Altın
Oran
Evrende, Canlılarda ve Doğada Yaratılan Bir
Güzellik Ölçüsü
Altın
Oran Nedir?
Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır."
(Talak Suresi, 3)
"... Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki
ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir;
herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?
Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk
bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir."
(Mülk Suresi 3-4)
"...Eğer uygulama veya işlev unsurları açısından hoşa giden
ya da son derece dengeli olan bir forma ulaşılmışsa, orada
Altın Oran Sayı'sının bir fonksiyonunu arayabiliriz... Altın
Sayı, matematiksel hayal gücünün değil de, denge yasalarına
ilişkin doğal prensibin bir ürünüdür."1
Mısır'daki piramitler, Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa adlı
tablosu, ay çiçeği, salyangoz, çam kozalağı ve parmaklarınız
arasındaki ortak özellik nedir?
Bu sorunun cevabı, Fibonacci isimli İtalyan matematikçinin
bulduğu bir dizi sayıda gizlidir. Fibonacci sayıları olarak
da adlandırılan bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan
her birinin, kendisinden önce gelen iki sayının toplamından
oluşmasıdır. 2
Fibonacci Sayıları: 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55,
89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, ...
Fibonacci sayılarının ilginç bir özelliği vardır. Dizideki
bir sayıyı kendinden önceki sayıya böldüğünüzde birbirine
çok yakın sayılar elde edersiniz. Hatta serideki 13. sırada
yer alan sayıdan sonra bu sayı) sabitlenir. İşte bu sayı
"altın oran" olarak adlandırılır.
ALTIN ORAN = 1,618
233 / 144 = 1,618
377 / 233 = 1,618
610 / 377 = 1,618
987 / 610 = 1,618
1597 / 987 = 1,618
2584 / 1597 = 1,618
İnsan Vücudu ve Altın Oran
Sanatçılar,
bilim adamları ve tasarımcılar, araştırmalarını yaparken
ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın orana
göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar. Leonardo
da Vinci ve Corbusier tasarımlarını yaparken altın orana
göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Günümüz
mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert'te
de altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır.
İnsan Bedeninde Altın Oran
Bedenin çeşitli kısımları arasında var olduğu öne sürülen
ve yaklaşık altın oran değerlerine uyan "ideal" orantı ilişkileri
genel olarak bir şema halinde gösterilebilir.3
Aşağıdaki şemada yer alan M/m oranı her zaman altın orana
denktir: M/m=1,618
İnsan vücudunda altın orana verilebilecek ilk örnek; göbek
ile ayak arasındaki mesafe 1 birim olarak kabul edildiğinde,
insan boyunun 1,618'e denk gelmesidir. Bunun dışında vücudumuzda
yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir:
Parmak ucu-dirsek arası / El bileği-dirsek arası,
Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe / Kafa boyu,
Göbek-baş ucu arası mesafe / Omuz hizasından baş ucuna olan
mesafe,
Göbek-diz arası / Diz-ayak ucu arası.
İnsan
Elinde Altın Oran
Elinizi derginin sayfasından çekip ve işaret parmağınızın
şekline bir bakın. Muhtemelen orada da altın orana şahit
olacaksınız.
Parmaklarımız üç boğumludur. Parmağın tam boyunun İlk iki
boğuma oranı altın oranı verir (baş parmak dışındaki parmaklar
için). Ayrıca orta parmağın serçe parmağına oranında da
altın oran olduğunu fark edebilirsiniz.4
2 eliniz var, iki elinizdeki parmaklar 3 bölümden oluşur.
Her elinizde 5 parmak vardır ve bunlardan sadece 8'i altın
orana göre boğumlanmıştır. 2, 3, 5 ve 8 fibonocci sayılarına
uyar.
İnsan Yüzünde Altın Oran
İnsan yüzünde de birçok altın oran vardır. Ancak bunu elinize
hemen bir cetvel alıp insanların yüzünde ölçüler almayı
denemeyin. Çünkü bu oranlandırma, bilim adamları ve sanatkarların
beraberce kabul ettikleri "ideal bir insan yüzü" için geçerlidir.
