|
Derin deniz dipleri, radyoaktif alanlar veya uzay
boşluğu gibi yerler insanların çalışmaları için hep riskli
bölgeler olmuştur. Gelişen elektronik ve bilgisayar teknolojisi,
bu gibi yerlerde iş yapabilen ve robot olarak isimlendirdiğimiz
makineleri yapmaya imkan tanımıştır. Sonuçta robot bilimi
de elektronik ve mekanikten ayrılarak "robotik" adlı ayrı
bir bilim dalı olmuştur. Bugün robotlarla uğraşanların gündeminde
yeni bir kavram vardır: "Biyomimetik robotik"
Robot yapımıyla uğraşan bilim adamları ve mühendisler,
artık yaptıkları işe özgü robotlar tasarlamanın pek pratik
olmadığını düşünmektedirler. Bu nedenle işin yapılacağı ortamda
yaşayan bir canlıyı ya da o canlının bir özelliğini taklit
eden robotlar yapmayı daha akılcı ve kolay bulmaktadırlar.
Örneğin çölde yapılacak bir keşif için akrebe ya da karıncaya
benzeyen, deniz dibindeki bir araştırma içinse balığa ya da
ıstakoza benzeyen bir robot yapmak gibi... İşte "biyomimetik
robotik"in ilgi alanına böyle robotlar girmektedir. "Neurotechnology
for Biomimetic Robots" (Biyomimetik Robotlar İçin Sinir Teknolojisi)
isimli kitapta konuyla ilgili şu bilgilere yer verilmiştir:
Biyomimetik robotlar hızlı, daha ucuz ve gerçek
dünya koşulları ile baş edebildikleri için geleneksel robotlardan
farklıdır. Bu robotların mühendisliği, dayandıkları biyolojik
sistemlerin biyomekanik ve fizyolojik seviyelerde anlaşılmasından
kaynaklanır.
… Nihai hedef, insan operatörlere ihtiyaç duymadan,
sadece duyumsal etkileşime dayanarak çevresiyle ilişkiye girebilen
ve yönünü bulabilen bağımsız bir robot geliştirebilmektir.130
Bilim adamlarını doğadaki canlıları taklit etmeye
iten şey, kusursuz vücut tasarımlarıdır. "Karlsruhe eli" olarak
bilinen robot elini yapan Hans J. Schneebeli bu konuda şunları
söyler:
Robot eller üzerinde ne kadar çok çalışırsam insanların
sahip oldukları ellere de o kadar çok hayran oluyorum. İnsan
elinin yaptığı işin bir kısmına bile ulaşabilmemiz için daha
çok zamanın geçmesi gerekir.131
Bazen bir canlının tek bir özelliğini bile taklit
etmek için bilgisayar, mekanik, elektronik, matematik, fizik,
kimya ve biyoloji gibi bilim dallarının önde gelen isimlerinin
biraraya gelmesi gerekmektedir. Hal böyle iken evrimci düşünce,
bugün hala son derece karmaşık bir düzene sahip canlıların
bir planlama olmaksızın kendi kendine olaşabileceğini iddia
edebilmektedir.
ROBOTİK BİLİMİ DENGE SORUNUNU YENMEK İÇİN YILANLARI
TAKLİT EDİYOR
Robot bilimi ile uğraşanların en sık karşılaştıkları
sorunlardan biri de dengedir. En son teknoloji ürünü donanıma
sahip olarak yapılan robotlar bile yürürken dengelerini kaybedebilmektedir.
3 yaşındaki bir bebeğin çok rahatlıkla yapabildiği "dengeyi
yeniden kurma" özelliğinden yoksun olan robotlar bu durumda
işlevsiz kalmaktadır. Nitekim NASA'nın Mars görevi için hazırladığı
bir robot, bu sorun yüzünden hiç kullanılamamıştır. Robotik
uzmanları bunun üzerine, denge sağlayıcı bir düzenek kurmak
yerine dengesi hiç bozulmayan bir canlıyı, yılanları taklit
ederek soruna çözüm bulmaya çalışmışlardır.
Yılanların vücutları diğer hayvanların yapamayacağı
şekilde, deliklere ve çatlaklara girebilecek şekilde yaratılmıştır.
