|
HAYVANLAR
ALEMİ
| ÖRÜMCEK YENGEÇLERİNİN
YAŞAMLARI
Mercan resiflerinde
yaşayan örümcek yengeçleri, beslenmek için gece
olmasını bekler. Gece olduğunda ise mercanların
üzerine çıkarlar. Bunun nedeni sudaki akıntının
yengeçlerin bulunduğu yere çok sayıda besin parçası
getirmesidir. Yengeçler akıntıyla yüzen bu besinleri
yakalayabilmek için dikenli bacaklarını kullanır.
Hava aydınlanmaya başladığında ise suyun derinliklerine
doğru ilerlemeye başlarlar. Örümcek yengeçleri aç
balıklara ve en büyük düşmanları olan mürekkep balıklarına
yakalanmamak için derinlerdeki kayalıkların yarıklarına
saklanır. Başka bir önlem olarak da deniz bitkilerinden
olan Anemonlar'ın zehirli dokunaçlarının altına
gizlenirler. Eğer karanlıktaki bir yengecin üzerini
ışıkla aydınlatırsanızhemen beslenmeyi bırakacak
ve yaklaşık 30 saniye içinde derinlere doğru ilerlemeye
başlayacaktır.
Jill Bailey, Anticipating The Seasons,
Nature Watch Series, s. 18 |
| Göklerin
ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması
O'nun ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman onların
hepsini toplamaya güç yetirendir.42/29 |
| ÇEKİRGELERİN ÖTÜŞ TEKNİKLERİ
Bir çekirge
800-1000 metre uzaklıktan duyulan sesler çıkarır.
Bunu havayı hareket ettirerek başarır. Küçük bir
hesap yapılacak olunursa çekirgenin yaptığı işin
önemi daha iyi kavranacaktır. Havanın yoğunluğunu
1293 kg/cm3 olarak alalım. Yarıçapı 800-1000 metre
olan bir yarı kürenin kütlesi yaklaşık bir milyon
tondur. Çekirge gibi küçük bir hayvan yalnız bir
organıyla bu kadar büyük bir kütleyi nasıl harekete
geçirebilmektedir? Çekirge, çevresindeki hava kütlesinin
hepsini bir anda hareket ettirmez. Her titreşimde
çevresine en yakın hava tabakasını sıkıştırır. Bu
titreşim donup kalmaz. Her yöne yayılır çünkü hava
esnektir. Sıkıştırmadan önce havayı dışa doğru iter,
sonra itilen tabaka içe doğru geriler ve çevresini
sıkıştırır. Böylece bir seri sıkıştırmayla ses dışa
doğru yayılır.
Bilim ve Teknik Dergisi, Şubat
1985, s. 33 |
| HAYVANLARIN ETKİLİ
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Doğadaki canlılardan çoğu kendi rahatsızlıklarını
kendileri tedavi eder. Örneğin su aygırı, manda,
fil ve gergedan gibi canlılar derilerindeki parazitlerden
kurtulmak için çamurda banyo yaparlar. Bunun nedeni
çamurda hiçbir mikrop ve parazitin yaşamamasıdır.
Çamurun faydaları sadece bu kadarla sınırlı değildir.
Özellikle killi çamur mikrop barındırmamasının yanında
aynı zamanda yaraların kabuk bağlayıp kapanmasını
da kolaylaştırıcı bir özelliğe sahiptir. Bütün hayvanlar
içinde özellikle filler antiseptik yapıdaki killi
toprak parçalarını büyük bir özenle yaralarına sürerler
veya hortumlarıyla yaralarının üzerine kabuk bağlaması
için toz atarlar. Killi toprağınbaşka bir özelliği
de kaolin maddesi açısından zengin olmasıdır.
Hayvanların kendi kendilerini tedavi
etmek için kullandıkları yöntemlerdeki dikkat çeken
nokta hepsinin ne yapacaklarını çok iyi bilmeleri,
hangi hastalığa neyin iyi geleceğini tespit etmeleridir.
Bir gergedanın, bir filin ya da herhangi başka bir
canlının toprakta bulunan bir maddenin antiseptik
özelliğinin olduğunu bilmesine elbette ki imkan
yoktur. Doğadaki tüm canlılar Allah'ın ilhamıyla
hareket eder. Üstün ilim sahibi olan Allah gözetendir,
yarattıklarını koruyandır.
