| Darwinizm'e
Paleontolojik Reddiye: Kambriyen Patlaması
Darwinizm, canlılığın tek bir ortak atadan geldiğini
ve küçük değişimlerle farklılaştığını öne sürmektedir.
Bu durumda, canlılığın, ilk başta birbirine çok
benzer ve basit formlarda ortaya çıkmış olması gerekir.
Yine aynı iddiaya göre, canlıların birbirlerinden
farklılaşmaları ve kompleksliklerinin artması da,
çok uzun zamanlar içinde olmalıdır.
Kısacası Darwinizm'e göre, canlılık tek bir kökten
gelen, ancak sonra dallara ayrılan bir ağaç gibi
olmalıdır. Nitekim bu varsayım Darwinist kaynaklarda
ısrarla vurgulanır ve "hayat ağacı" (tree of life)
kavramı sık sık kullanılır. Bu hayat ağacına göre,
canlılar arasındaki en temel sınıflandırma birimi
olan ve hayvanları vücut planlarına göre sınıflandıran
filumların da, kademe kademe ortaya çıkmış olması
gerekir.
Darwinizm'e göre önce küçük ve daha basit formlarda
türler oluşmalı ve bunlar zaman içinde bir filumu
oluşturmalı ve sonra diğer filumlar küçük küçük
değişimlerle ve uzun zaman dilimleri içinde yavaş
yavaş belirmelidir. Darwinizm'in bu varsayımına
göre, hayvan filumlarının sayısında da kademeli
bir artış yaşanmış olmadır.
Ancak fosil kayıtları Darwinizm'in bu öngörülerinin
doğru olmadığını göstermektedir. Evrimci iddiaların
tam aksine havyanlar, ilk ortaya çıktıkları dönemden
itibaren birbirlerinden çok farklı ve çok komplekstirler.
Bugün bilinen tüm hayvan filumları ve hatta çok
daha fazlası yeryüzünde aynı anda, Kambriyen devri
olarak bilinen jeolojik dönemde ortaya çıkmışlardır.
Canlılığın bilinen tüm hayvan filumları ile ortaya
çıktığı Kambriyen devri, 570-505 milyon yıl önce
yaşanmış 65 milyon yıllık bir jeolojik dönemdir.
Ancak bilinen tüm filumların tamamına yakınının
hep birlikte ortaya çıktıkları zaman dilimi, Kambriyen
devrin daha küçük bir bölümüdür ve bunun en fazla
10 milyon yıl olduğu hesaplanmaktadır. Bu, jeolojik
anlamda çok kısa bir zaman dilimidir.
Bu kadar kısa bir zamanda canlılığın tüm çeşitliliği,
tüm farklı vücut planları ile birlikte aniden ortaya
çıkması, Darwinizm'in beklentisinin tam aksidir.
Kambriyen devrinde ortaya çıkan filumların bir kısmının
sonradan soylarının tükenmesi ve bir daha da yeni
filum belirmemesi ise bu çelişkiyi daha güçlendirmektedir:
Canlılık evrimcilerin iddia ettikleri gibi, giderek
genişleyip, çeşitlenmemekte, aksine çok çeşitli
başlayıp giderek daralmaktadır.
545 milyon yıllıktrilobit
fosili |
Darwinizm'in dünya çapındaki en önemli eleştirmenlerinden
biri olan Berkeley, California Üniversitesi profesörü
Philip Johnson, paleontolojinin ortaya koyduğu bu
gerçeğin, Darwinizm'le olan açık çelişkisini şöyle
açıklamaktadır:
Darwinist teori,
canlılığın bir tür "giderek genişleyen bir farklılık
üçgeni" içinde geliştiğini öngörür. Buna göre canlılık,
ilk canlı organizmadan ya da ilk hayvan türünden
başlayarak, giderek farklılaşmış ve biyolojik sınıflandırmanın
daha yüksek kategorilerini oluşturmuş olmalıdır.
