|
DOĞADAKİ VİTES KUTULARI
VE JET MOTORLARI
Motorlu taşıtlara ilgi duyan hemen herkes bu araçların
hareket etmesinde vites kutularının ve tepkili motorların
ne kadar önemli bir yer tuttuğunu bilir. Fakat pek az kişi,
doğada, bizim kullandıklarımızdan çok daha iyi tasarıma sahip
vites kutularının ve jet motorlarının olduğundan haberdardır.
Vites kutusu, bir aracın hızı
değiştiğinde motorun en verimli şekilde kullanılmasını sağlar.
Doğadaki vites kutuları da otomobillerdekine benzer bir prensiple
çalışır. Örneğin sinekler, normal bir uçuş sırasında, havada
üç aşamalı hız sağlayan doğal bir vites kutusu kullanırlar.
Bir sinek bu sistem sayesinde kanatlarını istediği hızda çırparak
aniden hızlanabilir veya yavaşlayabilir.54
Otomobillerde motordan elde edilen gücü tekerleklere
aktarmak için çok sayıda dişli kullanılır. Düzgün bir sürüş,
ancak dişliler kademe kademe kullanıldığı takdirde elde edilebilir.
Arabalardaki oldukça ağır ve fazlaca yer kaplayan bu dişlilerin
yerine, sineklerde sadece birkaç milimetrekareye sığan bir
mekanizma vardır. Çok daha kullanışlı bu mekanizma sayesinde
sinekler kanatlarını rahatlıkla çırpabilirler.
Mürekkep balığı, ahtapot ve Nautilus,
suda hareket ederken tepkili motorlardaki gibi bir itiş gücü
kullanırlar. Bu sistemin ne kadar etkili olduğunun anlaşılması
için, bilim literatüründeki adı Loligo Vulgaris olan kalamarın
suyun içindeki hızının saatte 30 kilometreyi aştığını söylememiz
yeterli olacaktır.56
| |
Bir istiridye,
deniz yıldızı tarafından tehdit
edildiğinde kabuğunun iki yakasını
aniden kapatır. Böylece bir miktar
suyu jet hareketi oluşturacak şekilde
dışarı atar ve bedenini ileri fırlatmış
olur.

Bilimsel adı Ecballium
elaterium olan acı kavun bitkisi,
tohumlarını meyvelerindeki şiddetli
bir patlama ile etrafa dağıtır.
Bu patlama jet tipi bir hareketle
gerçekleştirilir. Sapından kurtulup
düştüğünde meyvenin içindeki basınç
dengesi bozulur ve meyvenin içindeki
tohumlar yapışkan bir sıvı ile dışarı
fışkırtılır. Bitkideki bu düzen,
bir mermiyi namlusundan saniyede
1.000 metre hızla fırlatan tabancanınkine
benzer.57 |
|
|
Bu konudaki en benzersiz örneklerden biri olan
Nautilus, ahtapot benzeri bir deniz canlısıdır ve jet motoru
ile çalışan bir gemi gibidir. Başının altındaki bir tüp ile
suyu içeri alır ve sonra da geri püskürtür. Böylece oluşturduğu
akım bir yöne doğru hareket ederken Nautilus da diğer yöne
doğru hareket eder.
Bu canlıların bilim adamlarını imrendiren bir
diğer özellikleri de, sahip oldukları doğal tepkimeli motorların,
denizin derinliklerindeki son derece güçlü basınçlardan etkilenmemesidir.
Ayrıca hareketi sağlayan sistemleri hem sessiz hem de oldukça
hafiftir. Nitekim Nautilusun tasarımındaki bu üstünlük, denizaltılar
için model oluşturmuştur.
DENİZ ALTINDAKİ 100
MİLYON YILLIK ÜSTÜN TEKNOLOJİ
Denizaltılarda bulunan dalış tankları suyla dolunca
gemi sudan daha ağır hale gelir ve dibe dalar. Eğer tanktaki
su, basınçlı hava ile boşaltılırsa denizaltı tekrar su yüzüne
çıkar. Nautilus da hareket ederken aynı yöntemi kullanır.