Omurgalılar gibi sert iskeletleri ve uzuvları yoktur. Gövdelerinin
çapını büyütüp küçültebilirler. Dallara sarılabilir ve kayaların
üstünden geçebilirler. Yılanların bu özellikleri NASA Araştırma
Merkezi tarafından geliştirilen ve "snakebot" adı verilen
bir insansız uzay aracına ilham kaynağı olmuştur. Tasarlanan
bu yılan robotta, robotun hiçbir engele takılmadan devamlı
denge halinde ilerlemesi hedeflenmiştir.132
İÇ KULAKTAKİ DENGE ROBOTİK UZMANLARINI HAYRETE
DÜŞÜRÜYOR
Tüm bedenimizi her saniye sürekli olarak kontrol
eden ve ip üstünde yürüyen bir cambazın ihtiyaç duyduğu hassaslıkta
ayarlar yapabilen denge sistemimizin önemli bir parçası iç
kulakta yer alır.
İç kulaktaki bu denge merkezine "labirent"
adı verilir. Labirent, her biri yarım daire şeklindeki üç
küçük kemikten oluşur. Bu kemiklerin içleri bir tüp gibi boştur.
Yarımdairelerin çapları 6,5 milimetre, içlerindeki boşluğun,
yani kesitlerinin çapı ise 0,4 milimetre boyutundadır. Her
üç yarım daire de çok özel açılarla birbirlerine bağlanırlar.
Bu açılar incelendiğinde, her yarımdairenin üç boyutlu geometrinin
temeli olan x, y ve z koordinatlarına karşılık geldiği ortaya
çıkmıştır.
| |
| Denge, insan bedenindeki
en karmaşık sistemler tarafından sağlanan olağanüstü
bir kavramdır. İnsanın dengesi, bir masanın ya da
sandalyenin dengede durmasına benzemez. Çünkü insan
vücudu sürekli bir hareket halindedir. Bu yüzden vücudun
ağırlık merkezi sürekli olarak yeniden hesaplanır
ve kaslara bu hesaba uygun emirler verilir. |
Labirentte bulunan bu üç yarımdairenin her birinin
içinde, özel bir sıvı yer alır. Bu sıvının içinde gezindiği
yüzeyde de tüycüklü hücreler vardır. Biz başımızı sağa sola
çevirdiğimizde, yürüdüğümüzde ya da herhangi bir hareket yaptığımızda,
bu yarımdairelerin içindeki sıvı hareket eder ve tüycükleri
titreştirir. Tüycüklerdeki bu titreşim, aynı salyangozda olduğu
gibi tüycüklerin bağlı olduğu hücrelerin iyon dengesini değiştirir
ve elektrik sinyali üretir.
İç kulaktaki labirentte üretilen bu elektrik sinyalleri,
labirentten çıkan sinirler aracılığıyla beynimizin arka tarafındaki
"beyincik" adlı organa iletilir. Labirentten beyinciğe mesaj
taşıyan sinirler incelendiğinde, bunların içinde 20 bin ayrı
küçük sinir lifi olduğu saptanmıştır.
Beyincik, iç kulaktaki labirentten gelen bu bilgileri
her an yorumlar. Ancak dengeyi sağlamak için başka bilgilere
de ihtiyaç vardır. Bu nedenle beyincik, gözlerden ve vücudun
dört bir yanındaki kaslardan da devamlı olarak bilgi alır.
Tüm bu bilgileri müthiş bir hızla analiz eder ve vücudun yerçekimine
göre konumunu hesaplar. Bundan sonra ise, bu hesaplamaya dayanarak,
kasların nasıl bir hareket yapmaları gerektiğini belirler.
Ortaya çıkan sonuç, kaslara yine sinirler aracılığıyla emir
olarak bildirilir.
Bu olağanüstü işlemler, saniyenin yüzde biri kadar
bile sürmeyen bir zaman dilimi içinde gerçekleşir. Biz de,
içimizde gerçekleşen bu mucizenin hiç farkında olmadan rahatlıkla
yürür, koşar, en zor sporları yaparız. Oysa bu işlerin tek
bir anı için vücudumuzda gerçekleştirilen hesaplamaları kağıda
döksek, binlerce sayfa formül yazmamız gerekecektir.