Ama hayvan fosilleri bizlere bu üçgenin gerçekte
başaşağı durduğunu göstermektedir: Filumlar henüz
ilk anda hep birlikte vardır, sonra giderek sayıları
azalır.10
| 
British Columbia'da
(Kanada) bulunan Burgess Shale fosil yataklarının
bulunduğu bölge, resim1: Kadife tırtıl,
resim2:Karides benzeri trilobit, resim3:Hyolithid,
resim4:Sert dikenli kurtçuk, resim5:Tüylü
kurtçuk,resim6:Batrak benzeri organizma
|
Philip Johnson'ın belirttiği gibi, filumların kademeli
olarak oluşması bir yana, tüm filumlar bir anda
var olmuşlar; hatta ilerleyen dönemlerde bazılarının
soyu tükenmiştir. Kambriyen öncesi (Prekambriyen)
dönemde sadece tek hücreli canlıların ve basit çok
hücrelilerin oluşturduğu üç farklı filum vardır.
Kambriyen döneminde ise, 60-100 arasında farklı
hayvan filumu bir anda ortaya çıkmıştır. İlerleyen
dönemde ise bu filumların bir kısmının soyları tükenmiş,
günümüze kadar sadece bazı filumlar ulaşmıştır.
Bilim yazarı Roger Lewin, Darwinizm'in, hayatın
tarihi hakkındaki tüm varsayımlarını çökerten bu
olağanüstü durumdan şöyle söz eder:
"Hayvanların
tüm tarihindeki en önemli evrimsel olay" olarak
tanımlanan Kambriyen Patlaması, daha sonra da varlıklarını
koruyacak olan bütün temel vücut formlarını (filumları)
ortaya koymuştur. Bunların bir kısmının daha sonra
soyları tükenmiştir. Bazı tahminler, şu anda var
olan 30 farklı hayvan filumu ile karşılaştırıldığında,
Kambriyen Patlamasının yaklaşık 100 kadar farklı
filumu ortaya çıkardığı yönündedir.11
Paleontologlar James Valentine, Stanley
Avramik, Philip Signor ve Peter Sadler ise Kambriyen
Patlaması için şu yorumda bulunurlar:
Fosil kayıtlarında
açıkça en dikkate değer olay, Kambriyen'in başlangıcında
günümüzde yaşayan veya soyu tükenmiş olan birçok
filumun aniden ortaya çıkması ve çeşitlenmesidir.
Bu daha önce tahmin edilenden daha ani ve geniş
kapsamlıdır.12
Darwin, Türlerin Kökeni'ni yazarken,
Kambriyen'de aniden ortaya çıkan zengin canlı çeşitliliğinin
farkındaydı. Henüz bugünkü kadar açık bir biçimde
ortaya çıkmış olmasa da, Kambriyen devrindeki olağanüstü
durum fark edilmişti ve Darwin bunu teorisi için
büyük bir "güçlük" olarak görüyordu. Türlerin Kökeni'nde
şöyle yazmıştı:
Çok daha ciddi
bir şekilde ortaya çıkan ilişkili bir problem daha
vardır ki, bu da hayvanlar aleminin temel sınıflarına
ait türlerin bilinen en aşağı tabakalardaki fosil
kayalarında aniden ortaya çıkmasıdır...13
Darwin, Kambriyen'de aniden ortaya çıkan
canlıları evrimsel açıdan açıklamanın tek yolu olarak
Kambriyen öncesi dönemi görüyordu. Eğer Kambriyen
öncesi devirde de çok sayıda, birbirinden farklı
ve kompleks canlı grubu varsa, o zaman bunların
Kambriyen canlılarının ataları olduğunu iddia edecekti.
