TÜRLERİN
EVRİMİ YANILGISI |
|
6) BİYOLOJİK MÜCADELEDE KULLANILAN CANLILAR
Meyve zararlısı böceklerin larvalarıyla
beslenen yaban arıları, biyolojik mücadelede
kullanılan canlılardandır. |
Tarım alanlarına,
meyve bahçelerine veya ormanlara zarar verebilecek
böceklerin artışı, çok çeşitli canlılar tarafından
önlenir. Çeşitli kuş, örümcek, böcek asalağı, yaban
arısı, sinek, uğurböceği ve mantar türleri ve daha
pek çok organizma, böcek zararlılarının %99'unu
kontrol altına alırlar.129
Çoğu insan için bir anlam ifade etmeyen türler,
ekolojik dengelerin düzenlenmesinde önemli pay sahibidirler.
Bu yararlı organizmaların böcek öldürücü kimyasal
maddelere duyulan ihtiyacı azaltarak ve ekinleri
koruyarak, ekonomiye yılda milyarlarca Amerikan
Doları katkıda bulunduğu tahmin edilmektedir.130
Böcek öldürücü ilaçların doğadaki dengeleri bozduğu,
yararlı hayvanları öldürdüğü ve insan sağlığını
olumsuz etkilediği düşünülürse, söz konusu organizmaların
ne kadar önemli oldukları daha iyi anlaşılır.
Yararlı hayvan ve organizmalar
zararlı böceklere karşı biyolojik mücadelede kullanılırlar.
Örneğin, Avrupa mısır kurdu Pyrausta nubilalis ve
Japon böceği Popillia japonica, doğal düşmanları
ve parazitleri tarafından ortadan kaldırılırlar.
Yine aynı amaçla, meyve zararlısı böceklerin larvalarıyla
beslenen yaban arıları, yetiştirildikten sonra California
meyve bahçelerine salınmaktadır.131
Sonuç olarak, doğadaki dengelerin oluşmasında farklı
canlı türlerinin farklı görevleri vardır.
Burada şunu da belirtmek yerinde
olacaktır. Çoğu insan böcekler denildiğinde, öncelikle
tarım ve insan sağlığı açısından zararlı olanlarını
düşünür. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Maidstone
Müzesi'nden Böcekbilim Profesörü Ed Jarzembowski'nin
belirttiği gibi, her zararlı böceğe karşılık binlerce
zararsız veya faydalı böcek türü vardır.132
Gerek karalarda gerekse denizlerdeki besin zincirinde,
çiçekli bitkilerin döllenmesinde, yeryüzünün temizliğinde
ve birçok küresel dengede, böcekler etkin rol oynarlar.
Daha doğrusu, insan yaşamı böceklere doğrudan veya
dolaylı olarak bağımlıdır.
7)
Elementlerin Dolaşımında Canlıların Rolü
Şimdiye
kadar yaşamış canlıların toplam kütlesi, halen mevcut
karbon ve azot atomlarının toplam kütlesinden kat
kat fazladır. Peki, dünyadaki karbon, azot ve diğer
atomların miktarı sınırlı olduğu ve uzaydan önemsenecek
miktarda madde gelmediği halde, yaşam nasıl devam
edebilir?
Bu sorunun yanıtı, canlıların yapısındaki elementlerin
yeryüzünde sürekli bir devir ve dolaşım içinde olmasındadır.
Bu yüzden hiçbir şey israf olmaz. Bitki ve hayvan
artıkları ve ölmüş organizmalarda bulunan elementler
boşa gitmez; doğadaki mükemmel dolaşım sistemleri
sayesinde tekrar kullanılırlar. İşte bu döngüler,
büyük ölçüde, adını bile duymadığınız ve görmediğiniz
canlılar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Dünyadaki element döngülerinden biri karbon dolaşımıdır.
Bilindiği gibi, bitkiler fotosentez yaparken atmosferden
bir karbon iki oksijen atomu içeren karbondioksit
moleküllerini alırlar. İnsanlar ve hayvanlar ise
solunumla havaya karbondioksit verirler. Ancak bu
oran, atmosferdeki karbon dengesini sağlamak için
yeterli değildir. Zira karbonun önemli bir bölümü
ölü bitki ve hayvanlarda toplanmaktadır. İşte bu
noktada bakteri ve mantarlar devreye girer ve ölü
canlılardaki karbonu tekrar atmosfere geri kazandırırlar.
