|
BİYOMİMETİK
NEDİR

Janine Benyus ve yazdığı
"Biomimicry" isimli kitap. |
Gerek biyomimetik, gerekse biyomimikri
doğadaki modelleri inceleyen, sonra da bu tasarımları
taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanların
problemlerine çözüm getirmeyi amaçlayan yeni bilim
dallarıdır.
Biyomimetik, insanların
doğada bulunan sistemleri taklit ederek yaptıkları
maddelerin, aletlerin, mekanizma ve sistemlerin
tümünü ifade eden bir terimdir. Doğadaki tasarımlar
örnek alınarak yapılan aletlere, özellikle nanoteknoloji,1 robot teknolojisi, yapay zeka (AI), tıbbi endüstri
ve askeri donanım gibi alanlarda kullanılmak için
gerek duyulmaktadır.
Biyomimikri, ilk defa Montanalı bir
yazar ve bilim gözlemcisi olan Janine M. Benyus
tarafından ortaya atılmış bir kavramdır. Türkçe
karşılığı "biyotaklit" olan bu kavram, daha sonra
pek çok kişi tarafından yorumlanmış ve uygulamaya
geçirilmiştir. Biyomimikri hakkında yapılan yorumlardan
biri şöyledir:
Biyomimikrinin ana teması
doğadan model, ölçü ve akıl olarak öğrenecek çok
şeyimiz olduğudur. Bu araştırmacıların ortak noktası,
doğadaki tasarıma saygı göstermeleri ve insanların
karşılaştıkları problemlerin çözümünde bunları kullanarak
ilham almalarıdır.2
Ürün kalitesini ve verimini artırmada
doğadan faydalanan şirketlerden biri olan Interface'in
ürün stratejisti David Oakley de biyotaklit konusunda
şunları söyler:
Doğa, benim iş ve tasarım
konularında akıl hocam, yaşam tarzım için bir model.
Doğanın sistemi milyonlarca senedir çalışıyor… Biyotaklit,
doğadan öğrenmenin bir yoludur.3
Nitekim bilim adamları hızla yaygınlaşan
bu fikri benimsemişler, önlerindeki benzersiz ve
kusursuz modelleri örnek alarak çalışmalarına hız
kazandırmışlardır. Özellikle endüstri alanında doğadaki
gibi uygun hammaddeler ve ekonomik sistemler geliştirmeyi
amaçlayan bilim adamları ve araştırmacılar, şimdi
el birliğiyle doğayı nasıl taklit edeceklerinin
yollarını araştırmaktadırlar.
Doğadaki tasarımlar en az malzeme ve
enerji ile en fazla verim almaları, kendi kendilerini
onarma özellikleri, geri-dönüşümlü ve doğa-dostu
olmaları, sessiz çalışmaları, estetik, dayanıklı
ve uzun ömürlü olmaları bakımından teknolojik çalışmalara
örnek teşkil ederler. High Country News adlı bir
gazetede biyomimetik bilimsel bir hareket olarak
tanımlanmış ve şöyle bir yorum yapılmıştır:
Doğal sistemleri model
alarak, bugün kullandığımızdan çok daha uzun süreli
teknolojiler oluşturabiliriz.4
Biomimicry adlı kitabın yazarı Janine
M. Benyus ise, doğada gördüğü mükemmellikler üzerinde
düşünerek, doğadaki modellerin taklit edilmesi gerektiğine
inanmıştır. Onu böyle bir yaklaşımı savunmaya yönelten
örneklerden bazıları şunlardır:
- Arı kuşlarının
10 gramdan daha az bir yakıtla Meksika Körfezi'ni
geçebilmeleri,
- Yusufçukların
en iyi helikopterlerden bile daha iyi manevra
yapabilmeleri,
- Termit kulelerinde
bulunan iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinin,
donanım ve enerji sarfiyatı bakımından insanların
yaptıklarından çok daha üstün olmaları,
- Yarasanın çok-frekanslı
ileticisinin, insanların yaptığı radarlardan daha
verimli ve duyarlı çalışması,
- Işık saçan alglerin
vücut fenerlerini aydınlatmak için çeşitli kimyasalları
biraraya getirmeleri,
- Kutup balıkları
ve kurbağaların donduktan sonra yeniden hayata
dönmeleri ve organlarının buz nedeniyle hasara
uğramaması,
- Bukalemunun ve
mürekkep balığının, bulundukları ortamla tam bir
uyum içinde olacakları şekilde derilerinin renklerini,
desenlerini anında değiştirmeleri,
- Arıların, kaplumbağaların
ve kuşların haritaları olmadan uzun mesafeli uçuşlar
yapabilmeleri,
- Balinaların ve
penguenlerin oksijen tüpü kullanmadan dalmaları,
- DNA sarmalının
bilgi depolama kapasitesi,
- Yaprakların fotosentez
işlemi ile, yılda 300 milyar ton şeker üretimi
yaparak dünyanın en büyük kimyasal işlemini gerçekleştirmesi...
Yukarıda sadece birkaç
örneğine yer verdiğimiz doğadaki hayranlık uyandıran
bu gibi mekanizma ve tasarımlar, teknolojinin birçok
alanını zenginleştirme potansiyeline sahiptir. Bilgi
birikimimizin artması ve teknolojik imkanların gelişmesi
ile birlikte bu potansiyel her geçen gün daha da
ortaya çıkmaktadır.
Örneğin 19. yüzyılda
doğanın taklidi sadece estetik açıdan uygulama sahasına
sahipti. Dönemin ressam ve mimarları doğadaki güzelliklerden
etkilenmiş, yaptıkları eserlerde bu yapıların dış
görünüşlerini örnek almışlardı. Ama doğadaki tasarımların
olağanüstülüğünün ve bunların taklidinin insanlar
için fayda sağlayacağının anlaşılması, ancak doğal
mekanizmaların moleküler seviyede incelenmesiyle
başlamıştır. Çünkü doğadaki kusursuz düzen, detaya
inildikçe daha da şaşırtıcı bir boyut kazanmaktadır.
Biyomimetikle ortaya
çıkan malzeme ve aletler gelecekte de kullanılabilecek
yapıdadır: Yeni solar hücreler, gelişmiş robotlar
ve uzay gemilerinin malzemeleri gibi... Bu bakımdan
doğadaki tasarımlar çok ileri bir teknolojiye ufuk
açmaktadır.

1 Nanoteknoloji, teknolojinin,
büyüklüğü metrenin 100 milyon ile 1 milyarda biri
arasında değişen malzemelerin üretimi, montajı ve
kullanımı ile ilglinen bir koludur.
2 http://www. biomimicry. org/reviews_text.
html
3 http://www.bfi.org/trimtab/spring01/TrimtabSpring01.pdf
4 http://www. biomimicry. org/reviews_text.
html; Michelle Nijhuis, Hidgh Country News, July
06, 1998, Vol.30, No.13 |