Nautilusun vücudunda 19 cm. çapında, salyangoz kabuğu biçiminde
spiral bir organ vardır. Bu organda birbiriyle bağlantılı
28 tane "dalış hücresi" bulunur. Ancak bu, suyun boşaltılması
için yeterli değildir; takviye olarak basınçlı havaya da ihtiyaç
vardır. Peki ama Nautilus suyu boşaltmak için gerekli basınçlı
havayı nereden bulur?
| 
Denizaltılar su yüzeyine çıkmak ya da dibe dalmak
için özel bölmeler kullanırlar. Bu bölmeler Nautilus'taki
bölmelerle aynı işi görür. Bölmeler hava ile dolu
olduğunda denizaltı su yüzeyinde durur. Bölmedeki
hava su ile değiştiğinde denizaltı dibe batar. Uygun
miktarda suyun bölmelere basılması ya da boşaltılması
sağlanarak denizaltının su altındaki seyri ayarlanır.
|
Nautilusun vücudunda biyokimyasal yolla özel bir
gaz üretilir ve bu gaz, kan dolaşımı ile hücrelere aktarılarak
hücrelerden suyun çıkması sağlanır. Bu sayede Nautilus avlanırken
ya da düşmanlarından kaçmak istediğinde daha derine inebilir
veya yüzeye çıkabilir.
Bir denizaltı sadece 400 m. dibe
dalabilirken Nautilus için 450 m. derinliğe dalmak son derece
kolaydır.58
Bu, pek çok canlı için oldukça tehlikeli bir derinliktir.
Ancak buna rağmen Nautilus bu durumdan hiç etkilenmez, kabuğu
basınçtan parçalanmaz ya da vücudunda herhangi bir zararlı
etki görülmez.
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir
nokta daha vardır. Nautilus, yaratıldığı ilk günden beri bu
sisteme sahiptir. Peki, 450 metre derinlikteki basınca dayanıklı
bu özel kabuk yapısını Nautilusun kendisi tasarlamış olabilir
mi? Ya da vücudundaki suyu boşaltmak için basınçlı hava elde
edebileceği gazı kendisi bulmuş olabilir mi? Şüphesiz Nautilusun
ne kendi kendine gaz üretecek bir kimyasal tepkimeyi bilmesi,
ne de bu tepkimeyi gerçekleştirecek yapıyı kendi vücudunda
kurması ya da suyun basıncından dolayı üzerinde oluşan tonlarca
yüke dayanacak bir kabuk tasarımı yapması kesinlikle mümkün
değildir.
Bu üstün tasarım, herşeyi örneksiz ve kusursuz
yaratan Allah'ın eseridir. Kuran'da Allah'ın Bedi (örnek edinmeksizin
yaratan) sıfatı şöyle haber verilir:
"Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır…"
(Enam Suresi, 101)
YARASA SONARI TEKNOLOJİMİZİN SINIRLARINI AŞIYOR
Sonar sistemi, denizin içindeki denizaltıları
tespit etmek için vazgeçilmez bir yöntemdir. Bu yüzden Amerikan
Savunma Bakanlığı, yarasa sonarındaki çalışma prensiplerini
kendi sonarlarına uygulamak için harekete geçmiştir.
Amerika'nın ünlü bilim dergilerinden biri olan
Science'ın verdiği bir habere göre, ABD Savunma Bakanlığı
bu proje için özel bir ödenek dahi tahsis etmiştir. Yarasaların,
zifiri karanlıkta kolayca yön bulmalarının sahip oldukları
sonar sistemi sayesinde gerçekleştiği uzun zamandır biliniyordu.
Son olarak araştırmacılar, bu sonar sisteminin yeni bazı sırlarını
keşfetmişlerdir. Buna göre, kahverengi böcekçil yarasa (Epesicus
fuscus) saniyede 2 milyon üst üste binmiş ses yankılanmasını
işleme sokma yeteneğine sahiptir. Hem de bu yankıları sadece
0.3 milimetrelik bir hassasiyet farkıyla algılayabilir. Bu
rakamlar ise, yarasa sonarının insan yapımı sonarlardan yaklaşık
üç kat daha hassas olduğunu göstermektedir.59
Yarasaların sonar sistemli uçuş yetenekleri, bize
karanlıkta uçuş hakkında çok şey öğretmektedir. Kızılötesi
termal görüntüleme sistemli kameralar ve ses-üstü dalgaları
algılayan dedektörlerle yapılan araştırmalar, yarasaların
gece av uçuşları hakkında çok daha kapsamlı bilgi edinme fırsatı
vermiştir.
