|
DNA'DAKİ YARATILIŞ MUCİZESİ
İNSAN GENOMU PROJESİ
HAKKINDA DARWİNİST-
MATERYALİST YANILGILAR
İnsan Genomu Projesi'nde gelinen
son noktanın açıklanması ile, Türkiye'de bazı yayın organları,
evrim teorisinin içinde bulunduğu çıkmazın daha fazla ortaya
çıkmaması için, yanıltıcı mesajlar yayınlamaya ve halkı yanlış
bilgilendirmeye başladılar.
Evrimcilerin "genetik benzerlikler" konusunda kullandıkları
yanıltıcı mesajlara, bu benzerliklerin taraflı yorumlar olduğuna
ve evrim teorisi lehinde bir delil değeri taşımadığına önceki
sayfalarda değinmiştik. Darwinist-materyalist basının, en
çok gündeme getirdiği ve farklı slogan ve başlıklarla ifade
ettiği konu ise, gen haritasının keşfinin Allah'ın yarattığı
kadere karşı gelinebileceğini gösterdiği iddiasıdır. Bu, ülkemizde
belirli kesimlerce öne sürülen çok büyük bir yanılgı ve aldatmacadır.
Son zamanlarda gazete sayfalarında yer alan ve televizyon
programlarına taşınan başlıklar, sinsice yapılan bir telkin
görüntüsü vermektedir: "İnsan artık kaderine yenilmeyecek"
gibi mesajların insanın gen haritası hakkındaki bilgilerle
birlikte insanlara sunuluyor olması büyük bir hatadır. Çünkü,
gerçekte, insanın gen haritasının çıkarılması, insanın kaderinin
akışını kesinlikle değiştirmez çünkü bu da insanın kaderindedir.
KADERİN AKIŞI DEĞİŞTİRİLEMEZ
Kader, Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları tek bir an
olarak bilmesidir. Allah yaşanmamış olayların da tümünü önceden
bilir. İnsanların önemli bir bölümü, Allah'ın henüz yaşanmamış
olayları önceden nasıl bildiği konusunu, yani kader gerçeğini
anlayamazlar. Oysa insanın henüz karşılaşmadığı bir olay kendisi
açısından yaşanmamış bir olaydır. "Sonucu bilinmeyen" olarak
nitelendirilen bütün olaylar sadece bizim için "bilinmez"dir.
Sonsuz bir ilmin sahibi olan Allah ise zamana ve mekana bağlı
değildir; zaten zamanı ve mekanı yaratan Kendisi'dir. Bu nedenle
Allah için geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birdir. Allah katında
bizim şu an yaşamakta olduğumuz ve ileride yaşanacak olan
herşey olup bitmiştir. Tüm insanlar Allah'ın kendileri için
yarattığı kadere, zamanı geldiğinde tanık olurlar.
Film karelerini eline alan bir insanın filmin başını, sonunu,
arada gelişen olayları bir bütün olarak, tek bir anda görebilmesi
gibi Allah da yaratmış olduğu tüm insanlarla ilgili herşeyden
haberdardır. Herşeyi tek bir an olarak bilen Allah, bu tek
bir anda yani sonsuz küçük zamanda sonsuzluğu yani sonsuz
büyük zamanı yaratarak gücünün sınırsızlığını bize göstermektedir.
Allah gelmiş geçmiş bütün insanların hayatlarını tüm ayrıntılarıyla
birlikte yaratandır. Bir insanın doğumundan ölümüne kadar
karşılaşacağı olumlu ya da olumsuz gibi görünen bütün olaylar
Allah'ın bilgisi dahilinde gerçekleşir. En'am Suresi'nde yeryüzünde
meydana gelen küçük büyük tüm olayların Allah'ın dilemesiyle
gerçekleştiği şu şekilde ifade edilir:
Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan
başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların
tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin
karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere
hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)
Her insan ve her olay için bu durum geçerlidir. Hiç kimsenin
Allah'ın kendisi için yarattığı kadere müdahale etmesi, olayların
akışında herhangi bir değişiklik yapması mümkün değildir.
Örneğin Allah her insanı belli bir ömür ile yaratmıştır ve
her insanın ölüm anı Allah katında yer, zaman ve şekil olarak
da bellidir. Örneğin bir insanın yakalandğı hastalık o insanın
kaderinde, kendisi doğmadan milyarlarca yıl öncesinde bellidir.
O hastalıktan kurtulup kurtulmayacağı da, Allah tarafından
kaderinde belirlenmiştir. Hatta iyileşmesine vesile olacak
olan doktorlar, hemşireler, hastane, ilaçlar, tedavi yöntemlerine
kadar Allah katında önceden yazılmıştır. Dolayısıyla, eğer
bir insan iyileşirse, bu, onun kaderini yendiği anlamına gelmez,
kaderinde iyileşmek yazılı olduğu anlamına gelir.