Canlılığın devamı açısından önemli
olan diğer bir döngü ise azot dolaşımıdır. Bitkiler,
aminoasit ve protein sentezi yapabilmek için azota
ihtiyaç duyarlar; ancak atmosferde gaz halinde bulunan
azotu doğrudan kullanamazlar, azotu nitratlar halinde
topraktan alırlar. İşte bu dönüşümü bazı mikroorganizmalar
gerçekleştirir. Azot, nitrit bakterileri tarafından
nitrite, daha sonra nitrat bakterileri tarafından
nitrata dönüştürülerek bitkiler tarafından kullanılabilir
hale getirilir. İnsanlar ve hayvanlar da ihtiyaç
duydukları azotu bitkilerden temin ederler. Yani,
azotun canlıların kullanabileceği hale dönüştürülmesinde,
tek hücreli canlıların olmazsa olmaz bir önemi vardır.
Azot dolaşımının ne kadar hassas dengelere dayandığı
şöyle özetlenebilir: Topraktaki azotun yetersiz
olması halinde, bitkiler ve dolayısıyla onlara bağımlı
olan insanlar ve hayvanlar var olamazlar. Azot oranının
normalin üstünde olması durumunda ise, hava kirliliği
ve asit yağmuruna yol açan, ozon tabakası ve ekolojik
ortamı tahrip eden zehirli bir gaz olan nitrik oksit
atmosferde çoğalır; içme suları kirlenir, göller,
nehirler ve diğer tatlı su ekosistemleri zarar görürler.133
Dünyadaki su dolaşımında ise,
ormanlar önemli bir görev üstlenirler.134
Toprak tarafından emilen yağmur veya kar suyu, bitki
ve ağaçların faaliyeti sonucunda su buharı olarak
atmosfere geri döner. Ağaçların yapraklarından muazzam
bir miktarda su buharlaşır. Diğer bir ifadeyle bitkiler,
topraktaki suyu vücutlarından geçirerek atmosfere
ulaştıran benzersiz su pompaları gibi çalışırlar.
Böylece su, toprağın derinliklerinde yok olmadan
yeryüzünde sürekli bir devir yapar.
Bunların yanı sıra, fosfor, sülfür
ve diğer bazı elementlerin küresel döngülerinde
de canlılar önemli rol oynarlar. Burada üzerinde
durulması gereken bir nokta da söz konusu dolaşımların
mükemmel bir verimlilikle sürüp gitmesidir. Bu verimliliğin
üstünlüğünü şu kıyasla anlatabiliriz: İçinde bulunduğumuz
dönemin son derece ileri teknolojik olanaklarına
rağmen, atıklarımızın yaklaşık %10 gibi küçük bir
oranı geri kazanılabilmektedir.135
Oysa milyonlarca senedir canlılar tarafından gerçekleştirilen
dolaşımların verimliliği %100'e yakın bir orandadır.
Şüphesiz bu durum, canlılardan meydana gelen sistemdeki
sayısız yaratılış harikasından biridir.
8)
Biyoçeşitliliğin Ekosisteme Olumlu Etkileri
İster bir göl, ister bir orman alanı, isterse bir
mercan kayalığı olsun, tüm ekosistemlerin faaliyeti,
büyük ölçüde canlılar tarafından kontrol edilir.
Bu kitap boyunca bahsettiğimiz gibi, değişik organizmalar,
dünyanın insan için uygun bir yaşam ortamı olmasında
büyük pay sahibidirler. Son bilimsel araştırmalar
bu gerçeğin yanı sıra, biyolojik çeşitliliğinin
ekosistemin üretkenliğini, verimliliğini, dayanıklılığını
ve kararlılığını arttırdığını ortaya koymuştur.
Yani belirli bir çevredeki tür sayısı çoğaldıkça,
sistem daha sağlıklı ve daha düzenli işlemektedir.
