IŞIĞA AÇILAN PENCERE CAM
Cam, stratejik açıdan önemi olan bir maddedir.
Bulunuşundan günümüze kadar bir taraftan çeşitleri artarken, diğer
taraftan da kullanım alanı genişlemiş, vazgeçilmez bir tüketim
maddesi olmuştur. Kullandığımız camlar, yapay camlardır, bununla birlikte, cam dünyada
doğal olarak da bulunmaktadır. Doğal cam, obsidien olarak bilinmektedir.(1)
Doğadaki camın varlığı insanlara yol gösterici olmuş ve ondan
yaygın bir biçimde faydalanabilmemize vesile olmuştur.
Cam, inşaat, otomotiv, içecek, gıda, beyaz eşya, mobilya, ecza,
denizcilik, elektrik, elektronik ve daha birçok sektörde kullanılan
önemli bir malzemedir. Şüphesiz camın hayatımızda bu kadar geniş
kullanılmasına neden olan ondaki üstün nitelikleridir.
Cam temasta bulunduğu gaz, sıvı ve katı haldeki maddelerin etkilerine
karşı büyük direnç gösterebilir. Bu direnç, kimyasal dayanıklılık
olarak tanımlanır. Camın kimyasal dayanıklılığı ayarlanabilir özelliktedir:
Camdaki alkali oranının yüksekliği camın kimyasal dayanıklılığını
zayıflatırken, boroksit, alüminyum oksit, çinko oksit ve zirkonyum
oksit ise camın kimyasal dayanıklılığının artmasını sağlamaktadır.
Bu özelliği sayesinde en sağlam bildiğimiz maddelerde bile saklayamadığımız
çözücü parçalayıcı birçok kimyasalı cam kaplarda tutabiliriz.
"Cam, maddenin katı ile sıvı arasındaki özgün bir halidir.
Silis (kum) atomları, araya giren kalsiyum, potasyum magnezyum
ve sodyum atomları ile birlikte düzensiz bir tarzda birleşir. Bu "düzensizlik" sonucunda
saydam, bozulmaz ve oldukça dayanıklı (çatlama hariç, çatlak hemen
yayılır) bir madde ortaya çıkar. Paslanmadığı, su geçirmediği ve
saydam olduğu için de akla gelebilecek hemen her alanda kullanılır."(2)
Camın fiziksel özellikleri insanların faydalanması
için adeta özel olarak tasarlanmıştır: Camın şekillendirilmesinde
en önemli etkenlerden biri yüzey gerilimidir. Bu özellik, camın
çok ince gözeneklere girmesine ve bunları doldurmasına imkân tanır.
Camın özgül ağırlığı, kimyasal bileşimine bağlı olarak 2,2 - 7,2
gr/cm3 arasında
değişmekle birlikte genel kullanımda olan pencere ve şişe camlarının
yoğunluk değerleri 2,3-2,6 gr/cm3 arasındadır. Bu
değerler daha yüksek olsaydı cam şimdikinden çok daha ağır olacak
ve pratikte kullanımı imkansız hale gelecekti. Isıtılarak, sıcaklıkta
genleşme oranı dolayısıyla camın sıcaklılığa dayanıklılığı ayarlanabilir.
Oysa diğer pek çok madde için böyle bir durum söz konusu değildir.
Çoğu cisim çok sıcak ortamdan soğuk ortama geçtiğinde olumsuz
etkilenir. Oysa camlar, genellikle 100–350°C sıcaklıklarda, soğuk
su içerisine atıldıklarında, sıcaklık şoklarına dayanabilmektedirler.