Darwin şöyle demişti: "Eğer teori doğruysa, en alt
Kambriyen tabakası tortu bırakmadan önce, yeryüzünün
canlılarla dolup taştığı çok uzun bir süre geçmiş
olması kaçınılmazdır."14
Darwin, Kambriyen öncesinde hiçbir canlı kalıntısı
bulunmaması ihtimaline karşı ise, yeryüzündeki fosil
kayıtlarının yetersiz olduğunu, yaşlı tabakaların
aşırı sıcak ve basınç nedeniyle fosilleri yok ettiğini
öne sürdü.15
Darwin, yetersiz araştırmalara güvenerek, Türlerin
Kökeni'nde bu tür bahaneleri sıralamıştı. Ancak
günümüzde fosil kayıtları ve jeolojik katmanlar
yeteri kadar araştırılmış, Kambriyen'den daha eski
fosil yatakları dahi bulunmuştur. Yani günümüzde
Kambriyen öncesi dönem hakkındaki bilgiler, Darwin'in
bilgilerine göre çok daha güvenilirdir.
Paleontologlar, Galler, Kanada, Greenland ve Çin'de
çok iyi korunmuş ve oldukça zengin fosil yataklarının
bulunduğu Kambriyen kayalıkları buldular. Yeni bulunan
oldukça büyük miktarlardaki Kambriyen ve Kambriyen
öncesi fosilleri Darwin'in sorununu çözmekten çok
ona daha yenilerini kattı. Öyle ki, paleontologların
çok büyük bir bölümü, en önde gelen evrimciler dahi,
büyük hayvan gruplarının Kambriyen'in ilk dönemlerinde
aniden ortaya çıktıklarına ve öncelerinin olmadığına
ikna oldular. Bu olay evrimci yayınlarda dahi "Kambriyen
Patlaması" veya "biyolojinin Big Bang'i (büyük patlaması)"
olarak anılmaya başlandı.
Kambriyen
Patlamasına Karşı Darwinizm'i Kurtarma Çabaları
Darwin, Kambriyen döneminde hayvan fosillerinin
aniden ortaya çıktığını bilmesine rağmen, 1980 yılına
kadar bu konunun önemi ve çapı tam anlaşılamadı.
Ancak daha önce Kanada'nın British Columbia eyaletinde
yer alan Burgess Shale'de bulunan fosiller, paleontologlar
Harry Whittington, Derek Briggs ve Simon Conway
Morris tarafından tekrar analiz edildiklerinde,
Kambriyen Patlamasının önemi ortaya çıktı. 1980'ler
aynı zamanda Burgess Shale'e benzeyen iki yeni fosil
bölgesinin daha keşfedildiği bir dönem oldu: Kuzey
Greenland'de Sirius Passet ve Güney Çin'de Chengjiang.
Tüm bu bölgelerde Kambriyen döneminde ortaya çıkan
çok farklı canlıların fosilleri bulundu. Chengjiang
fosilleri bunların arasında en eskileri ve en iyi
korunmuşlarıdır; ayrıca ilk omurgalıları da içermektedir.
Ünlü bilim dergisi Trends in Genetics (TIG), Şubat
1999 tarihli sayısında bu konuyu ele almış ve Burgess
Shale'deki fosil bulgularının evrim teorisine göre
bir türlü açıklanamadığını kabul etmiştir:
Küçük bir mekanda bulunmuş
olan bu fosillerin, evrim biyolojisindeki bu büyük
sorunla ilgili hararetli tartışmanın tam merkezinde
yer alması oldukça garip gözükebilir. Fakat bu tartışmalara
neden olan şey, Kambriyen devrinde yaşayan hayvanların
fosil kayıtlarında şaşırtıcı bir bollukta ve birdenbire
belirmeleridir. Radyometrik tarihlendirmelerin daha
kesin sonuçları ya da giderek artan yeni fosil bulguları
ise, sadece bu biyolojik devrimin aniliğini ve alanını
keskinleştirmiştir. Yeryüzünün yaşam potasındaki
bu değişimin büyüklüğü bir açıklama gerektirmektedir.
Şu ana kadar birçok tez ileri sürülmüş olsa da,
genel fikir hiçbirinin ikna edici olmadığıdır. 16
"Hiçbiri ikna edici olmayan" bu fikirler, evrimci
paleontologlara aittir. Evrimci paleontologlar,
evrim teorisini Kambriyen Patlaması karşısında koruyabilmek
için zorlama bahaneler öne sürmekte, ancak bunları
birbirlerine dahi kabul ettirememektedirler.