Örneğin üst çenedeki ön iki dişin enlerinin toplamının boylarına
oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden
ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir dişçinin
dikkate alabileceği en ideal oranlardır. Bunların dışında
insan yüzünde yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir:
Yüzün boyu / Yüzün genişliği,
Dudak- kaşların birleşim yeri arası / Burun boyu,
Yüzün boyu / Çene ucu-kaşların birleşim yeri arası,
Ağız boyu / Burun genişliği,
Burun genişliği / Burun delikleri arası,
Göz bebekleri arası / Kaşlar arası.
Akciğerlerdeki Altın Oran
Amerikalı fizikçi B. J. West ile doktor A. L. Goldberger,
1985-1987 yılları arasında yürüttükleri araştırmalarında
5, akciğerlerin yapısındaki altın oranının varlığını ortaya
koydular. Akciğeri oluşturan bronş ağacının bir özelliği,
asimetrik olmasıdır. Örneğin, soluk borusu, biri uzun (sol)
ve diğeri de kısa (sağ) olmak üzere iki ana bronşa ayrılır.
Ve bu asimetrik bölünme, bronşların ardışık dallanmalarında
da sürüp gider.6 İşte bu bölünmelerin hepsinde kısa bronşun
uzun bronşa olan oranının yaklaşık olarak 1/ 1,618 değerini
verdiği saptanmıştır.
Altın Dikdörtgen ve Sarmallardaki Altın Oran
Kenarlarının
oranı altın orana eşit olan bir dikdörtgene "altın dikdörtgen"
denir. Uzun kenarı 1,618 birim kısa kenarı 1 birim olan
bir dikdörtgen altın dikdörtgendir. Bu dikdörtgenin kısa
kenarının tamamını kenar kabul eden bir kare ve hemen ardından
karenin iki köşesi arasında bir çeyrek çember çizelim. Kare
çizildikten sonra yanda kalan küçük bir kare ve çeyrek çember
çizip bunu asıl dikdörtgenin içinde kalan tüm dikdörtgenler
için yapalım. Bunu yaptığınızda karşınıza bir sarmal çıkacaktır.
İngiliz estetikçi William Charlton insanların sarmalları
hoş bulmaları ve binlerce yıl öncesinden beri kullanmalarını
"Sarmallardan hoşlanırız çünkü, sarmalları görsel olarak
kolayca izleyebiliriz." 7 diyerek açıklar.
Temelinde altın oranı yatan sarmallar doğada şahit olabileceğiniz
en eşsiz tasarımları da barındırırlar. Ayçiçeği ya da kozalak
üzerindeki sarmal dizilimler bu konuda verilebilecek ilk
örneklerdir. Yüce Allah'ın kusursuz yaratışının ve her varlığı
bir ölçü ile yarattığının bir örneği olan bu durumun yanı
sıra birçok canlı büyüme sürecini de logaritmik sarmal formunda
gerçekleştirir. Bunun sarmaldaki yayların daima aynı biçimde
olması ve yayların büyüklüğünün değişmesine karşın esas
şeklin (sarmal) hiç değişmemesidir. Matematikte bu özelliğe
sahip başka bir şekil yoktur.8
Deniz Kabuklarındaki Tasarım ve Altın Oran
Bilim adamları deniz dibinde yaşayan ve yumuşakça olarak
sınıflandırılan canlıların taşıdıkları kabukların yapısını
incelerken bunların formu, iç ve dış yüzeylerinin yapısı
dikkatlerini çekmiştir:
"İç yüzey pürüzsüz, dış yüzeyde yivliydi. Yumuşakça kabuğun
içindeydi ve kabukların iç yüzeyi pürüzsüz olmalıydı. Kabuğun
dış köşeleri kabukların sertliğini artırıyor ve böylelikle,
gücünü yükseltiyordu. Kabuk formları yaratılışlarında kullanılan
mükemmellik ve faydalarıyla hayrete düşürür. Kabuklardaki
spiral fikir mükemmel geometrik formda ve şaşırtıcı güzellikteki
'bilenmiş' tasarımda ifade edilmiştir."9
Yumuşakçaların pek çoğunun sahip olduğu kabuk logaritmik
spiral şeklinde büyür. Bu canlıların hiçbiri şüphesiz logaritmik
spiral bir yana, en basit matematik işleminden bile habersizdir.
Peki nasıl olup da söz konusu canlılar kendileri için en
ideal büyüme tarzının bu şekilde olduğunu bilebiliyorlar?