Üstelik camın kimyasal bileşiminde mevcut olan soda, potasyum ve
kurşun oksitin oranı ile oynayarak camın ısıya ve ısı değişimlerine
dayanıklılığı artırılabilmektedir. Üstelik bu yapıldığında camın
ısıya dayanıksız hali ile dayanıklı halindeki görünümünde hiçbir
farklılık olmamaktadır. Camın ısı sığası, camın sıcaklığı arttıkça
yükselmektedir. Her cam çeşidinin değişik sıcaklıklardaki ısı sığaları
değişik olduğu gibi, camların ısı sığalarının sıcaklıkla değişmeleri
de farklı olabilmektedir.
Camın mekanik özellikleri de mucizevî niteliktedir. Bazı özel
yöntemlerle camın dayanıklılığı yüksek oranlarda artırılabilmektedir.
Günlük hayatta kullanılan bazı camların dayanıklılık uygulaması
cm2'ye 65–130 kg.dır Bununla birlikte, tasarımlarda;
sertleştirilmiş bir ürün için ise, bu oran 10 katına çıkarak 1300
kg/cm2'ye kadar ulaşabilmektedir. Böyle camlar oldukça
dayanaklı olup tekme ya çekiç darbelerinde dağılmaz. Bunun yanında
iki cam tabakasının arasına başka bir kimyasal ekleyerek camı dayanıklı
hale getirmekte mümkündür. Bu yöntemin otomobil çağının başladığı
yıllarda keşfedilmiş olması da oldukça ilginçtir:
"Güvenli camın bulunması, tam da en çok ihtiyaç duyulan zamanda
gerçekleştirildi: Motorlu taşıt çağında... 1903 yılında Fransız
kimyager Edouard Benedictus, deney tüpünü laboratuarının zeminine
düşürdü. Tüp kırıldı ancak dağılmadan tek parça halinde kaldı.
Benedictus, kolodyum ihtiva eden sıvının buharlaşmasından sonra
tüpte kalan ince plastik tabakanın parçalanmayı engellediğini anladı.
Bunu not ettikten sonra bu konu üzerine fazla kafa yormadı. Ancak,
kaza yapan bir aracın içindeki kızın kırılan camlardan çok feci
şekilde yaralanması, bu konuyu tekrar gündeme getirmesine neden
oldu. Daha önceki deneyiminden esinlenerek iki cam tabakasının
arasına selüloz nitrat yerleştirerek üç katlı camı oluşturdu. Buluşu
1920'lerde arabaların ön camlarında kullanılmaya ve otomotiv endüstrisinde
ciddi şekilde taklit edilmeye başlandı."(3)
Camın kullanışlı olmasını sağlayan özellikleri bu kadarla da kısıtlı
değildir. Yeni ya da kimyasal olarak temizlenmiş cam yüzeyler için
statik sürtünme katsayısı 1'e çok yakındır. Bu sayede camları kolayca
temizlemek mümkün olmaktadır.
Camın elektriksel özellikleri, camın genel kullanımı yanında,
elektrik üreten ve elektrikle çalışan cihazlar yapımında geniş
çapta kullanılmasından dolayı çok önemlidir. Cam genellikle elektrik
akımına yüksek direnç gösteren bir madde olarak tanınmaktadır.
Yüzey direnci ve hacim direnci olarak ikiye ayırabileceğimiz bu
dirençlerden yüzey direnci, camın bulunduğu ortamındaki nem oranının
artması ile azalmaktadır. Hacim direnci çoğunlukla camdaki alkali
oranı ile ve üretimi sırasında camın maruz kaldığı sıcaklıklarla
oynanarak ayarlanabilir. Camın hacim direnci, sıcaklığın yükselmesi
ile azalır. Camın üretimi sırasında yavaş yavaş soğutulması, camın
hacim direncini artırmaktadır.(4)
Camın optik özelliği günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasına
girmesine neden olmuştur. Cama optik özelliğini veren ise kırılma
indisindeki özel ayardır. Camın kırılma indisi yapılarına göre
1,45 - 1,90 sınırları arasında değişmektedir. Cam, ışığı geçirebildiği
gibi aynı zamanda iyi bir yansıtıcı da olabilmektedir. Yansıtma
özelliği, cam yüzeyinin durumu ile yüzeye düşen ışığın dalga boyu
ve yönüne bağlıdır. Silikat camları için ortalama yansıtma yüzdesi
%4 olup, tamamen saydam bir cam gelen ışığın %92'sini geçirmektedir.