Yarasalar yerden havalanan bir böceği havada uçarken
kapabilirler. Bazı yarasalar avlarını yakalamak için onları
çalılıkların içinde bile takip ederler. Yansıyan ses dalgalarını
kullanarak gece gökyüzünde vızıldayan bir sineğin üzerine
atılmak oldukça zordur. Bir de böceğin çalılıkların arasında
uçtuğunu, etraftaki bütün yapraklardan ses dalgalarının yansıdığını
düşünürseniz, yarasanın ne kadar büyük bir iş başardığını
daha iyi anlayabilirsiniz.
Böyle bir durumda yarasalar sonar seslerini azaltırlar.
Bunun sebebi, muhtemelen, çevredeki bitkilerden gelen ses
yansımalarının kafa karıştırmasını önlemektir. Fakat yarasaların,
cisimleri ayrı ayrı algılayabilmesi için bu yöntem tek başına
yeterli değildir. Üst üste gelen ekoların geliş zamanları
ve yönleri de ayırt edilmelidir.60
Yarasalar su üstünde uçarken su içmek için veya
avlarını yerden yakalamak için de sonar sistemini kullanırlar.
En usta manevraları ise bir yarasanın diğerini kovaladığı
durumlarda gösterirler. Yarasaların bu başarıyı nasıl elde
ettiklerinin anlaşılması sonar, uçuşlar ve tespit cihazları
başta olmak üzere pek çok teknolojik ürünün üretiminde kolaylık
sağlayabilir. Ayrıca yarasaların çok yüksek frekanslı sonar
sistemleri, bugün mayın arama teknolojisinde de taklit edilmektedir.61
| 
Boeing 767 uçaklarında konuşlandırılan ve AWACS
olarak adlandırılan sistemler, sahip oldukları gelişmiş
radar donanımı ile erken uyarı ve hedef kontrol amacıyla
kullanılır.62 Karada ve
havada oldukça etkili olan AWACS, denizde sadece deniz
üstündeki gemileri fark edebilir; denizaltılar söz
konusu olduğunda ise aynı başarıyı gösteremez, yani
deniz dibi AWACS'ın etki alanı dışındadır.63
|
| Bulldog yarasası, su içindeki hedefleri
tespit etme konusunda AWACS'tan üstündür. Bu yarasa,
sonar sisteminin yardımıyla balık avlayabilmektedir.
Bu özellikleri nedeniyle onu hem avcı hem de erken
uyarı özelliklerini beraberinde barındıran üstün bir
savaş uçağı gibi düşünmek hiç de abartılı olmaz. Bulldog
yarasası su yüzeyine yakın seyreden balığı, sonarı
ile tespit ederek dalışa geçer. Yarasanın ayakları
balık avı için ideal bir tasarıma sahiptir. Tırnakları
bir jilet kadar ince ve keskindir. Avına yaklaştığında
ayaklarını suya daldırır. Tırnakların ince yapısı
sayesinde su direncinin olumsuz etkisi ile karşılaşmaz.
Keskin, sivri uçlu ve iri tırnaklar, avı kavramak
için büyük yarasaya bir avantaj sağlar.64
Bazı güve çeşitleri
yaydıkları yüksek frekanslı sesler ile yarasanın yer
belirleme sistemini karıştırırlar. Böylece yarasa,
güvenin yerini tespit edemez dolayısıyla da onu avlayamaz.
65 Bugün ABD
ordusunun kullandığı EA-6B Prowler adlı uçaklar, güvenin
yaptığı işi taklit eder. Bu uçak sahip olduğu elektronik
donanım sayesinde düşman radarlarını bozarak hedef
tespiti yapmasını engeller. EA-6B Prowler aynı zamanda
düşmanın haberleşme sistemlerini de sabote edebilir.66 |
Görüldüğü gibi canlılardaki özellikler çok geniş
bir alanda insanlara fayda sağlamaktadır. Allah Kuran'daki
bir ayette hayvanlardaki faydalara şöyle dikkat çeker:
Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders
(ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz
ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var… (Müminun Suresi,
21)
YUNUSLARIN SES DALGALARI VE SONAR TEKNOLOJİSİ

Bilim adamları ve mühendislerin,
doğadaki sonar tasarımlarından yola çıkarak yaptıkları
birçok robot vardır. Bunlardan biri de K-Team firmasının
ürettiği robottur. 6 adet sonar ünitesini kullanan
"koala" adlı bu robot, uzaktan kumanda ile idare
edilen keşif robotu olarak tasarlanmıştır.

