|
9. KLONLANMAYI "EVRİM DELİLİ"
GİBİ SUNMAK NEDEN BÜYÜK BİR ALDATMACADIR?
Canlıların klonlanması (kopyalanması) gibi bir
bilimsel gelişme için "evrimi destekler mi?" şeklinde
bir sorunun sorulması ya da akla gelmesi bile aslında
çok önemli bir gerçeği gösterir. Bu gerçek, evrimcilerin,
savundukları teoriyi halka benimsetmek uğruna ne
denli ucuz propagandalara başvurduklarıdır. Zira
evrim teorisini ilgilendiren bir yönü olmadığı için,
"kopyalama" konusu, hiçbir profesyonel evrimci tarafından
konu edilmez. Oysa her ne pahasına olursa olsun,
körü körüne evrimi savunmaya çalışan, özellikle
de bir kısım yerli medya kuruluşlarında odaklanmış
çevreler, böylesine ilgisiz bir konuyu bile evrim
propagandasına dönüştürmeye çalışırlar.
New York Times gazetesi,
8 Nisan 2001 tarihli sayısında, bilinçli
tasarım teorisine ve teoriyi savunan Michael
Behe ve William Dembski gibi bilim adamlarının
fikirlerine geniş yer verdi. Haberde genel
olarak Bilinçli Tasarım teorisinin Darwinizm'i
yerinden sarsacak bilimsel bir saygınlığa
ve tutarlılığa sahip olduğu belirtildi.
Aynı gazetede Haeckel'in çizim sahtekarlığına
ve embriyoların modern mikroskop altındaki
gerçek görünümlerine de karşılaştırmalı
olarak yer verildi. |
CANLILARIN KOPYALANMASI NE DEMEK?
Kopyalama işlemi için kopyalanması planlanan canlının
DNA'sı kullanılır. Canlının bir hücresinde bulunan
DNA'sı mikroskop altına alınır ve o türden başka
bir canlıya ait bir yumurta hücresinin içine yerleştirilir.
Hemen ardından şok uygulanır ve yumurta hücresinin
bölünmeye başlaması sağlanır. Bölünmeye devam eden
embriyo o türden herhangi bir canlının rahmine yerleştirilir
ve gelişip doğması beklenir.
NEDEN EVRİMLE İLGİSİ YOK?
Kopyalama ve evrim kavramları tanım olarak tamamen
farklıdır. Evrim teorisi cansız maddenin tesadüfler
sonucu canlılığı oluşturduğu iddiası üzerine kurulmuştur.
(Bu iddianın gerçekleşebileceğine dair de hiçbir
delil yoktur). Kopyalama ise canlı hücrenin genetik
maddesi kullanılarak, o canlının kopyalanmasıdır.
Zaten canlı olan bir hücreden yola çıkılır ve biyolojik
bir süreç laboratuvar ortamına taşınarak yapay yöntemlerle
tekrarlanır. Yani ortada evrimin temel iddiası olan
"tesadüfi" bir süreç ya da "cansız maddenin canlanması"
gibi bir durum yoktur.
Klonlama bir canlının
DNA şifresi kullanılarak o canlının laboratuvar
ortamında bire bir kopyasının üretilmesidir.
Biyolojik bir işlem olan klonlamanın evrimle
hiçbir ilgisi yoktur. Ortaya yeni bir türün
veya organın çıkması, herhangi bir gelişim
ya da değişim meydana gelmesi söz konusu
değildir. |
Gerçekte kopyalama işlemi evrim için hiçbir delil
sağlamaz, ancak evrimi kökünden çürüten bir biyoloji
kanununun çok açık bir kanıtıdır. Bu kanun, ünlü
bilim adamı Louis Pasteur'ün 19. yüzyılın sonuna
doğru ortaya koyduğu "hayat ancak hayattan gelir"
prensibidir. Bu açık gerçeğe rağmen kopyalamanın
evrime delil gibi gösterilmesi, medya yoluyla yürütülen
büyük bir saptırma ve aldatmacadır.