Denge sistemi, içiçe geçmiş birçok karmaşık mekanizmanın
uyum içinde çalışmasıyla işlev gören kusursuz bir sistemdir.
Modern bilim ve teknoloji ise, bu sistemi taklit etmek bir
yana, çalışma prensiplerini dahi ayrıntılarıyla çözmeyi başaramamıştır.
Elbette böylesine karmaşık bir tasarımın evrim
teorisinin iddia ettiği gibi rastlantılarla ortaya çıkması
mümkün değildir. Her tasarım, kendisini var eden bilinçli
bir tasarımcının varlığını gösterir. Denge sistemindeki üstün
tasarım ise, bu sistemi kusursuzca yaratmış olan yüce Allah'ın
varlığının ve sonsuz kudretinin delillerindendir.
Bu gerçek karşısında insana düşen ise, kendisine
böyle bir organı vermiş olan Allah'a şükredici olmaktır.
ÇÖLÜN ZORLU ŞARTLARINA KARŞI KOYABİLEN ROBOT
AKREP
ABD'de faaliyet gösteren DARPA adlı kuruluşun
üzerinde çalıştığı projelerden biri de robot akreptir. Projede
akrep modelinin seçilmesinin nedeni, robotun çölde görev yapacak
olmasıdır. Akrep, yaratılışı itibariyle son derece zorlu şartlara
sahip çöllerde bile yaşayabilir. Akrebin seçilmesinin bir
diğer nedeni de toprakta kolaylıkla ilerleyebilmesine rağmen
reflekslerinin memelilerinkinden daha basit ve taklit edilebilir
olmasıdır.133
Araştırmacılar robotu geliştirmeden önce gerçek
akrepleri gözlemlemek için uzun zaman harcamışlardır. Akrebin
tüm eklemleri işaretlenmiş ve yürüyüşü iki kamera ile kayda
alınmıştır.134
Daha sonra bu akrebin yürüş esnasında bacakları
arasındaki organizasyon ve koordinasyon çıkarılarak model
akrebe uyarlanmıştır.
Akrep projesinde robotun görevi sadece çölde 40
kilometre ötede bulunan bir hedefe girmek ve geri dönmektir.
Ancak robotun bu görevi hiçbir yönlendirme almadan kendi kendine
yapması hedeflenmiştir.135
Boston North Eastern Üniversitesi'nden Frank Kirchner
ve Alan Rudolph tarafından tasarlanan 50 santimetrelik akrebin
karmaşık sorunları çözme yeteneği yoktur. Robot akrep bir
sorunla karşılaştığında sadece refleksleriyle hareket etmektedir.
Bu, onu durduracak herhangi bir şeyin mesela bir kayaya takılmanın
üstesinden gelmesine olanak sağlamaktadır. Robotun önünde
iki tane ultrasonik algılayıcı vardır. Eğer boyunun yarısından
yüksek bir engelle karşılaşırsa etrafını dolaşmaya çalışacaktır.
Eğer sol taraftaki dedektör bir engel teşhis ederse otomatik
olarak sağa yönelecektir. Bu robottan belirli bir bölgeye
gidip, kuyruğundaki kamera ile üsse resim göndermesi de istenebilmektedir.
ABD ordusu akrebin Arizona'daki denemelerinden
çok etkilenmiştir. Robotun yolunu bulma yeteneğinin özellikle
şehirler gibi, engellerle dolu olan savaş alanlarında faydalı
olması umulmaktadır.136
ROBO-LOBSTER, SUDAKİ AKINTILARI ISTAKOZUN İSTEDİĞİ
GİBİ BELİRLEYECEK
Istakozlar dalgalı ve bulanık sularda, taşlı,
kumlu veya yosunlu yüzeylerde bile rahatlıkla hareket edebilirler.
Böyle zorlu ortamlarda tam donanımlı dalgıçlar bile ilerlemekte
zorlanırlar. Şimdiye kadar deniz dibinde kullanılmak üzere
yapılan hiçbir robot böyle bir yerde başarılı olamamıştır.