|
Yunuslar, başlarında bulunan "melon" (kavun) adındaki
özel bir organdan sıklığı saniyede 200 bin titreşime ulaşan
ses dalgaları yollar. Bu canlı, kafasını hareket ettirerek
dalgaları istediği tarafa doğru yönlendirebilir. Yayılan ses
dalgaları katı bir cisme çarptığında yansıyarak yunusa geri
döner. Balığın ağzının alt tarafı alıcı görevi görür. Alınan
dalgalar önce iç kulağa, oradan da beyne gönderilir. Bu veriler
oldukça hızlı olarak yorumlanır. Bu yorumlama sayesinde son
derece hassas ve kesin bilgiler elde edilir. Yunus, bu sayede
ses dalgasının çarptığı objenin hareket yönünü, hızını ve
büyüklüğünü ayrıntılarıyla belirleyebilir.67
| 
Evrimciler, yunuslardaki sonarın çeşitli nedenlerle
meydana gelen bir dizi değişiklik sonucu ortaya çıktığını
iddia eder.72 Bu iddia,
bir rafta duran binlerce elektronik devre parçasının
rüzgar ya da yer sarsıntısı gibi nedenlerle biraraya
gelerek bir sonar devresini oluşturduğunu söylemekle
aynı anlamda ve en az onun kadar saçmadır.
|
Yunusun dalgaları yorumlama sistemi o kadar üstündür
ki, bir balık sürüsü içindeki tek bir balığı bile izleyebilir.68 Hatta zifiri karanlıkta
suda kendinden 3 km. uzakta duran iki ayrı metal parayı birbirinden
ayırt edebilir.69
Günümüzde, gemilerde ve denizaltılarda yön ve
hedef tayininde SONAR 70 adı verilen cihaz
kullanılır. Sonarların çalışma prensibi, yunusların ses dalgalarını
kullanma sistemiyle aynıdır.
ABD'de Yale Üniveritesi'nde keşif amacı ile kullanılacak
bir robot geliştirilmiştir. Robotta, profesör ve aynı zamanda
elektrik mühendisi olan Roman Kuc'un yunusların sonarını taklit
ederek yaptığı sonar sistemi kullanılmıştır. Bu başarısına
rağmen 10 yıldır sesüstü algılayıcılar ve robot teknolojisi
üzerine çalışan profesör Kuc doğaya dikkat çekerek şöyle demektedir:
Sonar yapımı için doğaya daha yakından bakmalıyız,
gözden kaçırdığımız herhangi bir şey olabilir.71
Birisi size ses dalgalarının deniz
suyunda saniyede 1500 m. hızla ilerlediğini söylese ve şöyle
bir soru sorsa: İçinde bulunduğunuz bir denizaltıdan bir gemiye
gönderilen ses dalgaları 4 saniye sonra geri geliyorsa gemi
ne kadar uzaktadır?
Yapacağınız hesaplama sonucunda bulacağınız sonuç,
3 km. olacaktır. Yunuslar da benzer hesaplamaları büyük bir
rahatlıkla yaparlar. Ancak elbette ki yunuslar ne ses dalgalarının
sudaki yayılma hızını, ne çarpma işlemini ne de bölme yapmayı
bilirler. Bu da bize, bütün bu işlemlerin yunuslar tarafından
yapılmadığını, onların sadece Allah'ın kendilerine emrettiği
şekilde hareket ettiklerini açık olarak gösterir.
| 
En gelişmiş sonarların başında, cihazdan gelen verileri
yorumlayabilecek özel eğitim görmüş operatörler bulunur.
