Akarlar (Maytlar)
Akarlar, yaşadığımız evin her yanında,
yattığımız yatakta, yerdeki halıda, soluduğumuz
havada, kısacası yaşamımızı geçirdiğimiz her yerde
bulunmaktadır. Kuşkusuz bu canlıların görünmez
oluşları, Allah'ın hikmetli yaratışının bir örneğidir.
|
Şimdiye kadar özelliklerini incelediğimiz
mikro canlılar, içimizde, dışımızda, çevremizde, kısacası
bulunduğumuz her yerde oldukça fazla sayıda varolan geniş
bir alemi temsil eder. Bu geniş dünyaya dahil olan ve
diğer canlılar gibi her ortamı bizimle paylaşan bir başka
canlı daha vardır. Akar ya da mayt olarak adlandırdığımız
bu canlı, herhangi bir böcekten daha farklı özellikler
taşımayan, son derece detaylı ve kompleks bir yapıya sahip
olan, ama buna rağmen yine de ancak mikroskopla fark edilebilen
bir mikro canlıdır. Yaşadığımız evin her yanında, yattığımız
yatakta, yerdeki halıda, soluduğumuz havada kısacası yaşamımızı
geçirdiğimiz her yerde bulunmaktadır. 5-50 mikron arası
boyutlarında olan bu canlılar bize görünmezler. Eğer görünselerdi,
kuşkusuz büyük bir şaşkınlık yaşardık. Bacakları ve kıskaçları
ile bir örümceği andıran bu canlı, yaşadığımız her santimetrekareyi
kaplamış durumdadır.
Bu canlılar ölü deri hücreleri
ve kabukları ile beslenirler. Bu nedenle insanların yaşadığı
ortamlarda bulunur ve insan aktiviteleri ile çevreye yayılır,
hareket ederler. Beslenme malzemelerinin toplandığı yerler
ise genellikle yatak ve minderler, mobilyalar ve halılardır.
Normal şartlarda insanlar, bu ilginç görünüşlü
varlıkları görüp fark edebilmeyi istemezler. Kuşkusuz
bu canlıların görünmez oluşları, Allah'ın hikmetli yaratışının
bir örneğidir. Bu canlılar, çevrenizde o kadar fazla sayıdadırlar
ki, yattığınız yatakta bile, ne kadar temiz olursa olsun,
ortalama 10.000 tane akar bulunmaktadır. Bu canlılar,
ürettikleri proteine karşı alerjik olmadığınız sürece
size zarar vermezler; sizi ısırmaz, sokmaz, hastalık bulaştırmazlar.

Evlerde, özellikle de halılarda yaşayan akarlar.
|
Ancak bazı canlılar için zararlıdırlar. Öyle
ki, parazit olarak içinde yaşadığı bir arı topluğunu,
arıların üstteki ölü derilerini delerek ve vücut sularını
emerek ortadan kaldırabilirler. Bunun gibi pek çok böcek,
hayvan ve bitkiye zarar verebilirler. Kimisi zarar verirken,
beraberinde çeşitli faydalar da getirir. Örneğin böcek
akarları böceğin ölümüne veya hastalanmasına sebep olurlar,
ama aynı zamanda meydana getirdikleri atıklarla toprağın
verimini de büyük ölçüde artırırlar. Bazıları ise birtakım
canlıların asalaklarıdır. Bazı hayvanların kulak kanallarında,
akciğerlerinde ve bağırsaklarında yaşarlar. Dolayısıyla
akarlar farklı ortamlarda ve insan dışında farklı canlılarla
da yaşayabilen canlılardır.
Akarlar türlerine göre
çeşitli yerlerde bulunabilirler. Everest Dağı'nın 5000
metre yükseklikteki yamaçlarında yaşayabildikleri gibi,
Kuzey Pasifik Okyanusunun 5200 metre derinliklerinde de
yaşayabilmektedirler. Sırf Antarktika'da 50'den fazla
karada yaşayan akar türü bilinmektedir.