Northeastern Üniversitesi (Boston MA) Deniz Bilimleri
Bölüm Yöneticisi Joseph Ayers, ıstakozu taklit eden bir robot
geliştirme projesine liderlik yapmaktadır. Ayers projenin
amacını şöyle açıklıyor:
Teknik hedefimiz, hedef ortamdaki hayvan sisteminin
performans avantajlarını yakalamaktır. 137
Robotun, madenlerin bulunması ve açılan madenlerde
çalışması düşünülüyor. Ayers bu işler için yine ıstakozun
ne kadar uygun olduğunu ise şöyle dile getiriyor:
Robotun su altı madenlerini ararken yapacaklarının,
bir istakozun yemek ararken yaptığı davranışlara uymasını
bekliyoruz.138
Istakozların hızlı hareket eden suda yuvarlanıp
kaymalarını engelleyecek bir yapısı vardır. Hayvan en zor
şartlarda bile istediği yönde hareket edebilir ve düzgün olmayan
yüzeylerde ilerleyebilir. Aynı şekilde robot da durmak ya
da yerinde sabit kalmak için kuyruğunu ve pençelerini kullanacaktır.
Robottaki mikro elektromekanik algılayıcılar (MEMS)
ıstakozun dünyayı algılayışını taklit etmektedir. Robot, hareketlerini
su içindeki akımlara ve dalgalanmalara göre ayarlayabilecek
yapıdadır. Bunun için ıstakoz robota özel su akımı algılayıcıları
ve antenler takılmıştır. Gerçek bir ıstakoz, akıntının yönünü
tüylü organları ile belirler. Robot ıstakozda ise aynı işi
elektromekanik algılayıcıların yapması planlanmıştır.139
ISTAKOZUN KOKU ALMAK İÇİN KULLANDIĞI TEKNİK
Suda yaşayan ıstakoz ve yengeç gibi canlılar,
uygun bir eş veya besin bulmak ya da avcılardan kaçmak için
koku alma duyularını kullanırlar. California, Berkeley ve
Stanford Üniversiteleri'nden araştırmacıların katıldığı bir
çalışma, ıstakozların etraflarındaki dünyayı nasıl kokladıklarını
ortaya çıkarmıştır.
Istakozlar çok hassas bir koku alma duyusuna sahiptirler.
Bu duyu, koku sensörleri geliştirmeye çalışan robot mühendislerinin
önünde yeni ufuklar açacak özellikler taşımaktadır. California,
Berkeley Üniversitesi'nde Biyoloji Profesörü ve College of
Letters & Science adlı derginin başyazarı olan Mimi A.
R. Koehl bu konuyla ilgili olarak şunları söylemektedir:
| |
| Soldaki
resimde istakoz, sağdaki resimde istakozun antenindeki
tüylü doku görülmektedir. |
Eğer dalgıçları göndermek istemediğiniz zehirli
bölgelere yollayacak insansız taşıtlar ya da robotlar yapmak
istiyor ve bunların kokuya göre yer belirlemesini istiyorsanız,
bunlar için burun veya koku alan antenler tasarlamalısınız.
140
Istakozlar ve diğer deniz kabukluları, antenlerini
koku kaynağına hafifçe vurarak koku alırlar. Bundaki amaç,
antenlerinin ucunda bulunan ve kimyasal yollardan algılama
yapabilen tüyleri koku molekülleriyle temas ettirmektir. Karaib
Denizi'nde yaşayan Panulirus argus adlı ıstakozun antenlerinin
boyu 30 cm'yi bulur. Uçlarında yarık bulunan antenin dış tarafı
tüylü bir fırça görünümündedir. Burası kokulara karşı oldukça
duyarlıdır.
California, Berkeley Üniversitesi'ndeki Mimi A.
R. Koehl liderliğinde bir grup araştırmacı antenlerini vuran
mekanik bir ıstakoz yapmışlardır. Rasta Lobsta adı verilen
robot ile yapılan deneme ve gözlemlerle, ıstakozların koku
almak için kullandıkları tekniğin detayları araştırılmıştır.
Istakoz antenini, koklamak istediği şeyin üzerine
hızla vurmakta fakat geri çekerken daha yavaş davranmaktadır.
Böylece koku bulaşmış olan su, tüylerin arasında hareket etmeyerek
daha uzun kalmaktadır.