Oysa evrimcilerin insandan daha ilkel olduğunu kabul
ettikleri yunuslar, hiçbir zaman böyle bir operatöre
ihtiyaç duymazlar.
|
YARASA SONARINDAN GÖRME ÖZÜRLÜLERE ÇÖZÜM
Bilimsel araştırmalar ilerledikçe canlıların şaşırtıcı
özelliklerine daha yakından şahit olmaktayız. Söz konusu özellikler
günlük hayatımızda iş yerlerinden hastanelere kadar pek çok
yerde yaşanan çeşitli sorunlara çözümler sunmaktadır. "Nike"
şirketinin 'Evrensel İş Olanakları' Genel Müdürü Darcy Winslow
bu konuda şunları dile getirir:
Sunmak zorunda olduğumuz ürün performansının karakteristikleri
için doğal dünyanın bizlere sağladığı teknolojik çözümler
gerçekten sınırsız. Biyomimikri hala keşfetme, yenileme ve
yaratıcılık gerektiriyor ancak bir biyolog gibi düşünerek
ya da bir biyologla birlikte çalışarak değişik sorular sormayı
ve doğaya ilham ve öğrenme fırsatları yaratmak için bakmayı
öğrenmeliyiz.73
Birçok firma artık Winslow'un söylediklerine paralel
bir çalışma stratejisi izlemektedir. Dolayısıyla artık bir
biyolog ile elektronik mühendisini ya da mekanik uzmanını
beraber çalışırken görmek mümkündür.
Nitekim yarasaların sonarından etkilenen mühendisler,
mini bir sonar ünitesini bir gözlüğe monte ettiler. Gözlüğü
kullanan görme özürlüler belli bir alışma süresinden sonra
engellere çarpmadan yürüyebilmekte hatta bisiklete bile binebilmekteler.
Ancak gözlüğün tasarımcıları bunun hiçbir zaman insan gözünün
yerini tutamayacağının ya da yarasadaki kadar kullanışlı olmayacağının
farkındalar.
Konusunda uzman insanların kopyasını
bile yapmakta zorlandıkları bu kusursuz özelliklerin yarasada
tesadüfen oluşmuş olması elbette ki imkansızdır. Burada unutulmaması
gereken bir konu da özellik olarak adlandırdığımız şeylerin
aslında içiçe geçmiş birbiriyle bağlantılı kompleks sistemler
olduklarıdır. Bu sistemlerin tek bir parçasının dahi eksik
olması tüm sistemin işe yaramaz hale gelmesi demektir. Örneğin,
yarasalar ses dalgalarını yaysalar ama yaydıkları dalgaları
geri algılayıp değerlendiremeseler sonar sistemi diye bir
şey olmayacaktır.
Canlılardaki bu eksiksiz ve kusursuz
tasarıma bilim literatüründe "indirgenemez komplekslik"
adı verilir. Yani daha basite indirgendiğinde anlamsız ve
işlevsiz hale gelecek bir tasarım... Canlı organizmaların
tümünde ve tüm sistemlerinde var olan bu "indirgenemez komplekslik"
özelliği evrim teorisinin 'basitten gelişmişe kademeli evrim'
şeklindeki temel mantığını yerle bir etmektedir. Çünkü, son
haline gelmeden hiçbir işe yaramayacak bir sistemin milyonlarca
yıl varlığını koruyup tamamlanmayı beklemesinin hiçbir mantığı
yoktur. Bir canlı ancak bütün sistemleri eksiksiz olduğunda
yaşamını ve neslini sürdürebilir. Sistemdeki parçaların zamanla
sözde bir evrimle tamamlanmasını beklemek gibi bir lüks de
yoktur. Bu da tüm canlıların yeryüzünde ilk olarak ortaya
çıktıklarında şimdiki gelişmiş ve eksiksiz yapılarıyla yaratılmış
olduklarının açık bir delilidir.
Hayvanları da diğer tüm canlılar gibi üstün bir
yaratılışla Allah var etmiştir. Bir ayette bu yaratma şöyle
haber verilmektedir:
Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda
ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz. (Nahl
Suresi, 5)
YARASADAKİ ÜSTÜN
TASARIM, YOLLARIMIZI NASIL DAHA GÜVENLİ YAPACAĞIMIZI ÖĞRETİYOR
Edinburgh Üniversitesi'ndeki araştırmacılar bir yarasa
gibi ekolokasyon ile yolunu bulabilecek akıllı kulaklara sahip
bir robot üzerinde çalıştılar. Üniversitenin enformatik bölümünden
Jose Carmena ve çalışma arkadaşları yaptıkları bu robota "RoBat"
adını verdiler. RoBat'e tıpkı ağız görevi gören bir ses kaynağı
ve iki sabit ses algılayıcısı konuldu. Daha sonra robotun
ağzı tıpkı yarasadaki gibi yankılanma yapacak ses dalgalarını
(ekolar) yaymak üzere düzenlendi.