Akarlar, 5000C'ye kadar yüksek ısıya sahip yeraltı
sularında, havuz ve göllerde yaşayabilirler.
|
Bunun dışında akarlar kaplıcalar, mağaralar,
çöller ve tundralar da dahil olmak üzere pek çok yerde
bulunabilirler. 10 metre derinlikteki madenlerde, soğuk
ve termik kaynaklarda 5000C kadar yüksek ısıya sahip olan
yer altı sularında, havuz ve göllerde yaşayabilirler.
Farklı ortamlarda yaşayabilen bu farklı türlerinin sayısının
500.000'den fazla olduğu hesaplanmıştır.100
Akarlar yaşamları süresince toplam dört
aşamadan geçerler. Yumurta, larva, nemf aşaması ve yetişkinlik.
Yetişkinler bir kere derilerini değiştirirler. Yumurtadan
yetişkinliğe uzanan bu dönem yaklaşık 1 ay sürer. Yumurtlayan
dişilerin nüfusu da her hafta 25-30 kadar artar. Yetişkin
akarlar, ortamın nem seviyesi ve ısısına bağlı olarak
2 ay kadar yaşayabilirler.
Akarlar su içmezler ama havadan ve ortamdan
aldıkları nemi emerler. Bu nedenle bulundukları çevredeki
nem onlar için önemlidir. %70-80 gibi oldukça yüksek orandaki
nemden ve yaklaşık 270C sıcaklıktan hoşlanırlar.101
Böylesine uygun bir ortam bulduklarında sayılarını oldukça
artırabilirler. Örneğin yarım hektarlık bir otlak toprağında
6.000.000 kadar üyeleri bulunabilmektedir.102
Akarların Son Derece Kompleks
Vücut Yapıları Vardır
Akarlar, bize görünmeyen bir alemde yaşayan
canlılardır. Göremediğimiz, varlığını bir mikroskop olmadan
kanıtlayamayacağımız bu canlının acaba nasıl bir bedeni
vardır? Bedeni tek bir hücreden mi ibarettir? Yoksa biraraya
gelmiş birkaç hücre ve bir miktar organelden mi oluşmaktadır?
Bu kadar küçük olduğuna göre başka bir ayrıntıya, özelliğe
ya da organa sahip olamaması gerekir. Normal şartlarda
gözle görünür belirli bir hacmi bile olmayan bir canlının,
bir bakteri hücresinin özelliklerinden fazlasına sahip
olması imkansız görünmektedir. O halde inceleyelim: Bir
akar bedeni diğer mikro canlılardan farklı mıdır?
|
Sadece mikroskop
altında görebileceğimiz akarlar, son derece
kapsamlı bir vücut yapısına sahiptirler. Bu
canlıları oluşturan detaylar, yeryüzündeki kompleks
yaratılışı gözler önüne serer. |
Akar dediğimiz canlı, insan kafatasına
benzeyen bir bedenden oluşur. Bedenin üzerinde seyrek
olarak tüyler bulunmaktadır. Ağzı, kafatasına benzeyen
bu vücudun önünde toplanmıştır ve delmeye ayarlı özel
bir yapıdadır. Akar, sahip olduğu bu özel yapı sayesinde
kendisine uygun bulduğu yiyecekleri küçük parçalara ayırabilir
ve dolayısıyla besini vücuduna alabilir. Akarın vücudu
ovaldir ve ince çiziklerle kaplanmıştır. Bu oval vücuttan
sekiz küçük bacak çıkar. Sekiz ayak ise son derece önemli
bir tasarıma sahiptir. Ayak tabanları akarların halı iplikçikleri
arasına ve döşemelerin derin bölmelerine gömülebilmelerini
sağlayan yapışkan bir madde ile kaplanmıştır. Bu sekiz
küçük bacak en güçlü vakum temizleyicilerinin bile çekiş
gücüne direnç gösterebilir.