Bazı bilim adamlarının "ilkel" olarak kabul ettiği bu canlılar,
bu şeklin kendileri için en ideal form olduğunu nereden
bilmektedirler? Böyle bir büyüme şeklinin bir şuur ya da
akıl olmadan gerçekleşmesi imkansızdır. Bu şuur ne yumuşakçalarda
ne de -bazı bilim adamlarının iddia ettiği gibi- doğanın
kendisinde mevcuttur. Böyle bir şeyi tesadüflerle açıklamaya
kalkışmak çok büyük bir akılsızlıktır. Bu ancak üstün bir
aklın ve ilmin ürünü olacak bir tasarımdır. Bu tasarım herşeyi
yaratmış olan Yüce Allah'a aittir:
"... Rabbim, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Yine
de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?" (Enam Suresi, 80)
Biyolog Sir D'Arcy Thompson uzmanı olduğu bu tür büyümeyi
"Gnom tarzı büyüme" olarak adlandırılmıştı. Thompson'ın
bu konudaki ifadeleri şöyledir:
"Bir deniz kabuğunun büyüme sürecinde, aynı ve değişmez
orantılara bağlı olarak genişlemesi ve uzamasından daha
sade bir sistem düşünemeyiz. Kabuk ...giderek büyür, fakat
şeklini değiştirmez."10
Birkaç santimetre çapındaki bir nautilusta, gnom tarzı büyümenin
en güzel örneklerinden birini görmek mümkündür. C. Morrison
insan zekası ile bile planlaması hayli güç olan bu büyüme
sürecini şöyle anlatır:
"Nautilus'un kabuğunun içinde, sedef duvarlar ile örülmüş
bir sürü odacığın oluşturduğu içsel bir sarmal uzanır. Hayvan
büyüdükçe, sarmal kabuğunun ağız kısmında, bir öncekinden
daha büyük bir odacık inşa eder ve arkasındaki kapıyı bir
sedef tabakası ile örterek daha geniş olan bu yeni bölüme
ilerler."11
Kabuklarındaki farklı büyüme oranlarını içeren logaritmik
sarmallara göre diğer deniz canlıları bilimsel adlarıyla
şöyle sıralanabilir:
Haliotis Parvus, Dolium Perdix, Murex, Fusus Antiquus, Scalari
Pretiosa, Solarium Trochleare.
Bugün fosil halinde bulunan ve Amonitlerde logaritmik sarmal
şeklinde gelişen kabuklar taşırlar.
Hayvanlar dünyasında sarmal formda büyüme sadece yumuşakçaların
kabukları ile sınırlı değildir. Özellikle Antilop, yaban
keçisi, koç gibi hayvanların boynuzları gelişimlerini temelini
altın oran dan alan sarmallar şeklinde tamamlarlar.12
İşitme ve Denge Organında Altın Oran
İnsanın iç kulağında yer alan Cochlea (Salyangoz) ses titreşimlerini
aktarma işlevini görür. İçi sıvı dolu olan bu kemiksi yapı,
içinde altın oran barındıran _=73 derece 43´ sabit açılı
logaritmik sarmal formundadır.
Sarmal
Formda Gelişen Boynuzlar ve Dişlerde Altın Oran
Filler ile soyu tükenen mamutların dişleri, aslanların tırnakları
ve papağanların gagalarında logaritmik sarmal kökenli yay
parçalarına göre biçimlenmiş örneklere rastlanır. Eperia
örümceği de ağını daima logaritmik sarmal şeklinde örer.
Mikroorganizmalardan planktonlar arasında, globigerinae,
planorbis, vortex, terebra, turitellae ve trochida gibi
minicik canlıların hepsinin sarmala göre inşa edilmiş bedenleri
vardır.
Mikrodünyada Altın Oran
Geometrik şekiller sadece üçgen, kare veya beşgen, altıgen
ile kısıtlı değildir. Bu saydığımız şekiller değişik şekillerde
de biraraya gelerek yeni üç boyutlu geometrik şekiller oluşturabilirler.
Bu konuda ilk olarak küp ve piramit örnek olarak verilebilir.