RoBat'in tasarımında, ekoları en iyi
şekilde kullanmak için yarasanın başka özellikleri de göz
önüne alındı. Yarasalar yansıtılan ses dalgalarının frekans
aralığını belirlemek için kulaklarını oynatır ve bu şekilde
önlerindeki engelleri rahatlıkla aşıp, avlarını bulup yakalarlar.
RoBat de, yarasadaki gibi kusursuz bir mekanizmaya sahip olması
için ses üstü algılayıcılarla donatıldı.
Doğadan ilham alınarak hazırlanan bu tip ses algılayıcıları
sayesinde bir gün yolların daha güvenilir hale geleceği düşünülüyor:74
Nitekim, Mercedes, BMW gibi otomobil üreticileri,
geri viteste faaliyete geçen ses üstü algılayıcılar kullanmaktadırlar.
Şoför, bu algılayıcılar sayesinde arkasında duran araba ya
da cisme ne kadar yaklaştığını öğrenebilmektedir.
KİRLİLİĞE KARŞI BALIK DEDEKTÖRÜ
Batı Afrika fil balığı (Gnathonemus petersii),
Afrika'nın 27oC'lik sıcak ve çamurlu sularında yaşar. Anavatanı
Nijerya olan 10 cm. boyundaki bu balık, çamurlu sularda gözlerini
çok az kullanır. Yolunu, kuyruk tarafındaki kaslarından düzenli
olarak yaydığı elektrik sinyalleri ile bulur. Normalde, dakikada
300-500 sinyal yayar. Fakat suyun kirlilik oranı arttıkça
dakikada ürettiği sinyal sayısı 1.000'i aşabilir.
İngiltere'nin Bourmounth şehrinde kirliliği ölçmek için,
fil balıklarından faydalanılarak yapılan dedektörler kullanılmaktadır.
Bourmounth'daki bir su şirketi, Stour nehrinden aldığı su
örneklerini 20 fil balığının kontrolüne vermiştir. Her balık
nehirden gelen su ile doldurulmuş bir akvaryumda yaşatılmaktadır.
Akvaryumlardaki alıcılar sinyalleri alıp bağlı oldukları
bilgisayarlara iletmektedir. Eğer su kirli ise balığın artan
sinyalleri tespit edilerek bilgisayar aracılığı ile alarm
verilmektedir.75
| |
| Elektrikli
yılan balığı "Electrophorus electricus" Amazon nehrinde
yaşamaktadır. Boyu 2 metreyi bulan bu balığın gövdesinin
üçte ikisi elektrik üreten organik plakalarla kaplıdır.
Balık, sayısı 5.000-6.000 kadar olan bu plakalar sayesinde
550 volt/2 amperlik bir elektrik üretir. Balıktan
yayılan bu elektriğin şok etkisi, balığın 2 m. uzağındaki
canlıları bile öldürecek kadar şiddetlidir.76
Balığın bu denli büyük bir enerjiye
sahip olması gerçekten büyük bir yaratılış mucizesidir.
Sistem son derece komplekstir ve "aşama aşama" gelişmesi
gibi bir ihtimal de söz konusu değildir. Çünkü balığın
elektrik sistemi tam olarak işlemediği sürece, ona
hiçbir avantaj sağlamayacaktır. Bir başka deyişle,
bu sistemin her parçası aynı anda kusursuz bir şekilde
yaratılmıştır. Bilim adamları elektrikli yılan balığının
sahip olduğu bu savunma mekanizmasının benzerlerini
taklit etmektedir ve günümüzde bu balığınkine benzer
elektrikli savunma silahları kullanılmaktadır. |
 Elektrik sinyallerini,
bir cismin yerini tespit amacıyla ya da haberleşme
için kullanabilirsiniz. Ancak bunun için büyük bir
bilimsel birikime ve ileri bir teknolojiye sahip olmanız
şarttır. Nitekim günümüzde bile, bu seviyeye ulaşmış
ülkelerin sayısı son derece azdır. Oysa bazı elektrikli
balıkların vücutlarında etrafa sürekli olarak elektrik
sinyalleri yayan, bir yandan da bu sinyallerin çarptığı
cisimleri yorumlayan organik bir radar vardır. Balık
bu radar sayesinde çevrelerindeki nesnelerin büyüklüğü,
iletkenliği ve hareketi hakkında bilgiler edinebilir.