Focus Dergisi, Haziran 1996 |
| Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. Vekil olarak Allah
yeter.4/132 |
| ZEHİR OKU FIRLATAN KURBAĞA
Güney Amerika'da yaşayan zehir oku fırlatan
kurbağa saldırıya uğradığında, çok küçük zerresi
bile bir insanı öldürmeye yeterli olan oldukça güçlü
bir zehir yaymaya başlar. Zehir, kurbağa tarafından
yalnızca savunma için kullanılmaktadır. Diğer pek
çok canlıda olduğu gibi zehir oku fırlatan kurbağanın
gözalıcı parlaklıktaki renkleri dedüşmanları uyarma
özelliğini taşır. Bu canlıdaki zehir üreten sistemleri
yaratan tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Michael Scott, The Young Oxford Book
of Ecology, s. 38 |
| "O gökleri
ve yeri hak olarak yaratandır. O’nun"ol" dediği
gün (herşey) oluverir. O’nun sözü haktır.
Sur’a üfürüldüğü gün, mülk O’nundur.
O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O. Hüküm
ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır. (En'am
Suresi, 73) |
| ZEBRALARIN ÖZELLİKLERİ
Zebraların çoğu gizlenecek fazla yer olmayan
açık otlaklarda yaşar. Bu nedenle hayatta kalabilmek
için çok hızlı hareket etmek zorundadırlar. Zebraların
tüm vücut yapıları bu ihtiyaçlarını karşılayacak
şekilde yaratılmıştır. Örneğin bacakları çok uzundur,
güçlü kasları ve geniş bir alana sahip olan akciğerleri
vardır. Bu yüzden hiç yorulmadan ve yavaşlamadan
çok uzun mesafeleri koşabilirler. Zebraların kemikleri
de hafif olmasına rağmen oldukça güçlüdür. Zebraların
hiçbirinin çizgileri diğerleri ile aynı değildir.
Her insanın kendine özgü parmak izinin olması gibi
her zebranın çizgilerinin de kendine özgü şekilleri
vardır. Bundan başka zebralar sık sık su içme ihtiyacı
hissederler. Suyun olmadığı bölgelerde ise koku
duyularını kullanarak çukur açacak bir yer bulurlar
ve temiz suyu ortaya çıkarırlar. Herhangi bir tehlike
anında yetişkin zebralar, sürüdeki yavruları koruyabilmek
içinonları sürünün içerisine doğru iterler. Tüm
zebra sürüsü koşarken yavrular daima kalabalığın
iç kısmındadır ve daha iyi korunmak için annelerine
yakın hareket ederler.
Zoobooks, January, 1999, s. 2-15 |
| TROPİKAL SULARDAKİ
DEV DENİZ TARAKLARI
 Tridacna, Hindistan
ve Pasifik Okyanusları'nın tropikal sularında yaşayan
çok büyük bir deniz tarağıdır. Bu büyük mavi-yeşil
renklerdeki hayvan, mercan resiflerinin berrak sularında
yaşar.
Tridacna'nın en şaşırtıcı özelliği besinini
kendi vücudunun içerisinde üretmesidir. Bunu da
birlikte yaşadığı bir başka canlı sayesinde gerçekleştirir.
Deniz tarağının birlikte yaşadığı Zooxanthellae
küçük bir alg türüdür ve yalnızca diğer hayvanların
hücrelerinin içerisinde yaşayabilir. Deniz taraklarının
vücutlarının içerisinde bu canlılardan milyonlarcası
barınır. Bu sayede algler barınacakları rahat bir
ortam bulmuş ve düşmanlarından korunmuş olur. Bundan
başka deniz tarakları Zooxanthellae'nin ihtiyacı
olan tüm maddeleri -karbondioksit, azot ve fosfor
gibi- sağlar. Zooxanthellae tarafından üretilen
maddelerin büyük bir bölümü de deniz taraklarına
besin kaynağı olarak aktarılır.
Bu iki canlı arasındaki şaşırtıcı birliktelik
ve uyum elbette ki tesadüfen oluşmamıştır. Bir canlının
tesadüfen kendisine yiyecek verecek başka bir canlının
vücuduna yerleşmesi, onun ihtiyaçlarından ya da
kendisine verebileceklerinden yine tesadüfen haberdar
olması söz konusu değildir. Canlılarda görülen bu
gibi ortak yaşam örnekleri Allah'ın yaratma sanatının
delillerindendir. Bu canlıları birbirleri ile uyumlu
yaratan Allah'tır. Allah üstün güç sahibi ve herşeye
güç yetirendir.
Dolphin Log, July 1998 s. 12 |
|
| |
|
|