Çeşitli üniversitelerden 12 bilim adamı
136
tarafından hazırlanan "Biyoçeşitlilik ve Ekosistem
Performansı" adlı makalede belirtildiği gibi, Amerikalı
ve Avrupalı uzmanların araştırmaları, tür sayısı
ile verimlilik arasında doğru orantı olduğunu açıkça
göstermiştir.137
Diğer bir ifadeyle, tür zenginliği, yüksek verimlilik
anlamına gelmektedir. Örneğin, Minnesota Üniversitesi
Ekoloji Profesörü David Tilman ve arkadaşlarının,
yedi yıl süren deneylerinin sonucu şöyledir: Belirli
bir ortamda, çok bitki türünden oluşan alan, bir
veya birkaç türden oluşan alana kıyasla daha fazla
ürün vermektedir. 16 bitki türünün ekildiği alan,
tek bir türün ekildiği alandan 2.7 kat daha çok
ürün vermektedir.138
Profesör Tilman'a göre bunun nedeni, çok türün yer
aldığı ortamlarda kaynakların daha verimli kullanılmasıdır.
Ekosistemdeki her tür, insan toplumundaki farklı
bir iş koluna benzemektedir. Nasıl bir toplumda
iş kolu çoğaldıkça refah artıyorsa, bir ekosistemde
tür sayısı çoğaldıkça verimlilik artmaktadır.139

Burada üzerinde durulması gereken
önemli bir nokta vardır. Söz konusu deney ve araştırmalara
göre verim artışının nedeni, türler arasındaki iş
birliğidir.140
Oysa Darwinizm'de iş birliği veya ortak çalışma
gibi kavramlara yer yoktur. Darwinizm'e göre doğa,
canlıların birbirleriyle "yaşam" için kıyasıya mücadele
ettikleri, zayıfların güçlüler tarafından yok edildiği
bir yerdir. Kısacası, gözlemler evrim teorisini
bir kez daha yalanlamıştır.
Yakın geçmişteki araştırmaların gün ışığına
çıkardığı diğer bir gerçek ise, tür çeşitliliğinin
ekosistemlerin dayanıklılığını arttırdığıdır. Kuraklık,
zararlı böcekler, hastalıklar ve iklim değişiklikleri
gibi olumsuz koşullara karşı biyoçeşitlilik adeta
bir "sigorta" mekanizması olmaktadır.141
Yani tür çeşitliliği çok olan ekosistemler olumsuz
şartlardan daha az etkilenmektedirler. Ayrıca biyolojik
çeşitlilik ekosistemlere "esneklik" kazandırmaktadır.142
Diğer bir ifadeyle, bir ekosistemin olumsuz koşullardan
sonra eski denge haline dönüşü daha kısa zamanda
gerçekleşmektedir. Örneğin, Afrika'daki Serengeti
otlağının tür açısından zengin alanları, hayvanların
otlamasından sonra kolaylıkla eski konumuna dönmektedir.143
9)
Canlıların Sağladığı Çevre Hizmetleri
Bu satırları okurken, milyonlarca türün ve sayısız
canlının sizin adınıza çalıştığını ve sizin asla
altından kalkamayacağınız işleri yaptığını hiç düşündünüz
mü? Gerçek şu ki, en küçüğünden en büyüğüne çeşitli
organizmalar üstlendikleri görevleri başarıyla gerçekleştirmeseler,
ne siz ne de atalarınız var olabilirdi.
Son yıllarda canlıların gerçekleştirdikleri
bazı çevre hizmetlerinin ekonomik değerini ölçmeye
yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bununla birlikte
söz konusu hizmetlerin çoğu paha biçilemez değerdedir.
Stanford Üniversitesi'nden Taylor Ricketts, atmosferdeki
oksijen dengesini örnek vererek bu gerçeği şöyle
vurgulamaktadır:
"Biyoçeşitliliğin değeri ölçülemeyecek kadar yüksektir.