Yansıtma kayıpları cam yüzeyine konulacak özel kaplama malzemeleri
ile azaltılabilmektedir.
Camın ışık geçirgenliği, yansıtma ve emme özelliklerini azaltmaktadır.
Geçirgenlik miktarı ayrıca dalga boyu uzunluğuna göre de büyük
farklılıklar göstermektedir. Değişik renkler, camın geçirgenliğini
etkilediği gibi, camın kimyasal bileşimi de, özellikle kısa dalga
boylarındaki ışınların geçmesinde etkili olmaktadır.
CAM OLMASAYDI…
- Evlerimizde güneş ışığından mahrum olarak yaşardık,
- Mikroplar ve diğer mikroorganizmalar hakkında bilgi edinemezdik,
- Ay ve yıldızlar hakkında gözümüzle gördüğümüz dışında fazla bir bilgimiz olmazdı,
- Temel göz rahatsızlıklarını gideremezdik,
- Laboratuarlardaki birçok malzemeyi kullanamazdık,
- Aynalar olmazdı,
- Bütün arabaların üstü ya da çevresi hep açık olurdu,
- İçini görebildiğimiz yiyecek ve içecek kaplarımız olmazdı,
- Vitrin diye bir kavram olmaz ticaret bundan olumsuz etkilenirdi,
- Fotoğraf makineleri olmazdı,
- Televizyonlar ve bilgisayar monitörleri olmazdı,
- Ampul olmaz karanlığa mahrum kalırdık,
- Otomobillerde dikiz aynaları olmazdı,
- Scanner (tarayıcı), fotokopi makineleri olmazdı,
- Yüksek data transferi ve ışık aktarımı yapar fiber optik kablolar olmazdı,
- Süs eşyaları ve biblolar olmazdı,
- Ateşe dayanıklı cam kaplar olmazdı,
- Seralar olmazdı,
- Bugün kullandığımız aydınlatma armatürlerinin büyük kısmı olmazdı,
- Vitraylar olmazdı,
- Saatleri okuyamazdık, okuyabildiklerimiz ise dış etkenlere karşı korumasız
olurdu,
- Uçaklar ve helikopterlerdeki pencereler olmazdı.
Şüphesiz camın olmadığı böyle bir dünya kesinlikle bugünkü gibi olmayacaktı.
Camın bugünkü özelliklerde olması da tek başına yeterli değildir. Camın hammaddesinin
de bol ve kolay rastlanır olması şarttır (kum gibi). Eğer Allah dilemiş olsaydı
camın hammaddesi altın ya da elmas gibi az rastlanılan bir madde olsaydı ondan
yine de bugünkü gibi yararlanamazdık. Eğer bugün birçok teknolojiden ve konfordan
yararlanabiliyorsak bu, camdaki özel yaratılıştan kaynaklanmaktadır. Cam da
dünyada Allah'ın insan için yarattığı nimetlerden biridir.

Bu makalenin word metnini
download etmek için tıklayın
Bu makalenin pdf halini
download etmek için tıklayın
Kaynaklar:
(1) www.kobinet.org.tr/hizmetler/bilgibankasi/
ekonomi/sektorraporSTB/STB-Cam.doc
(2) Larousse Gençlik Ansiklopedisi, Meydan Gazetesi, Cilt 10 ve cilt 2 İstanbul
1986, s. 341
(3) Focus dergisi kasım 1998; www.kimyaokulu.com
(4) www.kobinet.org.tr/hizmetler/bilgibankasi/ ekonomi/sektorraporSTB/STB-Cam.doc
|