Buraya kadar bahsettiklerimiz, bu mikroskobik
canlının sadece dış görünümüdür. Gözle görülmemesine rağmen
aslında her an her yanımızda olan bu canlının bir de bedeninin
"içi" vardır. Daha önce belki de varlığından bile haberimizin
olmadığı bir akar, oldukça kapsamlı "iç organlara" sahiptir:
Akarların bazısı hem karada hem de suda
yaşayabilir. Karada yaşayabilen akarlar "soluk borusu"
yoluyla nefes alırlar.103
Soluk borusunun hemen yanında da "yemek borusu" bulunmaktadır.
Bazı akarların bitki hücrelerini delebilecek kadar keskin
olan beslenme organları bulunmaktadır. Akarlar bu organları
ile besinlerin özündeki suyu rahatlıkla emebilirler.104
Bazı akarlarda yemek borusunu çevreleyen oldukça gelişmiş
bir "sinir sistemi" vardır. Beynin bir bölümünden yayılan
sinir dizisi, "bacaklar", "sinir sistemi", "kas sistemi"
ve "üreme organlarındaki" sinirleri harekete geçirir.
Ağız bölümlerindeki sinirler de beynin diğer bir bölümü
tarafından harekete geçirilmektedir. Kısacası, görülmeyen
akarın bir "beyni" vardır.
Sistemler ve organlar bunlarla sınırlı
değildir. Akarın yediklerini sindirmesini sağlayacak bir
"sindirim sistemi" de olması gerekmektedir kuşkusuz. Sindirim
sistemi ön tarafta kaslı bir "yutaktan", uzun ve dar bir
"yemek borusundan", bir "mideden", kısa bir "bağırsaktan"
ve arka taraftaki "bağırsak boşluğundan" oluşmaktadır.
Karıncığın mideye ait olan çiftli keseleri vardır, bunlar
kısmen besin depolama organları olarak işlev görüp bazı
akarların beslenmeksizin uzun süre hayatlarını devam ettirebilmelerini
sağlar.
Akar, arka bağırsağa açılabilen
"boşaltım organlarına" da sahiptir. Bunlar vücut boşluğundaki
atık maddeleri toplarlar ve bunu "guanin" adı verilen
organik bir bileşiğin içerisine iletirler. Boşaltım organlarına
kadar gelen bu iletim, bize hiç de yabancı olmayan bir
yolla gerçekleştirilmektedir: "Kan dolaşımı". Kan, bir
kalp ya da çeşitli kasların hareketleriyle vücut içinde
dolaşmaktadır.105
Yani görülmeyen akarın bir "kalbi" vardır.
Akarlar, oldukça gelişmiş iç organlara,
sinir ve kas sistemine sahip bacaklara, hatta
bir beyne sahiptirler. |
Akarların "üreme organları"
da vardır. Sperm transferi, ya direk olarak ya da spermatophores
adı verilen paketlerin içerisinde meydana gelmektedir.
Erkek spermini, erkek çiftleşme yapısı vasıtasıyla direk
olarak dişi genital organının içerisine bırakır. Bazı
erkekler kendi spermlerini içeren bir paketçik üretirler.
Bu paket ya direk olarak erkeğin ağız bölümüyle ya da
dolaylı olarak bulundukları yüzeydeki çökeltiyle dişi
genital bölgeye iletilir.106
Böylelikle dişi kısa bir süre sonra yumurta bırakır.
Bu birkaç paragrafta, eğer bir insan veya
hayvan bedeninden bahsediyor olsaydık, saydığımız organların
ve sistemlerin varlığı kulağımıza daha makul ve daha normal
gelebilirdi. Ancak edindiğimiz bu kadar bilginin ardından
tekrar hatırlatmakta fayda var. Bir akar, bildiğiniz veya
karşılaştığınız en küçük böcekten, hatta görebildiğiniz
bir noktadan daha küçüktür. Sizinle birlikte sizin bulunduğunuz
her yerde milyonları aşan bir topluluk şeklinde yaşar.
Sizinle birlikte yaşamasına ve bu kadar geniş bir topluluğa
sahip olmasına rağmen, bu canlıların varlığından eser
yoktur. İşte Allah'ın varlığının en büyük tecellilerinden
biri, büyük bir sanat harikası şeklinde karşımızdadır.