Eğer insan yaşamı bitkilerin oksijen üretimine bağlı
ise, bu hizmetin değerini ölçmek anlamsızdır." 144
Oksijen
Üretimi: Yaşam için gereken unsurlardan biri
olan oksijen, yeşil bitkiler ve siyanobakteri adı
verilen bakteriler tarafından sağlanır. İnsanlar,
hayvanlar ve mikroorganizmalar tarafından tüketilen
oksijen, bu canlıların gerçekleştirdiği fotosentez
işlemiyle sürekli olarak yeniden üretilir ve denge
korunur. Yeşil bitkiler yılda yaklaşık olarak 500
milyon ton oksijeni havaya verirler.145
Atmosferdeki gazların ve yeryüzündeki ısının dengelenmesinde,
yine yeşil bitkilerin ve bazı tek hücreli organizmaların
hayati bir önemi vardır. Örneğin, doğadaki karbondioksit
miktarı bitkilerce dengelenmediği takdirde, sera
etkisi oluşur, yeryüzünün ısısı artar ve buzullarda
erime meydana gelir. Bunun sonucunda bazı bölgeler
sular altında kalırken, bazıları çölleşir, kısacası
canlıların yaşamı tehlikeye girer.
Kelebekler, polenleri
çiçeklerin erkek organlarından dişi organlarına
taşıyarak bitkilerin döllenmesini sağlarlar. |
Bitkilerin
Döllenmesi: Ekosistem hizmetlerinden biri,
çiçeklerin ve bitkilerin hayvanlar kanalıyla döllenmesidir.
Çiçekli bitkilerin, yaklaşık 220.000 türü başarılı
bir üreme için hayvanlara gereksinim duyarlar. Arılar,
kelebekler, böcekler, yarasalar, kuşlar, sinekler,
toplam olarak yüz binden fazla farklı hayvan türü
bu işlemde görev alır 146;
polenleri çiçeklerin erkek organlarından dişi organlarına
taşırlar. Ormanlar, çayırlar, tarım alanları, bahçeler
ve diğer ortamlardaki bitkilerin büyük bir bölümü
polenlerini taşıyan hayvanlara bağımlıdır; bu hayvanlar
olmazsa onlar da yok olurlar.
İnsanların yediği bitkisel besinlerin üçte
biri hayvanlar tarafından döllenir.147
Geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre,
bitkilerin hayvanlar ile döllenmesinin yıllık ekonomik
değeri 200 milyar Amerikan Dolarıdır.148
Polen taşıyıcı hayvanların ne kadar önemli olduğu
son yıllarda ABD'nin bazı bölgelerinde görülen meyve
üretimindeki düşüş ile bir kez daha anlaşılmıştır;
zira buralardaki yabani arı türlerinin yok olması
ve bal arılarının sayıca azalması meyve rekoltesini
olumsuz etkilemiştir.149
Ayrıca binlerce
tür hayvan, ağaç tohumlarını dağıtarak ağaçların
üremelerine ve ormanların oluşumuna da büyük katkıda
bulunur. Mesela, beyaz kabuklu bir çam türü (Pinus
albicaulis), Nucifraga columbiana adlı bir kuş türünün
yardımıyla çoğalır. Bu çam ağacının tohumları sıkıca
kapalı kozalağının içindedir; adı geçen kuşun kozalağı
açarak tohumları çıkarması ve onları gömmesiyle
Pinus albicaulis nesli devam eder.150
Utah State Üniversitesi Orman Biyolojisi Profesörü
Ronald Lanner "Birbirleri İçin Yapılmışlar: Kuşlar
ile Çamların Ortakyaşarlığı" adlı kitabında, kuşların
çam ormanlarının oluşumundaki hayati rolünü anlatır.151
İnsanların yediği
bitkisel besinlerin üçte biri arılar, kelebekler,
böcekler, yarasalar, kuşlar, sinekler gibi
toplam olarak yüz binden fazla farklı hayvan
türü tarafından döllenir. Bitkilerin büyük
bir bölümü bu hayvanlara bağımlıdır. |
Temizlik
Hizmetleri: Çöpleriniz toplanmasaydı, evinizin
kısa sürede nasıl bir hal alacağını tahmin edebilirsiniz.