Ancak bunların dışında, günlük hayatta hiç karşılaşmadığımız
hatta ismini dahi ilk defa duyduğumuz tetrahedron (düzgün
dört yüzlü), oktahedron, dodekahedron ve ikosahedron gibi
üç boyutlu şekillerde vardır. Dodekahadron 13 tane beşgenden,
ikosahedron ise 20 adet üçgenden oluşur. Bilim adamları
bu şekilleri matematiksel olarak birbirine dönüşebileceğini
ve bu dönüşümün altın orana bağlı oranlarla gerçekleştiğini
bulmuşlardır.
Miroorganizmalarda
altın oran barındıran üç boyutlu formlar oldukça yaygındır.
Birçok virüs ikosahedron yapısında bir biçime sahiptir.
Bunların en ünlüsü Adeno virüsüdür. Adeno virüsünün protein
kılıfı, 252 adet protein alt biriminin düzenli bir biçimde
dizilmesi ile oluşur. İkosahedronun köşelerinde yer alan
12 alt birim ise beşgen prizmalar biçimdedir. Bu köşelerden
diken benzeri yapılar uzanır.
Virüslerin altın oranları bünyesinde barındıran formlarda
olduğunu tespit eden ilk kişi 1950'li yıllarda Londra'daki
Birkbeck Koleji'nden A. Klug ile D. Caspar'dır.13 Üzerinde
ilk tespit yapılan virüs ise Polyo virüsüdür. Rhino 14 virüsü
de Polyo virüsü ile aynı formu gösterir.
Peki acaba virüsler neden biz insanların zihnimizde canlandırmasını
bile zorlukla yapabildiğimiz, böyle altın orana dayalı özel
bir formlara sahiptirler? Bu formların kaşifi A. Klug bu
konuyu şöyle açıklıyor:
"Caspar ile ben, küresel bir virüs kılıfı için optimum tasarımın
ikosahedron tarzı bir simetriye dayandığını gösterdik. Böyle
bir düzenleme bağlantılardaki sayıyı en aza indirir... Buckminster
Fuller'in yarı küresel jeodezik kubbelerinden14 çoğu da
benzer bir geometriye göre inşa edilirler. Bu kubbelerin
oldukça ayrıntılı bir şemaya uyularak monte edilmeleri gerekir.
Halbuki virüs, bir virüs kılıfı, alt birimlerinin esnekliğinden
ötürü kendi kendini inşa eder."15
Klug'un
bu açıklaması çok açık bir gerçeği bir kez daha ortaya koymaktadır.
Bilim adamlarının "en basit ve en küçük canlı parçalarından
biri"16 olarak gördükleri virüslerde bile hassas bir planlama
ve akıllı bir tasarım vardır. Bu tasarım, dünyanın önde
gelen mimarlarından Buckminster Fuller'ın gerçekleştirdiği
tasarımlardan çok daha başarılı ve üstündür.
Dodekahedron ile ikosahedron, tek hücreli deniz yaratıkları
olan ışınlıların silisten yapılma iskeletlerinde de ortaya
çıkar.
Işınlılar (radiolaria), her köşesinden birer yalancı ayak
çıkan düzgün Dodekahedron gibi, bu iki geometrik formdan
kaynaklanan yapıları, yüzeylerindeki çok çeşitli oluşumlarla
birlikte değişik güzellikteki bedenleri oluştururlar.17
Büyüklükleri bir milimetreden daha küçük olan bu organizmalara
örnek olarak, ikosahedron yapılı Circigonia Icosahedra ile
dodekahedran iskeletli Circorhegma Dodecahedra'nın adları
verilebilir.18
DNA'da Altın Oran
Canlıların tüm fiziksel özelliklerinin depolandığı molekül
de altın orana dayandırılmış bir formda yaratılmıştır. yaşam
için program olan DNA molekülü altın orana dayanmıştır.
DNA düşey doğrultuda iç içe açılmış iki sarmaldan oluşur.
Bu sarmallarda her birinin bütün yuvarlağı içindeki uzunluk
34 angström genişliği 21 angström'dür. (1 angström; santimetrenin
yüz milyonda biridir) 21 ve 34 art arda gelen iki Fibonacci
sayısıdır.
Kar
Kristallerinde Altın Oran
Altın oran kristal yapılarda da kendini gösterir. Bunların
çoğu gözümüzle göremeyeceğimiz kadar küçük yapıların içindedir.
Ancak kar kristali üzerindeki altın oranı gözlerinizle göre
bilirsiniz. Kar kristalini oluşturan kısalı uzunlu dallanmalarda,
çeşitli uzantıların oranı hep altın oranı verir.19
Uzayda Altın Oran
Evrende, yapısında altın oran barındıran birçok spiral galaksi
bulunur.