Tarla
ve bahçelerde yaşayan akarlar, bitkiler için son
derece faydalı işler gerçekleştirirler. Bitkilere
zarar veren böcekleri ortadan kaldırır ve ortamın
temizlenmesine yardımcı olurlar. |
Varlığından eser olmayan bu canlının bedenine
Allah, birbirinden kapsamlı, çeşitli ve aynı zamanda kompleks
organlar yerleştirmiştir. Bunların hiçbirinin birbiriyle
bağlantısı atlanmamıştır, canlının yaşaması için gerekli
olan her sistem kusursuzca mikroskobik bedeninde yaratılmıştır.
Daha yüzlerce detayı olan bu sistemlerden sadece bir tanesini,
bir mideyi veya sinir sisteminin tek bir mikroskobik ağını
acaba sahte evrimin hayali mekanizmaları meydana getirebilir
mi? Kuşkusuz bu imkansızdır. İşte bu nedenle küçücük bir
akarın sahip olduğu her detay bir kez daha evrim teorisine
vurulmuş önemli bir darbedir.
Burada belki de zihnimizi meşgul etmesi
gereken soru şu olmalıdır: Acaba bir mikroorganizmanın
vücut sistemlerine, kan pompalayan kalbine veya sinir
ağlarından oluşan beynine mi, yoksa bunların hiçbirine
sahip olmadığı halde dünyaya besin ve oksijen sağlayan,
işbölümü yaparak kendisine besin elde eden ve kimi zaman
vücudumuzu zehirlenmekten korurken kimi zaman da toprağa
mineral üreten tekhücrelilere mi şaşırmak gerekir? Bunların
hepsi üstün yaratıcımız olan Allah'ın sonsuz aklının,
sonsuz sanatının, sonsuz ilminin benzersiz tecellileridir.
Günler geçtikçe, teknoloji ve bilim daha fazla ilerledikçe
bu sanat eserlerine yenileri eklenecek, şu an bizlere
gizli olan yeni keşifler ortaya çıktıkça bu üstün yaratılış
gerçeği pekişecektir. Ortaya çıkan her keşifte Darwinistler
teorilerini çürütecek yepyeni delillerle karşılaşacaklardır.
Allah Kuran'da şöyle buyurmuştur:
Yaratan, hiç yaratmayan gibi
midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? Eğer Allah'ın
nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme
yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir. (Nahl Suresi, 17-18)
Akarlar Önemli Birer Temizleyicidirler
Akarların bulundukları ortamlarda
ev tozu, kumaş iplikleri, insan derisinin pulları, hayvan
parçacıkları ve tüyleri, bakteriler, küf sporları, yiyecek
parçacıkları ve diğer organik ve sentetik materyaller
bulunmalıdır. Bunları yiyerek beslenirler. İnsanlarla
fazlasıyla içli dışlı olmalarının nedeni budur. Bu açıdan
bakıldığında bu küçük canlıların çok büyük bir bölümünün
dünyayı temizlemekte olduğunu anlarız. Bu canlılar, besinlerini
oluşturan pullar, salgılar, tozlar, mantar sporları, polen
taneleri ve bitki liflerinin yok edilmesini sağlarlar.
Akarlar çevremizde bunu
sağlayabilecek kadar çok sayıda mıdırlar? Sayıları gerçekten
de çok fazladır. Ev tozunun 1 çay kaşığına (1 gr) düşen
akar nüfusu 1000 kadardır.107
Böylesine fazla miktardaki akarın sürekli faaliyet halinde
olduğunu düşündüğümüzde çevremizde çok detaylı bir temizlik
yaptıklarını anlarız. Eğer akarlar olmasaydı, bu mikro
atıklar her geçen an daha da fazlalaşacak ve dünya yaşanamaz
bir yer olacaktı.
Akarların yeryüzüne katkıları bununla da
sınırlı değlidir. Bazı akarlar beslenmek amacıyla farkında
olmadan bulundukları ortama fayda getirirler. Örneğin
Pyemotes tritici türündeki akarlar genellikle depolanmış
olan tahıllarda, kurutulmuş tanelerde ve bezelyelerde,
samanlıklarda, kuru otlarda ve kurutulmuş çimenlerde üremektedir.