Aynı durum yeryüzü için de geçerlidir. Ağaçlardan
düşen yapraklar, ölü hayvan ve bitkiler, çöpler
ve sanayi atıkları yığılıp birikseydi, dünya üzerinde
yaşam imkansız hale gelirdi. Böylesine olumsuz bir
durum, karıncalar, termitler, akarlar, mantarlar,
böcekler, omurgasız hayvanlar ve büyük ölçüde bakterilerin
çalışmasıyla önlenir. Milyonlarca tür canlı, ölü
organizmaları ve organik atıkları ayrıştırarak minerallere
ve besleyici maddelere dönüştürürler. Çok çeşitli
bakteri türleri adeta bir fabrikanın montaj hattındaki
işçiler gibi, daha doğrusu kusursuz bir iş birliği
içinde çalışırlar. Örneğin, ölü hayvanlar veya hayvani
atıklardaki azot, önce çürükçül bakteriler tarafından
amonyağa dönüştürülür; amonyak ise, nitrit bakterilerince
nitrite, sonra da nitrat bakterilerince nitrata
dönüştürülür. Mükemmel işleyen bu sistem sayesinde,
doğa temizlendiği ve organik maddeler tekrar geri
kazanıldığı gibi, canlıların besin ihtiyacı karşılanır.
Söz konusu canlıların her yıl işlediği ve yeniden
değerlendirilmesini sağladığı maddenin 130 milyar
ton kadar olduğu düşünülmektedir.152
Çeşitli ağaç türlerinden oluşan
ormanlar, yeryüzünün temizlenmesine büyük katkıda
bulunurlar. Havanın yaklaşık %50'sini temizler ve
dezenfekte ederler. Zehirli gazları ve kirli suları
filtre ederek temizlerler. Bir hektar çam ormanı
yılda 30-40 ton, bir hektar kayın ormanı ise yılda
68 ton toz emer.153

Dünyanın dengeli iklim yapısına sahip bir
gezegen oluşunda, ağaçlar, bitkiler ve ormanların
payı vardır. Bugün belirli bölgelerde sık
sık yaşanan sel baskınları ve kuraklıklar
ormanların tahrip edilmesinin bazı sonuçlarıdır. |
Denizlerin arıtılmasında görev
alan pek çok canlı vardır. Örneğin, midyeler suyu
süzerek beslenirken çok önemli bir iş daha yaparlar:
Benzersiz birer filtre gibi deniz suyunu süzerler.
Günümüzde Kuzey Amerika'daki Chesapeake Körfezi'nde
görülen bulanıklığın nedeni, buradaki midyelerin
aşırı derecede avlanmasına bağlanmaktadır. Birkaç
on yıl öncesine kadar Chesapeake'deki midyelerin,
körfez suyunun tamamını her üç günde bir filtre
ettiği hesaplanmaktadır.154
Bu körfezin 310 kilometre uzunluğunda ve 6-40 kilometre
genişliğinde olduğu düşünülecek olursa, midyelerin
yaptığı işin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.
Bakteri ve bitkiler ise zehirli
atıkların temizlenmesinde insanlara yardımcı olmaktadır.
Bazı bitki türleri, örneğin hardal ailesine mensup
olanlar, ağır metalleri topraktan çekerek kendi
dokularında toplar, böylece toprağı zehirli maddelerden
arındırırlar. Kurşun, bakır, cıva, kobalt gibi insan
sağlığına zararlı metal ve atıkların yoğun oldukları
alanların temizlenmesinde bitkilerden faydalanılmaktadır.
Bazı bakteri türleri de, toprakta ve suda kirliliğe
yol açan maddeleri bileşenlerine ayıracak şekilde
tasarlanmıştır; çevre ve insan sağlığı açısından
tehlikeli birtakım atıkları ortadan kaldırabilirler.
Söz gelimi, benzini ayrıştıran bakteri türleri hemen
her çeşit toprakta bulunur.155
Mikroorganizmalar, 1989 yılında Alaska'da meydana
gelen bir petrol tankeri kazası sonrasında, bu bölgedeki
sahillerin temizlenmesinde kullanılmıştır.