*Fosil
kayıtlarının yetersiz ve parça parça olduğu bahanesi
Evrimcilerin Kambriyen Patlamasına karşı öne sürdükleri
ilk bahane fosil kayıtlarının eksik olduğu iddiasıdır.
Bu eksiklik nedeni ile Kambriyen öncesindeki canlıların
fosillerine ulaşılamadığını ve bu nedenle sanki
canlılar bir anda ortaya çıkmış gibi bir görünüm
olduğunu öne sürerler.
Oysa fosil kayıtları evrimcilerin iddia ettikleri
gibi eksik değildir. Günümüzde, Kambriyen öncesinin
son dönemlerine ve Kambriyen'e ait birçok tabaka
keşfedilmiştir. Ve paleontologlar, eğer Kambriyen
canlılarının ataları Kambriyen öncesinde var olsaydı
bunları bulmuş olacağımıza ikna olmuşlardır. California
Üniversitesi'nden ve Smithsonian Enstitüsü'nden
paleobiyologlar James Valentine ve Douglas Erwin'e
göre, Kambriyen dönemine ait fosil kayıtları, benzer
özellik ve zaman aralığına sahip daha yakın fosil
tabakalarında olduğu kadar tamdır.
Valentine ve Erwin buna
rağmen "ataların veya ara geçişlerin"
bilinmediğini belirterek şu sonuca varmaktadırlar:
"Patlama gerçek; fosil kayıtlarındaki eksikliklerle
örtülemeyecek kadar büyük." 17
İngiliz jeologlar M. J.
Benton, M. A. Wills ve R. Hitchin ise Şubat 2000'de
yazdıkları bir yazıda, "Fosil
kayıtlarının ilk başlarının tamam olmadığı açık,
ancak yaşamın tarihini anlamak için yeterli." 18
diyerek, fosil kayıtlarının eksik olduğunu ileri
sürmenin bir bahane olamayacağını açıklamış oluyorlardı.
*Küçük
ve yumuşak canlılar fosil bırakmadılar bahanesi
Evrimcilerin Kambriyen Patlaması ile ilgili
diğer bahanesi de aynı şekilde geçersizdir. Bu ikinci
bahaneye göre, hayvan filumlarının atalarının Kambriyen
öncesinde bulunmayışının nedeni, çok küçük ve yumuşak
vücutlu olmaları ve bu nedenle fosil bırakmamalarıdır.
Ancak bu bahane geçerli değildir, çünkü yumuşak
vücutlu canlılara ait pek çok fosil vardır. Örneğin,
Avustralya'daki Ediacara Tepelerindeki fosillerin
tamamına yakını yumuşak vücutlu canlılara aittir.
Simon Conway Morris, 1998 yılında yayınlanan The
Crucible of Creation adlı kitabında
"Ediacara organizmalarında iskelet gibi sert yapıların
olduğuna dair hiçbir delil yoktur. Ediacara fosilleri
yumuşak vücutlu gibi görünüyorlar." diye yazar.
19
Aynı durum Kambriyen döneminde bulunan bazı fosiller
için de geçerlidir. Örneğin Burgess Shale'de yumuşak
dokulu canlıların birçok fosili bulunmaktadır. Conway
Morris'e göre "bu ender bulunur fosiller sadece
canlıların genel hatlarını değil bazen bağırsak
veya kaslar gibi iç organlarını dahi göstermektedir."
20
Fosilleşmenin çok da zor bir süreç olmadığını
belirtmek açısından, "bakteri fosilleri" bile bulunduğunu
hatırlatmak gerekir: 3 milyar yıldan daha yaşlı
kayalıklarda çok küçük bakterilerin mikrofosilleri
bulunmuştur.
| 
Burgess Shale'de bulunan bir eklembacaklı
ile (solda) sümüklüböcek benzeri bir canlının
(sağda) fosili.
|
Görüldüğü gibi,
Kambriyen Patlamasında ortaya çıkan canlıların Kambriyen
öncesinde evrimsel atalarının bulunmamasının nedeni,
bu canlıların yumuşak dokulu olmaları değildir.
