| 41
Kemik Hücrelerinin Kalsiyum Yakalama Yeteneği Tesadüfen
Oluşamaz
Kemikler kalsiyum ve fosfor gibi hayati maddeleri
depolar, herhangi bir durumda ihtiyaç olduğunda
depoladıkları bu maddeleri vücuda geri verirler.
Gözü veya herhangi bir duyu organı olmayan bir kemik
hücresi, kanda bulunan binlerce değişik madde arasından
kalsiyumu ve fosforu kolaylıkla ayırt eder. Sonra
hiç şaşırmadan bu atomları yakalar.Bir insan dahi
önüne koyulan kalsiyum, fosfor, demir, çinko gibi
farklı element tozlarını -eğer bu konuda bir eğitim
almamışsa- ayırt edemez.
Ayrıca kemik hücresi kendisine "kalsiyum depola"
emri (Kalsitonin hormonu) geldiğinde bu emre hemen
itaat eder. Eğer kendisine "depoladığın kalsiyumu
bırak" emri (Parathormon hormonu) gelirse, bu emre
de itaat eder. Kemik hücresi yüksek şuur, kabiliyet,
sorumluluk ve disiplin anlayışıyla gece gündüz görevine
devam eder. Özel yetenekleri olan bu hücrelerin
tesadüfen oluşamayacakları çok açık bir gerçektir.
42
Midedeki Kusursuz Tasarım
Besinleri ve onların içerdiği protenleri sindirebilmek
için midede çok güçlü asitler salgılanır. Bu asitler
tıraş bıçağını dahi sindirebilecek güçtedir. Peki
bu asitler, kendisi de proteinlerden oluşan mideye
nasıl olup da zarar vermezler? Bunun cevabı, insan
vücudundaki benzersiz tasarım örneklerinden birinde
gizlidir. Midenin girintili çıkıntılı duvarlarının
derinlikleri sayesinde, mide kendi kendini sindirmez.
Mide duvarlarındaki bu derin çukurlarda birbirinden
farklı özelliklere sahip hücreler yer alır. Hassas
bir denge içinde, midedeki birtakım hücreler asit
salgılarken, bu hücrelerin yanıbaşında bulunan başka
hücreler de yapışkan bir sıvı salgılar. "Mukus"
isimli bu sıvı midenin yüzeyini örter ve mide duvarını
asitlere karşı bir kalkan gibi korur ve enzimlerin
mideye zarar vermesini engeller. Peki mide için
bu akılcı önlemi alan karar merkezi, hücreler veya
atomlar olabilir mi? Elbette ki hayır. İnsan vücudunun
her özelliği, kusursuz bir yaratışın delilidir.
43
Evrim Teorisinin Açmazlarından Biri: Bilgi Teorisi
Evrimcilerin açıklayamadıkları konulardan biri
canlılıktaki bilgidir. Çünkü bilgi asla maddeye
indirgenemez.
Örneğin bir kitap kağıttan, mürekkepten ve içindeki
bilgiden oluşur. Kağıt ve mürekkep maddesel bir
şeydir, ancak kitabın içindeki bilgi maddesel değildir.
Eğer bir madde bilgi içeriyorsa, o zaman o madde,
söz konusu bilgiye sahip olan bir akıl tarafından
düzenlenmiştir. Örneğin, her kitaptaki bilginin
kaynağı, o kitabı yazmış olan yazarın zihnidir.
Canlıların DNA'larında da son derece kapsamlı bir
bilgi bulunur. 20. yüzyılda bilim DNA'daki bilginin,
materyalistlerin iddia ettiği gibi, maddeye indirgenemeyeceğini
ortaya çıkarmıştır. DNA'daki bilgi, üstün bir Aklın
ve sonsuz bir İlmin eseridir. Canlılığın kökeninde
yer alan bu olağanüstü bilgi, materyalist felsefeyi
çökertirken, alemlerin Rabbi olan Allah'ın apaçık
varlığına sayısız deliller sunmaktadır.
44
İnsan Embriyosunda Solungaçlar Vardır Yalanı
Bu iddia, evrimci biyolog Ernst Haeckel tarafından
20. yüzyılın başında yapılan bir bilim sahtekarlığına
dayanmaktadır. Haeckel, evrime delil oluşturmak
için, insan, tavuk, balık gibi canlıların embriyolarını
yanyana çizmiş, ancak bu çizimler üzerinde çarpıtmalar
yapmıştır. Bugün tüm bilim dünyası bunun bir sahtekarlık
olduğunu kabul etmektedir. Haeckel'in "solungaç"
diye gösterdiği yapı, gerçekte insanın orta kulak
kanalının, paratiroidlerinin ve timüs bezlerinin
başlangıcıdır.