Özetle, denizler, karalar ve atmosfer
sürekli olarak canlılar tarafından temizlenir. Şu
vaka, bu hizmetin ekonomik açıdan taşıdığı değerin
büyüklüğünün kavranmasına yardımcı olabilir: Yakın
geçmişte New York'ta su kalitesinin düşmesi üzerine
yetkililer bir araştırma yaptılar. İki seçenek vardı:
Bir su arıtım tesisi kurmak 6-8 milyar Amerikan
Dolarına; buna karşın şehre su taşıyan ve bu suyu
doğal olarak arıtan havzayı ıslah etmek ise 1-1.5
milyar dolara mal olacaktı. Bu sonuçları göz önünde
bulunduran New York yetkilileri su havzasını ıslah
etme kararı aldılar. Zira araştırma sonuçları bu
sayede 10 yılda 6 milyar doların üstünde bir tasarruf
elde edileceğini göstermekteydi.156
İklimin
Düzenlenmesi: Dünyanın dengeli bir iklim
yapısına sahip bir gezegen oluşunda, ağaçlar, bitkiler
ve ormanların payı vardır. Ormanlar havanın nemini
sabit tutar; yaz sıcaklığını 5-8.5 derece azaltır,
kış sıcaklığını ise 1.6-2.8 derece artırır, dolayısıyla
sıcak ve soğuğu dengeler.157
Ormanların tahrip edilmesi yeryüzündeki su dolaşımını
ve iklim dengelerini olumsuz etkiler. Bugün belirli
bölgelerde sık sık yaşanan sel baskınları ve kuraklıklar
bu gelişmenin bazı sonuçlarıdır. National Geographic
dergisinde ormanların ekolojik önemine ilişkin şöyle
bir örnek verilir:
"Sözgelimi, Amazon Havzası'nda
orman örtüsü, su çevrimini sağlayan temel etkendir
ve yağmurların yarısı havza içinde oluşmaktadır.
Yağmur ormanlarının yerinde çayırlar olsa, sıcaklık
artar ve yağmurlar azalırdı. Bu da bütün bölgenin
iklimini büyük ölçüde değiştirirdi." 158
Ağaçlar ve bitki örtüsü
erozyonu engeller; toprağı, yağmur ve rüzgarın
aşındırıcı etkisine karşı korurlar. |
Toprağın
Korunması: Ağaçlar ve bitki örtüsü erozyonu
engeller; toprağı, yağmur ve rüzgarın aşındırıcı
etkisine karşı korurlar. World Watch Enstitüsü'nün
Başkanı Lester Brown'un şu sözleri düşünülürse,
erozyonu önleyen ağaçlar ve ormanların önemi daha
iyi anlaşılabilir:
"Ekilebilir topraklar yalnız tarımın
değil uygarlığın kendisinin temelidir... Toprak
kaybı, uygarlığın karşılaştığı en ciddi tehlikedir.
Petrol rezervlerinin tükenmesi halinde uygarlık
hayatta kalabilir; fakat toprağın üst tabakasının
kaybıyla bu uygarlık ayakta kalamaz." 159
Toprağın
Zenginleştirilmesi: Toprağın altı, küçük
olmalarına karşın çok büyük görevler üstlenen canlı
türleriyle doludur. İşte bu canlılar toprağın verimsizleşmesini
engeller. Örneğin, solucanlar, karıncalar ve daha
birçok hayvan türü toprağı alt üst ederek havalandırır
ve zenginleştirirler. Bir hektarlık alandaki solucanlar,
yılda 10 ton kadar toprağı yutar ve "öğüterek" daha
verimli bir hale getirirler.160
Profesör Edward Wilson toprağın derinliklerinde
yaşayan, çoğunu tanımadığımız fakat bizim açımızdan
son derece önemli canlı türlerini şöyle anlatır:
"En
çıplak çöller haricinde nerede elinize iki avuç
toprak alsanız karıncalar ve yaykuyruklardan tardigradlar
ve rotiferlere, gözle görülebileninden mikroskobiğine
binlerce omurgasız hayvanla yüz yüze gelirsiniz.