Eğer gelecekte bir gün, bir insanın ömrü genlerine yapılan
doğru müdahalelerle uzatılırsa, bu olay da söz konusu kişinin
kendi kaderini yendiği anlamına gelmez. Bunun anlamı şudur:
Allah bu insanı uzun bir ömürle yaratmıştır ve gen haritasının
çıkartılmış olmasını da bu insanın ömrünün uzun olmasına vesile
etmiştir. Gen haritasının bulunması da, bu kişinin genlerle
ilgili teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yaşaması
da, yine o insanın ömrünün tıbbi imkanlarla uzatılması da
onun kaderindedir; tümü Allah katında daha o insan dünyaya
gelmeden önce bellidir.
Aynı şekilde bu proje çerçevesinde yapılan buluşlar neticesinde
ölümcül hastalığı tedavi edilen insan da, yine kaderini değiştirmemiştir.
Çünkü bu insanın kaderinde, geçirdiği hastalıktan bu projenin
vesilesi ile kurtulmak vardır. Sonuçta, insanın gen haritasının
çıkartılmış olması ve insanoğlunun genetik programa müdahale
edebilecek imkanları elde etmesi, Allah'ın yarattığı kadere
karşı gelmek demek değildir. Aksine, bu şekilde insanlık Allah'ın
kendileri için yarattığı gelişmeleri izlemekte, Allah'ın yarattığı
bilgiyi keşfetmekte ve kullanmaktadır. Eğer bir insan bu bilimsel
gelişmeler sayesinde 120 sene yaşarsa, bu Allah'ın onun için
önceden takdir ettiği bir yaştır, onun için ömrü bu kadar
uzun olur. Allah, her insanın ömrünün Kendi katındaki bir
kitapta belirli olduğunu bir ayetinde şöyle bildirir:
Allah sizi topraktan yarattı, sonra bir damla
sudan. Sonra da sizi çift çift kıldı. O'nun bilgisi olmaksızın,
hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür
verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta
(yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah'a göre kolaydır. (Fatır Suresi,
11)
Senelerce üniversite sınavına giren ve başarılı olamayan
ancak en sonunda dilediği yere girmeyi başaran bir öğrenci,
şirketini iflastan kurtaran bir işadamı, son anda uçağı kaçırdıkları
için kazadan kurtulan kişiler ve benzer olaylardaki kişiler
hep kaderlerini yaşamaktadırlar. Bu insanların hiçbiri kaderlerini
değiştiremezler, aynı şekilde başkaları da bu insanların kaderlerine
müdahale ederek değiştirme gücüne sahip değildir.
Kısacası "kaderimi yendim", "kaderimi değiştirdim", "kadere
müdahale ettim" gibi ifadeler, kader gerçeğini bilmemenin
getirdiği cehaletten kaynaklanmaktadır. Ve bir insanın bu
ifadeleri kullanarak konuşması da onun kaderinde önceden belirlenmiştir.
Kişinin bu cümleyi nerede, ne zaman, hangi şartlar altında
kullanacağı dahi Allah katında tespit edilmiştir. Allah herşeyden
haberdar olandır.
Allah, herşeyin katında bir kitapta yazılı olduğunu bildirmiştir.
Bizler, bu kitapta yazılı olanların aynısını, hiçbir eksiklik
veya fazlalık olmadan yaşarız.
… Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir
şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da,
daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta
(yazılı)dır." (Sebe Suresi, 3)
Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana
gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce,
bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek
kolaydır. (Hadid Suresi, 22)
İNSANI VEYA HERHANGİ BİR CANLIYI KOPYALAMAK
ONU YARATMAK DEĞİLDİR
Bazı yayın organlarında ise, genetik biliminin ilerlemesi
ile insanın da kopyalanabileceği ve böylece insanın insan
yaratabileceği ileri sürülmüştür. Bu da son derece çarpık
ve gerçeklerden uzak bir mantıktır. Çünkü yaratmak, bir şeyi
yoktan var etmektir ve bu fiil sadece Allah'a mahsustur. Genetik
bilginin kopyalanmasıyla, bir canlının aynısından oluşturulması
bu canlının yaratılması manasına gelmez. Çünkü, insan veya
başka bir canlı kopyalanırken, bir canlının hücreleri alınmakta
ve kopyalanmaktadır. Ancak hiçbir zaman, yoktan bir tek canlı
hücresi bile oluşturulamamıştır. Bu konuda yapılan çalışmalar
ise sonuçsuz kaldığı için durdurulmuştur.
Sonuç olarak, insanın genetik yapısının keşfedilmesi insanın
kaderine karşı gelişini gösteren bir olay değildir, olamaz
da. Her olay, her konuşma ve her gelişme, Allah katında çok
önceden belli bir kader üzerinde belirlenmiştir. Buna teknolojinin
ilerlemesi, bilimsel gelişmeler ve bu gelişmelerin insan hayatına
getireceği yenilikler de dahildir. Allah herşeyden haberdar
olan ve herşeyi bilgisiyle sarıp kuşatandır. Küçük büyük her
türlü olayın, Allah'ın bilgisi dahilinde gerçekleştiği gerçeği
ise Kuran'da şöyle haber verilir:
Senin içinde olduğun herhangi bir durum,
onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin
işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda,
biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte
zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz.
Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir
kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)
... Sen yücesin,
bize öğrettiğinden
başka bizim hiçbir
bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet
sahibi olansın.
(Bakara Suresi,
32)
|