45
Moleküler Kıyaslamalar Evrim Teorisine Delil Oluşturmamaktadır
Evrimciler, farklı canlı türlerinin DNA şifrelerinin
ya da protein yapılarının benzer olduğundan söz
ederler ve bunu, bu canlı türlerinin birbirlerinden
evrimleştiklerinin delili olarak yorumlarlar. Öncelikle
belirtmek gerekir ki, canlıların temel yaşamsal
işlevleri birbiriyle aynıdır, dolayısıyla benzer
DNA'lara sahip olmaları doğaldır. Bu ortak bir atadan
evrimleştiklerini göstermez. Ayrıca farklı türlere
ve sınıflara ait canlıların DNA analizleri sonucunda
elde edilen bulgular karşılaştırıldığında, canlıların
DNA benzerliklerinin ya da farklılıklarının, öne
sürülen hiçbir evrimci mantık ya da bağlantıyla
uyuşmadığı çok açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
Canlılarda anatomik ya da kimyasal benzerlikler
arayan ve bunu evrime delil saymaya çalışan iddialar,
bilimsel bulgular karşısında geçersizdir.
46
Bakterilerin Antibiyotik Direnci Evrime Delil Değildir
Evrimciler, bakterilerin bazı antibiyotiklere direnç
göstermeye başlamalarını da evrime delil olarak
gösterirler.
Söz konusu direnç şöyle oluşur: Bakteriler belli
bir ilacın etkisine maruz kaldıklarında, ilaca dayanıksız
varyasyonlar yok olur; dirençliler ise hayatta kalır
ve daha fazla çoğalma imkanına kavuşurlar. Bir süre
sonra, aynı bakteri türü yalnızca söz konusu antibiyotiğe
dirençli olan bireylerden oluşmuş bir koloni haline
gelir.
Görüldüğü gibi antibiyotik direncinin genetik bilgisi
bakterinin DNA'sında en baştan beri bulunmaktadır.
Yani bu direnç tesadüflerle ortaya çıkmış, sonradan
kazanılmış değildir.
Gökleri ve yeri (bir
örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin
olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL"
der, o da hemen oluverir.
(Bakara Suresi, 117) |
47
Allah Canlılığı Evrimle Yaratmamıştır
Bazı kişiler hem Allah'a iman ettiklerini hem de
evrim teorisine inandıklarını söylemektedirler.
Oysa bu hatalı bir bakış açısıdır. Çünkü;
1. Allah'a ve Allah'ın dinine inandığını söyleyen
bir insan için tek başvuru kaynağı ve rehber Kuran'dır.
Kuran'da ise evrimle birlikte yaratılış olduğuna
dair bir bilgi yoktur. Aksine ayetlerde canlılığın
ve evrenin, Allah'ın "Ol" emriyle yoktan var edildiği
bildirilmektedir.
2. Evrim teorisinin odak noktası, Yaratıcı'nın
varlığının inkar edilmesidir. Darwin'den bu yana
evrim teorisini savunanların hepsi bunu açıkça ortaya
koymuşlardır. Teori, 150 yıldır ateizmin en önemli
dayanağıdır. Ateizmin en önemli dayanağı ile Allah'a
iman arasında elbette bir ortaklık kurulamaz.
Ayrıca evrim teorisini kabul edilemez yapan bir
diğer faktör, evrim teorisinin bilim tarafından
yalanlanıyor olmasıdır. Evrim teorisi temel iddialarını
bile delillendirememiştir.
48
Varyasyonlar Evrimin Delili Değildir
Varyasyon, genetik biliminde kullanılan bir terimdir
ve "çeşitlenme" demektir. Bu genetik olay, bir canlı
türünün içindeki bireylerin ya da grupların birbirlerinden
farklı özelliklere sahip olmasına neden olur. Örneğin
yeryüzündeki insanların hepsi temelde aynı genetik
bilgiye sahiptirler, ama bu genetik bilginin izin
verdiği varyasyon potansiyeli sayesinde kimisi çekik
gözlüdür, kimisi kızıl saçlıdır, kimisinin burnu
uzun, kimisinin boyu kısadır.