Fizikte de Altın Oran....
Fibonacci dizileri ve altın oran ile fizik biliminin sahasına
giren konularda da karşılaşırız:
"Birbiriyle temas halinde olan iki cam tabakasının üzerine
bir ışık tutulduğunda, ışığın bir kısmı öte yana geçer,
bir kısmı soğurulur, geriye kalanı da yansır. Meydana gelen,
bir, 'çoklu yansıma' olayıdır. Işının tekrar ortaya çıkmadan
önce camın içinde izlediği yolların sayısı, ışının maruz
kaldığı yansımaların sayısına bağlıdır. Sonuçta, tekrar
ortaya çıkan ışın sayılarını belirlediğimizde bunların Fibonacci
sayılarına uygun olduğunu anlarız."20
Doğada birbiriyle ilişkisiz canlı veya cansız pek çok yapının
belli bir matematik formülüne göre şekillenmiş olması onların
özel olarak tasarlanmış olduklarının en açık delillerinden
biridir. Altın oran, sanatçıların çok iyi bildikleri ve
uyguladıkları bir estetik kuralıdır. Bu orana bağlı kalarak
üretilen sanat eserleri estetik mükemmelliği temsil ederler.
Sanatçıların taklit ettikleri bu kuralla tasarlanan bitkiler,
galaksiler, mikroorganizmalar, kristaller ve canlılar Allah'ın
üstün sanatının birer örneğidirler. Allah Kuran'da herşeyi
bir ölçüyle yarattığını bildirmektedir. Bu ayetlerden bazıları
şöyledir:
"... Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır.""... O'nun
Katında herşey bir miktar (ölçü) iledir." (Ra'd Suresi,
8)
----------
1 Mehmet Suat Bergil, Doğada/Bilimde/Sanatta, Altın Oran,
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2.Basım, 1993, s. 155.
2 Guy Murchie, The Seven Mysteries Of Life, First Mariner
Boks, New York s. 58-59.
3 J. Cumming, Nucleus: Architecture and Building Construction,
Longman, 1985.
4 Mehmet Suat Bergil, Doğada/Bilimde/Sanatta, Altın Oran,
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2.Basım, 1993, s. 87.
5 A. L. Goldberger, et al., "Bronchial Asymmetry and Fibonacci
Scaling." Experientia, 41 : 1537, 1985.
6 E. R. Weibel, Morphometry of the Human Lung, Academic
Press, 1963.
7 William. Charlton, Aesthetics:An Introduction, Hutchinson
University Library, London, 1970.
8 Mehmet Suat Bergil, Doğada/Bilimde/Sanatta, Altın Oran,
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2.Basım, 1993, s. 77.
9 http://www.goldenmuseum.com/index_engl.html
10 D'Arcy Wentworth Thompson, On Growth and Form, C.U.P.,
Cambridge, 1961.
11 C. Morrison, Along The Track,Withcombe and Tombs, Melbourne,
12 http://www.goldenmuseum.com/index_engl.html
13 J. H. Mogle, et al., "The Stucture and Function of Viruses",
Edward Arnold, London, 1978.
14 Buckminster Fuller'in Jeodezik Kubbe tasarımları hakkında
ayrıntılı bilgi için bakınız: Teknoloji Doğayı Taklit Ediyor,
Biyomimetik, Harun Yahya, Global Yayıncılık, İstanbul.
15 A. Klug "Molecules on Grand Scale", New Scientist, 1561:46,
1987.
16 Mehmet Suat Bergil, Doğada/Bilimde/Sanatta, Altın Oran,
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2.Basım, 1993, s. 82
17 Mehmet Suat Bergil, Doğada/Bilimde/Sanatta, Altın Oran,
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2.Basım, 1993, s. 85
18 Değişik ışınlı bedenleri için bakınız: "H. Weyl, Synnetry,
Princeton, 1952.
19 Emre Becer, "Biçimsel Uyumun Matematiksel Kuralı Olarak,
Altın Oran", Bilim ve Teknik Dergisi, Ocak 1991, s.16.
20 V.E. Hoggatt, Jr. Ve Bicknell-Johnson, Fibonacci Quartley,
17:118, 1979.
|