Istakozun kokuyu algılayabilmesi için ideal bir
anten vuruş ve geri çekiş hızı vardır. Yapılan deneyler, antenin
farklı bir hızda hareket ettirilmesi halinde suyun duyarlı
tüyler arasında akmayacağını ve hayvanın koku alma duyarlılığının
azalacağını göstermiştir. Bunun anlamı şudur: Istakoz çok
küçük bir yerdeki en ufak koku farklılıklarını bile tüyleri
vasıtasıyla yakalayabilmektedir. Bunun için de antenini özel
bir teknikle kullanmaktadır.141
YENİ MEKANİK SİSTEMLERİN ÖNCÜSÜ: SOLUCANLARIN
KAS YAPISI
Solucan derisi son derece etkileyici bir tasarıma
sahiptir. Hayvanın silindir biçimindeki vücudunu kaplayan
derisi, çapraz sarmallar biçiminde kuşatılmış liflerden oluşur.
Vücut duvarındaki kasların kasılması, derideki kısa ve kalın
olan liflerin uzun ve ince bir şekle girerek hayvanın vücudundaki
iç basıncın artmasına, böylece biçim değiştirmesine sebep
olur. İşte solucanların hareket etmesini sağlayan mekanizmanın
temeli de budur.
Şu an bu benzersiz mekanik sistem, Reading Üniversitesi
Biyomimetik Merkezi'nde yeni projelere ilham kaynağı olmaktadır:
Söz konusu projelerden birinde çok sayıda silindirik yapı
solucandaki gibi yerleştirilmiştir. Bu arada silindirlerin
içinin su emebilecek polimer bir jelle doldurulması planlanmıştır.
Su kullanarak jelin şişmesi ve kasılması sağlanacaktır. Böylece
kimyasal enerji yalnızca gereken yerde mekanik enerjiye dönüşecek
ve meydana gelen basınç tamamen güvenli bir şekilde sarmal
biçimli bir torbada hapsedilecektir. Jeldeki şişme ve kasılmanın
bu şekilde kontrol altına alınmasıyla oluşturulan sistemin
yapay bir kas olarak etkili biçimde çalışacağına inanılmaktadır.142
Doğada basınçla hacim
büyültüp küçülterek şekil değiştirme sıkça kullanılır.
Solucan, ahtapot, deniz yıldızı ve anemonlar bu konuda
verilebilecek en iyi örneklerdir. Oysa teknolojik
aletlerde şekil değiştirme pek rastlanılır bir şey
değildir. Var olan sayılı örnekte bu iş için hidrolik
basınç kullanılır. Hidrolik basınç ağır nesneleri,
mesela asansörleri kaldırmak için ince boruların içinde
uygulanır. Hidrolik adı verilen sıvı, asansörü yukarı
itmek için silindire pompalanır. Asansörü aşağı çekmek
için de geri boşaltılır. Deniz yıldızları da hareket
etmek için hidrolik basıncı kullanırlar. Hayvan, kolları
içinde uzunlamasına yer alan tüp biçimli ayaklara
sahiptir. Bunlar sıvıyla dolu olan bir iç boru sistemine
bağlıdır. Kaslar boruları sıkıştırdığında oluşan hidrolik
basınç, sıvıyı ayaklara gönderir. Deniz yıldızı kaslarını
kullanarak hidrolik kuvvetin vücudunda bir dalga hareketi
oluşturmasını sağlar. İşte bu dalga hareketi sonucu
ayaklar bir ileri bir geri uzanarak deniz yıldızının
ilerlemesine olanak tanır. |
İnsanların örnek aldıkları her canlı, onların
sahip oldukları her sistem iman eden insanlar için Allah'ın
birer ayeti (delili)dir. Bu gerçek Casiye Suresi'nde şöyle
bildirilmiştir:
Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda
kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye
Suresi, 4)
GEKO KERTENKELESİNİN AYAKLARI TEKNOLOJİYE UFUK
AÇIYOR
Geko adlı kertenkeleler duvarları hızla tırmanarak
tavana yapışabilir ve burada rahatlıkla yürüyebilirler. Uzun
yıllardır yürütülen çalışmalar sonucunda hayvanın bu becerisinin
hangi üstün tasarımdan kaynaklandığı bulunmuştur.