Evrimciler ise, bir türün içindeki varyasyonları
evrim teorisine delil olarak göstermeye çalışırlar.
Oysa varyasyon evrime delil oluşturmaz, çünkü varyasyon,
zaten var olan genetik bilginin farklı eşleşmelerinin
ortaya çıkmasından ibarettir ve genetik bilgiye
yeni bir özellik kazandırmaz.
Örneğin bir kedi türünü ne kadar kendi içinde türeterek
zenginleştirmeye çalışırsanız çalışın, kediler hep
kedi olarak kalacak, bunlar asla köpeklere dönüşmeyeceklerdir.
49
Davranışların Kökeni Evrim Değildir
Zürafanın yaşayabilmesi
için kalbinden iki metre yukarıdaki beynine
kan göndermesi şarttır. Bunun içinse olağanüstü
güçlü bir kalbe ihtiyacı vardır. Allah zürafayı
tam ihtiyacı olan özelliklerde yaratmıştır. |
Evrimciler tüm hayvanların ve insanların davranışında
belirli bir evrimsel köken olduğunu kabul ederler.
Fakat davranışların evrimi gibi bir açıklamanın
gerçeklerle bağdaşan hiçbir yönü yoktur. Çünkü canlıların
deneme yanılma yaparak öğrenecek, sonra bunları
genlerinde bir davranış modeli olarak kaydedecek
ve gelecek nesillere aktaracak akıl, şuur ve yetenekleri
yoktur. Onlar yaşamlarını kurtaran savunma şekilleri,
yuva kurma modelleri gibi davranış biçimlerine doğuştan
sahip olurlar.
Allah her canlıyı kendine has özelliklerle ve davranış
şekilleriyle yaratmaktadır. Örneğin bir kelebeğin
hayatta kalabilmek için kendini daha iyi kamufle
edebileceği kuru bir yaprak görünümüne sahip olmayı
kendi kendine düşünüp, bunu vücudunda bir değişikliğe
dönüştürmesi mümkün değildir. Ya da bir kunduzun
akarsu yatağında suyun akışını kesecek kadar ileri
derecede mühendislik hesapları gerektiren bir baraj
inşa edebilmesi ve ilk doğduğu andan itibaren bunu
yapabilmesi kuşkusuz öğrenme ile ya da doğal seleksiyon
gibi bilinçsiz mekanizmalarla açıklanabilecek bir
durum değildir. Canlılar, yaratıldıkları ilk andan
itibaren kendilerini koruyabilecekleri birtakım
özellik ve davranış biçimlerine sahip olarak doğarlar.
Onlara bu özellikleri veren Allah'tır.
50
Darwinizm 20. Yüzyıla Felaket Getiren İdeolojilerin
Temelidir
Darwinizm'in temelini "yaşam mücadelesi" kavramı
oluşturur. Darwinizm'in diğer önemli iki özelliği
ise, insanları bir hayvan türü olarak görmesi ve
Allah'ı ve dini inkar eden felsefe ve ideolojilere
sözde bilimsel bir zemin hazırlamasıdır. Darwinizm'in
bu özellikleri, 20. yüzyılda vahşi kapitalizm, ırkçılık,
öjeni, komünizm, faşizm gibi birçok tehlikeli ideoloji
ve felsefeye destek sağlamış ve onları güçlendirmiştir.
Darwinizm'in bazı çevrelerden büyük destek görmesinin
bir nedeni de budur: Bu sayede barbarca katliamlar
yapanlar, insanlara hayvan gibi davrananlar, milletleri
birbirlerine düşürenler, ırklarından dolayı insanları
hakir görenler, haksız rekabetle küçük işletmeleri
kapattıranlar, fakirlere yardım elini uzatmayanlar
artık kınanmayacak veya engellenemeyecektir. Çünkü
onlar bunu sözde "bilimsel" bir doğa kanununa uyarak
yapmaktadırlar.
Darwinizm bu nedenle son derece tehlikelidir ve
günümüzde de toplumlara ve insanlığa zarar getiren
ideoloji ve felsefelerin birçoğuna sözde bilimsel
bir destek sağlamaktadır. Darwinizm'in bilimsel
olarak çürütülmesi bu nedenle büyük bir önem taşımaktadır. |