de imanlarını güçlendiren büyük bir gerçektir. En ince detaylarda
bile muhteşem bir sanatın sergilenmesinin nedeni işte budur.
Allah ayetlerinde şu şekilde belirtir:
Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine
ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm
ve hikmet sahibidir, haber alandır. Yerin içine gireni, ondan
çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O, esirgeyendir,
bağışlayandır. (Sebe Suresi, 1-2) |