Ayrıca aynı sistemle karşısındaki başka bir elektrikli
balığın cinsiyeti ve erginlik durumu hakkında bilgi
edinebilir, onu çiftleşmeye davet edebilir veya korkutabilir.77 İnsanların
kullandıkları radarların ve haberleşme sistemlerinin
ne denli kompleks aygıtlar olduklarını düşündüğümüzde,
balığın vücudundaki yaratılışın harikalığı daha açık
olarak ortaya çıkar. |

54 http://www. watchtower. org/library/g/2000/1/22/article_02.
htm
55 Wild Technology, Phil Gates s. 38 
56 Stuart Blackman, "Synchorinised Swimming",
BBC Wildlife, Şubat 1998, s.57
57 Bilim ve Teknik Nisan 1985, "İşte Doğa"
58http://waquarium. mic. hawaii. edu/MLP/root/html/MarineLife/Invertebrates/Molluscs/Nautilus.
html; Waikiki Aquarium Education Department, December 1998
59 http://www.godandscience. org/evolution/design.
html; The Designing Times, Vol.1, No.8. , March 2000
60 http://www. nature. com/nsu/010208/010208-1.
html; Philip Ball, Nature, "Astounding Bat Mobility", 2 February
2001
61 http://www.nature. com/nsu/010208/010208-1.
html; Philip Ball, Nature, "Astounding Bat Mobility", 2 February
2001
62 AWACS "Havaya Konuşlandırılmış Uyarı ve
kontrol Sistemi"nin ingilizce kısaltmasıdır 
63 Bezen Çetin, "Hava Savunma Sistemleri",
Bilim ve Teknik, Ocak 1995, s. 33 
64 http://www. szgdocent. org/ff/f-bateco.
htm
65 Wild Technology, Phil Gates, sf.53
66http://www. hqmc. usmc. mil/factfile. nsf/7e931335d515626a8525628100676e0c/b69da93e5a6094a18525626e00490b3f?OpenDocument
67 Bu konuda ayrıntılı bilgi için Bakınız:
"Doğadaki Tasarım", Harun Yahya, Vural yayıncılık, ss: 86-87

68 Wild Technology, Phil Gates, sf.52
69 Betty Mamane, "Le surdoué du garnd blue",
cience et vie Junior, Ağustos 1998, ss. 79-84 
70 Sonar kelimesi, İngilizce "Sound Navigation
and Ranging"'in kısaltmasıdır. 
71 http://www. robotbooks. com/sonar-robots.
htm 
72 http://www. oceanetic. com/sonar/sonar%201.
jpg
73 http://www.bfi.org/trimtab/spring01/TrimtabSpring01.pdf

74 New Scientist, 14 Ekim 2000, s.20
75 "Kirliliğe Balık Dedektörü", Science'den
çev. : Mustafa Öztürk, Bilim ve Teknik, Şubat 1991 sf. 43.

76 Bilim ve Teknik, Kasım 1985, s. 11
77 Bu konu hakkında daha detaylı bilgi için
bakınız: Harun Yahya, Doğadaki Tasarım,
BİYOMİMETİK NEDİR?
AKILLI MALZEMELER
BİTKİLERDEKİ TASARIMLAR VE BİYOMIMETİK
DOĞADAKİ VİTES KUTULARI VE JET MOTORLARI
CANLILAR VE UÇUS TEKNOLOJİSİ
HAYVANLARDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
TEKNOLOJİDEN ÜSTÜN ORGANLAR
BİOMIMETİK VE MİMARİ
CANLILARI TAKLİT EDEN ROBOTLAR
DOĞADAKİ TEKNOLOJİS |