Bu saptırma, aslında evrimcilerin klasik bir yöntemidir.
Evrim teorisinin ortaya atılmasından sonra, daha
ilk yıllardan başlayarak, teoriyi benimsetmek uğruna
çeşitli propaganda yöntemlerinin denendiğini, hatta
bazı evrimci bilim adamlarının bilimsel sahtekarlıklar
düzenlediklerini biliyoruz. Evrimci basın da bu
sahtekarlıklarda "suç ortağı" olmuştur. Varolmayan
deliller telkin yöntemiyle halka ulaştırılmış ve
insanların önemli bir bölümünün bunlara inanması
sağlanmıştır.
Ancak özellikle son 30 yıl içinde çeşitli bilim
dallarındaki ilerlemeler canlıların ortaya çıkışının
tesadüf kavramı ile açıklanmasının imkansız olduğunu
göstermiştir. Evrimcilerin bilimsel yanlışları ve
taraflı yorumları belgelenmiş ve böylece evrim teorisi
bilim sınırları içinde savunulamaz hale getirilmiştir.
Bu gerçek ise evrimcilerin bir kısmını farklı arayışlara
itmiştir. İşte "canlılığın kopyalanması" hatta yakın
geçmişte "tüp bebek" gibi bilimsel gelişmelerin
evrime delilmişcesine propagandasının yapılması
bu nedenledir.
Topluma bilim adına söyleyecek sözü kalmayan evrimcilerin
halkın bilgi eksikliğine sığınarak teoriyi yaşatmaya
çalışmaları, yalnızca o teorinin bilimsel yönden
acınacak halini gösterir. Diğer tüm bilimsel gelişmeler
gibi "kopyalama" da canlılığın yaratılmış olduğuna
ışık tutan çok önemli ve aydınlatıcı bir bilimsel
gelişmedir.
KOPYALAMA HAKKINDA DİĞER YANLIŞ
ANLAMALAR
Kopyalama konusunda insanların içine düştüğü bir
diğer yanlış anlama ise, kopyalamayı "insan yaratmak"
olarak anlamalarıdır. Oysa kopyalamanın böyle bir
anlamı kesinlikle yoktur. Kopyalama, zaten var olan
canlı bir üreme mekanizmasına, zaten var olan bir
genetik bilgiyi eklemekten ibarettir. Bu işlemde
ne yeni bir mekanizma, ne de yeni bir genetik bilgi
üretilmiş değildir. Var olan bir insanın genetik
bilgisi alınmakta, bir annenin rahmine yerleştirilmekte
ve annenin doğuracağı yeni çocuğun, genetik bilgisi
alınan kişinin "tek yumurta ikizi" olması sağlanmaktadır.
Kopyalamanın ne olduğunu bilmeyen pek çok kişi
ise, bu konuda hayali düşüncelere sahiptir. Örneğin
30 yaşında bir insanın hücresinin alınıp, hemen
o gün yine 30 yaşında bir kopyasının üretildiğini
zannetmektedirler. Oysa sadece bilim kurgu filmlerinde
rastlanabilecek olan böyle bir "kopyamala" yoktur
ve mümkün de değildir. Kopyalama aslında bir insanın
"tek yumurta ikizi"nin doğal yollarla (yani anne
rahminde) hayata getirilmesinden ibarettir. Bunun
ne evrim teorisiyle ne de "insan yaratmak" kavramıyla
hiçbir ilgisi yoktur.
Bir insanı veya başka herhangi bir canlıyı yaratmak,
yani yoktan var etmek sadece Allah'a mahsustur.
Nitekim bilimsel gelişmeler de, bu yaratmanın insanlar
tarafından gerçekleştirilmesinin imkansız olduğunu
göstererek, aynı gerçeği teyidetmektedir. Bir ayette
şöyle buyrulmaktadır:
Gökleri ve yeri (bir örnek
edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar
verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir.
(Bakara Suresi, 117) |