Şimdiye kadar hayali film kahramanı "örümcek adam" gibi dikey
yüzeylere hızla tırmanmayı sağlayacak bir yeteneğin ne şekilde
mümkün olabileceği bilinmiyordu. Ancak gekonun tek bir adımı
özellikle robot tasarımcıları için çok büyük gelişmelere yol
açmıştır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
- Kaliforniyalı araştırmacılar kertenkelenin yapışkanlı
parmaklarının hem kuru hem de kendi kendini temizleyen yeni
bir sentetik yapıştırıcının geliştirilmesine yardımcı olacağını
düşünmektedirler.143
- Gekolar ayaklarıyla sürtünme kuvvetinden 600
kat daha büyük bir yapışkan güç üretirler. Bu tarz bir yapışma
tekniğine sahip, geko benzeri ayaklarla yapılacak robotlar,
duvarlarda yürüyerek yanan bir binadaki mahsur kalmış kişileri
kurtarma için kullanılabilir. Daha küçük araçların kullanıldığı
tıbbi uygulamalarda ve bilgisayar mühendisliğinde ise kuru
bir yapışkan olarak büyük faydalar sağlayabilir.144
- Bacaklarıyla bir yüzeye dokunduklarında otomatik
olarak tepki veren yaylar gibi hareket ederler. Bu da beyni
olmayan robotlar için oldukça iyi bir metottur. Gekonun ayakları
defalarca kullanımda bozulmaz; kendi kendini temizler ve vakumlu
ortamlarda ve su altında da çalışır.145
- Nano-ameliyatlar sırasında kaygan vücut parçalarını
birarada tutmaya yarayabilir.146
- Araba lastiklerinin yolu daha iyi kavraması
sağlanabilir.147
- Teknelerin, köprülerin, iskelelerin çatlaklarının
onarılmasında, uydular için düzenli bakımın sağlanmasında
kullanılabilir.148
Geko ile yapılacak robotların yerleri, camları,
tavanları, dik zeminleri temizlemesi mümkün olabilir. Ayrıca
sadece dik yüzeylerin tırmanılması değil, karşılaşılan engellerden
de etkilenme olmayacaktır.149

130 http://mitpress. mit. edu/catalog/item/default.
asp?sid=059CE164-6183-4410-8320-D5828734B95A&ttype=2&tid=8812
131 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız:
Harun Yahya, Düşünen insanlar için, Vural Yayıncılık, Aralık
2000, 4. baskı ss. 71-74. 
132 http://www. howstuffworks. com/snakebot.
htm
133 http://www. newscientist. com/news/news.
jsp?id=ns9999637
134 http://ais. gmd. de/BAR/SCORPION/biology.
htm
135 http://ais. gmd. de/BAR/SCORPION/
136 http://www. newscientist. com/news/news.
jsp?id=ns9999637
137 http://www. spie. org/web/oer/september/sep00/cover1.
html
138 http://www. spie. org/web/oer/september/sep00/cover1.
html
139 http://www. spie. org/web/oer/september/sep00/cover1.
html
140 http://www.berkeley.edu/news/media/releases/2001/11/30_lobst.html
141 http://www.berkeley.edu/news/media/releases/2001/11/30_lobst.html
142 http://www. rdg. ac. uk/Biomim/projects.
htm
143http://news. bbc. co. uk/low/english/sci/tech/newsid_781000/781611.
stm; BBC News Online, 7 June, 2000
144 http://www. worldwealth. net/samplemag/ArticleGeckoPrint.
html; World Wealth International, February 2001, Vol 1, Issue
No.1
145 http://www. discover. com/sept_00/featGecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21,
No.9
146 http://www. discover. com/sept_00/featGecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21,
No.9
147 http://www. discover. com/sept_00/featgecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21,
No.9
148 http://www. discover. com/sept_00/featgecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21,
No.9
149 http://www. discover. com/sept_00/featgecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21,
No.9
BİYOMİMETİK NEDİR?
AKILLI MALZEMELER
BİTKİLERDEKİ TASARIMLAR VE BİYOMIMETİK
DOĞADAKİ VİTES KUTULARI VE JET MOTORLARI
CANLILAR VE UÇUS TEKNOLOJİSİ
HAYVANLARDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
TEKNOLOJİDEN ÜSTÜN ORGANLAR
BİOMIMETİK VE MİMARİ
CANLILARI TAKLİT EDEN ROBOTLAR
DOĞADAKİ
TEKNOLOJİ |