Jeolog William Schopf'un 1994 yılında yazdığı gibi,
"Yaşamın erken tarihi ile ilgili sadece bir kanıt
kaynağı var - Prekambriyen (Kambriyen öncesi) fosil
kayıtları; bu kanıt bulunmadan önce, bazı evrimciler
tarafından yapılan spekülasyonların asılsız olduğu
ortaya çıktı. Bu spekülasyonlardan biri de uzun
süre gündemde kalan Prekambriyen organizmalarının
jeolojik yapılarda korunamayacak kadar küçük veya
narin oldukları düşüncesiydi." Schopf'a göre bu
görüş artık yanlış olarak kabul edilmektedir. 21
Sonuç olarak, evrimciler Kambriyen Patlamasına
hiçbir evrimci bahane bulamamaktadırlar. Canlıların
yeryüzünde ortaya çıkışı çok açık olarak evrim teorisinin
doğru olmadığını ispatlamaktadır.
Kambriyen
Patlaması Allah'ın Yaratışının Bir Delilidir
Kambriyen Patlaması incelendikçe, bunun evrim
teorisi için ne kadar büyük bir çıkmaz olduğu daha
açık ortaya çıkmaktadır. Son yılların bulguları,
en temel hayvan sınıflamaları olan filumların neredeyse
tamamının Kambriyen devrinde aniden ortaya çıktıklarını
göstermektedir. Science dergisinde yayınlanan 2001
yılına ait bir makalede, "Yaklaşık
545 milyon yıl önce yaşanan Kambriyen devrinin başlangıcı,
bugün hala canlı dünyaya hakim olan neredeyse tüm
hayvan tiplerinin (filumların) fosil kayıtlarında
aniden ortaya çıkışına sahne oldu." denilmektedir.22
Aynı makalede, böylesine kompleks ve birbirinden
tamamen farklı canlı gruplarının evrim teorisine
göre açıklanabilmesi için, önceki devirlere ait
çok zengin ve aşamalı bir gelişimi gösteren fosil
yatakları bulunması gerektiği, ama bunun söz konusu
olmadığı şöyle açıklanmaktadır: "Bu farklılaşmalı
evrim ve yayılış da, kendisinden daha önce yaşamış
olması gereken bir grubun varlığını gerektirir,
ama buna dair bir fosil kanıtı yoktur."23
| 
Kambriyen katmanlarında fosilleri bulunan
kompleks canlılardan biri: Trilobit
|
Kambriyen devri fosillerinin ortaya koyduğu bu
tablo, evrim teorisinin varsayımlarını reddederken,
bir yandan da canlıların bilinçli bir yaratılışla
var olduklarını gösteren çok önemli bir delildir.
Evrimci biyolog Douglas Futuyma, bu gerçeği şöyle
açıklar:
Canlılar dünya üzerinde
ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya
çıkmışlardır ya da kendilerinden önce var olan bazı
canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir.
Eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmışlarsa,
o halde üstün bir Akıl tarafından yaratılmış olmaları
gerekir.24
Görüldüğü gibi fosil kayıtları,
canlıların, evrim teorisinin iddia ettiği gibi ilkelden
gelişmişe doğru bir süreç izlediklerini değil, bir
anda ve en mükemmel halde ortaya çıktıklarını göstermektedir.
Bu ise, canlılığın bilinçsiz doğal süreçlerle değil,
bilinçli bir yaratılışla var olduğuna kanıt oluşturmaktadır.
New York State Üniversitesi'nden ekoloji ve evrim
profesörü Jeffrey S. Levinton, Scientific American
dergisine yazdığı "Hayvan Evriminin Big Bang'i" başlıklı
bir makalesinde bu gerçeği kabul etmekte ve "Kambriyen
devrinde çok özel ve gizemli bir Yaratıcı gücün
varlığını görüyoruz" demektedir.25 |