Elinizde tuttuğunuz türlerin çoğunun biyolojisi
bilinmemektedir: Ne yedikleri, neye yem oldukları,
hayat döngülerinin ayrıntıları hakkında belli belirsiz
bir fikrimiz vardır, biyokimyaları ve genetikleri
hakkındaysa muhtemelen hiçbir şey bilmeyiz. Bazı
türlerin büyük olasılıkla bilimsel bir isimleri
bile yoktur. Herhangi birinin var olabilmemiz için
ne kadar önemli olduğuna dair bir fikrimiz yoktur.
Onlar üzerinde yapılacak araştırmalar kuşkusuz insanlık
yararına kullanılabilecek yeni bilim ilkeleri öğretecektir
bize. Her biri kendi başına büyüleyicidir." 161
Sonuç olarak, burada incelenenler, canlılar tarafından
gerçekleştirilen hizmetlerin çok küçük bir bölümüdür.
Bununla birlikte söz konusu bilgilerin taşıdığı
anlam oldukça açıktır: Bizim için düşünemeyeceğimiz
kadar değerli işler yapan canlılar sayesinde hayatımızı
sürdürürüz. Hayatımızı sürdürmemize vesile olan
görkemli canlı çeşitliliğini kusursuz bir uyum içinde
yaratan ise, alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Şüphesiz, biyolojik çeşitlilikten elde ettiklerimiz,
Allah'ın insan için yarattığı sayısız nimetlerdendir.
Allah'ın ihsan ettiği nimetlerin büyüklüğü bir ayette
şöyle bildirilir:
Size her istediğiniz şeyi verdi.
Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu
sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki,
insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi,
34) |
| |
129 P. DeBach, Biological Control
by Natural Enemies, Cambridge University Press, London, 1974.
130 R. Naylor, P. Ehrlich, "The value of natural
pest control services in agriculture", s. 151-174, G. Daily
(editor), Nature's Services: Societal Dependence on Natural
Ecosystems, Island Press, Washington, D.C., 1997.
131 M. Encarta Encyclopedia 2001 Deluxe Edition
CD, "Pest Control".
132 E.A. Jarzembowski, "Insecta (Insects)",
Encyclopedia of Life Sciences, 2001, ğ.els.net.
133 P. Vitousek, J. Aber, R. Howarth, G. Likens,
P. Matson, D. Schindler, W. Schlesinger, D. Tilman, "Human
alteration of the global nitrogen cycle: causes and consequences",
Issues in Ecology, Vol. 1, 1997.
134 "Rainforests Harvest The Skies", Science
Daily Magazine, 2002, http://ğ.sciencedaily.com/releases/2002/02/020201075138.htm
135 Alp Akoğlu, "Evrende Geri Kazanım", Bilim
ve Teknik, Aralık 2000, s. 29.
136 Shahid Naeem, Washington Üniversitesi;
F. S. Chapin III, California Üniversitesi; Robert Costanza,
Maryland Üniversitesi; Paul R. Ehrlich, Stanford Üniversitesi;
Frank B. Golley, Georgia Üniversitesi; David U. Hooper, Western
Washington Üniversitesi; J. H. Lawton, Imperial Üniversitesi;
Robert V. O'Neill, Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı; Harold A.
Mooney, Stanford Üniversitesi; Osvaldo E. Sala, Buenos Aires
Üniversitesi; Amy J. Symstad, Minnesota Üniversitesi; David
Tilman, Minnesota Üniversitesi.
137 S. Naeem, F.S. Chapin III, R. Costanza,
P.R. Ehrlich, F.B. Golley, D.U. Hooper, J.H. Lawton, R.V.
O'Neill, H.A. Mooney, O.E. Sala, A.J. Symstad, D. Tilman,
"Biodiversity and Ecosystem Functioning: Maintaining Natural
Life Support Processes", 2002, http://esa.sdsc.edu/issues4.htm.
138 D. Tilman, P.B. Reich, J. Knops, D. Wedin,
T. Mielke, C. Lehman, "Diversity and Productivity in a Long-Term
Grassland Experiment", Science, Vol. 294, 26 Ekim 2001, s.
843-845.