Bu canlılar yaşadıkları ortamlar için son derece faydalıdırlar,
çünkü depolanmış tahıl ve benzeri besinlerle beslenen
böcekleri felce uğratıp ortadan kaldırırlar.
Akarlar Şuurlu Hareket
Ederler
Akarlar zor durumda kaldıklarında, diğer
canlılar gibi kendileri için savunma yöntemleri geliştirirler.
Örneğin yonca akarları kendileri için elverişsiz olan
iklim koşullarında kış uykusuna veya yaz uykusuna yatarlar.
Yaşamaları için gereken belirli aralıklardaki sıcaklığın,
artığını ya da azaldığını fark ettiklerinde bir tehlikenin
söz konusu olduğunu anlarlar. Aldıkları tedbir sonucunda
vücutlarının bazı fonksiyonlarını yavaşlatır ve uyku durumuna
geçerler. Adeta bir ölü şeklini alan bu canlılar çevrenin
olumsuz şartlarından bu sayede etkilenmezler ve havalar
yaşamaları için elverişli bir sıcaklığa geldiğinde yeniden
eski hallerine dönerek yaşamaya başlarlar.
Bazı akarlar da farklı
yerlere taşınabilmek için böcekleri ve eklembacaklıları
kullanırlar. Örneğin Dinogamasus türündeki akarlar, bazı
arıların karın bölgesindeki özel bir akar kesesinin içinde
yaşamakta ve bu şekilde istedikleri ve besin bulabilecekleri
yerlere kolaylıkla ulaşabilmektedirler.108
Böyle bir işlemin gerçekleşebilmesi için öncelikle arıların
karın bölgesinde akarlar için özel olarak tasarlanmış
bir kesenin olması gerekmektedir.
Yonca akarı. |
Akarların bu özel tasarımın farkında olmaları
ve başka yerlere taşınabilmek için bu yöntemi kullanmayı
düşünmeleri gerekmektedir. Bu canlılar, kuşkusuz böyle
karşılıklı bir anlaşma yapacak bir beyne ve akıl gücüne
sahip değildirler. Normal şartlarda böyle bir şeye ihtiyaç
da duymamaları gerekir. Akarlar dünyanın her yanında bulunabilen
ve çok rahat üreyebilen canlılardır. Bir arının kesesine
yerleşerek zor ve zahmetli bir yolculuk yapmayı tercih
etmelerini gerektiren bir ihtiyaç görünmemektedir. Üstelik
burada arının karşılıksız olarak yaptığı fedakarlık, evrim
teorisinin sahte mekanizmaları ve süreçleri ile tamamen
ters düşecek bir harekettir. Evrime göre "hayatta kalma
mücadelesi" içinde olması gereken bir canlının, hiçbir
karşılık beklemeden bir başka canlıya yardımda bulunmasının
herhangi bir mantığı yoktur. Evrimin nasıl bir aldatmaca
olduğu böyle bir örnekle bir kez daha ortaya çıkmaktadır.
Bu canlıların, birbirlerine böyle bir yöntemle
yardımda bulunmalarının sebebini açıklamak, evrimciler
açısından gerçekten de zordur. Bu canlılar, insanlar gibi
karşılıklı anlaşma ve dayanışmaya dayalı bir fedakarlık
bilincinden kuşkusuz ki yoksundurlar. Doğadaki bu ve buna
benzer örnekler, yeryüzündeki her şeyin tek ve üstün bir
yaratıcısının olduğuna açık bir delildir. Herşey, bu üstün
yaratıcı olan Allah'ın belirlediği şekilde, O'nun izni
ile ve O'nun belirlediği kadere göre işlemektedir. Kuşkusuz,
"O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği
hiçbir canlı yoktur." (Hud Suresi, 56) Bir ayette
şöyle buyrulmaktadır:
İşte Rabbiniz olan Allah budur.
O'ndan başka ilah yoktur. Herşeyin yaratıcısıdır, öyleyse
O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. (Enam
Suresi, 102)