139 "Diversity of Species Triumphs", Science
Daily Magazine, 2001, http://ğ.sciencedaily.com/releases/2001/10/011026074943.htm
140 Sarah Graham, "Not Just a Nice Idea, Preserving
Biodiversity Is a Necessity", Scientific American, 5 Temmuz
2001, http://ğ.sciam.com/news/070501/3.html.
141 M. Loreau, S. Naeem, P. Inchausti, J.
Bengtsson, J.P. Grime, A. Hector, D.U. Hooper, M.A. Huston,
D. Raffaelli, B. Schmid, D. Tilman,10 D.A. Wardle, "Biodiversity
and Ecosystem Functioning: Current Knowledge and Future Challenges",
Science, Vol. 294, 26 Ekim 2001, s. 804-808.
142 Scott A. Elias, "Evolution of Ecosystems:
Terrestrial", Encyclopedia of Life Sciences, 2001, ğ.els.net.
143 Encyclopedia Britannica 2001 Deluxe Edition
CD, "Community Ecology: Biodiversity and the Stability of
Communities".
144 Taylor H. Ricketts, "Conservation Biology
and Biodiversity", Encyclopedia of Life Sciences, 2001, ğ.els.net.
145 İ. Atalay, Vejetasyon Coğrafyasının Esasları,
Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları, İzmir, 1990, s. 29.
146 G.P. Nabhan, S.L. Buchmann, "Pollination
services: Biodiversity's direct link to world food stability",
s. 133-150, G. Daily (editor), Nature's Services: Societal
Dependence on Natural Ecosystems, Island Press, Washington,
D.C., 1997.
147 S.L. Buchmann, G.P. Nabhan, The Forgotten
Pollinators, Island Press, Washington, D.C., 1996.
148 Taylor H. Ricketts, "Conservation Biology
and Biodiversity", Encyclopedia of Life Sciences, 2001, ğ.els.net.
149 M. Encarta Encyclopedia 2001 Deluxe Edition
CD, "Pollination".
150 G.C. Daily, S. Alexander, P.R. Ehrlich,
L. Goulder, J. Lubchenco, P.A. Matson, H.A. Mooney, S. Postel,
S.H. Schneider, D. Tilman, G.M. Woodwell, "Ecosystem Services:
Benefits Supplied to Human Societies by Natural Ecosystems",
2002, http://esa.sdsc.edu/daily.htm.
151 Ronald M. Lanner, Made for Each Other:
A Symbiosis of Birds and Pines, Oxford University Press, New
York, 1996.
152 G.C. Daily, S. Alexander, P.R. Ehrlich,
L. Goulder, J. Lubchenco, P.A. Matson, H.A. Mooney, S. Postel,
S.H. Schneider, D. Tilman, G.M. Woodwell, "Ecosystem Services:
Benefits Supplied to Human Societies by Natural Ecosystems",
2002, http://esa.sdsc.edu/daily.htm; P. Vitousek, P. Ehrlich,
A. Ehrlich, P. Matson, "Human appropriation of the products
of photosynthesis", BioScience, vol. 36, 1986, s. 368-373.
153 Banu Binbaşaran, "Ormanı Geri Getirmek",
Bilim ve Teknik, Temmuz 2001, s. 86.
154 Peter J. Bryant, "Values of Biodiversity",
2001, http://darwin.bio.uci.edu/~sustain/bio65/lec07/b65lec07.htm.
155 M. Encarta Encyclopedia 2001 Deluxe Edition
CD, "Bioremediation".
156 Taylor H. Ricketts, "Conservation Biology
and Biodiversity", Encyclopedia of Life Sciences, 2001, ğ.els.net.
157 Banu Binbaşaran, "Ormanı Geri Getirmek",
Bilim ve Teknik, Temmuz 2001, s. 86.
158 Biyolojik Çeşitlilik Haritası, National
Geographic Maps, Ekim 2001.
159 Sargun A. Tont, "Toprağın Sesi...", Bilim
ve Teknik, Temmuz 1997.
160 K. Lee, Earthworms: Their Ecology and
Relationships with Soils and Land Use, Academic Press, New
York, 1985.
161 Edward O. Wilson, Doğanın Gizli Bahçesi,
TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, Çev: Aslı Biçen, 2000, s.
135. |
|
|